DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/174 E. , 2024/443 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/174 Karar No : 2024/443 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 19/04/2022 tarih ve E:2017/7728, K:2022/2350 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedb…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/174 E. , 2024/443 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/174 Karar No : 2024/443 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 19/04/2022 tarih ve E:2017/7728, K:2022/2350 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 19/04/2022 tarih ve E:2017/7728, K:2022/2350 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca üzerine atılı suçu işlediğine dair somut, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunulmadığından anılan kararın 06/12/2017 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, davacının örgüt tarafından düzenlenen sohbetlere katıldığına yönelik tanık ifadesi ile davacının bu ifadeye karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek söz konusu ifadenin FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, Davacının adının geçtiği Bylock yazışma içerikleri yönünden, davacının adı ve soyadına açıkça yer verilerek "murakabe" olarak nitelendirildiğini gösteren ByLock yazışması, davacı hakkında dosya kapsamında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğunun değerlendirildiği, YARSAV üyeliği yönünden, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği, HTS kayıtları yönünden, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında işlem yapılan ve ByLock kullanıcısı olan kişilerle yaptığı görüşmeleri içerir HTS kayıtlarının, davacı hakkında yapılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu kararların dayanağı bilgi ve belgelerin kendisine tebliğ edilmediği ve kendisine yöneltilmiş olan isnat ve suçlamaların bildirilmediği; Daire kararında dava konusu işlemin hukuka uygun bulunmasına gerekçe olarak gösterilen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturması kapsamında düzenlenen 08/02/2021 tarihli araştırma tutanağında yer alan ByLock içeriklerinin meslekten çıkarıldığı tarih itibariyla dosyada bulunmadığı ve buna karşı savunma hakkının kullandırılmadığı; YARSAV'a üye olduğu tarihte anılan Derneğin FETÖ ile hiçbir ilgi ve alakasının olmadığı, hatırını kıramadığı bir meslek büyüğünün ricasını kırmamak niyeti ile gerçekleştirdiği üyeliğin FETÖ terör örgütüyle herhangi bir ilgisi bulunmadığı, YARSAV'a üye olduğu 11/07/2007 tarihi itibariyla anılan Derneğin bir terör örgütünün kontrolü altında olduğuna dair hiçbir mahkeme kararının olmadığı ve bu nedenle YARSAV'a üyeliği nedeniyle meslekten çıkarılmasının Anayasa’nın 33., 34. ve 51. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 11. maddesini ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği; yaklaşık 30 yıl önceki bir tarihte sadece birkaç kez gittiğini beyan ettiği yerlerde hangi tarih veya tarihlerde ve hangi adreste kendisini gördüğünü net olarak belirtmeksizin tamamen afaki şekilde aleyhinde ifade veren tanığın, kişisel husumeti ve intikam duygusuyla hareket ederek gerçeğe aykırı ifade verdiği, tanığa soru sorma hakkının kullandırılmadığı, sanıktan tanık olmayacağı, Anayasa, AİHS ve BM MSHS’nin açık hükümlerine aykırı olarak elde edilen ve kullanılan itirafçı tanık/sanık ifadelerinin yasa dışı delil niteliğinde olduğu ve Anayasanın 38. maddesi uyarınca hiçbir karara dayanak yapılamayacağı; ByLock uygulamasına dair delillerin hukuka aykırı yol ve yöntemle elde edilmiş olduğu ve bu nedenle yargılamada delil olarak kullanılamayacağı, bu yazışmaları yaptığı iddia edilen kişilerle yüzleştirilmemesi nedeniyle çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği; suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin, masumiyet karinesinin, hukuki güvenlik ilkesinin, adil yargılanma ilkesinin, özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği; içeriğinde suç unsuru bulunduğuna ilişkin bir suçlama bulunmayan ve içerikleri tespit edilmemiş olan, hayatın olağan akışına uygun olarak görüştüğü ve haklarında daha sonra soruşturma açılan kişilerle iletişim kaydının bulunması nedeniyle meslekten çıkarılmasının AİHS’in 8. maddesi ile güvence altına alınan özel hayata ve haberleşmeye saygı hakkına ayrıca adil yargılanma hakkına müdahale niteliğinde ve hukuka aykırı olduğu; ayrıca, makul sürede yargılanma hakkının da ihlal edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 19/04/2022 tarih ve E:2017/7728, K:2022/2350 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 29/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.