Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3349 E. , 2024/6017 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3349 Karar No : 2024/6017 DAVACILAR : 1- … 2- … 3- … … 65- … 66- … 67- … VEKİLLERİ : Av. … 68- … 69- … 70- … … 97- … 98- … 99- … VEKİLLERİ : Av. … 100- … 101- … 102- … 103- … 104- … 105- … 106- … 107- … VEKİLLERİ : Av. … 108- ... Barosu Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. …, Av. … 109- … Odaları Birliği VEKİLİ : Av. … 110- … Derneği VEKİLLERİ : Av. … 111- … Tabip Odası VEKİLİ : …
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3349 E. , 2024/6017 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3349 Karar No : 2024/6017 DAVACILAR : 1- … 2- … 3- … … 65- … 66- … 67- … VEKİLLERİ : Av. … 68- … 69- … 70- … … 97- … 98- … 99- … VEKİLLERİ : Av. … 100- … 101- … 102- … 103- … 104- … 105- … 106- … 107- … VEKİLLERİ : Av. … 108- ... Barosu Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. …, Av. … 109- … Odaları Birliği VEKİLİ : Av. … 110- … Derneği VEKİLLERİ : Av. … 111- … Tabip Odası VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … 2- … Bakanlığı VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri - …, Hukuk Müşaviri - … Av. … DAVANIN KONUSU : 12/02/2020 tarih ve 31037 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesinin sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin 11/02/2020 tarih ve 2103 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmektedir. DAVACILARIN İDDİALARI : Daha önce 13.09.2019 gün ve 30887 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırları çok daha genişletilerek 12.02.2020 gün ve 31037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu idari işlem ile yeniden belirlendiği, önceki sınırlar dahilinde mevcut olan geniş orman alanlarına dava konusu idari işlemle güneye doğru tapuda tescilli çok daha geniş yeni orman alanları ilave edildiği, orman alanlarının dava konusu tüm turizm bölgesi alanının yaklaşık yarısını teşkil ettiği, dava konusu idari işlemle turizm bölgesi sınırları içine deniz yüzeyleri - deniz alanları dahil edildiği, dava konusu idari işlemin kapsadığı sınırlar içinde geniş mera alanları, tarım arazileri, kıyılar, doğa koruma alanları bulunduğu, dava konusu alanın ve 11 adet turizm merkezi ile Çeşme Yarımadasının tamamının irtifak hakları ile yerli ve yabancı yatırımcılara devri söz konusu olacağı, Turizm Teşvik Kanununda yer alan düzenlemelere göre Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerine ya da Turizm Merkezlerine dahil edilebilecek orman alanlarının, il genelindeki toplam orman alanlarının binde 5'i ile sınırlandırılmış olduğu, İzmir il sınırları dahilindeki tüm turizm bölgeleri ve turizm merkezlerine ayrılan orman alanlarının 2.378 hektardan fazla olmaması gerektiği, oysa, sadece dava konusu İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırlarında tahsis edilebilecek tescilli orman alanının 4.246 hektar olduğu, dava konusu işlemle turizm bölgesi olarak ilan edilen 4.246 hektar tescilli orman alanının, bir yatırımcıya terk edilerek başkasının yararlanmasına engel olabildiği ayni hak bahşedileceği, deniz alanlarının Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ilan edilmesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu idari işlemde kamu yararının bulunmadığı, Anayasanın 43. maddesi uyarınca kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağı, herkesin ortak kullanımına açık bulunmaları gerektiği, dava konusu idari işlem ile Çeşme Yarımadasının güney ve kuzey kıyılarının neredeyse tamamının turizm bölgesi ilan edildiği, bu alanlarda yatırımcı lehine irtifak hakkı tesis edilerek sınırlı ayni hak sağlanacağı, dava konusu işlemin Anayasanın 2,11,138/4. maddelerine aykırı olduğu, İzmir Çeşme Paşalimanı KTKGB'nin belirlenmesine ilişkin 12/10/2005 günlü ve 2004/8328 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemi ile açılan davada Danıştay Altıncı Dairesinin E:2006/4056, K:2008/8262 sayılı kesinleşmiş kararı ile dava konusu işlemin iptal edildiği, dava konusu işlemle İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi adı altında yeniden hayat bulduğu, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi