9. Hukuk Dairesi 2024/12585 E. , 2025/125 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/52 E., 2024/12 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava…
**9. Hukuk Dairesi 2024/12585 E. , 2025/125 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/52 E., 2024/12 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde satış müdürü olarak 01.07.2003 tarihinde işe başladığını, iş sözleşmesinin haksız ve sebepsiz olarak feshedildiği 31.12.2016 tarihine kadar çalıştığını, haftanın yedi günü çalıştığını, dinî ve millî bayramlarda çalışmasına devam ettiğini, yaz sezonlarında (01 Nisan-01 Kasım) sabah 09.00'dan akşam 23.00'e kadar günlük 14 saat, kış sezonlarında (01 Kasım-01 Nisan) sabah 09.00'dan akşam 21.00'e kadar günlük 12 saat aralıksız olarak çalıştığını, işten çıkartıldığı tarih itibarıyla aylık net 10.500,00 TL (3.000,00 USD) ücret aldığını, müvekkilinin kesintisiz olarak aynı işyerinde çalıştığını, davalı işverenin devralan Şirket olarak müvekkilinin tüm hizmet süresine ilişkin alacaklarından sorumlu olduğunu, hak ettiği yıllık izinlerin kullandırılmadığını, asgari geçim indirimlerinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 31.12.2016 tarihinde istifa etmek suretiyle iş sözleşmesini sonlandırdığını, davacının müvekkili Şirket bünyesinde satış elemanı olarak 08.05.2015 tarihinden istifa ettiği 31.12.2016 tarihine kadar çalıştığını, aylık brüt 1.647,00 TL ücret aldığını, çalışma saatlerine ilişkin iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının sezon tabir edilen Nisan-Ekim ayları arasında 09.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını, yaptığı fazla çalışma alacaklarının ödendiğini, düzenli olarak hafta tatillerini ve yıllık izinlerini kullandığını, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ücretlerinin ödendiğini, asgari geçim indirimi ödemelerinin yapıldığını, işveren şirketler arasında hukuksal ve ekonomik olarak devir olgusundan bahsedilemeyeceğini, işyeri devrinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.01.2022 tarih ve 2021/241 Esas 2022/3 Karar sayılı kararı ile; davacının dava dilekçesinde bir kısım haklarını alamadığını iddia ettiği,13.10.2021 havale tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda davacının ücret cinsinden bir kısım alacaklarının tam ve zamanında ödenmediğinin ve bu durumunun 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-(e) hükmüne göre işçi açısından haklı nedenle fesih sebebi olması nedeniyle davacının kıdem tazminatı talebinin kabulü gerektiği, davacının iradesinin fesada uğratılması suretiyle istifa dilekçesi verdiği iddiasını somut delillere dayandıramadığı kanaatiyle davacının ihbar tazminatı talebinin reddine karar verildiği, dosyada dinlenen husumetsiz davacı tanıklarının davacının iddiasını doğrular nitelikte beyan verdikleri anlaşılmakla, zamanaşımı defi de dikkate alınarak davacının yaz kış ayrımı yapılmaksızın haftada 7 gün çalıştığı, yaz sezonunda 09.00-23.00 saatleri arası günlük çalışma saatinin 14 saat olduğu, 2 saat yemek ve dinlenme molası düşüldüğünde günlük çalışma saatinin 12 saat olduğu ve haftada 31,5 saat fazla mesai yaptığı, kış sezonlarında, 09.00-21.00 saatleri arası günlük çalışma saatinin 12 saat olduğu, 1,5 saat yemek ve dinlenme molası düşüldüğünde günlük çalışma saatinin 10,5 saat olduğu ve haftada 21 saat fazla mesai yaptığının tespit edildiği, yine tanık anlatımları doğrultusunda davacının ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili günlerinde çalıştığının anlaşıldığı gerekçesiyle 13.10.2021 havale tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 07.01.2022 kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 08.09.2022 tarihli ve 2022/2177 Esas, 2022/2179 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne dair vermiş olduğu 08.03.2019 tarih ve 2017/377 Esas, 2019/272 Karar sayılı ilk hükmüne karşı istinaf kanun yoluna başvuru yapmadığı anlaşılan davacının hizmet süresi ve ara dinlenme sürelerine yönelik istinaf sebeplerinin davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle yerinde bulunmadığı, yine davacı işçinin davaya konu dönem içerisindeki çalışma yerleri, hizmet döküm cetveli ve bu belgede görünen işverenlere ilişkin ticaret sicil kayıtları itibarıyla davalının hükme esas alınan hizmet süresi ve husumete