10. Hukuk Dairesi 2012/24096 E. , 2013/3398 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, 12.05.2010 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Mahkeme, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 30.12.2009 tarih…
**10. Hukuk Dairesi 2012/24096 E. , 2013/3398 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, 12.05.2010 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Mahkeme, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 30.12.2009 tarihli dilekçe ile hastaneye sevk edilip maluliyet durumunun tespit edilmesini isteyen davacının, 25.09.1990 tescil-31.12.2009 terk biçiminde Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 12 yıl 14 gün 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu ve isteğe bağlı prim ödemesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Sevk üzerine düzenlenen Yalova Devlet Hastanesinin 23.03.2010 tarihli Sağlık Kurulu raporunda; “Kroner arter hastalığı ve anksiyete bozukluğu” tanısı konulmuş, vücut fonksiyon kaybı yönünde herhangi bir oran öngörülmemiştir. Kurum 22.04.2010 tarihli kararla; yukarıdaki rapora göre 5510 sayılı Yasanın 25. maddesine göre çalışma gücünün %60 oranında kaybedilmediğini bildirmiştir. Davadan önce, sigortalının itirazı üzerine düzenlenen 06.08.2010 tarihli Yüksek Sağlık Kurulu raporunda da; %60 oranında çalışma gücünün kaybedilmediği ve sigortalının malul sayılamayacağı belirtilmiştir. Davacı, bunun üzerine 07.09.2010 tarihli dilekçe ile Kuruma başvurarak, Yüksek Sağlık Kurulu kararı ile malulen emeklilik talebinin reddedildiğini, ancak maluliyet emekliliği dışında, yaşlılık aylığına esas olmak üzere “özürlülük oranı” nın belirlenmesi gerektiğini bildirerek bu yönde Kuruma tekrar itiraz etmiştir. Kurumca, hem Kroner arter rahatsızlığının hem de anksiyete bozukluğunun oransal etkisinin belirlenmesi bakımından Uludağ Üniversitesi’nden rapor istenmiş, Kardiyoloji Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 01.04.2011 tarihli Sağlık Kurulu raporunda kardiyolojik tanının mevcut olmadığı, Ruh Sağlığı Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 04.02.2011 tarihli Sağlık Kurulu raporunda ise “yaygın anksiyete bozukluğu, tedavi ile kısmen düzelen” tanısı ile çalışma gücü kayıp oranının %25 olduğu bildirilmiştir. Kurum da 29.06.2011 tarihli kararla; 5510 sayılı yasanın 28. maddesine yönelik talep bakımından çalışma gücü kayıp oranının %25 olduğunu kabul etmiştir. Mahkeme ise eldeki davada %60 oranında çalışma gücünün kaybedilip kaybedilmediğinin tespiti için dosyayı ... Kurumu’na göndermiş, ancak ... Kurumu tarafından verilen muayene gününde davacının hazır olmayacağını ve ... Kurumu’na gitmek istemediği yönündeki beyanını esas alarak %60 oranında çalışma ve meslekte kazanma gücünün kaybedildiğinin ispatlanamadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir.