T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1810 - 2026/155 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1810 KARAR NO : 2026/155 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2024 NUMARASI : 2023/703 Esas - 2024/320 Karar DAVACI : ...(T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... …
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1810 - 2026/155 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1810 KARAR NO : 2026/155 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2024 NUMARASI : 2023/703 Esas - 2024/320 Karar DAVACI : ...(T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : Tazminat DAVA TARİHİ : 14/12/2023 KARAR TARİHİ : 02/02/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 25/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının Çağdaş Yenipazar Gıda Maddeleri Pazarlama İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı davalının ise aynı şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, davalı müdürün hukuka aykırı eylemleri ile sistematik ve muvazaalı bir şekilde şirketi zarara uğrattığını, şirketin malvarlığının davalı tarafça kendi menfaatine kullanıldığını ve eksiltildiğini, davalının kayıt dışı işlemler yaparak şirket karını kendisine aktardığını, şirketin sebepsiz yere borçlandırıldığını, davacının şirket üzerinde sahip olduğu denetim ve inceleme haklarının davalı tarafça engellendiğini, bu aşamada zararın net olarak belirlenemediğini ileri sürerek açmış olduğu belirsiz alacak davasında; 10.000,00 TL tazminatın hukuka aykırı eylemlerin gerçekleştiği tarihten itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak şirkete ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalının şirketin kuruluşundan bu yana müdürlük görevini şirketin menfaatlerine ve yasaya uygun şekilde özenle yaptığını, davalının kendi şahsi malvarlığını şirketin kredileri için teminat dahi gösterdiğini, davalının şirketten müdürlük sebebiyle ücret de almadığını, davacının kötüniyetle hareket ettiğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu belirterek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması sebebiyle usulden REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sayın mahkemenin, tüm bu delilleri yok saydığını, bilirkişi incelemesine başvurmamasının eksik incelemeye sebebiyet verdiğini, sayın mahkeme HMK'nın 194'ü hatırlarken diğer HMK hükümlerini unuttuğunu, mahkemece gerekçeli kararda dava özetlenirken açıkça davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL üzerinden açıldığının belirtmesine rağmen davalı vekili lehine 17.900,00 TL üzerinden karşı tarar vekalet ücretine hükmetmiş olup iş bu durum çok açık bir şekilde hem kanun hem hukuka aykırılık teşkil ettiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça ilk derece mahkemesi tarafından verilen kesin süreye rağmen iddiasını somutlaştıramaması, kesin süre sonunda somutlaştırma adı altında mali müşavir raporu ibraz etmesi ve fakat bu raporun da davacının somutlaştırma yükümlülüğünü açıklığa kavuşturmadığı, davacının iddialarının soyut, varsayıma ve duyuma dayalı olduğu sabit olduğundan 2023/704 E. Sayılı dosyadaki raporun huzurdaki iş bu davaya delil teşkil etmeyeceği, raporun gerçek verileri gizleyerek düzenlendiği ve kesinleşmediği de gözetildiğinde davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/05/2024 Tarih - 2023/703 Esas - 2024/320 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı, Çağdaş Yenipazar Gıda Maddeleri Pazarlama İnşaat Limited Şirketinin ortağı olduğunu, davalının ise aynı şirketin ortağı ve müdürü sıfatıyla görev yaptığını davalı müdürün hukuka aykırı ve muvazaalı işlemlerle şirkete zarara uğrattığını, şirket mallarlığını ahsi menfaatine kullandığını, kayıt dışı işlemlerle şirketi borçladırdığını ve denetim hakkını engellediğini ileri sürerek belirsiz alacak davası niteliğinde 10.000,00 TL tazminatın zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte şirket adına tahsilini talep ettiği, davalı ise; şirket müdürlüğü görevini kanuna ve şirket menfaatlerine uygun biçimde yürüttüğünü, şahsi mallarlığını dahi şirket kredileri için teminat gösterdiğini, müdürlük görevi nedeniyle ücret almadığını, iddiaların soyut ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada, taraflara arasındaki uyuşmazlığın, şirket müdürünün sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 119. ve 194. maddeleri uyarınca taraflar, iddia ve savunmalarını dayandırdıkları vakıları açık ve somut biçimde ortaya koymak ve bu vakıaları hangi delillerle ispat edeceklerini bildirmekle yükümlüdür. İspat yükü, iddia edilen hukuki sonuca bağlanan vakıayı ileri süren tarafa aittir Eldeki davada, davacı, şirketin zarara uğratıldığını, kayıt dışı işlemler yapıldığını, şirket mallarlığının eskitildiğini şirketin sebepsiz yere borçlandırıldığını ileri sürmüş ise de; hangi işlemin hangi tarihte, hangi miktarda zarara yol açtığı, şirket mal varlığında ne şekilde ve ne tutarda eksilme meydana geldiğini, davalının hangi somut eylemiyle sorumluluğunun doğduğu hususlarında açık denetlenebilir ve somut vakıa ortaya koyamadığı anlaşılmaktadır. Tasarruf ilkesi gereğince davacının davasını açarken talep ettiği hukuki korumanın ne olduğunu açıkça ifade etmesi gerektiği gibi 6100 SAYILI HMK'nın "dava dilekçesinin içeriği" ile ilgili düzenleme içeren 119-(1)-d) maddesi uyarınca da "Dava konusu"nun dava dilekçesinde gösterilmesi gerekmektedir. Aynı maddenin (e) bendinde "Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri", (g) bendinde "Dayanılan hukuki sebepler" ve (ğ) bendinde ise "Açık bir şekilde talep sonucu" dava dilekçesinde yer alması gereken diğer unsurlar arasında sayılmıştır. Taraflarca getirilme ilkesinin bir sonucu olarak davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmesi gerekir. Kanun (m. 194) buna (vakıaları) somutlaştırma yükü demektedir. Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü (HMK m. 194) yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır. Dayanılan vakıalara uygulanacak hukuki sebepler de dava dilekçesinin zorunlu olmayan unsurları arasında sayılmıştır. Türk hukukunu resen uygulamakla görevli olan hâkim (HMK m. 33) için gösterilen hukuki sebepler bağlayıcı değildir. Buna karşılık, hâkim, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalarla bağlı olup, davacının bildirmediği vakıaları kendiliğinden inceleyemez ve onları hatırlatabilecek hâllerde dâhi bulunamaz (HMK m. 25). Davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalar davanın temelidir. Çünkü, sadece bu vakıalar davanın sınırını çizmekte, hâkim ancak bu vakıalar hakkında inceleme yapabilmektedir. Davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıaların doğru olduğu, yargılama sırasında ispat edilirse ve bu vakıalar, davacıyı talep sonucunda haklı gösteriyorsa, mahkeme davacının davasını kabul ederek, davayı davacı lehine karara bağlar. Talep sonucu kısmında ise talebin ne olduğu açık bir şekilde belirtilmelidir. Çünkü, taleple bağlılık ilkesi gereğince hâkim talep sonucuyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK m. 26). Bu ilke uyarınca davacının talep etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Dava sonucunda kurulacak hükmün sınırını, tarafların karara bağlanmasını istediği talep sonucu belirler. Bu nedenle talep sonucu yeterince açık değilse hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) kapsamında açık olmayan talep sonucunu açıklatması gerekir (Yargıtay HGK 2020/8-242 E. 2020/712 K.). 6100 sayılı HMK’nın "Hâkimin davayı aydınlatma görevi" başlıklı 31. maddesine göre; "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." Taraflarca getirilme ilkesinin bir sonucu olarak davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmesi gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü (HMK. m.194) yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır. Dayanılan vakıalara uygulanacak hukuki sebepler de dava dilekçesinin zorunlu olmayan unsurları arasında sayılmıştır. Türk hukukunu resen uygulamakla görevli olan hâkim (HMK. m. 33) için gösterilen hukuki sebepler bağlayıcı değilse de vakıalara uygun hukuki nitelendirmenin doğru yapılmasının uyuşmazlığın çözümünü kolaylaştıracağı açıktır. Talep sonucu kısmında ise talebin ne olduğu açık bir şekilde belirtilmelidir. Çünkü, taleple bağlılık ilkesi gereğince hâkim talep sonucuyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu ilke uyarınca davacının talep etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Dava sonucunda kurulacak hükmün sınırını, tarafların karara bağlanmasını istediği talep sonucu belirler. Bu nedenle talep sonucu yeterince açık değilse hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK. m. 31) kapsamında açık olmayan talep sonucunu açıklatması gerekir. Taraflarca getirilme ilkesi, hâkimin soru sorma ve davayı aydınlatma ödevi (HMK. 31. md.) çerçevesinde yumuşatılmıştır. Mahkemenin hüküm vermesi için, kendisine yöneltilen talebin formüle edilmesi ve ileri sürülmesi tarafların görevi ise, bunları anlamlandırmak veya gerektiğinde açıklattırmak hâkimin görevidir. Ancak bu durum, hâkimin tarafların ileri sürmediği vakıaları ileri sürmelerine imkan vermesi veya hatırlatması anlamını taşımaz. Burada mevcut olmayanın talep edilmeyenin ortaya çıkartılması değil, talep edilenin netleştirilmesi, aydınlatılması, belirlenmesi söz konusudur (Dairemizin 2023/1586 Esas 2023/1626 Karar sayılı kararı). Eldeki davada, ilk derece mahkemesince, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların soyut ve genel nitelikte olduğu değerlendirilerek davacıya davasını somutlaştırması için usulüne uygun süre verildiği, ancak davacı tarafından verilen kesin sürede herhangi bir açıklama veya somutlaştırma yapılmadığı, davacı tarafından verilen sürenin geçmesinden sonra 20/03/2024 tarihli dilekçe ile iddialarını somutlaştırmaya çalıştığı görülmüşse de, mahkemece verilen süre geçtikten sonra yapılan bu açıklamanın usul hükümleri gereği dikkate alınmasının mümkün olmadığı, ayrıca sunulan dilekçenin içeriğinden de, hangi işlemin hangi tarihte ve ne miktarda zarar yol açtığına ilişkin açık, denetlenebilir ve ispatlanabilir vakıaların ortaya konulmadığı görülmüştür. Belirsiz alacak davasının açılmış olması, davacıyı vakıaları somutlaştırma yükümlülüğünden kurtarmaz. Belirsiz alacak davası, alacağın miktarının belirlenememesi halinde mümkündür yoksa sorumluluğun dayanağı olan maddi vakıaların belirsiz bırakılması sonucunu doğurmaz. Şirket müdürünün sorumluluğunun doğabilmesi için hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı unsurlarının somut vakıalarla ortaya konulması gerekmektedir. Dosya kapsamı itibarıyla bu unsurların varlığını gösterecek yeterli somutlaştırmanın eldeki davada davacı tarafından yapılmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince; davacıya verilen süreye rağmen somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/02/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*