ilişkin istinaf sebeplerinin de yerinde görülmediği, tanık beyanları ve yapılan emsal ücret araştırmaları itibarıyla hükme esas alınan ücretin yerinde bulunduğu, davacının işyerindeki çalışma şekli ile ilgili yazılı delil sunulmadığı, hafta tatili, genel tatil ve fazla çalışmalarının tanık beyanları ile tespit ettiği, bordrolarda tahakkuk bulunan dönemlerin hesaplamadan dışlandığının anlaşıldığı, davacının ödenmeyen ücret alacaklarının bulunduğunun belirlenmesi nedeniyle sunulan istifa dilekçesinin davacının iradesini yansıtmadığı, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı nedene dayalı sonlandırıldığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 08.09.2022 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece; İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne yönelik verilen 08.03.2019 tarihli ilk kararına karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmayıp yalnızca davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine 12.12. 2019 tarih ve 2019/1800 Esas, 2019/2185 Karar sayılı kararı ile; dosya içerisinde bulunan ve davacıya ilişkin oldukları iddia edilen ücretsiz yıllık izin talebini içeren dilekçeler değerlendirilmeden verilen kararın denetime elverişli olmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi tarafından gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının İlk Derece Mahkemesinin ilk kararını istinaf etmediği, bu nedenle hizmet süresi ve ara dinlenme sürelerine yönelik istinaf sebeplerinin davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle yerinde bulunmadığının belirtildiği, bu tespitin yerinde olduğu ancak aynı durumun fazla çalışma ve hafta tatili alacakları bakımından da söz konusu olduğunun gözetilmemesinin hatalı bulunduğu, zira İlk Derece Mahkemesinin ilk kararında; davacının yaz aylarında haftanın yedi günü çalışarak haftalık 31,5 saat, kış aylarında ise haftanın altı günü çalışarak haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığı ve yaz aylarında hafta tatilinde çalıştığını kabul edilerek fazla çalışma ve hafta tatili taleplerini hüküm altına aldığı halde Bölge Adliye Mahkemesinin gönderme kararı sonrasında bu defa; davacının yaz kış ayrımı yapılmaksızın haftanın yedi günü çalışarak, yaz aylarında haftalık 31.5 saat, kış aylarında ise haftalık 21 saat fazla çalışma yaptığı ve tüm hafta tatillerinde çalıştığının kabul edildiğini, hâl böyle olunca bu alacaklar bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmadan hüküm kurulmasının hatalı olup bozmayı gerektirdiği, yine somut uyuşmazlıkta davacı tarafın iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini beyan etmesine rağmen İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğinin kabulünün yerinde olmadığını, davacı asıl ve davacı tanığı Ö.D’nin beyanları ile istifa dilekçesinin gerekçesiz oluşu dikkate alındığında dosya kapsamına göre 31.12.2016 tarihli istifa dilekçesinin davacı işçiden kendisine ödeme yapılacağı belirtilerek davalı işveren tarafından alındığı ve iradesi sakatlanan davacının gerçek bir istifa iradesinin bulunduğundan söz edilemeyeceğinden iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğinin kabulü ile dava konusu ihbar tazminatının hüküm altına alınması gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uyulmak suretiyle yürütülen yargılama neticesinde bilirkişiden alınan 04.12.2023 tarihli ek rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Ücret konusundaki itirazların dikkate alınmadığını, ücret araştırmasının usulüne uygun olmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen ücretin dikkate alınması gerektiğini, 2. Davacının ücret bordrolarında çalıştığı günler üzerinden hesaplama yapılması gerekirken her ay tam çalışmış gibi hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, 3. Şirketler arasındaki organik bağın hatalı değerlendirildiğini, 4. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesaplamalarının hatalı olduğunu, 5. Davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, fesih ve ihbar tazminatı, ücret miktarı, hizmet süresi, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatı, hesaplanması ve ödenip ödenmediği ile hükmün usuli kazanılmış hak ilkesine uygun olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk DereceMahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.