1. Hukuk Dairesi 2010/12972 E. , 2010/13547 K. "" MAHKEMESİ : ÜNYE 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı A.'in miras bırakanı babası M.'i kandırarak adına kayıtlı çekişme konusu taşınmazları kendisinin ve diğer davalının üzerine devrini sağladıklarını, kendisinin de hakkının olduğunu ileri sürerek, kayıtların iptali ile payı oranında adlarına tescilini istemiştir. Davalı A., çekişmeli 190 parsel sayılı taşınmazın muris i…
**1. Hukuk Dairesi 2010/12972 E. , 2010/13547 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ÜNYE 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı A.'in miras bırakanı babası M.'i kandırarak adına kayıtlı çekişme konusu taşınmazları kendisinin ve diğer davalının üzerine devrini sağladıklarını, kendisinin de hakkının olduğunu ileri sürerek, kayıtların iptali ile payı oranında adlarına tescilini istemiştir. Davalı A., çekişmeli 190 parsel sayılı taşınmazın muris ile ilgisi olmadığını, diğer taşınmazları da bedelini ödeyerek satın aldığını belirtip, davanın reddini savunmuştur. D. ise, cevap vermemiştir. Mahkemece, işlemlerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı A. T. tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazların bir kısmının tarafların miras bırakanına ait iken satış suretiyle davalılara temlik edildiği, bir kısmının ise tapulama suretiyle davalılar adına tespit görüp, tescil edildiği, bir kısım taşınmazların ise dava dışı kişilerden edinilip adlarına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı, işlemlerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.