15. Ceza Dairesi 2012/14098 E. , 2014/638 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik HÜKÜM : Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, s
**15. Ceza Dairesi 2012/14098 E. , 2014/638 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik HÜKÜM : Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi durumunda TCK'nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; 1- Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır” denilmektedir. Aynı kanunun 124. maddesinde; “1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. 2)Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” denilmektedir. Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi ya da kooperatif yöneticisi olabilir. Şikâyetçinin vekâleten satış yetkisine sahip olduğu ... plakalı kamyonu, ... Kömür ve Nakliye Sanayi ve Ticaret Limitet şirketine 06.05.2005 tarihinde sattığı, karşılığında ...'in, şirket yetkilisi sıfatıyla düzenleyip imzaladığı herbiri 2.000,00 TL bedelli, 05.05.2005 tanzim tarihli, arkasında ...’in cirosunun bulunduğu senetleri verdiği, ancak bir kısım bonoların ödenmemesi üzerine Kartal 1. İcra Mahkemesi’nin 2008/726 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takipte şirket yetkilisi ...'in eli ürünü olmadığı gerekçesi ile söz konusu bonolardaki imzalara itiraz edildiği, mahkemece aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda senetlerin ön yüzündeki imzaların davacı şirket yetkilisi ...'in eli ürünü olmadığından bahisle şirket yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği, bu şekilde sanık ...’in şirketi devretmesi nedeniyle imza yetkisi bulunmadığı halde senetleri imzaladığı, ...’un da bu durumu bilerek diğer sanıkla birlikte hareket etmek suretiyle dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanıklarla katılan arasındaki borcun hangi hukuki ilişkiden kaynakladığı konusunda aralarında ihtilaf bulunması, sanıklar arasındaki hisse devrine dair ilanın ticaret sicil gazetesinde yapılmış olması, katılanın da bu devir olgusunu bilerek senetleri sanıklara imzalattırdığını beyan etmesi, ödenmeyip de ödenmesi gereken borçların taraflar arasında çekişmeli olması hususları gözetilerek, sanıklar hakkında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.