İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından dava dışı ... Ltd. Şti. aleyhine İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile yine dava dışı ... Ltd. Şti. aleyhine ise İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra yoluyla takip yap…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1495 KARAR NO : 2026/13 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/05/2023 NUMARASI : 2018/350 E. - 2023/401 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından dava dışı ... Ltd. Şti. aleyhine İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile yine dava dışı ... Ltd. Şti. aleyhine ise İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra yoluyla takip yapıldığını, başlatılan takiplerden yazılan talimatlar uyarınca İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... Tal. ve ... Tal. sayılı dosyalarından 3. kişi konumundaki müvekkilinin "Cevizli Mah. ... Cad. No: ... Kartal / İstanbul" adresine önce 17/01/2018 tarihinde hacze gelinerek müvekkili tarafından icra dosya borçlusu ile ilgili olmadığı belirtilerek bunu tesvik edecek ticaret ünvanı, şube adresi, ticaret sicil evrakları ve vergi levhası ibraz edilmesine rağmen müvekkilinin 15.000,00 TL değerinde mallarının haczedildiğini ve müvekkilinin istihkak iddiasında bulunduğunu, daha sonra ... ...'un gerçekleri saptırarak mahkemeyi yanlış yönlendirmesi sonucunda İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/109 esas ve 2018/121 sayılı kararı ile esasa girmeden ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde takibin devamına karar verildiğini ve bu karara istinaden aynı adrese tekrardan 21/02/2018 tarihinde hacze gelindiğini, müvekkilinin iş yerinin icra dosyası borçlusuna ait olmadığını beyan etmiş ise de haciz işlemine başlandığını, müvekkilinin mallarının kaldırılması üzerine ... ... ile anlaşmak zorunda kaldığını, müvekkilinden öncelikle 5.000,00 TL nakit ödeme aldığını, daha sonra da kısmi ödemenin yeterli olmayacağını söyleyerek müvekkilinden hem icra taahhüdü vermesi hem de senet vermesini talep ettiğini, müvekkilinin bu talepleri de kabul etmek zorunda kaldığını, hem icra taahhüdü verdiğini hem de ... ... vekili tarafından düzenlenen davalı ...'ın lehtar olduğu 17 adet 6.000,00 TL bedelli ve 1 adet 6.556,00 TL bedelli senetleri haciz ve muhafaza tehdidi altında imzalamak zorunda kaldığını belirterek davalı aleyhine açtıkları menfi tespit davasının kabulü ile dava konusu senetler sebebiyle müvekkilinin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, davaya konu senetlerin iptaline, davaya konu senetlerin icra takibine konu edilmemesi yönünde teminatsız şekilde aksi takdirde teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, dava konusunun %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "yargılama neticesinde dava dışı borçlu ... Ltd. Şti. aleyhine İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile yine dava dışı ... Ltd. Şti. aleyhine ise İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra yoluyla takip yaptığı, üçüncü şahıs konumunda bulunan davacının takip dosyalarında yazılan talimatlar uyarınca İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... Tal. ve ... Tal. sayılı dosyalarından 3. kişi konumundaki davacının "Cevizli Mah. ... Cad. No: ... Kartal / İstanbul" adresinde 10/01/2018 tarihinde haciz sırasında davacının 15.000,00 TL değerinde mallarının haczedildiği ve davacının istihkak iddiasında bulunduğu, istihkak iddiasının İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/109 esas ve 2018/121 sayılı kararı takibin devamına karar verildiği ve 21/02/2018 tarihinde tekrar davacının adresinde tekrar haciz uygulandığı, davacının 5.000,00 TL nakit ödeme yaptığı, ... ... vekili tarafından düzenlenen davalı ...'ın lehtar olduğu 17 adet 6.000,00 TL bedelli ve 1 adet 6.556,00 TL bedelli senetlerin verildiği iddiasıyla menfi tespit davası açıldığı, davacının İstanbul Anadolu 17. İcra müdürlüğünün ... Tal. Dosyası ile 10/01/2018 ve 21/02/2018 tarihli hacizlerin Cevizli mah. ... Cad. No:... Kartal İstanbu adresinde yapıldığı, yine davacı üçüncü şahsın işyeri adresinin ise ...