Başvuru, yurt dışına çıkamama ve hâkim tarafından belirlenen yerlere belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurma yönündeki adli kontrol tedbirlerinin uygulanması nedeniyle seyahat hürriyetinin, haksız yakalama ve gözaltı tedbiri sebebiyle açılan tazminat davasında yetersiz maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; yurt dışına çıkamama ve hâkim tarafından belirlenen yerlere belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurma yönündeki adli kontrol tedbirlerinin uygulanması nedeniyle seyahat hürriyetinin, haksız yakalama ve gözaltı tedbiri sebebiyle açılan tazminat davasında yetersiz maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca (Mersin Başsavcılığı) hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 19/3/2019 tarihinde yakalanmış ve 19/3/2019-22/3/2019 tarihleri arasında gözaltında tutulmuştur. Gözaltı süresinin sona erdiği gün sulh ceza hâkimliğince başvurucunun, kamu davası açılıp savunması alınıncaya veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi hâlinde bu karar kesinleşinceye kadar yurt dışına çıkamama ve hâkim tarafından belirlenen yerlere belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurma yönünde yükümlülüklere tabi tutularak adli kontrol altına alınmasına karar verilmiştir. Başvurucunun tabi tutulduğu yükümlülükleri 9/7/2019 tarihinde resen kaldıran Mersin Başsavcılığı 11/10/2019 tarihinde soruşturmayı sonuçlandırarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Başvurucu, hukuka aykırı şekilde yakalanıp gözaltında tutulması ve hakkında bazı adli kontrol tedbirlerinin uygulanması nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun vd. maddeleri kapsamında tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; bir siyasi partide çalıştığını, hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle müdafiine 000 TL vekâlet ücreti ödemek zorunda kaldığını ve uygulanan adli kontrol tedbirleri nedeniyle seyahat hürriyetinin ihlal edildiğini belirterek 500 TL maddi tazminat ile haksız gözaltı tedbiri nedeniyle 000 TL, haksız adli kontrol tedbirleri nedeniyle 000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Başvurucu, dava dilekçesine hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle 25/3/2019 tarihinde 000 TL vekâlet ücreti ödediğine ilişkin bir serbest meslek makbuzu eklemiştir. Yargılamayı yapan Muş Ağır Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi), gözaltına alınması nedeniyle başvurucunun uğradığı maddi zararı bilirkişiye hesaplatmıştır. Bilirkişi tarafından hazırlanan rapora göre başvurucu, gözaltında tutulması nedeniyle çalışamadığı için 202,08 TL maddi zarara uğramıştır. Ceza Mahkemesi 24/11/2020 tarihinde, davayı kısmen kabul ederek başvurucuya 202,08 TL maddi tazminat ile 250 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Sözü edilen karara göre;- Yargıtayın yerleşik uygulamaları dikkate alındığında başvurucunun gözaltında kaldığı dönem için maddi zarar hesabı yapılırken ceza davasında ödenmeyen vekâlet ücreti hesaba katılmamalıdır. Bu nedenle başvurucunun ödediği vekâlet ücreti maddi zararın belirlenmesinde dikkate alınamaz. - Adli kontrol tedbirleri 5271 sayılı Kanun’un maddesi çerçevesinde açılan tazminat davasına konu edilemez. Dolayısıyla manevi zararın belirlenmesinde başvurucu hakkında uygulanan adli kontrol tedbirleri hesaba katılamaz. Başvurucu; ödediği vekâlet ücretinin maddi zarar hesabına dâhil edilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu ve adli kontrol tedbirleri nedeniyle de tazminata karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurmuş ancak başvurucunun talebi Van Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince 4/3/2021 tarihinde esastan reddedilmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 10/3/2021 tarihinde öğrendikten sonra 1/4/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 2022 yılında Mersin Başsavcılığından kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması için sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunulmasını ve talebin kabulü sonrasında soruşturma evrakının yetkisizlik kararıyla gönderilmesini istemiştir. Mersin Sulh Ceza Hâkimliği 19/10/2022 tarihinde Mersin Başsavcılığının konuyla ilgili talebini kabul etmiştir. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 30/5/2023 tarihinde Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklanmıştır. Sonrasında başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Muş Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada henüz bir karar verilmemiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.