Başvuru, iş mahkemesinde açılan işe iade istemli tespit davasında tanık beyanlarının yanlış değerlendirilmesi sonucu Yargıtay tarafından hatalı karar verildiği ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, iş mahkemesinde açılan işe iade istemli tespit davasında tanık beyanlarının yanlış değerlendirilmesi sonucu Yargıtay tarafından hatalı karar verildiği ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 15/1/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu tarafından 7/3/2012 tarihinde İstanbul İş Mahkemesinde açılan işe iade istemli tespit davasında başvurucu 6/9/2004 tarihinden itibaren davalı şirkette yardımcı hizmet görevlisi olarak çalıştığını, 18/10/2003 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeni ile sakatlandığını ve davalı işyerinde özürlü işçi çalıştırma zorunluluğu kapsamında yasal kadrolu olarak çalışan işçiler arasında olduğunu, 2010 yılı başlarında yeni gelen yöneticiler tarafından bu kapsamdaki işçilere psikolojik baskı ve işi çekilmez kılan bazı uygulamalar başlatıldığını, bu kapsamda Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünden 13/2/2012 tarihinde saat 15'te gelen evrakı aynı gün saat 00'de ilgilisi N. Ş.'ye teslim ettiğini; ancak, daha sonra evrakta tahrifat yapılarak evrakın 15/2/2012 tarihinde teslim edilmiş gibi gösterilmeye çalışıldığını, bu çerçevede herhangi bir kusuru veya ihmali olmamasına karşın 27/2/2012 tarihinde iş akdinin feshedildiğini belirterek davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine, işe iadesine, davalı işverence işe başlatılmadığı takdirde kanunun belirlediği en yüksek tutardan tazminata hükmedilmesine, çalışılmayan süreye ilişkin doğmuş ve doğacak olan ücret ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama kapsamında işyeri kayıtları incelenmiş, tanık beyanları alınmış, gerekli görülen diğer belgeler incelenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda İstanbul İş Mahkemesi 26/3/2013 tarihli kararı ile davayı kabul ederek işverence yapılan feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "... İşverenlik tarafından 27/02/2012 tarihli fesih bildiriminde ; muhaberat elemanı olarak çalışan davacının Kocaeli Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından gönderilen şirkete 13/01/2012 tarihinde ulaşan resmi yazının ilgili birimlere teslimiyle ilgili evrak kayıt ve teslim şartlarına uymadığı, evrak teslim defteri üzerinde düşmesi gereken kaydı zamanında düşmeyerek 15/01/2012 tarihinde teslim tarihini 13/01/2012 olarak yazdığı ve süreli olan bu resmi evrak hakkında zamanında işlemlerin yapılamama riski nedeniyle şirket aleyhine idari para cezası tahakkuk ettirilmesi tehlikesi ile karşı karşıya bıraktığı gerekçesiyle iş akdinin işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli nedenlere dayalı olarak sona erdirildiği belirtilmiştir. İş güvencesinde fesih nedenleri somut olarak açıkça ortaya konulmalı ve son çare olarak uygulanmalıdır. Davalı şirkette personel ve özlük işleri yöneticisi olarak çalışan davalı tanığı N. Ş. ; davacının muhaberat elemanı olarak görevinin şirkete gelen evrakları kayda alıp ilgili birimlere imza karşılığı teslim etmek olduğu, 13/01/2012 tarihinde İş-Kur'dan idari para cezası içeren bir evrakı deftere kaydetmeden ve imza almadan ilgili birime teslim ettiğini, herhangi bir süre kaçırılmasının söz konusu olmadığını, daha önce sözlü uyarıldığından son olaydan sonra yazılı savunma talep edildiğini, bu tür davranışların birkaç kez tekrarlandığı için tazminatları verilerek iş akdinin feshedildiğini söylemiştir. Davalı işyerinde idari işler yetkilisi olarak çalışan davalı tanığı G. ; davacının resmi kurumlardan gelen evrakları kayıt altına almak ve ilgili birimlere dağıtmakla görevli olduğunu, teslim edilen evrakların takip eden süreçte davacının sorumlu olmadığını açıklamıştır. Davalı işyerinde 11 ay muhaberat bölümünde taşımacı olarak görev yapan davacı tanığı E. Ç.; şirkete gelen evrakları ilgili bölümlere imza karşılığı verdiğini, davacının muhaberat bölümünde bilgisayarda fatura tarama işini ve gelen evrakları kayıt altına aldığını, İş-Kur'dan gelen engelli çalıştırılmaması ile ilgili para cezası içeren evrakı davacının kayıt altına alarak kendisine verdiğini, önce idari işlere, hukuk departmanına, daha sonra insan kaynaklarına götürdüğünde almadıklarını tekrar muhaberat bölümününe giderek davacının durumu anlattığını, davacının da ben hallederim diyerek evrakı insan kaynaklarında N. Hanım'a götürdüğünü, bu evrak yüzünden işten çıkarıldığını beyan etmiştir. Davalı şirketin Gebze'de bulunan işyerinde 2003-2009 yılları sonlarına kadar idari işler bölümünde çalışan davacı tanığı A.; davacının fatura kayıt bölümünde çalıştığını, kendisi ayrıldıktan sonra işten çıkarıldığını, sebebini bilmediğini ifade etmiştir. Şirkete gelen evrakları muhaberat bölümünde çalışan ve kayıt altına alan davacının İş-Kur'dan gelen bir evrakla ilgili kayıt işlemlerinde aksaklık olması nedeniyle yasal bir hakkın kaybolmadığı ve zarar oluşmadığı halde başkaca herhangi bir disiplin cezası uygulanmadan iş akdinin feshedilmesi işlemi hukuka uygun görülmemiştir. Sunulan belgeler ve tanık beyanları feshin geçerli olduğunu kanıtlamaya yeterli değildir. ..." Temyiz talebi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 12/9/2013 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine hükmedilmiş ve yargılama sona ermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "... Somut olayda, muhaberat elemanı olarak çalışan davacının iş sözleşmesi işverence, resmi kurum tarafından gönderilmiş olan ve işyerine 2012 tarihinde ulaşmış olan evrakın ilgili birimlere teslimi ile ilgili olarak evrak kayıt ve teslim şartlarına uymaması, evrak teslim defteri üzerine düşmesi gereken kaydı zamanında koymayarak teslim tarihini farklı yazması, süreli olan resmi evrak sebebiyle işvereni para cezası riski ile karşı karşıya bırakması nedeniyle feshedilmiştir. Dosya içeriğinde yer alan kıymetli evrak tebligat defteri ve yargılama sırasında dinlenen davalı şahitlerinin beyanları dikkate alındığında, işyerine 2012 tarihinde gelmiş olan evrakı ilgili birime 2012 tarihinde teslim ettiği sabittir. Davacının yazılı olarak uyarıldığı şirket içi talimatlara ve etik ilkelere uymaması sebebine dayalı geçmiş ihtarın varlığı da dikkate alındığında, işçinin hizmet süresine ve yaptığı işin niteliğine göre bu eylemleri gerçekleştirmesi iş akışını bozucu niteliktedir. Artık işverenden iş ilişkisini devam ettirmesi normal ölçülerde beklenemez. Fesih geçerli sebebe dayanmaktadır ve davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. ..." Yargıtay bozma ilamı başvurucuya 16/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 15/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.