Başvuru, işe iade talebiyle açılan davanın iş güvencesine tabi olunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, işe iade talebiyle açılan davanın iş güvencesine tabi olunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, bir finansal kiralama şirketinde satış ve pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı olarak 8/8/2011 tarihinden itibaren çalışmaya başlamış; 25/1/2019 tarihinde başvurucunun iş akdi feshedilmiştir. Başvurucu, İstanbul İş Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde işe iade talebiyle tespit davası açmış; fesih sebebi açıkça bildirilmediği için feshin geçersiz olduğunun tespiti ile işe iadesini, bunun mümkün olmaması hâlinde işçilik alacaklarının tarafına ödenmesini talep etmiştir. Başvurucu; ayrıca şirketi tek başına temsil etme, işçi alma ve çıkarma yetkisi olmadığını, kendi üzerinde aynı yerde amir olarak genel müdür, yönetim kurulu ve yönetim kurulu başkanı olduğunu belirterek iş güvencesi hükümlerine tabi olduğunu belirtmiştir. Şirket ise cevap dilekçesinde, başvurucunun yasal haklarının ödendiğini, öte yandan genel müdür yardımcısı sıfatı nedeniyle iş güvencesi hükümlerine tabi olmadığını ileri sürmüştür. Mahkeme 19/9/2019 tarihli kararla, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarını, işyeri dosyasını, hizmet sözleşmesini, tanık beyanlarını ve tüm dosya kapsamını değerlendirmek suretiyle davanın kabulüne hükmetmiştir. Karar gerekçesinde; başvurucunun işletmenin bütününden sorumlu olmadığı, finansal, operasyon ve satışa bakan farklı kısımlardan sadece satış kısmında görevli genel müdür yardımcısı olduğu, üzerinde genel müdür ve yönetim kurulunun yer aldığı, sözleşme içeriğine göre işveren ya da vekillerinin vereceği talimat ve direktifler çerçevesinde işini yapacağı, bu kapsamda tek başına imza atma, işçi alma ya da işten çıkarma yetkisi olmadığı, bu nedenle işveren vekili olmadığı yönünde değerlendirme yapmıştır. Şirket, anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş; başvurucunun işletmeyi temsil eden işveren temsilcisi sıfatında olduğunu, bu nedenle işçi alma ve çıkarma şartının aranmaması gerektiğini, finansal kiralama işlerinde her departmandan ayrıca sorumlu bir genel müdür yardımcısı olduğunu, nitekim başvurucunun da işletme bazında pazarlama ile ilgili tüm kararlara genel müdür yardımcısı sıfatı ile onay vermeye yetkili tek kişi olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu ise dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) yaptığı incelemede 10/6/2020 tarihli karar ile istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak hükmetmiştir. Gerekçeli kararda; ticaret sicili belgeleri ve şirket imza sirkülerine göre başvurucunun şirket yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürden sonra derecede imza yetkilisi olarak resmî ve özel kuruluşlar ile üçüncü kişiler nezdinde şirket adına ilzam edici sözleşmeleri ve işlemleri müşterek yetkili olarak yapma yetkisinin bulunduğunu belirtmiştir. Başvurucunun işletme düzeyinde işyerinin bütününü sevk ve idare eden genel müdüre bağlı üç genel müdür yardımcısından biri olduğuna dikkat çeken Bölge Adliye Mahkemesi, genel müdür yardımcıları arasındaki iş bölümünden kaynaklanan sorumluluğun sınırlandırılmasının ya da işçi alma ve çıkarma yetkisinin bulunmamasının önemli olmadığını belirterek işletme düzeyinde işveren vekilinin yardımcısı konumundaki başvurucunun iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını ifade etmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 2/7/2020 tarihinde öğrendikten sonra 24/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.