11. Hukuk Dairesi 2009/898 E. , 2010/12028 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/10/2008 tarih ve 2007/132-2008/149 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asli müdahiller tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.11.2010 gününde müdahil ... vekili Av. ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı, davalı ve diğer müdahil duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde veril…
**11. Hukuk Dairesi 2009/898 E. , 2010/12028 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/10/2008 tarih ve 2007/132-2008/149 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asli müdahiller tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.11.2010 gününde müdahil ... vekili Av. ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı, davalı ve diğer müdahil duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; davalı limited şirketin 30.05.2005 tarihinde Trabzon 1. Noterliğinin 10715 yevmiyesinde kayıtlı ana sözleşmesi ile kurulduğunu ve kuruluşun 07.06.2005 gün ve 6319 sayılı ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, anılan anasözleşme ile kurulmuş bulunan davalı Yıldızlı Özel Sağlık Hizmetleri İnşaat Turizm ve Ticaret Limited Şirketi'nin sermayesinin ilk kuruluşta 3.000.000 YTL olarak belirlenip ortakların kararlaştırılan payları taahhüt ettiklerini, buna göre müvekkilinin ortaklıkta %40 paya, diğer ortakların %60 paya sahip olduklarını ve taahhüt edilen işbu kuruluş sermayesinin tamamen ortaklarca ödendiğini, bu şekilde şirketin faaliyetlerine başlayarak bu süreçte sermayenin artırılması ihtiyacı doğduğunu, 21.11.2006 tarihinde ortakların toplanarak şirket sermayesini 6.500.000 YTL'ye çıkarttıklarını, bu hususun 06.12.2006 gün ve 6698 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığını, bu şekilde müvekkilinin davalı şirketteki ortaklık payının 2.600.000 YTL'ye yükseldiğini, müvekkili ...’in sermaye artırımına konu edilen 1.400.000 YTL'lik sermaye borcunu zamanında ve usulüne uygun bir şekilde ödediği halde diğer ortakların artırımdan kaynaklanan sermaye taahhüdünü yerine getirmediklerini, daha sonra 09.06.2007 tarihinde müvekkili dışındaki diğer ortakların başvurusu ile olağan genel kurul toplanarak kuruluşta seçilmiş bulunan şirket müdürleri yerine Sultan Bayram ile ...’ün müşterek temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü seçildiklerini, müvekkilinin bu karara ret oyu verdiğini, sermaye artırımı sonucunda müvekkilinin kendi payına düşen sermaye miktarını tamamen ödemesi nedeniyle şirketin %50'sinden fazlasına sahip olduğu halde diğer ortakların müvekkilinin rızasına aykırı şekilde toplanarak almış olduğu 09.06.2007 tarihli kararların hükümsüz olduğunu, ayrıca alınan kararların hükümsüz olup şirketin yetkisiz kişiler tarafından yönetilmesi nedeniyle ileride şirketin telafisi imkansız bir takım zararlara uğramaması nedeniyle şirkete ihtiyati tedbir yoluyla kayyum tayin edilmesi gerektiğini ve bu nedenlerle TTK'nun 536. maddesine aykırı bir şekilde alınmış olan 09.06.2007 tarihli genel kurul toplantı tutanağı hükümsüz bulunduğundan bu durumun hüküm altına alınmasını, dava süresince şirkete bir kayyum atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, 09.06.2007 tarihli ortaklar kurulunca alınan şirket müdürleri ... ile ...'ın ibra edilmemesine ilişkin kısım hariç 4 nolu karar ile 3,5,6,8 ve 9 nolu kararların hükümsüz olduğu, dava devam ederken şirketin yetkili temsilcisi ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirip aynı beyanını 20.02.2008 tarihli oturumda da tekrarladığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 09.06.2007 tarihli genel kurul tutanağının şirket müdürlerinin ibra edilmemesine ait 4. maddesinin bu kısmı hariç olmak üzere alınan 3-4-5-6-8-9. maddelerinin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karar asli müdahillerce temyiz edilmiştir. Dava TTK’nun 536. Maddesine aykırı şekilde alınmış olduğu iddia edilen 09.06.2007 tarihli ortaklar kurulu toplantısının hükümsüz olduğunun tespiti ile yargılama süresince şirkete kayyum atanması istemine ilişkindir. Mahkemece dava devam ederken şirketin yetkili temsilcisi ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul beyanı esas alınarak sonuca ulaşılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Limited şirketin müdürlerinin yetkisi, TTK'nun 542. maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 321. maddesi ile belirlenmiştir. Buna göre, "temsile selahiyetli olanların şirketin maksat ve mevzuuna dahil her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket adını kullanmak hakkını haiz oldukları" öngörülmüştür. Anılan kanun hükümleri uyarınca, şirket yönetim kurulu veya temsilcisi, ancak şirket maksat ve konusuna giren her nevi iş ve hukuki işlemleri şirket adına yapmaya yetkilidir. Şirket maksat ve konusu dışına çıkan bir işin veya hukuki işlemin yönetim kurulu veya temsilciler tarafından yapılabilmesi TTK’nun 443/2. maddesi uyarınca, ancak genel kurulun vereceği özel bir yetki ile olabilir. Davayı kabul bu anlamda şirketin maksat ve konusuna dahil bir iş değildir ve geçersizdir. Bu durumda mahkemece söz konusu kabul beyanına dayanılarak başkaca doyurucu bir gerekçe gösterilmeden davanın yazılı şekilde neticelendirilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, geçersiz kabul beyanı dikkate alınmaksızın davaya konu genel kurul toplantısının yapıldığı tarih itibarıyla TTK’nun 536/3. Maddesinde öngörülen nisabın oluşup, oluşmadığının karar yerinde değerlendirilip tartışılmasından ibarettir. Anılan hususları içermeyen kararın müdahiller temyizi kabul edilerek bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ…:Yukarıda açıklanan nedenlerle asli müdahiller ... ve ...’ün temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak müdahil ...'e verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.