7. Hukuk Dairesi 2011/3100 E. , 2012/842 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 156 ada 10 parsel sayılı 1996.45 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazın kanunları uyarınca Hazine…
**7. Hukuk Dairesi 2011/3100 E. , 2012/842 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 156 ada 10 parsel sayılı 1996.45 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olduğunu öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının 2010/55 esas sayılı dosyaya gönderildiği Gevaş Tapu Sicil Müdürlüğünce bildirildiği gibi hükmün gerekçesinde de bu hususa değinildiği halde davacı Hazine'nin bildirdiği tapu kayıtlarından hangisine tutunduğu belirlenmemiş, keşifte herhangi bir tapu kaydı uygulaması da yapılmamıştır. Davacı Hazine'den dava konusu taşınmaz için hangi tapu kaydına dayandığı sorularak dayanılan kaydın ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğünden sorularak belirlenmeli, başka taşınmazlara revizyon görmüş ve davalı oldukları saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca davacı Hazine'nin tutunduğu tapu kayıtlarının haritalarının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra haritalar çakıştırılarak yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kuşkusuz tapu kayıtlarının dayanağı haritalar yoksa kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye dayanılan tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile dava konusu taşınmaza komşu parsel sayılı taşınmazların tespit tutanağı ve dayanağı kayıtlar getirtilerek denetlenmeli, komşu taşınmazların dayanağı kayıtların dava konusu taşınmazı ne okuduğu üzerinde durulmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın davacı Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazın tümü ya da bir bölümü davacı Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümü yönünden anılan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu kimden kime kaldığı belirlenmeli ve yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi, kanunları uyarınca Hazine'ye intikal edip etmediği hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de dava konusu taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, davalı ...'ın babası Hakim Adıyaman‘a ait verasete esas nüfus aile kayıt tablosu Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kendisi ve mirasçıları adlarına, aynı çalışma alanı içinde tapu ve vergi kaydına dayanılmaksızın müstakil ya da paylı olarak adlarına tespiti yapılan parseller Kadastro Müdürlüğü ile Tapu Sicil Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, dava konusu taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olduğu sonucuna varıldığı takdirde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.