Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2647 E. , 2024/7070 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2647 Karar No : 2024/7070 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : I- (DAVALILAR) 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... II- (DAVACI) ... Sigorta Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVALI : ... İdaresi Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :.... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen i…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2647 E. , 2024/7070 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2647 Karar No : 2024/7070 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : I- (DAVALILAR) 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... II- (DAVACI) ... Sigorta Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVALI : ... İdaresi Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :.... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ankara İli, Çankaya İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan Güneş apartmanı hakkında, bölgede oluşan heyalan ve yer kaymasına bağlı olarak yetkili merciler tarafından oturulamaz raporu verilmesi üzerine, anılan yapının ... nolu bağımsız bölümünün maliki sigortalıya ödenen 108.083,00-TL sigorta tazminatının ödeme tarihi olan 04/11/2011 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Ondördüncü Dairesinin 13/02/2019 tarih ve E:2019/139, K:2019/1106 sayılı kararıyla; temyiz edilen kısmının hizmet kusuru bulunan idarelerin tazminata esas olmak üzere kusur oranlarının belirlenmesi, maddi tazminata esas miktarın belirlenmesi için ikamet etmeyi engelleyici durumun tespit edilmesi ve her yıl güncellenen, mimarlık ve mühendislik hizmet bedellerinin hesabında kullanılacak yapı yaklaşık birim maliyetleri hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yürürlüğe konulan tebliğ hükümlerine göre zararın doğduğu yılda yayımlanan tebliğ dikkate alınarak binanın maliyet bedeli hakkında hesaplama yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma kararına uyularak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise davacının tazminat isteminin kabulü ile 108.083,00-TL maddi tazminatın davalı idarelere yapılan başvuru (12.12.2011) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ve Çankaya Belediye Başkanlığı'nca davacıya ödenmesine karar verilmesi yönündeki İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/11/2022 tarih ve E:2022/6363, K:2022/10071 sayılı kararıyla, zararın oluşumunda kusuru bulunanların ve kusur oranlarının hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde, birbiriyle çelişen kararlar verilmesinin önüne geçmek için emsal dosyalarda verilen kararların ve bilirkişi raporlarının da dikkate alınması suretiyle, bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak tespit edilmesi, hükmedilecek tazminatın ve yargılama giderlerinin kusur oranlarına göre davalı idarelere ayrı ayrı yüklenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, kusur oranları yönünden eksik değerlendirme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak, kusuru bulunan davalı idarelerin hatalı tespit edilmesi sonucunda kusur oranları da belirtilmeksizin verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma kararına uyularak zarara birden fazla idarenin eylem ve işlemleriyle sebebiyet vermiş olduğundan zararın tazmininin kusurlu olunan oran nispetinde olmak üzere, sorumlu idarelerden ayrı ayrı tahsil edilmesi gerektiği, davalı idarelerden Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Çankaya Belediyesinin olayda kusuru bulunduğu saptanan diğer kişi ve kuruluşlarla birlikte ortaya çıkan zararın tazmininden kusurları oranında sorumlu olduğu, Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin ise olayda kusuru bulunmadığından zararın tazmininden sorumlu olmadığı, bilirkişi raporunda yapı bedeli 142.879,00-TL olarak hesaplanmışsa da, dosyada tazmini istenen zarar sigortalılara ödenen toplam 108.083,00-TL olduğundan, davalı idarelerin sigortalılara ödenen tutarın tazmininden kusurları oranında sorumlu olduğu, davalı idarelerden olayda 2.derece sorumluluğu bulunan Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin tazminat tutarının %20'si olan 21.617,00-TL'nin, 1. derece sorumluluğu bulunan Çankaya Belediyesi'nden ise %25'i olan 27.021,00-TL'nin davacıya ödenmesinden sorumlu olduğu, sonuç olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi'nden 21.617,00-TL, Çankaya Belediyesi'nden ise 27.021,00 TL'nin alınarak toplamda 48.638,00-TL'nin davacıya ödenmesi, fazlaya ilişkin tazminat talebinin ise (olayda kusuru bulunan özel hukuk kişilerinden tazmini gerektiğinden) reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçeleriyle davanın Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü yönünden reddine, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Çankaya Belediye Başkanlığı yönünden ise 48.638,00-TL'lik kısmının kabulüne, 21.617,00-TL'nin Ankara Büyükşehir Belediyesince, 27.021,00-TL'nin ise Çankaya Belediyesince (ödemenin yapıldığı 04/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte) davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısmının ise reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1-Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; idarelerinin kusuru ve dahli bulunmadığı, rezerv yapı alanlarının ... ada ile aynı bölgede seçilmiş olmasıyla arsa ve bina değeri kaybının da önüne geçilmiş olduğu belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe hususların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2-Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından; kararın bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan verildiği, idarelerine %25 kusur atfedilmesinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığı, davaya konu alanda yetki ve sorumluluğun idarelerinde olmadığı, hasım mevkiinden çıkarılmaları gerektiği, ödeme gerçekleştikten sonra mülkiyet halen sigorta ettirende kaldığından tescilin idarelere devrinden sonra bedelin ödenmesi hususunun kararda yer almaması durumuna itiraz ettikleri belirtilerek, temyize konu kararın re'sen de dikkate alınacak sebeplerle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 3-Davacı tarafından; davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları, Aski yönünden davanın reddi kararının doğru olmadığı, davalıların sadece kusur oranında sorumlu olduklarının kabulünün mümkün olmadığı, olayda idarelerin hizmet kusurunun varlığından bahsedilebilmesi için gereken tüm şartların gerçekleştiği, rapora karşı beyan ve itirazları dikkate alınmadan, ek rapor alınmadan, çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasının doğru olmadığı, davalılar ve dava dışı firmaların tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, kusur oranlarının kendilerine karşı ileri sürülemeyeceği, kusur oranında hüküm kurulmasının doğru olmadığı, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın anlaşılamadığı, bilirkişi raporuyla yapılan hukuki değerlendirmenin yok hükmünde olduğu, Mahkeme tarafından denetime elverişli gerekçe belirtilmemiş olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI : 1-Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; savunma verilmemiştir. 2-Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından; savunma verilmemiştir. 3-Davacı tarafından; davalıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ :... DÜŞÜNCESİ :Temyiz istemlerinin kısmen kabul, kısmen reddi ile Mahkeme kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: 16.06.2011 günü yağan şiddetli yağış nedeniyle oluşan heyelan ve yer kaymasına bağlı olarak afete maruz bölge ilan edilen Ankara İli, Çankaya İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ... apartmanı hakkında, yetkili merciler tarafından oturulamaz raporu verilmesi üzerine, davacı tarafından, anılan yapının 7 nolu bağımsız bölümünün maliki sigortalıya 04.11.2011 tarihinde sigorta bedeli olarak 108.083,00-TL ödenmiştir. Daha sonra davacı tarafından, halefiyet ilkesi uyarınca zarar gören sigortalının yerine geçerek bu sigorta bedelini tazmin etmeleri için kusuru bulunan davalı idarelere 12.12.2011 günü yapılan başvuruya ret cevabı verilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. İdarenin hukuki sorumluluğunun kabulü için, kusursuz sorumluluğa ilişkin istisna halleri dışında, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin, kötü işlemesi, geç işlemesi yada hiç işlememesi sebeplerinden birisiyle kusurlandırılmış olması gerekmektedir. Hizmet kusuru, iradi bir işlem yada eylemden kaynaklanabileceği gibi, idarenin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ve ihmalinden de kaynaklanabilir. Yine zarar ile idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacının temyiz istemi yönünden; Uyuşmazlıkta; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu, maddi tazminata ilişkin miktarın belirlenmesi usulü ve tespit dönemi yönünden incelendiğinde, davaya konu bağımsız bölümün içinde yer aldığı binanın toplam alanı 1950m2 denilerek hesaplama yapıldığı, hesaplama sonucunda davaya konu bağımsız bölümün değerinin arsa payı dahil 142.879,00-TL olduğu, arsa payı değerinin tazminat dışı tutulması halinde ise 72.379,00-TL olduğu tespitlerinde bulunulduğu, ancak, karara esas alınan bilirkişi raporunda 8 nolu parsel üzerinde bulunan binaya ilişkin veriler dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, oysa ki davaya konu taşınmazın 5 nolu parsel üzerinde bulunduğu ve 20.03.2006 tarihli yapı kullanım izin belgesine göre toplam bina alanının 1950m2 değil, 2270m2 olarak belirlenmiş olduğu anlaşılmakla birlikte, konu, dosyanın geldiği aşama itibarıyla değerlendirildiğinde ve temyize konu karar, bu hususta aynı binada bulunan 2 nolu bağımsız bölümüne ilişkin açılan başka bir davada yapılan yargılama sonucunda, ... İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Altıncı Dairesi tarafından da onaylanarak kesinleşen 14/01/2021 tarih ve E:2018/1024, K:2021/116 sayılı karar ile birlikte incelendiğinde, aynı binada, yaklaşık aynı alana sahip olduğu anlaşılan bağımsız