Başvuru, ihalenin feshi davasında aleyhe hükmedilen para cezası nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; esaslı iddiaların mahkeme ve Yargıtay kararlarında cevaplandırılmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ihalenin feshi davasında aleyhe hükmedilen para cezası nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; esaslı iddiaların mahkeme ve Yargıtay kararlarında cevaplandırılmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/12/2015 tarihinde yapılmıştır.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı (Vakıf), Ankara'nın Çankaya ilçesinde yapılacak olan Yunus Emre Cem ve Kültür Merkezi inşaat yapım işini 3/6/2008 tarihli sözleşme ile müteahhit İ.S.ye ihale etmiştir. Müteahhit, inşaatla ilgili bir kısım imalat işini alt taşeron B. İnşaat Ltd. Şti.ye (Şirket) devretmiştir. Şirket, yaptığı işin bedelinin ödenmediğini iddia ederek müteahhide karşı icra takibi başlatmış; müteahhidin Vakıftan olan alacağından borca yeter kısmının icra dosyasına yatırılması için 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun maddesi uyarınca başvurucuya icra müdürlüğü tarafından haciz ihbarnamesi gönderilmiştir. Başvurucu, haciz ihbarnamesine karşı müteahhidin kendisinden herhangi bir alacağının olmadığını belirterek itirazda bulunmuştur.A. Ankara İcra Ceza Mahkemesinin E.2009/82 Sayılı Dosyasındaki Süreç Şirket; Ankara İcra Ceza Mahkemesinde açtığı davada, müteahhidin başvurucu Vakıftan hakediş alacağının olduğunu, Vakfın sırf kendisini zarara uğratmak amacıyla haksız itirazda bulunduğunu belirterek itirazın kaldırılması ile başvurucu Vakfın, alacağın %40'ından az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Ankara İcra Ceza Mahkemesi 30/12/2011 tarihli kararında, 2004 sayılı Kanun'un maddesi kapsamında usulüne uygun dava açılmadığını belirterek cezalandırma talebini reddetmiş, 000 TL üzerinden tazminat talebini kısmen kabul etmiştir. Bu arada Şirket, lehine hükmedilen tazminat kararının kesinleşmesini beklemeden tazminatın tahsili amacıyla Ankara İcra Müdürlüğünün E.2012/1085 sayılı dosyasında takip başlatmıştır. Ankara İcra Ceza Mahkemesinin kararı başvurucu tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay Hukuk Dairesi 29/4/2014 tarihli kararında, tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur. Karar düzeltme talebi Yargıtay Hukuk Dairesinin 18/11/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bozma ilamına uyan Mahkeme 26/2/2015 tarihli kararında, tazminat yönünden davanın reddine karar vermiştir.Karar, temyiz edilmeksizin 21/5/2015 tarihinde kesinleşmiştir.B. Başvuruya Konu Çatalca İcra Hukuk Mahkemesinin E.2014/48 Sayılı Dosyasındaki Süreç Bu arada başvurucu aleyhine başlatılan icra takibi (bkz. § 14) kapsamında başvurucu adına kayıtlı taşınmazın satışı talep edilmiş, taşınmaz 27/5/2014 tarihinde yapılan ihale ile üçüncü şahıs konumundaki bir şirkete satılmıştır. Başvurucu bu süreçte takibin durdurulması gerektiğini belirterek Ankara İcra Hukuk Mahkemesinin E. 2014/253 sayılı dosyasında şikâyette bulunmuş, Mahkemenin 22/5/2014 tarihli kararı ile bu talep reddedilmiş, Yargıtay Hukuk Dairesinin 29/4/2014 tarihli bozma kararından sonra 23/6/2014 tarihinde icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Başvurucu, icra takibi kapsamında gerçekleşen satış işlemi ile ilgili olarak Çatalca İcra Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) açtığı davada; takibe dayanak ilam hakkında Yargıtay tarafından bozma kararı verildiğini, kararın bozulması nedeniyle satış işleminin durması gerektiğini, satış ilanının usulüne uygun yapılmadığını belirterek ihalenin feshini talep etmiştir. Mahkeme 4/9/2014 tarihli kararında, ihalenin feshi nedenlerinin 2004 sayılı Kanun'un maddesinde belirtildiğini, somut dava açısından Kanun'da aranan fesih şartlarının gerçekleşmediğini belirterek davayı reddetmiş; başvurucuyu ihale bedelinin %10'u oranında 800 TL para cezasına mahkûm etmiştir. Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin (Daire) 30/4/2015 tarihli kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme talebi üzere Daire 20/10/2015 tarihli kararında, ihale bedelinin 000 TL olduğunu, para cezası miktarının maddi hata sonucu Mahkemece 000 TL yerine 800 TL olarak yazıldığını, maddi hatanın mahallinde düzeltilmesinin mümkün olduğunu belirterek karar düzeltme talebini reddetmiştir. Karar düzeltme ilamı 26/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve 25/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. A. Ulusal Hukuk2004 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “İhalenin feshini, Borçlar Kanununun 226 ncı maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir. İhalenin feshi talebi üzerine tetkik icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. Talebin reddine karar verilmesi halinde icra mahkemesi davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahküm eder. (Ek cümle: 17/7/2003-4949/38 md.) Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi hâlinde para cezasına hükmolunamaz."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir...” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim hakkının Sözleşme'nin maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası olduğunu (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B. No: 54252/.., 16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı önüne getirme hakkının güvence altına alındığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36). Sözleşme'nin maddesi, mahkemeye erişim hakkını etkin bir biçimde güvence altına alsa da bu hususta kullanılacak araçların seçiminin Sözleşme'ye taraf devletlere ait olacağını, devletler bu konuda belli bir takdir hakkına sahip olmakla birlikte Sözleşme'nin gereklerine riayet edilip edilmediğine dair son kararı AİHM'in vereceğini belirtmiştir (Kreuz/Polonya, B. No: 28249/95, 19/6/2001, § 53). AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakım sınırlandırmaların kabul edilebileceğini, ancak sınırlamaların meşru bir amaca yönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasında makul bir orantısallık ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, kısıtlamaların Sözleşme'nin maddesinin birinci fıkrasına uygun olmayacağını belirtmiştir (Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78, 28/5/1985, § 57).AİHM'e göre yerel mahkemeler önünde davaların birikmesini önlemek ve adaletin işleyişini sağlamak amacıyla uygulanan para cezası kural olarak mahkemeye erişim hakkına müdahale sonucunu doğurmaz (Toyaksi ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 43569/.., 20/10/2010). Ancak para cezasının miktarı, özellikle söz konusu davanın koşullarında bir kişinin mahkemeye erişim hakkından yararlanıp yararlanmadığını belirlemede önemli bir faktördür (Sace Elektrik Ticaret ve Sanayi A.Ş./Türkiye, B. No: 20577/05, 22/10/2013, § 27). AİHM, somut olaya benzer bir başvuruda, ihalenin feshi davasında başvurucu aleyhine hükmedilen para cezasını mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelemiş; başvurucunun davasını üç aşamalı olarak yargı mercileri önünde ileri sürdüğünü, yargılamanın sonuçlanmasının ardından dikkate değer miktardaki finansal yük uygulamasının mahkemeye erişim hakkını kısıtlayabileceğini, 2004 sayılı Kanun'un maddesinde öngörülen %10 oranındaki para cezasının adaletin uygun bir şekilde yönetilmesini sağlamak üzere meşru amaca yönelik olarak öngörüldüğünü ancak başvuru konusu davada, ihalede gerçekten bir eksiklik olduğunun gözlemlenebileceğini, bu açıdan başvurucunun gereksiz ve önemsiz yargılama işlemleri başlattığının kabul edilemeyeceğini, bunun yanında 2004 sayılı Kanun'un maddesinde verilen para cezasının üst sınırının belirlenmediğini ve mahkemece bu oranda para cezasına hükmedilmesinin de zorunlu olduğunu, başvurucuya yükletilen 000 Avro mali yükün somut olay koşullarında oldukça yüksek ve öngörülen meşru amaca uygun olmadığını belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Sace Elektrik Ticaret ve Sanayi A.Ş./Türkiye, §§ 28-33).