TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR NAZMİ ÖMER PAKEL VE MELİKE COŞKUNOĞLU BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/7363) Karar Tarihi: 15/12/2020 Başvuru Numarası : 2018/7363 Karar Tarihi : 15/12/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Kamber Ozan TUTAL Başvurucular : 1. Nazmi Ömer PAKEL 2. Melike COŞKUNOĞLU Başvurucular Vekili: Av. Turgay ÖZDOĞAN I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, taşın
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR NAZMİ ÖMER PAKEL VE MELİKE COŞKUNOĞLU BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/7363) Karar Tarihi: 15/12/2020 Başvuru Numarası : 2018/7363 Karar Tarihi : 15/12/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Kamber Ozan TUTAL Başvurucular : 1. Nazmi Ömer PAKEL 2. Melike COŞKUNOĞLU Başvurucular Vekili: Av. Turgay ÖZDOĞAN I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, taşınmazın dava yoluyla tapusunun iptal edilerek orm an vasfıyla Hazine adına tespit ve tescilinden dolayı uğranılan zararın taz min edilmesi istemiyle açılan davanın zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemey e erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ 2. Başvurular 7/3/2018 tarihinde yapılmıştır. 3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapıla n ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca 2018/9863 numaralı başvuru dosyasının hukuki bağla ntı nedeniyle 2018/7363 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incel emenin 2018/7363 numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer dosyanın kapat ılmasına karar verilmiştir. 5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. 6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve es as incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru Numarası : 2018/7363 Karar Tarihi : 15/12/2020 37. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. III. OLAY VE OLGULAR 8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 9. Başvurucular sırasıyla 1957 ve 1960 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir. A. Uyuşmazlığın Arka Planı10. İstanbul'un Beykoz ilçesi Gümüşsuyu mahallesi 318 ada 1 pars elde kayıtlı bostan vasıflı 123.004 m² yüz ölçümündeki taşınmaz, 1954 yılınd a yapılan tapulamada tapu kayıtları uygulanarak İ.D.M., F.B. ve müşterekleri adlarına pay lı mülkiyet üzere tescil edilmiştir. Sonrasında söz konusu taşınmazın 11/16 payı başvuru cuların murisi N.O.ya geçmiştir. 11. Orman Yönetimi 22/5/1962 tarihinde başvurucular murisi ile b irlikte diğer paydaşlara karşı tapu iptali davası açmıştır. Dava dilekçesinde , taşınmazın kesinleşen orma n tahdidine göre orman içinde kaldığı ve revizyon gören tapu kayı tlarının yanlış uygulanması sonucu kişiler adına tapu kaydının oluştuğu gerekçesiyle tapunu n iptali ile el atmanın önlenmesi talep edilmiştir. 12. Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesi 13/3/1978 tarihinde davayı kab ul etmiş ve taşınmazın 101.704 m² yüz ölçümlü kısmın kesinleşen orman tahdi t sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptaline ve tapu maliklerinin el atm alarının önlenmesine karar vermiştir. Karar 1983 yılında kesinleşmiş ve söz konusu kısım 2 6/8/1983 tarihinde tapu kaydından terkin edilmiştir. 13. Tapuda terkin edilen kısım 1988 yılında yapılıp kesinleşen 3 1/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu nun 2. maddesi uygulamasıyla (2/B uygu laması) Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. Söz konusu kısım 2010 yılınd a yapılan kullanım kadastrosu sırasında 1872, 1873, 1874, 1908, 1888, 1889 ve 1891 adalarda ç eşitli parsellere ayrılarak Hazine adına tespit edilmiştir. 14. Orman sınırı dışında kalan 21.300 m²lik kısım ise 10/4/1971 tarihinde yapılan satışa istinaden gerçek kişiler adına tapuda kayıtlıdır. B. Başvurucuların Açtığı Kadastro Tespitine İtiraz Davası 15. Başvurucular 2/8/2010 tarihinde kadastro tespitine itiraz da vası açmıştır. Başvurucular dava dilekçesinde; orman sınırları içinde kaldığın dan tapu kaydı iptal edilen taşınmazın 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığ ını, başka kişilerin zilye t gösterildiğini ve taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında üze rlerine yazılmadığını belirterek beyanlar şerhinin düzeltilmesini talep etmiştir. 