12. Ceza Dairesi 2021/267 E. , 2024/5705 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/27 Esas, 2016/52 Karar SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafi tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hak…
**12. Ceza Dairesi 2021/267 E. , 2024/5705 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/27 Esas, 2016/52 Karar SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafi tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1 ve 63/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; kusura ilişkin alınan raporların doğru olmadığı, çelişkilerin bulunduğu, çelişkilerin giderilmesi için yeniden kusura ilişkin bilirkişi raporunun alınmasının gerektiği, müvekkiline fazla ceza verildiği, sanık hakkında seçenek yaptırımlarına çevrilmemesinin hatalı olduğuna, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 19.01.2016 günü saat 14.00 sıralarında gündüz vakti, olay yeri 7 metre genişliğinde çift yönlü, tehlikeli virajda, zeminin asfalt ve karlı havada kar yağışlı olduğu, azami hız limitininin 40km/s olduğu ve gizli buzlanma ve tehlikeli viraj levhalarının bulunduğu meskun mahal sınırları dışında sürücü ...’un yönetimindeki ... plakalı çekici ve arkasına bağlı ... plakalı yüklü yarı römorkla Torul yönünden Kürtin yönüne hızını mahal şartlarına göre ayarlamadan seyrederken, olay yerindeki virajda direksiyon hakimiyetini kaybedip, yolun karşı şeritine geçmesi neticesinde karşı yönde seyreden sürücü ... yönetimindeki ... plakalı otomobille yine karşı yönde seyreden sürücü ... yönetimindeki ... plakalı otomobille çarpışmasıyla sürücü ... ile yolcu ...'ün ölümüyle sürücü ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde, kaza tespit tutağında; kazanın oluşumunda sürücü ...’un 2918 sayılı KTK’nın 84/f.maddesi gereğince şeride tecavüz etme kuralını ihlal ederek asli kusurlu olduğunun belirlendiği, 22.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda; sanığın 2918 sayılı KTK'nın 84/g.maddesi uyarınca şeride tecavüz etme, Yönetmeliğin 101.maddesine göre kullandığı aracın hızını aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kurallarını ihlal ederek tam kusurlu olduğunun belirlendiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 24/05/2016 tarih ve 2016/45541/6268 sayılı raporuna göre; sanık idaresindeki çekici ve arkasına bağlı yüklü yarı römorkla karlı havada çift yönlü yolda olay yerindeki tehlikeli virajda hızını aracın yük ve teknik durumuna yol ve trafik şartlarına göre ayarlamadan tehlike arz edecek tarzda seyretmesinden mütevellit direksiyon hakimiyetini kaybedip kontrolsüzce karşı şerite geçip, şerit ihlali yapmasıyla neden olduğu olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine uymadığından asli kusurlu olduğunun mütalaa edildiği, Yerel Mahkemece adli tıp trafik ihtisas dairesinden alınan adli rapor doğrultusunda seyir halinde iken aracının yol, trafik, yük, teknik durumunu ayarlamasını yapmayarak şerit ihlali yaparak dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı hareket ederek iki kişinin ölümü ve bir kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde sanığın asli ve tam kusurlu olduğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR 5237 sayılı Kanun'un 61.maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3/1.maddesinde belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, asli kusurlu sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinden, teşdiden hüküm kurulması, oluş ve dosya kapsamına uygun görüldüğünden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, asli ve tam kusurlu olarak iki kişinin ölümüne, şikayeti devam etmekte olan basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde bir kişinin yaralanmasına sebebiyet veren sanık hakkında temel cezanın 7 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamış olup, Tebliğnamede temel ceza miktarına ilişkin bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2024 tarihinde karar verildi.