içindeki birçok koruma bölgesinin idari yargı kararlarına dayanılarak koruma altına alınmış olduğu, Danıştay Altıncı Dairesinin E:2006/4056, K:2008/8262 sayılı kararında işaret edilen koruma gerekliliğine göre dava konusu idari işlemde kültür kavramının turizm kavramına, koruma kavramının ise kullanma/gelişme kavramına göre öncelikli olması durumunun aksi yönde bir yaklaşımla tesis edilmiş olduğu hususunun denetlenmesi gerektiği, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi içerisinde yer alan parsellerin büyük bir kısmının ''Nitelikli Doğal Koruma Alanı''nda, kalan kısmının da ''Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı''nda yer aldığı, turizm yatırımlarının ne olacağı, yatırımların ölçeği, ne gibi inşai faaliyetleri içerdiği, imar planları, ilgili projeleri vb. olmadan nasıl kamu yararı barındırdığının anlaşılamadığı, dava konusu işlemle Akdeniz fokunun üreme ve yaşama alanları olan kıyılar ve deniz alanlarının Turizm Bölgesi olarak belirlenmesinin uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı olduğu, Alaçatı Kıyı Ekosistemi'nin dava konusu Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi kapsamında olduğu, bölgenin zengin bir habitata, ayrıca nesli tehlike altında birçok kuş türüne ev sahipliği yaptığı, bu alanlarda bilimsel ve koruma maksatlı faaliyetler ile kuş gözlemi dışında hiçbir faaliyete izin verilemeyeceği, dava konusu işlemle Alaçatı Kıyı Ekosistemi'nin Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi olarak belirlenmesinin Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğine ve uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı olduğu, dava konusu Kültür ve Turizm Bölgesi sınırları içinde Erythrai Antik Kenti alanının 1. Derece arkeolojik sit alanı olduğu, Anayasa'nın 63. maddesi ile Devlete açıkça korunmasını sağlama ödevi yüklediği koruma altındaki alanların dava konusu idari işlemle yatırım amacına tahsisinin Anayasa'ya açıkça aykırı olduğu, dava konusu Turizm Bölgesi sınırları içinde kamuya ve özel kişilere ait zeytinlik alanlar ile orman alanları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, antep fıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız nevileri ile fundalık ve makiliklerin geniş bir yayılış gösterdiği, bu alanların zeytin dikim alanı gayesi dışında kullanılamayacağı, bu hususta 3573 sayılı Kanunda belirtilen istisnalar arasında, bu alanların Turizm Teşvik Kanunu kapsamında ''sektörel kalkınmayı ve planlı gelişimi sağlamak amacıyla değerlendirme üzere'' turizm bölgesi ilan edilmesi hakkında bir istisna mevcut olmadığı, dava konusu işlemin 3573 sayılı Kanuna aykırı olduğu, dava konusu turizm bölgesi içinde mevcut mutlak ve dikili tarım arazilerinin 5403 sayılı Kanunu uyarınca, amaç dışı kullanımının mümkün olmadığı, Kanunda sınırlı sayıda belirtilen istisnai faaliyetler içinde dava konusunun mevcut olmadığı, dava konusu işlemle 6.000.000m2 mera alanının turizm bölgesi ilan edildiği, gerek Anayasa'nın 45. maddesi gerekse de Mera Kanunu uyarınca meraların ''mera'' amacı dışında kullanılamayacağı, bölgenin kaynaklarının, özellikle yüzey ve yer altı suyu potansiyelinin golf sahası yapımına imkan vermediği, yeterli su kaynaklarının bulunmadığı, bu bölgede dava konusu işlemle yeni turizm alanları yaratılarak nüfus ve yatırım baskısı oluşturulmasının bilimsel gerçekliğe ve kamu yararına aykırı olduğu, bölgede onaylı 1/25.000 ve 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarının turizm yatırımlarına olanak vermediği, yeniden belirlenen sınır kararının mevcut planlar ile çelişmekte olduğu, doğal alanların tahribatına neden olmakla birlikte imar kanununa aykırı olduğu belirtilerek, davaya konu kararların iptali istenilmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI: Davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği; bir alanın Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi olarak ilanının o alandaki tüm statü ve kanunları geçersiz kılacakmış yaklaşımının yanıltıcı nitelikte olduğu, dava konusu işlemin bir planlama kararı ya da plan onama işlemi olmayıp, alanın 2634 sayılı Kanun uyarınca Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi olarak ilan edilmesinin belirli bir alanın statüsünü değiştiren ve bu bağlamda olası bir planlama ve yatırım sürecine idari yetkiler ile izlenmesi gereken prosedürü etkileyen idari bir işlem olduğu, bu alanlarda yürütülen planlama çalışmalarında ilgili koruma mevzuatı hükümleri uyarınca ilgili kurumlardan görüş alınarak işlem yapıldığı, orman alanlarının tamamının turizm fonksiyonuna dönüştürülerek irtifak haklarının yatırımcılara verilmesi gibi bir durumun asla söz konusu olmadığı, orman alanlarının turizm amaçlı tahsise konu olması durumunda il genelindeki toplam orman sayılan yerlerin binde 5'ini geçemeyeceği hükmünün uygulandığı, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırlarının deniz alanlarını da içerecek şekilde çizilmesinin nedeninin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca yürütülecek planlama çalışmalarında herhangi bir yetki kargaşasına mahal vermeden Bakanlıklarının yetkili kılınması olduğu, deniz alanlarında ne hukuken ne de fiilen üst hakkı tesisi mümkün olmadığı, İzmir Çeşme Paşalimanı KTKGB'nin belirlenmesine ilişkin 12/10/2005 günlü ve 2004/8328 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemi ile açılan davada verilen Danıştay Altıncı Dairesinin E:2006/4056, K:2008/8262 sayılı iptali kararında belirtilen gerekçe dikkate alınarak, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesinin sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin çalışmalarda daha önceki iptal gerekçeleri karşılanacak şekilde hareket edildiği, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi statüsünün Bakanlıkları tarafından ilan edilen alanlar arasında koruma düzeyi en yüksek ve koruma kullanma dengesine en uygun statü olduğu, dava konusu işlemin mevzuat hükümlerine uygun bir şekilde yürütüldüğü, plan ve proje çalışmalarının katılımcı bir anlayışla sürdürülmekte olduğu, bölgede yürütülen plan ve proje çalışmaları esnasında ilgili koruma mevzuatı uyarınca değerlendirme yapılarak plan kararları üretileceği, korunan alanların kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi olarak ilan edilmesinin önünde herhangi bir hukuki ve fiziki engel bulunmadığı, tam tersine, bu iki statünün koruma-kullanma dengesi içerisinde planlı bir turizm gelişimine destek olduğu, korunan alanlar ile 2634 sayılı Kanun uyarınca ilan edilmiş turizm merkezleri ya da kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgelerinin çakışması durumunda planlama çalışmalarının, Bakanlıklarının uygun görüşü doğrultusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yürütüldüğü ve planların koruma mevzuatı uyarınca onaylandığı, alınacak olan her türlü plan kararında çevreye duyarlılık ve sürdürülebilirlik ilkesi baz alınarak, bölgenin doğal dengesinin korunmasına yönelik tedbirlerin hassasiyetle alınacağı, planlama çalışmalarında özel nitelikli tarım arazilerine ilişkin olarak ilgili yönetmelikler uyarınca alınacak kurum görüşleri doğrultusunda işlem yapılacağı, bölge içerisinde golf kullanımlarının yer alması durumunda, sahaların ihtiyaç duyacağı suyun atık su arıtma tesislerinden elde edileceği, turizm sektörünün, makro ekonomi hedeflerine katkısı açısından en stratejik sektörler arasında geldiği ve üstün kamu yararı içerdiği, bu hususun yargılama esnasında dikkate alınması, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun tesis edildiği, haksız davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :… DÜŞÜNCESİ :Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak, bozulan kısım yönünden, dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesinin sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin 12/02/2020 tarihli, 31037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 11/02/2020 tarihli, 2103 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılmıştır. Davacılardan İzmir Tabip Odası yönünden: 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanununun 1. 3. ve 4. madde hükümleri göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işlemin, davacı Oda'nın hak ve menfaatini doğrudan etkilemediği sonucuna varılmıştır. Diğer davacılar yönünden: 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 2. maddesinde, "Bu Kanun, turizm hizmeti ile bu hizmetin gereği kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinin tespiti ile geliştirilmelerine, turizm yatırım ve işletmelerinin teşvik edilmesine, düzenlenmesine ve denetlenmesine ilişkin hükümleri kapsar." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle, Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, "tarihî ve kültürel değerlerin yoğun olarak yer aldığı ve/veya turizm potansiyelinin yüksek olduğu yöreleri korumak, kullanmak, sektörel kalkınmayı ve plânlı gelişimi sağlamak amacıyla değerlendirmek üzere sınırları Cumhurbaşkanı kararıyla tespit ve ilân edilen bölgeler" olarak tanımlanmışken 7334 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra, bu tanım, aynı bentte, "turizm hareketleri ve faaliyetleri yönünden önem taşıyan veya doğal, tarihî ve kültürel değerlerin yoğun olarak yer aldığı, korunması ve geliştirilmesinde kamu yararı bulunan yörelerde, koruma kullanma dengesi gözetilerek sektörel kalkınmanın sağlanması ve turizm sektörünün plânlı ve kontrollü gelişiminin sağlanması amacıyla yeri, mevkii ve sınırları Cumhurbaşkanı kararıyla tespit ve ilân edilen alanlar" olarak yer almıştır. Ayrıca anılan 3. maddede, gerçek veya tüzel kişilerin, birlikte ya da ayrı ayrı gerçekleştirdiği, turizm sektöründe faaliyet gösteren ticari işletmeler, turizm işletmeleri olarak tanımlanmıştır. Kanun'un devamı maddelerinde, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinin tespitine, niteliğine, planlanmasına, 8. maddesinde, bu taşınmazların turizm amaçlı kullanılmasına ilişkin hükümlere yer verilmiş, Hazine taşınmazlarının, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan taşınmazların, diğer kamu taşınmazlarının, Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsisi, özel mülkiyete tabi taşınmazların kamulaştırılması, Hazine adına tapuya tescili, anılan Bakanlık tarafından bu taşınmazların yatırımcılara tahsisi, bağımsız ve sürekli nitelikli üst hakları da dahil olmak üzere irtifak hakkı tesisine ilişkin kurallar hükme bağlanmıştır. Yukarıda aktarılan Kanun hükümlerinden, bir alanın kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi (KTKGB) olarak ilan edilmesinin amacının, kamu yararı gözetilerek turizm potansiyelinin yüksek olduğu yörelerde, turizm sektörünün kalkınması, desteklenmesi ve planlı gelişmesinin sağlanması olduğu görülmektedir. Bu amaçla kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi sınırları içinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca planlama yapılarak gerçek veya tüzel kişilerce gerçekleştirilen ticari işletmelere süreli ya da süresiz irtifak hakkı tesis edilmekte, yapılaşma hakkı ve tesisleri işletme hakkı verilmektedir. 15/05/2004 tarih ve 25463 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin Belirlenmesine ve İlanına İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesinde, kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri ile birlikte fotoğraf, video kaydı ve benzeri görsel malzeme ile desteklenen ve mahallinde yapılan alan araştırmasına dayanan, bölgenin konumunu, mülkiyet durumunu, fiziksel ve doğal özelliklerini, teknik ve sosyal altyapısını, sosyal, kültürel ve ekonomik özelliklerini, arazi kullanım ve ulaşım sistemleri ile doğal ve çevresel verilerini içeren gerekçeli raporların Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünce hazırlanarak Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ile Turizm Merkezi Belirleme Komisyonuna gönderileceği, Komisyon'un ilan edilmesi, iptal edilmesi, sınır daraltılması veya genişletilmesi öngörülen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin mevki ve sınırlarını belirlemekle görevli olduğu düzenlenmiş olup mahallinde yapılacak araştırmalarla KTKGB sınırının Kanun'daki amaca uygun belirlendiğini ortaya koyan gerekçeli raporların hazırlanacağı kurala bağlanmıştır. Dosyada bulunan bilirkişi raporunda özetle; dava konusu işlemle kamusal yararın güçlendirilmesi duyarlılığının gösterilmediği, şimdiye kadar hiç olmadığı kadar büyük bir kara alanını ve 2.292 hektar büyüklüğünde bir deniz alanını da kapsayan bir sınır belirlendiği, Çeşme KTKGB'nin sınırlarının kara bölümünde kalan alanın %65'inin