Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dilekçe içeriğinde bildirdiği çekin yasal hamili olduğunu, çekin kaybediğildiğini belirterek çekin üzerine ödeme yasağı konulması ile çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)DAVA TARİHİ : 19/07/2022KARAR TARİHİ : 18/10/2022GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline davalı kurum tarafından .... Tarih ..... Fatura nolu 63.243,57 TL bedelli fatura gönderilmiş olup, söz konusu faturanın not .... kısmında kaçak elektrik kullanımdan düzenlenmiştir şeklinde ibare yer almakta olduğunu ancak müvekkile kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla gönderilen faturanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili tarafından kullanılan ... abone nolu işyeri ile ilgili olarak müvekkilin aboneliğine tahakkuk edilen faturalar eksiksiz şekilde yatırılmış olduğunu, kaçak kullanıldığı iddia edilen miktarların işyerinin kapasitesini aşacak şekilde olduğunu, müvekkiline ait işyerinde davalı kurum görevlileri tarafından hiçbir kontrol yapılmadan ve müvekkilin bilgisi dışında, tutanak tutulmadan müvekkiline 63.243,57 TL bedelli kaçak kullanım bedelli fatura gönderilmiş olduğunu, müvekkilinin tacir olması ve elektrik kesintisinin telafisi imkansız zararlar doğuracağından yargılama süresince elektrik kesintisinin yapılmamasını ve usulsüz faturaların için teminatsız veya teminatlı olarak tedbır karar verilmesi ile yargılama süresi göz önüne alınarak, yargılama sırasında resen göz önünde bulundurulacak nedenler karşısında ; müvekkilinin .... abone nolu değirmeninde kaçak elektrik kullanmadığının tespiti ile aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak kesilen cezanın iptalini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş olduğu anlaşıldı. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkil kurum aleyhine ikame edilen dava haksız olup dava hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Müvekkil şirketten celp edilecek olan belgelerden anlaşılacağı üzere davacının Akım trafosu ..... uçları arasına iletken atarak şöntileme yaptığı tespit edilmiş olduğunu, osostan alınan anlık değerler ile yapılan ölçümlerde %90 eksik değer kaydettiği tespit edilmiş olduğunu, hal böyle iken kaçak elektrik tüketimi nedeniyle kendisine tahakkuk ettirilen kaçak tahakkuku ile ek tahakkuk bedelleri yönünden davacı tarafından dava açılmış olması davacının kötü niyetli olduğunun ispatı olduğunu, kaçak elektrik tutanağı aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgelerden olup, aksi de ispat edilemediğine göre, mahkemece davacının kaçak elektrik kullandığının kabulü gerektiğini, davacı adına verilen tedbir kararının yegane mağdurunun müvekkil şirket olduğunu, mahkeme tarafından verilen tedbir kararı mahiyeti itibariyle çok geniş nitelikte olup işbu tedbir kararının müvekkile külfet yüklemekte olduğunu, elektriğin kesilmemesi yönündeki tedbir kararının, müvekkil şirket alacağı açısından ileride telafisi imkansız ve zor sonuçlar doğuracağından tedbirin kaldırılmasının gerektiğini, davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini, tedbir kararının kaldırlmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiş olduğu anlaşıldı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, kaçak elektrik tüketiminden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin .... tarih, .... Esas, .... Karar sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı ve Mahkememizce de anılan karara atıf yapılmak suretiyle iştirak edildiği üzere; 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 1.maddesinde kanunun amacı açıklandıktan sonra, “Kapsam” başlıklı 2.maddesinde; “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar..” hükmüne yer verilmiştir. Kanunun 3.maddesinde; “Mal; Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi kapsar.Tüketici ise, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan kanunun 3/d maddesinde; “Hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için; kanunun amacı içerisinde, yukarıda tanımları verilen taraflar arasında, mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.Somut olayda; dosya kapsamında yer alan kaçak tespit tutanağı ile diğer bilgi ve belgeler incelendiğinde davacının abone grubunun “ticarethane’’ olarak belirtildiği, yine davacı vekili tarafından müvekkilinin büfe işlettiği ifade edilmiştir. Buna göre, eldeki davada davacının tüketici sıfatına haiz olmadığı ve davaya bakma görevinin tüketici mahkemesinin görevi kapsamında kalmadığı açıktır.Bu noktada öncelikle çözümlenmesi gereken husus davaya bakma görevinin hangi mahkemeye ait olduğudur.Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir.