DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2487 E. , 2024/2967 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2487 Karar No : 2024/2967 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... 2-... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 15/05/2024 tarih ve E:2023/4571, K:2024/3027 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu ist
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2487 E. , 2024/2967 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2487 Karar No : 2024/2967 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... 2-... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 15/05/2024 tarih ve E:2023/4571, K:2024/3027 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... ili, ... ilçesi, ...... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 12/04/2023 tarih ve 7074 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 15/05/2024 tarih ve E:2023/4571, K:2024/3027 sayılı kararıyla; Usule ilişkin itirazlar yerinde görülmemiş, Uyuşmazlıkta, dava konusu imar planları hazırlanırken yeni kullanımın getireceği nüfusun ihtiyacı olan sosyal donatı alanlarının, ulaşım alt yapısı ile teknik alt yapının standartlara uygun ve yeterli olup olmadığı hususlarında gereken analiz ve çalışmaların yapılmayarak yalnızca elektrik ve haberleşme servis sağlayıcılarından alınan görüşler doğrultusunda hazırlanan kentsel teknik altyapı etki değerlendirme raporunun yetersiz olduğu, 25/03/1985 tarihinde onaylanan ... Toplu Konut Alanı 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "sosyal kültürel tesis alanı" olarak kullanım kararı belirlenen ve bütün planlama alanına hizmet eden bu fonksiyonun hangi nesnel ve teknik gerekçe ile değişikliğine gidilerek gelişme konut alanı ve park fonksiyonuyla meri uygulama imar planına entegre edildiği, ayrıca bu imar planının ana kararları, sürekliliği ve bütünselliğini bozmayacak şekilde ne tür önlemlerin alındığı hususu ortaya konulmaksızın hazırlandığı, İlgili mevzuat ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2022 tarih ve E:2022/3030, K:2022/3027 sayılı kararının birlikte ele alınması neticesinde, davalı idarece Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde yer alan teknik alt yapı tanımında yer alan ve planlama alanında öngörülen nüfusun ihtiyacı olan her türlü servisi sağlayan ilgili tüm kuruluşlardan sosyal donatı ve teknik alt yapıyı öngörülen nüfusun ihtiyacını karşılamaya yeterli olup olmadığı hususlarında görüşleri alınıp, 25/03/1985 tarihinde onaylanan ... Toplu Konut Alanı 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "sosyal kültürel tesis alanı" olarak belirlenen kullanım kararının kaldırılması hususunda, hangi önlemler alınarak bu imar planının ana kararları, sürekliliği ve bütünselliğinin korunacağının da açıklanmadığı, Bu itibarla, yargı kararlarının zamanında yerine getirilmesini sağlayarak bireylerin haklarını korumakla ve hukuk devleti ilkesini hayata geçirmekle yükümlü olan idare tarafından, yargı kararının gerekçesi ve genel anlamına bağlı kalınmayarak hazırlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, önceki verilen yargı kararının gereklerinin yerine getirildiği ve dava konusu işlemin mevzuata ve kamu yararına uygun olarak tesis edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Dosyanın incelenmesinden, dava konusu işlem yönünden, daha önce verilen yargı kararı gereğinin yerine getirildiği gibi, uyuşmazlığa konu imar planlarında şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozulmasının ve davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava konusu taşınmazı kapsayan alanda, ... Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile kabul edilen ve ... Büyükşehir Belediye Meclisince...tarihinde onaylanan ... Toplu Konut Alanı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında taşınmaz, "sosyal ve kültürel tesis alanı" olarak belirlenmiştir. Daha sonra alan; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 16/11/2015 tarihinde onaylanan ...-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında, "kentsel yerleşik alan", ... Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile kabul edilen 1/25.000 ölçekli ... Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planında ise "kentsel yerleşik (meskun) alan" olarak belirlenmiştir. 16/04/2019 tarih ve 941 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile, daha önce 1/5000 ölçekli nazım imar planı olmayan alanda, taşınmaza ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planı kabul edilmiş ve yürürlükte olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında da değişiklik yapılarak, taşınmaz kısmen E:1.40, Yençok:6 kat yapılaşma koşullarında gelişme konut alanı, kısmen de park alanı olarak öngörülmüştür. Anılan Karar'ın iptali istemiyle davacı tarafından açılan davada, davanın reddine yönelik Danıştay Altıncı Dairesinin 25/05/2022 tarih ve E:2019/14595, K:2022/6168 sayılı kararı, Kurulumuzun E:2022/3030, K:2022/3027 sayılı kararı ile bozularak, 16/04/2019 tarih ve 941 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptaline karar verilmiştir. Bu itibarla plansız kalan taşınmaz açısından, uyuşmazlığa konu 12/04/2023 tarih ve 7074 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile "orta yoğunlukta gelişme konut alanı ve park", 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile de "gelişme konut alanı (E:1.40, Yençok:6 kat) ve park alanı" kullanımları belirlenmiştir. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi"ni düzenleyen 9. maddesinin ikinci fıkrasında; "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmü, anılan Kanun'un Ek 3. maddesinde; "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir, yürürlüğe girer." hükmü bulunmaktadır. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin "Plan raporu" başlıklı 9. maddesinde; "(1) Mekânsal planlara ilişkin, kendi kademesine göre ve yapılış amacının gerektirdiği açıklamaları içeren bir plan raporu hazırlanır. (2) Plan raporunda, planın türü, ölçeği, kapsamı ve özelliğine göre; vizyon, amaç, hedefler ve stratejiler belirlenerek, koruma-kullanma esasları, alan kullanım kararları, yoğunluk ve yapılaşmaya ilişkin konularda planlama esasları ve uygulama ilkeleri, eylem planları, açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım, erişilebilirlik ve mekânın etkin kullanılması, gerektiğinde koruma, sağlıklaştırma ve yenileme program, alan ve projelerinin etaplama esasları, alan kullanım dağılımı tablosu gibi hususlarda açıklamalara yer verilir. (3) Planların araştırma aşamasında yapılan çalışmalarda elde edilen bilgi, belge ve sonuçlar ayrı raporlar halinde sunulabilir. (4) Plan değişikliklerinde, değişiklik gerekçesi ve yapılan gereklilik analizlerini ayrıntılı açıklayan plan raporu hazırlanması zorunludur. (5) İmar planlarında, bu Yönetmelikte tanımlanan veya plan gösteriminde bulunan kullanımlardan birden fazla mekânsal kullanımın aynı alanda bir arada bulunması durumunda uygulamaya yönelik alan kullanım oranları, otopark, yeşil alan ve benzeri sosyal ve teknik altyapı kullanımlarına ilişkin detaylar ile gerektiğinde bağımsız bölüm sayısı, plan raporu ve plan notlarında ayrıntılı olarak açıklanır." hükmüne, "İmar planı değişiklikleri" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." hükmüne, yedinci fıkrasında da; "Yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar plan değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu, analizi hazırlanır veya hazırlatılır." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 3194 sayılı Kanun'un 9. ve Ek 3. maddelerinde yer alan düzenlemeler uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisinde olup, bu yetkinin kullanımında planlama usul ve esasları yönünden Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ayrıksı bir yetki tanınmamıştır. Başka bir deyişle adı geçen idare yönünden de imar mevzuatı ile belirlenen planlama usul ve esaslarına uyma zorunluluğu bulunmaktadır. Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 1. maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda özelleştirme kapsam ve programına alındıktan sonra planlamaya tabi tutulan taşınmazlara bakıldığında, bunların temel özelliğinin birbirinden farklı bölgelerde yer alan ve sınırlı sayıdaki parselleri içeren taşınmazlar olduğu, bu taşınmazların bazen özelleştirme uygulamaları gereği tek başına satışa ya da devre konu edildikleri ve bu durumun bir sonucu olarak planlamanın da zorunlu olarak bu sınırlı sayıdaki taşınmaza yönelik olarak bazen parsel bazında gerçekleştirildiği görülmektedir. Hal böyle olunca parsel bazında gerçekleştirilen plan değişikliklerinin yargısal denetimi yapılırken, 3194 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinin yanı sıra, 4046 sayılı Kanun'da gösterilen amaç ve planlamaya konu taşınmazların bu şekilde özelleştirilmesi ya da değerlendirilmesi yolundaki özelleştirme uygulamasına ilişkin gereklilik ve zorunluluğun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta da, dava konusu parsel ile sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliğine gidildiğinden, yapılan plan değişikliğinin yargısal denetiminde yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmalıdır. Dosyanın incelenmesinden, 2018 yılında özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmaz açısından 16/04/2019 tarih ve 941 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan imar planının iptali istemiyle açılan davada, davanın reddine yönelik Danıştay Altıncı Dairesinin 25/05/2022 tarih ve E:2019/14595, K:2022/6168 sayılı kararının, Kurulumuzun E:2022/3030, K:2022/3027 sayılı kararı ile bozularak, "...kısmen gelişme konut alanı kullanımı açısından, imar planlarına ilişkin hazırlanan plan açıklama raporunda, alanda yaşaması öngörülen nüfus yoğunluğunun hesap edilmesi, buna göre gereken sosyal donatı miktarının değerlendirilmesi ve bu nüfusun getireceği ulaşım ve trafik yükü ile etkilerinin ortaya konulması gerekmektedir. Dosyada bulunan plan açıklama raporu ile diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden, parsele getirilen kullanım kararı sonucu, gelecekte bu alanda yaşaması öngörülen nüfus yoğunluğuna ilişkin herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmadığı, dava konusu imar planları hazırlanırken yeni kullanımın getireceği nüfusun ihtiyacı olan sosyal donatı alanlarının, standartlara uygun olarak ayrılıp ayrılmadığı ve ulaşım altyapısının yeterli olup olmadığı hususlarında herhangi bir çalışma ya da analizin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı idarelerce, taşınmazın %23 'lük kısmının park alanı olarak, sosyal ve teknik altyapı alanına ayrıldığı belirtilmekte ise de, mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olarak sosyal donatı alanı belirlenip belirlenmediğinin değerlendirilebilmesinin, ancak söz konusu imar planları ile getirilen nüfus yoğunluğunun hesap edilmesi ile mümkün olduğu açıktır. Uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde, alanda ne kadar nüfus yoğunluğu öngörüldüğünün hesap edilmesi; buna göre ilgili kuruluşlardan gerekli görüşler alınarak, bu nüfusun ihtiyacı olan sosyal donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal donatıların ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması, alanda yoğunluğu artıran ve kentsel ulaşım sistemini etkileyen nitelikteki imar planında, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla, ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporunun ve analizinin hazırlanması/hazırlattırılması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, çevre imar bütünlüğünü bozmayacak nitelikte olduğundan söz edilebilmesine bu haliyle olanak bulunmamaktadır." gerekçesi ile 16/04/2019 tarihli işlemin iptaline karar verildiği görülmüştür. Yargı kararında; parselde yaşaması öngörülen nüfus yoğunluğunun hesap edilmesi, buna göre gereken sosyal donatı miktarının değerlendirilmesi ve bu nüfusun getireceği ulaşım ve trafik yükü ile etkilerinin mevzuata uygun şekilde ortaya konulması suretiyle imar planı onaylanabileceği vurgulanmış olup, dava konusu işlem ile yargı kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediğinin ortaya konulması gerekmektedir. Bu çerçevede uyuşmazlığın değerlendirilmesinden; dava dosyasına sunulan "imar planı açıklama raporu"nda, taşınmazın konut alanı kalan kısmında 121-250 kişi/hektar şeklinde nüfus yoğunluğu belirlendiği, buna bağlı olarak davalı idarece, konut büyüklüğü brüt 130 m² öngörülerek hane halkı büyüklüğü 2022 yılı TÜİK verilerine göre 2,74 kişi olarak ele alındığında, alana getirilen ek nüfusun 114 kişi olarak hesaplandığı, önerilen konut alanı kullanımına bağlı taşıt yoğunluğunun, mevcut ulaşım ağını ve trafik akışını olumsuz etkilemesinin önüne geçilmesi amacıyla otopark ihtiyacının ada içerisinde karşılanacağının plan notlarında vurgulandığı, diğer yandan, dava konusu imar planlarına ait "sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu"nun hazırlandığı, bu raporda, dava konusu planlama alanının 500 metre yarıçaplı çevresinde yer alan sosyal ve teknik alt yapı alanlarının hava fotoğrafı üzerinde işaretlenerek, alandaki okullar, cami, devlet hastanesi, pazar alanı, spor tesisi, kültürel tesis alanı ve park alanlarının gösterildiği, ayrıca taşınmaz özelinde, ek nüfus için mevzuatın öngördüğü asgari 1.140,00 m² ayrılması gereken park alanı kullanımının 1.204,08 m² olarak planlandığı, rapor kapsamında ayrıca bir "ulaşım sentez haritası" hazırlanarak ulaşım ağı ile bağlantı kurulduğu, mevcut durumda taşınmazın etrafının 4-8 katlı yapılardan oluştuğu, taşınmaz üzerinde yapı bulunmadığı ve ağaçlar bulunan kısmının da planlarda park kullanımına ayrıldığı hususlarına yer verildiği görülmekte olup, taşınmaz açısından belirlenen yapılaşma koşulları (E:1.40, Yençok:6 kat) değerlendirildiğinde de, mevcut yapılaşmaya ve çevre-imar bütünlüğüne aykırı, parsel açısından ayrıcalıklı bir durum yaratılmadığı görüldüğünden, her ne kadar temyize konu kararda aksi yönde değerlendirme yapılmış ise de; bu hali ile dava konusu işlem yönünden şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı gibi yargı kararı gereğinin de yerine getirildiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne; 2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 15/05/2024 tarih ve E:2023/4571, K:2024/3027 sayılı kararının BOZULMASINA, 3.Davanın REDDİNE, 4.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin ve temyiz aşamasına ilişkin ...TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığına verilmesine, 6.Davacı tarafından yatırılan posta gideri avansından artan tutarın davacıya, temyiz aşamasında davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yatırılan posta gideri avansından artan tutarın anılan İdare'ye iadesine, 7.Kesin olarak, 21/11/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Anayasa'nın "Devletleştirme ve Özelleştirme" başlıklı 47. maddesinin ikinci fıkrasında, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK'nın 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." düzenlemesi yürürlükten kaldırılmakla birlikte, 4046 sayılı Kanun'un, Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır. Her ne kadar, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kurulların Görevleri" başlıklı geçici 8. maddesinde; bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan Kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir. Nitekim, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden, Genelge'ye ekli 1 sayılı Cetvelin üçüncü sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak Makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur. Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne ekli 1 sayılı Listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonlarının onaylanması hususunda karar verecek makamın, Genelge hükümleri ile tespit edilmesi, normlar hiyerarşisine açıkca aykırıdır. Yetki kuralları, idari kararların, Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. "Görev ve yetki" kamu düzeninden olup, varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki Genelge ile değil, ancak üst hukuk normu niteliğindeki ve Anayasa'nın 47. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmü gereğince, kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın, üst hukuk normlarında belirlenmediği,... tarih ve ... sayılı Genelge'ye ekli 1 sayılı Listenin üçüncü numarasında Genelge ile tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu işlemlerin, yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 703 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde "görülmekte olan işler"in, bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra tesis edilen 12/04/2023 tarihli işlemin, 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez. Nitekim, değinilen Geçici 29. maddedeki ".... veya yetkilendireceği makam..." ibaresinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesinde açılan davada verilen 07/12/2023 tarih ve E:2018/117, K:2023/212 sayılı kararda Anayasa Mahkemesi de geçici 29. maddeyi incelerken aynı yönde değerlendirme yapmıştır. Bu itibarla, 12/04/2023 tarih ve 7074 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığından, bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir. Kaldı ki, geçici 29. maddeyle, sadece bu Kanun hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca "görümekte olan işlerin" Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir. Açıklanan nedenlerle, yetki yönünden hukuka aykırı olan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın belirtilen gerekçe ile onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.