üst ölçekli planlarla yapılaşmaya/kullanmaya/geliştirilmeye kesinlikle açılmaması gereken nitelikteki koruma alanlarından oluştuğu, var olan "Gerekçe Raporu"nun ciddi gerekçelere dayanmadığı, yetersiz, hiçbir ciddi bilimsel araştırma ve çalışmaya dayanmayan, ilgili kurum ve kuruluş görüşlerini değerlendirmeye almayan, yüzeysel bir belge olduğu, 16.000 hektarın üzerinde bir alanın tümüyle halka kapatıldığı, alana ilişkin olarak hazırlanan "Kapsam Belirleme Raporu"nda orman alanları, tarım alanları, mera alanları, sulak alanlar ve zeytinlikler ile baraj koruma kuşaklarının ya tümüyle ya da yapı sınırlandırması getirilerek imarlı alanlar haline getirilecek alanlar listesine girdiği, Kapsam Belirleme Raporunda açıkça ifade edilen bu tutum nedeniyle koruma/kullanma dengesinin koruma alanları aleyhine bozulacağı, aynı raporda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planındaki nüfus kabulünü aşacak şekilde alana yapılacağı belirtilen nüfus atamasının, alanı tehdit edici düzeyde olduğu, mevcut su kaynakları ve altyapının tümüyle yetersiz kalması başta olmak üzere doğal çevrenin de bu gelişmeden geri döndürülemez bir biçimde olumsuz etkileneceği, bölgedeki su kaynaklarının mevcutta dahi yetersiz olduğu, Çeşme ilçesinin en önemli içme suyu kaynaklarından olan Alaçatı Kutlu Aktaş Barajının su toplama havzası ve koruma alanlarının büyük bir bölümü ile Ildır yeraltı su kaynaklarının su havzalarının ve beslenme bölgelerinin KTKGB sınırları içinde kaldığı, deniz suyu arıtma tesisi (ters ozmoz) yöntemiyle su elde edilmesinin planlandığı, bu yöntemin çeşitli çevresel sorunları beraberinde getireceği, ayrıca planlama çalışmalarında KTKGB'nde önerilen golf alanlarının da bu sorunları artıracağı, dava konusu alanın, ilgili mevzuatı çerçevesinde özel olarak korunan Akdeniz Foku başta olmak üzere bir çok canlıya ve ekosisteme ev sahipliği yaptığı, bu nedenle bölgenin doğasının ulusal ve küresel ölçekte korunmasının zorunlu olduğu, sınır içinde 1. 2. ve 3. derece arkeolojik sit alanlarının, kesin korunacak hassas alanlar ile nitelikli doğal koruma alanlarının bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir. Dosyanın ve anılan bilirkişi raporunun incelenmesinden, 12/09/2019 tarihli, 1532 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla yaklaşık 12.431 hektarlık alanın İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi olarak ilan edilmesinden sonra Kültür ve Turizm Bakanlığınca, bölgedeki tescil harici ve kamu mülkiyetindeki alanların planlama alanına dahil edilmesi ve çevresindeki destekleyici nitelikte kullanımları da yönlendirebilecek şekilde turizm gelişimine yönelik bütüncül planlama kararlarının geliştirilmesine olanak sağlayacak bir bölge sağlanması ve ayrıca 11. Kalkınma Planındaki turizm geliri ve turist sayısı hedefi için gerekli 300.000 ilave yatak kapasitesinin %30'unun bölgede oluşturulması amacının gerçekleştirilebilmesi için Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alanlar ile güneyinde kalan deniz ve kıyı alanlarının KTKGB sınırlarına dahil edilmesi suretiyle genişletilmesi ve değiştirilmesi gerekliliğinin ortaya çıktığı belirtildiğinden, yaklaşık 4.000 hektarlık alan daha ilave edilerek sınırların yeniden belirlenmesi suretiyle 16.140 hektar alanın, dava konusu 11/02/2020 tarihli kararla, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi olarak ilan edildiği, bu sınır içerisinde; mevzuat düzenlemeleri ile korunan, yapılaşma yasağı ya da kısıtlı yapılaşma olanağı olan, orman alanlarının, meraların, zeytinlikler ve tarım alanlarının, 1. 