Çakmak Cad Apartman ... Merkez Köyü Maltepe İstanbul adresi olduğu, borçlu ... Limited Şirketinin, iş adresinin Atalar Mah. ... Sok No... Kartal yine adresinin Cevizli mah. ... Sokak No:... Maltepe Adresi olduğu, haczin uygulandığı adresler ile dava dışı Şirket adresleri incelendiğinde aynı adresler olmadığı, yine dava dışı şirket hakkında iflasına karar verildiği ve şirket yönünden İİk 193/2 maddesi uyarınca takibin düştüğü, bu sebeple haciz sırasında davacı üçüncü şahıs tarafından verilen senetler nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, Asıl alacak olan 108.556,00 TL nin %20 kötüniyet takip tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın İİK. 96. Maddesi kapsamında bir istihkak davası olmadığını, istihkak iddiasının yalnızca icra hukuk mahkemelerinde değerlendirilebileceğini, davanın, davacı yanın iddia ettiği bonolar kapsamında davalı müvekkiline bir borcunun bulunup bulunmadığının tespiti olduğunu, Davacı yanın bahse konu icra dosyaları kapsamında haciz olunan menkul mallar yönünden istihkak iddiasının kabulü ile malların kendisine ait olduğunun tespiti veyahut mülkiyet karinesinin kimin yararına olduğunun tespiti amacıyla aralarında organik bağın bulunup bulunmadığının tespiti noktasında bir dava ikame etmediğini, İstihkak davalarının ancak İcra Hukuk Mahkemeleri'nin görev alanına girdiğini, Mahkeme tarafından organik bağ arayışı veyahut davacı ile takip borçluları arasında adres vb. bağlantısı arayışının dava konusu ile bir ilgisi olmadığını, Mahkeme tarafından bir istihkak davası gibi algılanarak davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, -Uyuşmazlık davacının dava dışı ... ... şirketine borçlu olup olmadığının tespiti ise davanın ... ... Şirketine yöneltilmesi gerektiğini, tüm yargılama sürecinin hatalı devam ettiğini, Davanın konusu davacı yanın ... ... .. Şirketine borcunun olup olmadığı ise dava ...'a karşı açıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, uyuşmazlığın konusu davacı yanın ...'a borcunun olup olmadığı ise mahkemenin tüm yargılama boyunca hatalı bir zemin üzerine kurmuş, delilleri doğru değerlendirmemiş ve hatalı bir konuda 3 adet bilirkişi raporu almış olduğunu, -Davacı yanın, davaya konu icra dosyalarında borçlu konumda olduğunu, Mahkeme ve bilirkişi tarafından en ufak bir inceleme ile dahi bu husus tespit edilebilecekken davacı yanın takip borçlusu olduğu göz ardı edilerek verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davacı yanın davaya konu İstanbul 9. İcra Müdürlüğü ... - ( ... Eski Esas) dosyası ve İstanbul 9. İcra Müdürlüğü ... - ( ... Eski Esas) dosyalarından borçlu olduğunu,-davacı yanın iddia ettiği gibi bir bono alınmış olsa dahi işbu bonoların TTK hükümlerince kambiyo vasfına haiz olmadığını, keşide yerinin olmadığını, TTK m.777/4'e göre, bonoda düzenleme yerinin belirtilmesinin zorunlu olmadığını, eğer düzenleme yeri belirtilmemişse bonoyu düzenleyenin adı soyadı yanındaki yazılı yer düzenleme yeri sayılacağını ancak düzenleyenin adı ve soyadının yanında da adres/ yer olmadığını, bonolara ilişkin olarak Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu ile icra takibi yapılamayacağını, alacaklı tarafından bonolar asıl alacak ile icra takibine konu edilmesi halinde ise itirazın iptali davası açması ve alacağını ispat etmesi gereken yanın alacaklı/ lehdar olacağını, kambiyo vasfında olmadığı dikkate alındığında mahkeme tarafından bonoların iptaline yönelik bir karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, -Davacı yanın iddia ettiğine göre davaya konu bonoların İstanbul 9. İcra Müdürlüğü ... - ( ... Eski Esas) dosyası ve İstanbul 9. İcra Müdürlüğü ... - ( ... Eski Esas) dosyasına istinaden alındığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı yanın işbu icra dosyalarına ilişkin olarak bir bono verdi ise alacak işbu icra dosyalarına bağlı olduğunu, işbu bağlı