13. Hukuk Dairesi 2015/29774 E. , 2016/21580 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 17.11.2011 tarihinde yapılan tetkikler sonucu rahminde çok sayıda myomlar olduğunun tespit edildiğini, davalı doktor tarafından derhal emaliya
**13. Hukuk Dairesi 2015/29774 E. , 2016/21580 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 17.11.2011 tarihinde yapılan tetkikler sonucu rahminde çok sayıda myomlar olduğunun tespit edildiğini, davalı doktor tarafından derhal emaliyat olması gerektiğine karar verildiğini, oysaki bu myomların iyi huylu tümörler olduğu ve ameliyat konusunda acele edildiğini başka hekimlerden öğrendiğini, ancak o tarihte davalı hekime duyduğu güvenden dolayı başka doktorların görüşünü almadığını daha da önemlisi ameliyat sırasında yalnızca myomlar alınması gerekirken rahminin alındığı, menopoza girdiğini, bu konuda aydınlatılmadığını, yalnızca doktor tarafından standart düzenlenen onam formlarının imzalatıldığını, ayrıca ameliyat sırasında rectumda delinme olduğunu, doktorun özensiz davranışları nedeniyle bu durumu fark etmediğini, ameliyat sonrasında yoğun ağrılar yaşadığını ve şikayetlerini bildirmesine rağmen davalı doktorun ağrı kesici antibiyotiklerle olayı geçiştirdiğini, taburcu olduktan birkaç gün sonra ağrıların devam etmesi üzerine gittiği başka bir hastanede rectumunun delindiğini ve bu ağrıların bundan kaynaklandığını öğrendiğini, çok sayıda operasyon geçirmesine rağmen halen iyileşemediği, eğer doktor ameliyat sırasında gerekli kontrolleri yapsa yada ameliyat sonrasında şikayetlerini değerlendirse bu durumun erken fark edileceğini ve bu acıları yaşamayacağını belirterek yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle 7.500,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davacı, davalı hekimin işini gerektiği gibi dikkat ve özenle yapmaması sonucu uğradığı maddi ve manevi zararın tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalılar davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu raporunda; jinekolojik ameliyatlarda rectumun, uterus ve overler ile anotomik komşuluğu sebebi ile kamplikasyon olarak perfore olabileceği, teşhiste herhangi bir gecikme olmadığı,eyleminin tıp kurallarına uygun olduğu belirlenmiş, mahkemece bu rapor esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır.(BK 386-390)(TBK 502.506) Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören Vekil özenle davranma zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md)(TBK 400). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafifte olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1(TBK 510) maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakılacak olursa; mahkemece Adli Tıp Kurumu raporu esas alınarak hüküm verilmiş ise de davacıda tespit edilen myomların iyi huylu tümorler olması karşısında bu ameliyatın yapılmasının gerekip gerekmediği, ameliyat sırasında ve sonrasında gerekli dikkat ve özen gösterilse rectumun delinip delinmediğinin farkına varılıp varılamyacağı hususlarında yeterli açıklamayı içermemektedir. Öyle olunca mahkemece, davacının itirazlarını karşılar şekilde, üniversitelerin tıp fakültelerinde görevli konusunda uzman ve kadın doğum uzmanıda bulunan öğretim görevlilerinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden taraf ve yargı denetimine açık rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. 2-Bozma sebebine göre davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.