12. Hukuk Dairesi 2025/4811 E. , 2026/1743 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: D…
12. Hukuk Dairesi 2025/4811 E. , 2026/1743 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'den kredi sözleşmesi gereğince alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun acz halinde olduğunu, mal kaçırma gayesi ile de adına kayıtlı gayrımenkulünü düşük bedelle eşi olan diğer davalıya devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü sürüden sonra açıldığını, davanın yasal süresi içinde açılmadığından usulden reddinin gerektiğini, davanın gerekli şartlara haiz olmadığını, müvekkilinin borçlu olan davalının eşi olmadığını, borcun kat edildiği tarihin tapu devrinden iki yıl sonra olduğunu, açılan davanın hiçbir yasal delili bulunmayan dayanaksız bir dava olduğunu, satış yapıldığı tarih itibariyle davalı borçlunun borca batık olmadığını, mal kaçırmaya ihtiyacının olmadığını, beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle davanın mevcut usuli şartlarının oluşmadan açıldığını, icra dosyasından alınmış bir aciz vesikasının mevcut olmadığını, müvekkilinin tasarrufun yapıldığı 2009 kasım ayında aleyhinde başlatılmış icra takibi ve kesinleşmiş bir borcunun olmadığını, tasarrufun icra takibinden önce yapıldığını, diğer davalı olan...nin müvekkilinin ağabeyinin eşi olduğunu, davalıların söz konusu taşınmazın satışı hususunda 112.500,00 TL bedel ile satış sözleşmesi imzaladıklarını ve bunun 51.000,00 TL'sinin nakit olarak 61.000,00 TL'sinin ise davacı bankadan kredi çekilerek ödendiğini ve taşınmaz üzerinde davacı bankanın ipotek şerhinin bulunduğunu, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddi ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın davaya konu ettiği alacağının tasarruf tarihinden sonra yapılan kredi sözleşmelerinden kaynaklandığı, tasarrufun iptali davasının ön şartı olan alacağın tasarruf tarihinden önce mevcut olması şartının somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın ön şart yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinafa başvuran davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık, 2004 sayılı yasanın 277 ve devamı maddelerine göre açılmış, tasarrufun iptali istemine ilişkindir 1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi, HMK'nın 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, dava konusu tasarrufun borcun doğumundan önce yapılmış olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Mahkemece ve Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu tasarrufun, borcun doğumundan önce olduğunun tespiti gereğince davanın ön koşul yokluğundan reddine ve davalılar lehine maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davacı aleyhine nispi vekalet ücretine karar verilmesi, doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesi, yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, 6100 Sayılı HMK'nin 370/2. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur. SONUÇ : Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının 3.bendinde yer alan 17.725,00 TL vekalet ücretinin hükümden çıkartılmasına, yerine "4.081,00 TL maktu vekalet ücretinin" ifadesinin eklenmesine; hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, karar düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın HMK 'nın 373/1 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.