dosyalardaki alacak tahsil edilir ise bonolarında hükümsüz kalacağını ve bir alacak oluşturmayacağını, her iki icra dosya borcunun taraflarınca haricen ödendiğini, işbu icra takiplerine ilişkin olarak müvekkilinin herhangi bir alacağı kalmadığını, ilgili dosyalara tahsil harcı borçlu tarafından ödenmek kaydıyla dosyanın işlemden kaldırılması için 2021 yılında talep gönderildiğini, icra dosyalarında devletin harçları hariç olmak üzere dosya borçları ödendiğinden davanın konusuz kaldığını, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi gerektiğini, -kabul anlamına gelmemekle birlikte 5.000,00 TL tutarında ödeme yapılmış olduğu düşünüldüğü takdirde de, ödemenin işbu dava konusundan uzak İstanbul 35.İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasındaki borçtan mahsup edilmesi düşünülemeyeceğini, Davacının sunduğu tahsilat makbuzunda ve bilirkişi raporunda işbu 5.000,00 TL değerindeki ödemenin İstanbul 9. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya kapsamında yapıldığının belirtildiğini, yapılmak istenen eylemin hukuki bir dayanağı olmadığını, Türk hukukuna ait mahsup ve takas terimleri bilirkişinin yaptığı değerlendirmeden uzak kavramlar olup, taraflarca talep bulunması ve ortada taraflar arasında yapılmış geçerli bir ödeme olmak zorunda olduğunu, taraflarca aradaki borç ilişkisine istinaden iki farklı borcun/alacağın birbirinden mahsup edilmesi işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu,-İlk Derece Mahkemesi kararı incelendiğinde kötü niyet tazminatına neden hükmedildiği noktasında gerekçe kurmadığını, iddia olunduğu gibi bir bono var ise işbu bonoya ilişkin olarak başlatılan herhangi bir icra takibi mevcut olmadığını, icra takibi mevcut olmaması nedeniyle davacı yanın uğradığı bir zarar olmadığını, Müvekkil tarafından davacı yanın zararına neden olacak hiçbir eylemde bulunulmadığı gibi davalı/ müvekkilin kötü niyetli olduğunu gösteren bir tane delil olmadığını, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davanın menfi tespit davası olduğunu, müvekkilinin Maltepe semtinde kebap salonu ve Kartal semtinde kasap dükkanı şeklinde iki ayrı işletmesi bulunan bir esnaf olduğunu, Davalı tarafın ise, dava dışı... LTD. ŞTİ.'nin ("... ...") ortağı ve yetkilisi olduğunu, bu şirket tarafından dava dışı ... LTD. ŞTİ. ("...") aleyhinde İstanbul 9. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası dosyası ile yine dava dışı ... LTD. ŞTİ ("...") aleyhinde ise İstanbul 9. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası sayılı dosyası ile ilamsız icra yoluyla takip yapıldığını, İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... Tal. ve ... Tal. sayılı dosyalarından, 3. kişi konumundaki müvekkilinin "Cevizli Mah. ... Cad. No:.. Kartal/İstanbul" adresine önce 17.01.2018 tarihinde hacze gelinerek müvekkili tarafından icra dosya borçlusu ile bir ilgisi olmadığı belirtilerek bunu tesvik edecek ticaret ünvanı, şube adresi, ticaret sicil evrakları ve vergi levhası ibraz edilmesine rağmen müvekkilinin 15.000 TL değerinde malları haczedildiğini ve müvekkilinin istihkak iddiasında bulunduğunu, müvekkili tarafından işyerinin kendisine ait olduğu ve yapılan işlemin doğru olmadığı dava dışı ... ... vekiline izah edilmeye çalışılmışsa da dava dışı ... ... vekilinin müvekkilini "ya dosya borcunu ödeyin yada malları kaldırırım" diyerek tehdit ettiğini ve hemen akabinde de nakliye aracı çağırarak müvekkilinin işyerinde birçok müşterinin de bulunduğu esnada içerisinde etler bulunan hacizli dolapların sökülmesi işlemini başlattığını, bunun üzerine müvekkilinin ... ... ile anlaşmak, daha doğru bir ifade ile ne diyorsa yapmak zorunda kaldığını, aksi takdirde işyerinde bulunan tüm dolapların muhafaza altına alınacak ve içerisindeki etler de ziyan olmuş olacağını, ... ... vekilinin müvekkilinin zor halinden yararlanıp, borçlu olmadığı bir iş ilişkisi üzerinden kendisine toplam değeri 108.566,00 tl olan 18 adet senet imzalattığını, tutanaktaki tespitlerin de haciz esnasında senet