16. Beykoz Kadastro Mahkemesi 23/2/2012 tarihinde, dava konusu b ölgede kadastro çalışması yapılmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş ve görevli mahkemenin Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna hükmetmiştir. Dosya kara rın kesinleşmesinin ardından Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (Mahkeme) gönderilm iştir. Başvuru Numarası : 2018/7363 Karar Tarihi : 15/12/2020 4C. Başvurucuların Açtığı Tapu İptali ve Tescili ile Tazminat Dav ası 17. Başvurucular 2/8/2010 tarihinde Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahke mesinde tapu iptali ve tescili ile tazminat talepli başka bir dava daha açmı ştır. Başvurucular dav a dilekçesinde; 2/B uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarıla rak Hazine adına kaydedile n murisin hissesine tekabül eden kısmına ilişkin tapu kaydının ip tali ile bu kısmın miras hisseleri oranında adlarına tescilini talep etmiştir. Başvurucu lar, tapu iptali ve tescili taleplerinin kabul edilmemesi hâlinde ise tapusu iptal edilen k ısım için mülkiyetten haksız olarak mahrum bırakılmalarından doğan zararlarının karşılığı ol arak taşınmazın bedelinin (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 12.000 TL) tazminin i istemiştir. Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 8/4/2014 tarihinde, hukuki ve fiilî bağlantı bu lunduğu gerekçesiyle davanın Mahkeme dosyası ile birleştirilmesine karar vermiştir. 18. Mahkeme 15/12/2014 tarihinde başvurucuların açmış olduğu kad astro tespitine itiraza ilişkin asıl dava ile birlikte tapu iptali ve tescili i le tazminata ilişkin birleşen davayı reddetmiştir. Mahkeme gerekçesinde öncelikle Beykoz Asliye Huku k Mahkemesince 1978 yılında verilen dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sahası içinde kaldığında n tapu kaydının iptaline ve tapu maliklerinin el atmalarının önle nmesine ilişkin karara işaret etmiştir. Bu doğrultuda Mahkeme, orman sayılan söz konusu yerin 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazi ne Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Ta rım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un 7. maddesine tabi taşınmazlardan olmadığından tapu iptali ve tescili talebini reddetmiştir. Mahkeme, 1978 yılında verilen hüküm tari hinden itibaren de on yı l geçmiş olduğundan tazminat talebini reddettiğini açıklamıştır. 19. Taraflar kararı temyiz etmiştir. Başvurucular temyiz dilekçe sinde; kadastro tespitine itiraz iddialarının değerlendirilmediğini, orman sını rları dışına çıkarılan taşınmazın iade edilmesi gerektiğini ve taşınmaz bedelinin haksız olarak t azmin edilmediğini belirtmiştir. 20. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi (Daire) 8/11/2016 tarihinde hükmü n, tapu iptali ve tescili ile tazminat talebinin reddine ilişkin kısmının onanmas ına; kadastro tespitine itiraz kapsamında beyanlar hanesindeki şerhlere yönelik taleplere iliş kin kısmın ise bozulmasına karar vermiştir. Daire, tapu iptali ve tescili davası yönünden; 2/B uygulamasına konu taşınmazın çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kaz andırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemeyeceğini ifade etmiştir. Daire 22/11/2001 tarihl i ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesine dayalı tazminat davası yönünden; tap u kaydına iptaline ilişkin kararın 1983 yılında kesinleştiğini ve dava tarihi itibarıyla o n yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini açıklamıştır. Daire, beyanlar hanesine yönelik talepl er bakımında ise kadastro mahkemesinin görevli olduğunu belirtmiştir. 21. Daire 21/12/2017 tarihinde başvurucuların karar düzeltme ist eğini reddetmiştir. 22. Nihai karar 5/2/2018 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. 23. Başvurucular vekili 7/3/2018 tarihinde bireysel başvuruda bu lunmuştur. IV. İLGİLİ HUKUK 24. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, 37-47; Ayşe Çidem Tekinda ğ ve diğerleri , B. No: 2017/15121, 11/12/2019, 21-29. Başvuru Numarası : 2018/7363 Karar Tarihi : 15/12/2020 5V. İNCELEME VE GEREKÇE 25. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda baş vuru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucuların İddiaları 26. Başvurucular, murislerine ait taşınmazın orman sınırları içi nde kaldığından tap u kaydının iptal edildiğini belirtmiştir. On yıllık zamanaşımı ne deniyle 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine dayalı olarak açılan tazminat davasının reddedi lmesinin haksız olduğunu ileri süren başvurucular, tapu sicilinin tutulmasından doğan za rarın devlet tarafından tazmin edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucular; taşınmazın o rman sınırları dışın a çıkarılmasının taşınmazın iadesi beklentisini oluşturduğunu, ta zminat davasının süresinin ise bu beklenti ile açılan tapu iptali ve tescili davasının reddi k ararının kesinleşmesi ile birlikte başlamasının gerektiğini belirtmiştir. Başvurucular bu gerekçel erle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme 27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hu kuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan , B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Başvurucular, tazminat dav asının on yıllık zamanaşımı gerekçesine dayalı olarak reddedilmesi nedeniyle mül kiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bununla birlikte davanın reddi zama naşımı gerekçesine dayandırıldığından başvurunun mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür. 28. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce Anayasa Mahkemes i tarafında n Yaşar Çoban kararı ile ortaya konulmuştur. Anılan karara konu olayda, tapu siciline güvenilerek satın alınan taşınmazın kadastro çalışması sonucu H azine adına tespit ve tescili sebebiyle uğranılan zararın tazmin edilmesi istemiyle 26/6/2009 tarihinde açılan dava on yıllık zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmiştir. Kararda; esası i ncelenmeden davanın süre aşımı yönünden reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına müdahal e oluşturduğu, 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 125. m addesine dayalı müdahalenin kanuni temeli olduğu ve hukuki güvenliğin sağlanmas ı kapsamında meşru bir amaç taşıdığı açıklanmıştır ( Yaşar Çoban , 54-63). 29.Yaşar Çoban kararında ölçülülük yönünden yapılan incelemede, 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine dayalı tazminat davası yolunun Yargıta y Hukuk Genel Kurulunun 18/11/2009 tarihli içtihadından sonra etkili ve elverişli hâle geldiği belirtilmiştir. Bu nedenle 1980 tarihli kadastro tespitine karşı on yıllık süre içinde taz minat davası açılmasının beklenmesinin tazminat yolunu etkisizleştireceği açıklanmıştır. Dolayısıyla 18/11/2009 tarihinden önce tüketilmesi gerektiği gerekçesiyle tazminat dav asının reddedilmiş olmasının başvurucu aleyhine adil dengeyi bozduğu ve mahkemeye erişim hak kını ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır ( Yaşar Çoban, 68-74). 30.Ayşe Çidem Tekinda ğ ve diğerleri başvurusunda 4721 sayılı Kanun un 1007. maddesi kapsamında 18/11/2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan tazminat talepleri hakkında bu tarihten itibaren makul bir süre içinde d ava açılabileceğinin kabulü gerektiği ifade edilmiştir. Bu sürenin ne kadar olacağının dere ce mahkemelerinin takdirinde Başvuru Numarası : 2018/7363 Karar Tarihi : 15/12/2020 6olduğu ancak bu yönde bir değerlendirmeye yer verilmediği ve da va açılmasını mümkün hâle getirebilecek şekilde makul bir süre tespiti yoluna gidilmediği belirtilmiştir. Bu kapsamda 18/11/2009 tarihinden 1 yıl 10 ay 15 gün sonra açılan davanın m akul kabul edilebilecek bir sürede açıldığı sonucuna varılmış ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine kara r verilmiştir ( Ayşe Çidem Tekinda ğ ve diğerleri, 40-45). 31. Buna karşılık Asım Uzun ve di ğerleri başvurusunda ise 18/11/2009 tarihinden itibaren 4 yıl 1 ay 13 gün sonra açılan 4721 sayılı Kanun un 10 07. maddesine dayalı tazminat davasının makul kabul edilebilecek bir sürede açılmadığı sonucu na varılmıştır. Bu bağlamda makul denilebilecek bir sürede dava açmayan başvurucuların dava sının zamanaşımından reddedilmesinin başvuruculara aşırı bir külfet yüklemediği ve m ahkeme erişim hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır ( Asım Uzun ve di ğerleri , B. No: 2018/26593, 12/2/2020, 41, 42). 32. Yukarıda açıklanan kararlarda belirtilen ilkeler doğrultusun da 18/11/2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş olan somut olaya konu davanın, bu tarihten sonra makul bir süre içinde açılıp açılmadığının tespit edilmesi gere kmektedir. Başvuruya konu olayda başvurucular 2/8/2010 tarihinde 4721 sayılı Kanun un 100 7. maddesine dayalı tazminat davasını açmıştır. Söz konusu dava, tapu kaydının ipta line ilişkin kararın kesinleştiği 1983 yılından itibaren on sene içinde açılmadığı g erekçesiyle reddedilmiştir. Buna karşılık somut olayda derece mahkemeleri davanın makul bir sürede açılıp açılmadığına ilişkin bir değerlendirmede bulunmamıştır. 