bölümlerin 2270m2 toplam bina alanı üzerinden yapılacak değer hesaplamalarının da aynı olacağı, 2 nolu (217,13m2) bağımsız bölüm için yapılan hesaplamanın davaya konu 7 nolu (215,16m2) bağımsız bölüm için de emsal alınabileceği, ... İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Altıncı Dairesi tarafından da onaylanarak kesinleşen kararda 2 nolu dairenin bedelinin 115.642,37-TL olarak belirlendiği, bu durumda 2 nolu bağımsız bölümün tespit edilen ve Danıştay denetiminden de geçen değeri birebir emsal alınarak, iş bu davaya konu 7 nolu bağımsız bölümün değerinin de 115.642,37-TL olarak kabul edilebileceği sonucuna ulaşılmakla birlikte, dava değerinin 115.642,37-TL olarak belirlenen yapı değerinin altında olacak şekilde 108.083,00-TL olması dikkate alındığında, bilirkişi raporunda bedelin davacı aleyhine olacak şekilde hesaplanmış olmasının bozma sebebi olarak kabul edilmesinin, yargılamada gelinen aşama itibarıyla davanın esasına hiçbir katkısının olmayacağı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davalı idarelerin temyiz istemleri yönünden ise; Dosyanın incelenmesinden; davaya konu yapının içinde bulunduğu imar adasının tamamının Afete Maruz Bölge ilan edilmesine rağmen dava tarihi itibarıyla yapının yıkılmadığı, ancak davaya konu dairelerin, ağır hasarlı, oturulamaz raporu üzerine malikleri tarafından tahliye edildiği ve yapının mühürlendiği dikkate alındığında, dava tarihi itibarıyla henüz yıkım işlemi gerçekleştirilmemiş olsa da; afete maruz bölgede kalması nedeniyle yapılaşmaya uygun olmayan alanda kalan taşınmazda oluşan zararın tazmini gerekmekle birlikte, davacı sigorta şirketinin sigortasını yaptığı bağımsız bölümlerin bulunduğu apartmanda ikamet etmeyi engelleyici durumun hangi tarihte ortaya çıktığı tespit edilerek, dairelerin değer tespitlerinin zarara uğranıldığı tarih itibarıyla belirlenmesi gerektiği, binanın maliyet bedeli tespit edilirken, her yıl güncellenen, mimarlık ve mühendislik hizmet bedellerinin hesabında kullanılacak yapı yaklaşık birim maliyetleri hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yürürlüğe konulan tebliğ hükümlerine göre zararın doğduğu yılda yayımlanan tebliğ dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Uyuşmazlıkta; Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu, maddi tazminata ilişkin miktarın belirlenmesi usulü ve tespit dönemi yönünden incelendiğinde, hesaplamanın 2011 yılına ait mimarlık ve mühendislik hizmet bedellerinin hesabında kullanılacak yapı yaklaşık birim maliyetleri hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yürürlüğe konulan tebliğ hükümlerine göre yapıldığı, hesaplama sonucunda davaya konu bağımsız bölümün değerinin arsa payı dahil 142.879,00-TL olduğu, arsa payı değerinin tazminat dışı tutulması halinde ise 72.379,00-TL olduğu tespitlerinde bulunulduğu görülmektedir. Davada; aynı binada bulunan başka bağımsız bölümler için açılan davalarda da olduğu gibi, davacı sigorta şirketine ödenmesi gereken tazminat bedeli belirlenirken, konuya ilişkin benzer dosyalardaki hesaplama yöntemleri de dikkate alınarak, arsa payı hariç şekilde belirlenen yapı bedeli dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, arsa payı dahil olarak belirlenen 142.879,00-TL'lik rakam esas alınmak suretiyle verilen temyize konu Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan; hüküm altına alınacak maddi tazminat miktarına uygulanacak faiz başlangıç tarihi yönünden ise, taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak karar verileceği gibi, dava öncesi davalı idarelere başvuru yapılmış olması halinde başvuru tarihlerinin (her idare için ayrı ayrı değerlendirme yapılarak) aksi halde ise dava tarihinin esas alınması gerektiği, ayrıca bozmaya uyularak yeniden yapılacak yargılama sonucunda yargılama giderleri hususunda da (yargılamanın önceki aşamaları da dikkate alınarak, tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmeyecek şekilde) yeniden karar verileceği tabiidir. Diğer yandan UYAP kayıtlarının incelenmesinden; hüküm birlikteliği adına dikkate alınması gereken ve aynı binada bulunan başka bağımsız bölüm maliklerine ödenen sigorta bedellerinin tazmini için açılan davalarda verilen (... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ve ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararları) kararların da Dairemizce onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda; yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen sebeplerle, temyize konu Mahkeme kararının maddi tazminat bedelinin kabule ilişkin kısmı ile faiz başlangıcı ve yargılama giderleri yönünden bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Temyize konu ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, maddi tazminat bedelinin redde ilişkin kısmı ile faiz başlangıcı ve yargılama giderleri dışındaki hususlar yönünden ONANMASINA, maddi tazminat bedelinin kabule ilişkin kısmı ile faiz başlangıcı ve yargılama giderleri yönünden ise BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 05/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.