ve nakit ödemenin müvekkilinin özgür iradesiyle verilmediğini ve muhafaza baskısı ve tehdidi ile alındığını açık ve net bir şekilde kanıtladığını, davalı tarafın yargılamayı uzatmak adına iddialarda bulunduğunu, davalı tarafın yetkilisi olduğu şirketin, dava dışı ... ve dava dışı ... şirketlerinden olan alacakları bu şirketler aleyhine başlatmış olduğu icra takiplerinde icra dosyası ile hiçbir alakası olmayan müvekkilinin işyerine hacze gelindiğini ve haciz esnasında baskı ile müvekkilinden davalı lehine düzenlenen dava konusu senetler alındığını, İstihkak davası aşamasında ... şirketinin 06.03.2014 tarihinde iflas ettiği, dolaysıyla da ortada geçerli bir icra takibi olmadığı anlaşıldığını, dolayısıyla da davalı tarafın soyut iddialarının değerlendirilmesine bile gerek kalmadığını, husumet hukuka uygun şekilde ...'a yöneltilmiş olup, istinaf dilekçesinde belirtilen dava konusu senetlerinin kambiyo vasfına sahip olmadığı ve icra takip dosya borçlarının ödendiği ve bonoların konusuz kaldığı hususlarındaki iddialar yersiz ve mesnetsiz olduğunu, İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olması hâlinde talep üzerine borçlu lehine kötü niyet tazminatı verileceği" hükmünü haiz olup, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, haciz baskısı altında senet düzenlettirildiği iddiasıyla senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Celp edilen İstanbul 9. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasının yapılan incelemesinde; dava dışı... Ltd. Şti. Vekili tarafından ... ve Ltd. Şti. Aleyhine cari hesap alacağına dayalı olarak 6.350,90 TL asıl alacak, 290,10 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.641,00 TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı görülmüştür.Celp edilen İstanbul Anadolu 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/109 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı ... aleyhine İstanbul Anadolu Adliyesi 24. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından gönderilen 13/02/2018 tarihli icra emrinin iptali istemi ile dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda şikayetin reddine dair kesin olarak karar verildiği görülmüştür. Celp edilen İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/234 esas sayılı dosya suretinin incelenmesinde; davacı ... tarafından davalılar... . Ltd. Şti. ve ... . Ltd. Şti. aleyhine İstanbul 9. İcra müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibinin tedbiren durdurulması ve takibin iptali ile istihkak istemi ile dava açıldığı görülmüştür. Celp edilen İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/342 esas sayılı dosya suretinin incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı ... ... Ltd. Şti. Aleyhine İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibin iptaline, işbu takibin tedbiren durdurulmasına, İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyalarından verilen 08/03/2018 tarihli kararı ile 13/03/2018 tarihli kararların kaldırılmasına, İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden davacıya gönderilen icra emrinin iptali talepli dava açıldığı görülmüştür. Celp edilen İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/235 esas sayılı dosya suretinin incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı ... ... Ltd. Şti. Aleyhine ve davalı ... Ltd. Şti. aleyhine İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibinin davacı ile ilgili işlemleri yönünden durdurulması ile istihkaka iddialarının kabulüne karar verilmesi istemi ile dava açıldığı görülmüştür. Celp edilen İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/343 esas sayılı dosya suretinin incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı ... Ltd. Şti. Aleyhine İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden tesis edilen 08/03/2018 tarihli karar ile 13/03/2018 tarihli kararın kaldırılması, icra emrinin iptali istemleri ile dava açıldığı görülmüştür. Dosyada mübrez 22/11/2020 tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde; dava dışı şirket adına, 21.02.2018 tarihinde düzenlenen haciz tutanağına geçirilmeyen ancak; davacı ...'dan tahsil edilen 5.000.00 TL nakite karşılık, Davacı ...'