33. 4721 sayılı Kanun un 1007. maddesi kapsamında 18/11/2009 tar ihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan tazminat talepleri hakkında bu tarihten itibaren makul bir süre içinde dava açılabileceği kabul edilmelidir. Somut olayda da 18/11/2009 tarihinden itibaren 8 ay 14 gün sonra açılan davanın makul kabul edilebile cek bir sürede açıldığı açıktır. 34. Sonuç olarak başvurucular tarafından açılan davanın 18/11/20 09 tarihinde etkili hâle gelen hukuk yolunun bu tarihten önce tüketilmesi gerektiği gerekçesiyle zamanaşımından reddedilmesi suretiyle başvuruculara yüklenen kü lfet, kamu yararı ile bireyin mahkemeye erişim hakkı arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucular aleyhine bozmuş ve mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi orantısız kılmıştır. 35. Açıklanan gerekçelerle Anayasa nın 36. maddesinde güvence al tına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gere kir. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurulu şu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir : "(1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Başvuru Numarası : 2018/7363 Karar Tarihi : 15/12/2020 7Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir." 37. Başvurucular, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve ayrı ayrı 55.937.200 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur. 38. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler bel irlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle b irlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir ( Aligül Alkaya ve diğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 39. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğin e karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz e dilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duru ma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirle nerek devam eden ihlali n durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararl arın giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Do ğan, 55, 57). 40. İncelenen başvuruda, 18/11/2009 tarihinde etkili hâle gelen hukuk yoluna ilişkin makul bir süre içinde dava açıldığı hâlde davanın zamanaşımında n reddedilmesinden dolayı mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 41. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapı lacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun' un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırı lmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı veriler ek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında bel irtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar v erilmesi gerekmektedir. 42. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden ya rgılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. 43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harcın başvuru culara ayrı ayrı ödenmesine, 3.000 TL vekâlet ücretinin ise başvuruculara müşter eken ödenmesine kara r verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; Başvuru Numarası : 2018/7363 Karar Tarihi : 15/12/2020 8A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, 2. Anayasa nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye er işim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, B. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin son uçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Beykoz 2. As liye Hukuk Mahkemesine (E.2012/333, K.2014/468) GÖNDERİLMESİNE, C. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDİNE, D. 294,70 TL harcın başvuruculara AYRI AYRI, 3.000 TL tutarındak i vekâlet ücretinin ise başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine v e Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmas ına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar ge çen süre için yasal faiz UYGULANMASINA, F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/12 /2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Üye Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Üye Üye Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