Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı Bakanlığa bağlı Hastanede 1994 yılında alt işveren işçisi olarak çalışmaya başladığını ve daha sonra yine değişik yükleniciler nezdinde çalışması devam etmekte iken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) gereği sürekli işçi kadrosuna alındığını, müvekkilinin ilk işe girdiği tarihten itibaren hasta danışmanı ve/veya veri giriş personeli olarak kesintisiz olarak çalışmaya devam ettiğini, buna rağmen 10.10.2021 …
Uyuşmazlık; davacının toplu iş sözleşmesinin 29/d bendi kapsamında vasıfsız bir işte çalıştırılamayacağına yönelik tespit isteminde hukuki yararı bulunup bulunmadığına ilişkindir. Mahkemeden istenilen hukuki korunmaya göre davalar; eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Eda davalarında, bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken; inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar. Tespit davaları ise, bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Tespit davası kendine özgü davalardan olup dava sonucunda verilen kararın icra ve infaz kabiliyeti yoktur. Tespit davalarında davacının amacı, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için tek başına yeterli değildir. Bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi için konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının Mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsü olduğundan eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından da resen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesine göre dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. Somut uyuşmazlıkta davacı; davalı Kurumda tüm çalışma süresi boyunca veri giriş elemanı (vasıflı personel) olarak görev yaptığını, buna rağmen temizlik personeli olarak görevlendirilmesinin çalışma koşullarında esaslı değişiklik arz ettiğini ve 4857 sayılı Kanun'a aykırı olduğunu, bu hususun davalı işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin 29. maddesine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek temizlik personeli olarak görevlendirilmesine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğunun tespitini talep etmiştir. Dava dilekçesinin içeriğine göre davacının talebi, sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonraki dönemde son bir yıldan daha fazla süre vasıflı işlerde çalıştırıldığı için işveren tarafından bağıtlanan toplu iş sözleşmesinin 29. maddesi uyarınca çalışmasının devamında artık vasıfsız işte çalıştırılamayacağı iddiasına dayalıdır. Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme, dosya kapsamına uygun olmadığı gibi tarafların iddia ve savunmalarıyla da bağdaşmamaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki işçinin görev yerinin işverenin yönetim hakkı kapsamında değiştirilmesi hukuki yararı ortadan kaldırmaz. Bir diğer ifade ile yönetim hakkının kanuna, sözleşmelere ve dürüstlük kuralına uygun kullanılıp kullanılmadığı da hukuki yarar mevcut olmak kaydıyla tespit davasının konusunu oluşturabilir. Bu açıklamalardan sonra somut olay bakımından hukuki yarar hususu ele alınmalıdır. Davacının talebi iş ilişkisini sonlandırmak olmayıp mevcut durumda aleyhine yapılan ve çalışma koşullarında esaslı değişiklik arz ettiğini iddia ettiği görevlendirmenin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesidir. Ayrıca dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, temizlik personeli olarak çalışma ile vasıflı personel olarak görev yapma arasında ücret anlamında herhangi bir farklılık bulunmadığından, davacının alacak farkına yönelik eda davası açması gerektiğinden söz edilemez. Diğer taraftan hukuki yarar olgusunu, davacıyı iş sözleşmesini feshetmeye zorlama sonucu doğuracak şekilde yorumlamak da doğru değildir. Tespiti istenen hukuka aykırılık için eda davası açılması mümkün olmadığına göre, güncel hukuki yararı bulunmak kaydıyla tespit davası açılması mümkün olmalıdır. Bunun için sözleşmenin sona ermesinin beklenmesi gerektiği kabul edilemez. Şu hâlde davacının, somut davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla; Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına yönelik inceleme yapılması gerekirken davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.