ın davalı ...'ın ortağı olduğu, ... LTD. ŞTİ.'in alacağı olan 4. 168.04 TL ye mahsup işlemi yapılmamış olmakla beraber, nakit tahsilatın fiili olması nedeniyle, dava konusu edilmemesine rağmen, davacının bu ödemeden dolayı, ayrıca borcunun olmadığını, davacı adına, 21.2.2018 tarihinde, haciz aşamasında 17 adet 6 000.00 TL.lik 1 adet 6.556.00 TL. olmak üzere toplam 108.556.00 TL.lik senedin, davacı aleyhine borçlu sıfatıyla düzenlenen senetlerin, Genel Kabul Görmüş muhasebe sistemine göre muhasebe kayıtlarına işlenecek olsa dahi, davacının borçlandırılması durumunda dahi, hangi hesaba alacak kayıt edileceği dahi ispat edilemeyeceğinden ve karşılığı olmayan bir hesap unsuru olduğu gibi, düzenlenen bu senetlerden kaynaklı davacının borcunun olamayacağı, bu nedenle ortadan kaldırılmasının gerekebileceği, haciz işleminde talep edilen tutarla muhasebe kayıtlarının uyuşmadığı, davacı ...'ın bu yönü ile ilişkilendirilemediği, belirtilen hususların dışında, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin, 2019/425 Esas, 2444 Karar sayısının gerekçeli kararında belirtildiği gibi, icra dosyasının incelenmesinde takibin 1.8.2017 tarihinde başlatıldığı, borçlu şirket hakkında İstanbul Anadolu 15.Asliye Ticaret mahkemesinin 6.3.2014 tarih ve 2013-512 Esas, 2014-59 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verilmiş olup, iflas kararının 15.4.2018 tarihinde kesinleşmiş olması nedeniyle de, borçlu şirket yönünden İİK 193/2 maddesi uyarınca takibin düştüğüne karar verilmiş olmakla, mesnetsiz düzenlenen senetlerin yok hükmünde olabileceği ve diğer alacak iddialarının da, gerek ilişki kurulamaması gerekse, iflas tarihinden sonra açılmış olması nedeniyle takibin düşmüş olabileceği hususlarının takdir ve değerlendirilmesinin mahkememize ait olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Kök raporda dahil olmak üzere müflis ... ... Ürünleri.... Şti ile davacı ve davalılar arasında takip sırasında ticari bir ilişkinin bulunup bulunmadığı da irdelenmek suretiyle müflisin iflas masasında inceleme yapmak üzere kök raporu düzenleyen bilirkişi ...'e inceleme yetkisi verilmek suretiyle inceleme yapılmak üzere dosyanın tevdine karar verilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen dosyada mübrez 16/02/2021 tarihli ek raporunun sonuç bölümünde; dava dışı şirket adına, 21.02.2018 tarihinde düzenlenen haciz tutanağına geçirilmeyen ancak; davacı ...'dan tahsil edilen 5.000.00 TL nakite karşılık, davacı ...'ın davalı ...'ın ortağı olduğu, ... LTD. ŞTİ.'n alacağı olan 4. 168.04 TL'ye mahsup işlemi yapılmamış olmakla beraber, nakit tahsilatın fiili olması nedeniyle, dava konusu edilmemesine rağmen, davacının bu ödemeden dolayı, ayrıca borcunun olmadığını, davacı adına, 21.2.2018 tarihinde, haciz aşamasında 17 adet 6000.00 TL'lik 1 adet 6.556,00 TL olmak üzere toplam 108.556.00 TL'lik senedin, davacı aleyhine borçlu sıfatıyla düzenlenen senetlerin, Genel Kabul Görmüş muhasebe sistemine göre muhasebe kayıtlarına işlenecek olsa dahi, davacının borçlandırılması durumunda dahi, hangi hesaba alacak kayıt edileceği dahi ispat edilemeyeceğinden ve karşılığı olmayan bir hesap unsuru olduğu gibi, düzenlenen bu senetlerden kaynaklı davacının borcunun olamayacağı, bu nedenle ortadan kaldırılmasının gerekebileceği, haciz işleminde talep edilen tutarla muhasebe kayıtlarının uyuşmadığı, davacı ... ile bu yönü ile ilişkilendirilemediği, belirtilen hususların dışında, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin, 2019/425 Esas, 2444 Karar sayısının gerekçeli kararında belirtildiği gibi, icra dosyasının incelenmesinde takibin 1.8.2017 tarihinde başlatıldığı, borçlu şirket hakkında İstanbul Anadolu 15. Asliye Ticaret mahkemesinin 6.3.2014 tarih ve 2013-512 Esas, 2014-59 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verilmiş olup, iflas