10. Ceza Dairesi 2023/17382 E. , 2025/1587 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/654 E., 2017/129 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde b…
**10. Ceza Dairesi 2023/17382 E. , 2025/1587 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/654 E., 2017/129 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 17.04.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 16.08.2023 tarihli ve 2023/7059 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94330 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94330 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1-)Dosya kapsamına göre, sanık hakkında Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05/05/2016 tarihli ve 2016/12008 soruşturma, 2016/369 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar, sanığın mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca 08/06/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, mernis adresinin olmadığının tespiti hâlinde ise bu duruma ilişkin kayıt dosya içerisine alındıktan sonra, kendisine daha önce kanunî usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese anılan Kanun'un 35. maddesine göre tebligat yapılması gerektiği cihetle, [adres satırı maskelendi] adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca yapılması gerekirken, aynı adrese anılan Kanun'un 35.maddesine göre tebligat yapıldığı anlaşılmış ise de, sanığın en son bilinen adresine çıkartılan tebligatın iadesi üzerine, adres kayıt sistemindeki adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılmadan ve daha önce aynı adrese kanuni usullere göre yapılmış bir tebligat bulunmamasına rağmen, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre 08/06/2016 tarihinde yapılan tebligatın hukuki geçerliliğinin bulunmaması nedeniyle usulsüz olduğu ve anılan kararın kesinleşmediği, bununla birlikte anılan karar kesinleşmeden Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin yazının 06/05/2016 tarihinde Samsun Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği anlaşılmakla, bu haliyle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde, 2-)Kabule göre de; Somut dosya kapsamına göre; inceleme konusu 13/04/2016 tarihli suç nedeniyle verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazı sırasında, şüpheli hakkında Samsun Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkarılan 09/05/2016 tarihli çağrı yazısının şüpheliye 20/05/2016 tarihinde tebliğ edilmesini müteakip, şüphelinin süresinde başvuruda bulunmaması üzerine, anılan Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından bu kez 08/06/2016 tarihli uyarı yazısının 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre 20/06/2016 tarihinde şüpheliye tebliğ edilmesini takiben, yasal süre olan 10 gün içerisinde başvuruda bulunulmayarak denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle şüpheli hakkında kamu davası açılmış ise de, [adres satırı maskelendi] Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 13.04.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 05.05.2016 tarihli ve 2016/12008 Soruşturma, 2016/369 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz süresi ve merciinin gösterildiği, erteleme kararı tebliğ evrakının iade edilmesi üzerine, şüphelinin mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca 08.06.2016 tarihinde tebliğ edildiği, ancak tedbirin infazı için dosyanın 06.05.2016 tarihinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, çağrıya uymaması üzerine uyarı yazısının 13.05.2016 tarihinde tebliğine rağmen süresi içerisinde başvurmaması nedeniyle kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğinin 22.07.2016 tarihinde bildirildiği, erteleme kararının bu sebeple kaldırılarak Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 01.08.2016 tarihli ve 2016/12008 Soruşturma, 2016/7240 Esas, 2016/6286 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.03.2017 tarihli ve 2016/654 Esas, 2017/129 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine, ayrıca sanığa 5237 TCK'nın 51/5. maddesi gereğince denetim süresi içerisinde rehberlik edecek bir uzman kişi görevlendirilmesine, rehberin sanığın sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişimi hakkında 3'er aylık sürelerle rapor düzenleyerek ibrazına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, D. Sanık müdafiinin 18.11.2022 tarihli talebi üzerine, Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2022 tarihli ve 2016/654 Esas, 2017/129 Karar sayılı EK kararı ile dosya üzerinden yapılan incelemede sanık müdafiinin talebinin kabulüne ve "Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 05/05/2016 tarih 2016/12008 soruşturma sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararının kesinleşmesi beklenmeden infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edildiği görülmekle kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere kamu davasının durmasına," şeklindeki gerekçe ile kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak kararın kesinleşmesi halinde infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, ek kararın itiraz edilmeksizin 01.12.2022 tarihinde kesinleştiği, E. Durma kararı üzerine, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 06.12.2022 tarihli ve 2022/49387 Soruşturma, 2022/28352 Karar sayılı kararı ile "Hakkında Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak suçundan Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2016/12008 sayılı dosyasında soruşturma yürütülen şüpheli ...'un olay tarihinde alınan idrar numunesinde Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'nin 14/04/2016 tarihli raporuna göre uyuşturucu maddelerden Thc bulunduğu tespit edilmiş ise de, şüpheliden CMK 75. maddesi kapsamında idrar örneğinin alınmasına ilişkin bir mahkeme kararı bulunmadığı, buna göre şüphelinin idrar numunesinde uyuşturucu madde bulunduğuna ilişkin raporun delil olarak kullanılamayacağı, söz konusu rapor dışında şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair başkaca delil de bulunmadığı, bu nedenle soruşturmaya devam olunamayacağı" gerekçesi ile şüpheli hakkında "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar" verildiği, takipsizlik kararının 22.12.2022 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. F. Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli ve 2016/654 Esas, 2017/129 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmeden, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün ele alınmasının mümkün olmadığı dolayısıyla, kamu davasının durmasına ilişkin Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2022 tarihli ve 2016/654 Esas, 2017/129 Karar sayılı EK kararının ve durma kararı sonrası Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 06.12.2022 tarihli ve 2022/49387 Soruşturma, 2022/28352 Karar sayılı kararı ile verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararının, hukuki değerden yoksun olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8. maddelerinin ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında, dosya kapsamına göre; anılan Kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan tebligatların usûlsüz olduğu dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararı şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden tedbirin infazına başlanmasının da hukukî sonuç doğurmayacağı gözetilmeksizin sanık hakkında yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı ise de; Dosya arasında bulunan Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Uyuşturucu ile Mücadele Şube Müdürlüğünün 13.04.2016 tarihli "Cumhuriyet Savcısı ile Yapılan Görüşme ve Alınan Emirler" tutanağında, şüpheli ...'ın doktor ve idrar raporlarının alınması talimatı verildiğinin belirtildiği ve Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 14.04.2016 tarihli Tek Tabip Raporunda idrar tarama testinde THC Pozitif (+) çıktığının ve madde kullandığının bildirildiği, 01.08.2016 tarihli iddianame içeriğinde şüphelinin sadece tahlil sonucunda uyuşturucu madde kullandığının anlaşılması nedeniyle kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan cezalandırılmasının istendiği ve Mahkeme karar gerekçesinin de sanığın tahlil sonucuna dayandırıldığı anlaşılmakla; 5271 sayılı CMK'nın 75/1. maddesinde yer alan "Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz" hükmü uyarınca sanığın vücudundan örnek alınmasına dair Cumhuriyet savcısı kararının hâkim veya mahkemenin onayına sunulmadığı dolayısıyla tahlil sonucunun hükme esas alınamayacağı gözetilmeden, sanığın unsurları oluşmayan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan beraati yerine mahkûmiyetine karar verildiği, bu hususun mahkemenin takdiri ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmesi durumunu aşan mutlak hukuka aykırılık niteliğinde olduğu anlaşıldığından kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. G. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli ve 2016/654 Esas, 2017/129 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "Sanığın üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2. fıkrasının (e) bendi uyarınca yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle BERAATİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2025 tarihinde karar verildi.