Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/3815 E. , 2024/2259 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/3815 Karar No : 2024/2259 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNANLAR : I-DAVACI ... VEKİLİ : Av. ... II-DAVALI ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF : I-DAVALI ... Belediye Başkanlığı II-DAVACI ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Altıncı Dairesinin 25/11/2020 tarih ve E:2016/2747, K:2020/1149
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/3815 E. , 2024/2259 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/3815 Karar No : 2024/2259 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNANLAR : I-DAVACI ... VEKİLİ : Av. ... II-DAVALI ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF : I-DAVALI ... Belediye Başkanlığı II-DAVACI ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Altıncı Dairesinin 25/11/2020 tarih ve E:2016/2747, K:2020/11493 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının maliki olduğu, Antalya ili, Alanya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parselde bulunan E Blok 1 nolu yapıda zeminin kaydığı ve yapıda büyük ve derin çatlakların meydana geldiğinden bahisle 450.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; davacıya ait yapının bulunduğu bölgenin gerek bölgesel yapılan jeolojik etütlerde ve gerekse parsel bazında yapılan zemin etüdünde yerleşime uygun alan olmasına karşın, istinat duvarlarının, yapıların ve havuzların temelinin, dayanımlı zemin veya zemin iyileştirmesi ile güçlendirilmiş zemin üzerine oturtulmadığı, bu nedenle alandaki dolgu ve istinat duvarlarında hasarların meydana geldiği, yapının vaziyet planında E blok önündeki hasar oluşan havuzun bulunmadığı, bununla ilgili olarak davalı idarenin uyarılmasına karşın ruhsatlı projesinde olmayan bir imalatın yerinde yapıldığı ve yapı kullanma izin belgesinin düzenlendiği anlaşılmakta olup davacıya ait yapının hasara uğramasında ve bu nedenle yapı kullanma izin belgesinin iptal edilmesinde fenni mesul, müteahhit, yapı denetim şirketi ile davalı idarenin birlikte kusurlu oldukları, bu kusurdan kaynaklı zararın ise davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, bu doğrultuda davacının maddi zararı incelendiğinde; davacının taşınmaz üzerindeki yapı ile birlikte arsa payının da tazminini istediği anlaşıldığından davacıya ait yapının bulunduğu bölgenin yerleşime uygun alan olmasına karşın gerekli mühendislik önlemlerinin ve denetimlerin yapılmaması sebebiyle yapının hasara uğradığı, dolayısıyla idarece tazmin edilecek zararın da arsa payına ilişkin olmayıp yapıya ilişkin olduğu, bilirkişi raporunda da yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri tablosuna göre 2014 yılı maliyetinin 143.200,00 TL olduğu, bu durumda idarenin kusurundan kaynaklanan 143.200,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi zararın tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın 143.200,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat kısmının kabulüne, anılan tazminat miktarının dava açma tarihi olan 03/01/2014 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Daire kararının özeti: Davacının ve davalının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Altıncı Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, temyiz aşamasında ileri sürdüğü iddiaların değerlendirilmediği ileri sürülerek Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir. Davalı idare tarafından, davacıya ait yapının kullanılamaz hale gelmesinde davalı idarenin sorumluluğunun bulunmadığı, ayrıca davacı tarafa manevi tazminat ödenmesini gerektiren şartların oluşmadığı belirtilmiştir. KARŞI TARAFLARIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile idare mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 103. maddesinin b) bendi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; anılan Yasanın 27. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasındaki "Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır." kuralı uyarınca, bu maddeye göre kararın düzeltilmesi yolundaki istemin incelemesine geçildi. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre kararın düzeltilmesi istemi yerinde görüldüğünden Dairemizin 25/11/2020 tarih ve E:2016/2747, K:2020/11493 sayılı kararı kaldırılarak işin esası incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Antalya ili, Alanya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsele ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatının, ... tarih ve ... sayılı (E blok) yapı kullanım izin belgesinin verilerek parseldeki yapılaşmanın tamamlandığı, Kuzey Alanya İstinat Duvarları Komisyonu Heyetinin 23.07.2012 tarihli raporu uyarınca binanın çevre istinat duvarlarının standartlara uygun olarak yapılmadığı, istinat duvarlarının temelinin ana kaya üzerine oturtulmadığı, temelde dolgu çalışması yapıldığı, yapılan bu dolgunun standartlara uygun olmadığından dolayı inceleme alanında kitle hareketiyle beraber istinat duvarlannda kayma ve yıkılmalar meydana geldiğinin tespit edildiği, can ve mal kaybına sebep olunmaması açısından Alanya Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı kararı ile yapı kullanma izin belgesinin iptal edildiği, yapının zeminin kaydığı ve yapıda derin, büyük çatlaklar meydana geldiği belirtilerek davacının vekili aracılığıyla yaptığı ve taşınmaza ödediği gerçek bedelin tazmini istediği 06/09/2013 tarihli başvurusunun ... tarih ve ... sayılı Alanya Belediye Başkanlığı işlemiyle reddedilmesi üzerine taşınmaza ödenen gerçek bedelin karşılığı olarak 450.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi olmak üzere 600.