kararı 15.4.2018 tarihinde kesinleşmiş olması nedeniyle de, borçlu şirket yönünden İİK 193/2 maddesi uyarınca takibin düştüğüne karar verilmiş olmakla, mesnetsiz düzenlenen senetlerin yok hükmünde olabileceği ve diğer alacak iddialarının da, gerek ilişki kurulamaması gerekse, iflas tarihinden sonra açılmış olması nedeniyle takibin düşmüş olabileceği hususlarının takdir ve değerlendirilmesinin mahkememize ait olduğu bu değerlendirmenin muhasebe kayıt düzeni ile de ilişkilendirildiğini, mahkememizce uygun görmesi halinde, işbu ek rapor ile incelemede detay açıklamalardan kaçınılmış olup, öncelikle kök rapora ilave edilecek veya değiştirilecek bir maddi olgu tespit edilemediğinden, işbu raporun, Borçlar hukukçusu veya Ticaret Hukukçusu akademisyen tarafından değerlendirilmesi veya gerek olup olmadığının takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere, işbu ek raporumda ilave edilecek bur husus olmadığı verilen sürenin sonuna kadar, rapor uhdemde bekletilmeyerek, detay olarak incelenmek suretiyle ve bilirkişilik yasasının 3. Maddesi de dikkate alınarak, tüm zaman kullanılmaksızın öncelikle değerlendirme yapılarak görüş ve kanaatini bildirmiştir. Dosyada mübrez 26/06/2021 tarihli bilirkişi 2.ek raporunun sonuç bölümünde;İstanbul Anadolu 3. İcra ve İflas Müdürlüğünde takip edilmekte olan ... İflas dosyasının incelenmesinde, ... ŞİRKETİ' nin, İstanbul Anadolu 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/512 esas sayılı dosyası için verilen karara göre ... Sicil no.lu şirketin iflasına 6.3.2014 tarihinde karar verilmiş olmakla, icra müdürlüğünde defter ve belgelerinin olmadığı, buna rağmen alacaklılar listesi ve kayıtların irdelendiği, taraflar arasında ilişkiden kaynaklı bir alacak talebinde bulunulmadığı, yasal olarak da, davacının şirketinin kuruluş tarihi itibariyle de mümkün olmayacağı yönünde tespit yapıldığı, kök ve ek raporda açıklanan hususlar dosyada mevcut olmakla birlikte bu aşamada ilave edilecek veya farklı bir açıklamada bulunulacak husus olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Olayların açıklanması taraflara, hukuki nitelendirme ise hakime ait bir görevdir. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesine gelince dava, haciz baskısı altında senet düzenlettirildiği iddiasıyla senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Somut olayda senetlerin haciz esnasında düzenlendiğinin delil olarak sunulu fotoğraflardan anlaşıldığı, haciz tutanağı incelendiğinde, borca muvafakat edilerek bir ödemenin de yapılmamış olduğu, haciz esnasında işyerinde borçluya ait herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacı defterlerinde de kayıt bulunmadığı, istihkak davası açıldığının anlaşıldığı, borçlu şirketlerin iflasına karar verildiği, iflas masasına kayıtlı davacı ve dava dışı borçlu şirketlerle ilgili alacak ve borç kaydının tespit edilememiş olduğu, ticari defter ve kayıtlara da ulaşılamadığı, her ne kadar ...’in takip borçlusu olduğu dosyada açılan istihkak davasında, Mahkemece iş yerinin ... markası ile birlikte işletildiği ve faizi ile birlikte toplamda 8.357 TL olan bir borç için yüklü bir miktar senet imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, karar içeriğinde borçlu şirket ile davacı adresinin farklı olduğu, davacı tarafça takipten önceye ait kira sözleşmesi sunulduğu şirketlerin ortaklık yapısı ile davacının ilgisinin ortaya konulmadığının anlaşıldığı, Davacılar icra dosyasında takip borçlusu olmayıp 3. kişi konumunda olup, daha önce hacze gelindiği ve senetlerin düzenlendiği, senetlerin haciz baskısı altında alındığının kabulü gerektiği, dosya kapsamından davacının borcu üstlendiği sonucunun çıkarılamayacağı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2023 tarih ve 2018/350 E., 2023/401 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.416,14 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.855,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.561,14 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026