11. Hukuk Dairesi 2011/6286 E. , 2011/7641 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.05.2008 gün ve 2008/4 - 2008/109 sayılı kararı bozan Daire’nin 20.01.2011 gün ve 2009/2195 - 2011/401 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapo
**11. Hukuk Dairesi 2011/6286 E. , 2011/7641 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.05.2008 gün ve 2008/4 - 2008/109 sayılı kararı bozan Daire’nin 20.01.2011 gün ve 2009/2195 - 2011/401 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde ve yargılama sırasında özetle; 1941 yılında kurulan Petrol Ofisi'nin 1983 yılında anonim şirket statüsüne geçtiğini ve 21.07.2000 tarihinde de % 51'lik kamu hissesinin özelleştirme yolu ile devir edildiğini, müvekkilinin henüz A.Ş. statüsüne geçmeden önce her biri devlet memuru olan sekiz personelinin merkezi Ankara'da bulunan davalı derneği kurduğunu, müvekkili ile dernek arasında herhangi bir mali ya da yönetsel bağlantı bulunmadığını, derneğin tüzüğünün 8. maddesinde yer alan Petrol Ofisi Genel Müdürü'nün derneğin fahri başkanı olduğuna dair hükmün uygulanmasının bulunmadığı gibi pratik bir sonucunun da olmadığını, davalının buna rağmen, MK'nun 2 ve 3. maddelerine aykırı bir şekilde, kendisini kamuoyuna müvekkiline bağlı bir kuruluş olarak tanıttığını, müvekkilinin ismini ve logosunu kullandığını, ayrıca Petrol Ofisi ibaresini ve amblemini kullanmak suretiyle kamuoyuna yanılttığını, dernek başkanının yazılı basında müvekkilinin itibarını zedeleyici beyanatlarının yer aldığını, müvekkilinin "Petrol Ofisi A.Ş."şeklindeki ticaret unvanının ticaret sicilinde, "Petrol Ofisi" ibaresini ve amblemini taşıyan markanın da Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescilli bulunduğunu, davalı derneğin müvekkilinin unvanının ve amblemini kullanmak ve tüzüğünde Petrol Ofisi A.Ş. Genel Müdürü'nün derneğin fahri başkanı olduğuna ilişkin hükmü muhafaza etmek suretiyle müvekkilinin ve markasının tanınmışlığından haksız suretiyle faydalanma gayreti içinde olduğunu, davalının bu eylemlerinin müvekkili ve markasının itibarını zarara uğrattığını, davalı derneğin unvanında 1954 yılından beri "Petrol Ofisi" ibaresinin bulunuyor olmasının kendisi yönünden müktesep hak oluşturmayacağını, davalının "Petrol Ofisi" ibaresinin 5072 sayılı Kanun'un 2/a maddesi hükümleri uyarınca da kullanmaması gerektiğini, davalının kendisine çekilen ihtarnameye rağmen müvekkiline bağlı bir kuruluşmuş gibi faaliyetlerine devam etmesi nedeniyle bu davanın açılması zaruretinin doğduğunu iddia ederek; davalı derneğin davacıya bağlı kuruluş olmadığının tespitini ve davalının Petrol Ofisi A.Ş.'ne bağlı kuruluş olduğunu ihdas edecek beyan ve davranışlarda bulunmasının men'ine, unvanında bulunan Petrol Ofisi ibaresinin çıkarılmasına, müvekkiline ait logonun kullanılmasının önlenmesine, Dernek Tüzüğü'nün 4. maddesinde yer alan ve derneğin işaretini tanımlayan "P.O.A.Ş. Ambleminin aynıdır" ve 8. maddesinde yer alan "Petrol Ofisi Genel Müdürü Derneğin Fahri Başkanındır" ibarelerinin çıkarılmasına, kararın ilanına ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde de belirtildiği üzere müvekkili derneğin 1954 yılında kurulmuş olup, "Petrol Ofisi" ibaresi ile birlikte 54 yıldır kuruluş amacına uygun alanlarda faaliyetlerine kesintisiz olarak devam ettiğini, davacı şirketin % 51 hissesinin özelleştirme çalışmaları sonucunda 21.07.2000 tarihinde ortak girişime satıldığını ve yeni bir yönetim oluşturduğunu, müvekkilinin 2000 tarihinden sonra da faaliyetlerini davacı şirketin bilgisi dahilinde sürdürdüğünü, davacıdan yardımlar aldığını, hatta davacı şirketin talimatı ile derneğe ait futbol klübünün Türkiye Profesyonel Üçünçü Liginden çekildiğini, müvekkili ile davacı arasında organik bir bağın bulunduğunun tartışmasız olduğunu, müvekkilinin kuruluşdan bu güne kadar Petrol Ofisi A.Ş. bağımlı bir kuruluş olarak yönetildiğini, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacı şirket ile davalı dernek arasında mali ve yönetsel veya başka hiçbir bağlantı olmadığı, davalı derneğin yetkili temsilcisinin davacıyı hedef alan ve birçok basın yayın organı ile umuma iletilen beyanlarının davacının sosyal ve ekonomik değerine olumsuz etki edecek ve saldırı teşkil edecek mahiyette olduğu, bunun MK'nun 48. maddesi gereğince şirketin kişilik haklarına tecavüz teşkil ettiği, davalı derneğinin mücerret davacı şirketin unvanını taşımasının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemeyeceği çünkü davalının 1966 yılından beri bu adı taşıdığı, aynı biçimde davalı derneğin anılan amblemi yine 1954 yılından bu yana kullandığı, oysa davacının bu ibare ve işareti taşıyan markalarının 1990 ve 2001 yıllarında tescil olunduğu, sonradan tescil edilen bir markaya dayanılarak anılan markanın tescilinden evvel gerçekleşmiş bulunan hukuki işlem ve eylemlerin hukuka aykırılığının iddia edilmesinin ise olanaksız bulunduğu, davalı dernek yahut onun organlarının davacının markası kapsamında bulunan mallar ile ilgili olarak bir karışıklık yaratacak biçimde kullanımlarının bulunmadığı, davalı derneğin yetkili temsilcilerinin söz ve davranışlarının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının ticaret unvanı davalının anılan ismi dernek adı olarak almasından ve tescil ettirmesinden sonra gerçekleşmiş bulunmasına göre, TTK'nun 54. maddesi uyarınca da dernek adından Petrol Ofisi ibaresinin silinmesinin istenemeyeceği, gerek davacı kurum ve sonradan şirket, gerekse bunlar dışında halk kesimleri tarafından davalı derneğin bu isim ve logo ile tanındığı, taraflar kitlesi edindiği ve bir çok üye kazandığı, davalı şirketin hissedarlarının kendilerinden önceki seleflerinin sessiz kalmasına katlanmak zorunluluğu bulunduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle davacı bir kamu kurum yahut kuruluşu olmadığından 29.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5072 sayılı Yasa'nın 2/a maddesi hükümlerinin de bu davada uygulanamayacağı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davalı ... Spor Kulübü Derneği'nin, davacı ...Ş.'ne bağlı bir kuruluş-dernek olmadığının tespitine, davalı derneğin davacı şirkete bağlı bir kuruluş olduğunu ihsas edecek beyan ve davranışlarda bulunmaktan men'ine, MK'nun 25. maddesi uyarınca hüküm özetinin ilanına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, tarafların temyizi üzerine Dairemizin 20.01.2011 gün ve 2009/2195 - 2011/401 sayılı ilamı ile davacı yararına kısmen bozulmuştur. Taraf vekilleri, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 23.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.