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, “İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun idari dava türlerinin tanımlandığı 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde tam yargı davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar şeklinde tanımlanmış olup; genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Ayrıca, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 1.maddesinde, bu Kanunun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği, 3.maddesinde; herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı, "Yapı" başlıklı 20.maddesinde; yapının; a) Kuruluş veya kişilerce kendilerine ait tapusu bulunan arazi, arsa veya parsellerde, b) Kuruluş veya kişilerce, kendisine ait tapusu bulunmamakla beraber kamu kurum ve kuruluşlarının vermiş oldukları tahsis veya irtifak hakkı tesis belgeleri ile, imar planı, yönetmelik, ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılabileceği, 30.maddesinde; "Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik (...) bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir. Belediyeler, valilikler (...) mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır. (...) Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibini kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı gibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz.", 32.maddesinde; "Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (...) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir." kurallarına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, İdare Hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya koşulları varsa kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince tazmin edilmektedir. Hukuk devleti ilkesi uyarınca, faaliyetlerini hukuka uygun biçimde yürütmek zorunda olan idarenin hukuka aykırı eylemde bulunması veya işlem tesis etmesi, kural olarak hizmet kusurunu oluşturur. Hizmet kusuru, idarenin yürütmekle görevli olduğu hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişinde aksaklık, bozukluk, hukuka aykırılık veya ihmal bulunması şeklinde tanımlanmakta olup, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde ortaya çıkmaktadır. İdarenin hizmet kusuruna dayalı mali sorumluluğundan söz edilebilmesi için, öncelikle bir zararın varlığı, bu zararın idarenin hizmet kusurundan kaynaklanması, zararlı sonuçla idarenin işlem ve/veya eylemi arasında uygun illiyet bağı bulunması koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu kapsamda dosyanın incelenmesinden, Antalya ili, Alanya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsele ... tarih ve ... no.lu yapı ruhsatının, ... tarih ve ... sayılı (E blok) yapı kullanım izin belgesinin verilerek parseldeki yapılaşmanın tamamlandığı, Kuzey Alanya İstinat Duvarları Komisyonu Heyetinin 23.07.2012 tarihli raporu uyarınca binanın çevre istinat duvarlarının standartlara uygun olarak yapılmadığı, istinat duvarlarının temelinin ana kaya üzerine oturtulmadığı, temelde dolgu çalışması yapıldığı, yapılan bu dolgunun standartlara uygun olmadığından dolayı inceleme alanında kitle hareketiyle beraber istinat duvarlannda kayma ve yıkılmalar meydana geldiğinin tespit edildiği, can ve mal kaybına sebep olunmaması açısından Alanya Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı kararı ile yapı kullanma izin belgesinin iptal edildiği, yukarıda değinilen mevzuat hükümleri uyarınca belediyelerin yapı kullanma izin belgesi düzenlemeden önce yapının ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılıp yapılmadığını ve kullanılmasında fen bakımından mahsur olup olmadığını tespit etme yükümlülüğünün bulunduğu öte yandan belediyenin ruhsat ve eklerine aykırı yapı tespit etmesi halinde ruhsat ve eklerine aykırı yapıyı durdurma, gerekirse imar mevzuatına uygun hale getirme yetkileri bulunup, söz konusu yükümlülük ve yetkilerin kullanılmaması, eksik ya ya kötü kullanılması durumunda ise bundan kaynaklı olarak zarara uğrayan ilgililerin zararlarının idarece giderilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, idarenin hukuka aykırı eylemi ve/veya işlemi sonucunda ortaya çıkan her mağduriyet zarar anlamına gelmeyeceğinden, idarenin mali sorumluluğundan söz edilebilmesi için mutlaka bir zararın ortaya çıkmış olması ve bu zararın "meşru, güncel ve kesin" olması gerekmektedir. Sorumluluk hukukunda amaç, idareyi kusurlu işlemi nedeniyle cezalandırmak değil, kamu hizmetinin işleyindeki aksaklık ve hukuka aykırılıklar nedeniyle kişilerin uğramış olduğu zararları gidermek olduğundan, zararın gerçekleşmediği, sadece "zarar tehlikesinin" ortaya çıktığı durumlarda idarenin mali sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir. Diğer bir ifade ile maddi zarardan idarenin sorumlu tutulabilmesi için, zararın gerçekleşmiş, yani güncel olması veya gerçekleşeceğinin kesin olması gerekmektedir. Somut uyuşmazlığın incelenmesinden; davacıya ait yapının mevcut durumda yıkımının gerçekleşmediği gibi söz konusu yapıların yıkılması yönünde davalı belediyece tesis edilen herhangi bir işlem bulunmadığı, ayrıca dava konusu yapının da içinde bulunduğu site yönetiminin açtığı davanın temyizine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/799 sayılı dosyasının incelenmesinden, site yönetimi tarafından dava konusu yapıların eksiklerinin tamamlanarak oturulabilir hale getirilmesinden kaynaklanacak zararın tazmininin talep edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, bahse konu yapının yapılacak güçlendirme çalışmaları neticesinde kullanılabilir hale getirilip getirilemeyeceği, kullanılabilir hale getirilmesi mümkün ise bunun maliyetinin tespit edilerek mesuliyeti oranından davalı idareden tazmin edilecek miktarın belirlenmesi gerekirken, yapının yapım maliyetinin davacıya ödenmesine ilişkin henüz gerçekleşmemiş bir zararın tazmini yolunda verilen temyize konu kararda isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının ve davalının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine kısmen kabulüne ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 16/04/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.