2. ve 3. derece arkeolojik sit alanlarının, kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarından oluşan doğal sit alanlarının, sulak alanların, Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı İçme-Kullanma Suyu Havzasının, Ildır yeraltı su kaynaklarının su havzalarının ve beslenme bölgelerinin, "Akdeniz Foku Yaşam Alanları" gibi çeşitli ekosistemlerin, ayrıca 2.000 hektar üzerinde deniz alanının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı idarelerce, bir alanın KTKGB ilan edilmesinin o alandaki tüm statü ve kanunları geçersiz kılacağı yaklaşımının yanıltıcı olduğu, dava konusu işlemin bir planlama kararı olmadığı, KTKGB ilan edilmesinin alandaki ekolojik yapıyı olumsuz etkileyeceğinin bu aşamada söylenemeyeceği, planlama yapıldığında koruma ilkelerinin gözetileceği ileri sürülmekte ise de korunan alanları içine alacak şekilde bu kadar büyük bir alanın KTKGB olarak belirlenmesinin ayrıntılı gerekçe raporlarının olması ve KTKGB ilanı nedenlerinin açıklanması gerekmektedir. Aksi halde KTKGB sınırı belirlenmesi işleminin, planlama yapma yetkisinin Kültür ve Turizm Bakanlığına verilmesi dışında bir anlam ifade etmeyeceği açıktır. Deniz alanı, kıyı ve sahil şeridine ilişkin olarak; Dava konusu işlemle deniz alanının ve yaklaşık 47 kilometrelik bir kıyı şeridinin KTKGB sınırı içine dahil edildiği görülmektedir. Denizlerin KTKGB tanımı içinde bulunan tarihî ve kültürel değerlerin yoğun olarak yer aldığı ve/veya turizm potansiyelinin yüksek olduğu "yöre" kavramı içinde olmadığı açıktır. Bu nedenle, deniz alanının KTKGB sınırları içine dahil edilmesi Turizmi Teşvik Kanununa aykırıdır. Öte yandan Anayasa'nın 43. maddesinde, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, 3621 sayılı Kıyı Kanununda, kıyıların herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğu hükme bağlanmış olup bu alanların gerçek ya da tüzel kişilere ait ticari işletmelere tahsisi mümkün olmadığından KTKGB sınırı içine dahil edilmemesi gerekmektedir. Yine Anayasa'nın 43. maddesinde, "Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir." hükmü yer almış, 3621 sayılı Kıyı Kanununda da sahil şeridinin, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alanı ifade ettiği, hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla sahil şeritleri de kamunun kullanımına bırakılması gereken alanlardır. Her ne kadar davalı idarelerce KTKGB belirlemesine ilişkin diğer bazı işlemlerin eki krokilerde, kıyı alanı ve sahil şeritlerinin belirtilmemesi ve bu alanların KTKGB sınırları içinde görünmesi mümkün ise de bunun krokilerin ölçeğinden kaynaklandığına ve planlama yapılması, irtifak hakkı tesisleri ve yapılaşmalarda, Anayasa ile Kıyı Kanunu hükümlerinin uygulanacağına kuşku bulunmamaktadır. Dava konusu işlemin eki krokide ise bundan farklı olarak KTKGB sınırı denizi içine alacak şekilde geçirilmiştir. Ayrıca dava konusu işlemin Gerekçe Raporunda, "...güneyinde kalan deniz ve kıyı alanlarının KTKGB sınırlarına dahil edilmesi suretiyle genişletilmesi ve değiştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır." ifadesi kullanılmıştır. Bu durumda denizden sınır geçirilerek kıyı ve sahil şeridinden yararlanılmasında kamu kullanımının engellenmesi ve bu alanların turizm işletmelerine tahsis edilmesi sonucunu doğurabilecek olan dava konusu KTKGB ilanında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Orman alanı ve korunan alanlara ilişkin olarak; Turizmi Teşvik Kanununun 8. maddesine göre, mera, yaylak ve kışlakların tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescil edilmesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edilmesi, yine 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman sayılan yerlerden anılan maddede belirtilen durumlarda orman alanlarının turizm amacıyla kullanılmak üzere anılan Bakanlığa tahsis edilmesi mümkün ise de sonrasında aynı madde uyarınca Bakanlık tarafından Türk ve yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilere tahsis edilerek taşınmazlar üzerinde bağımsız ve sürekli nitelikli üst hakları dahil olmak üzere irtifak hakkı tesisi kurulacağı ve orman alanlarını turizm işletmelerinin kullanacağı dikkate alınarak, Kanun maddesi içeriğinde belirtilen kullanımlar için özel mülkiyete konu edilemeyecek olan orman alanlarının, istisna ve sınırlı olarak turizme açılmasının gerekliliği açıktır. Bu nedenle, orman alanların KTKGB sınırı içine alınmasındaki zorunluluğun, turizm amaçlı kullanılmasındaki üstün kamu yararının, Kanun'da belirtilen turizm yatırımlarından hangisinin, ne kadar alanda yapılacağının, ayrıca 5,150 hektar genişliğindeki orman ve ağaçlandırılacak alanın KTKGB olarak belirlenmesinin gerekliliğinin, turizm açısından öneminin ve değerinin, Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanan Gerekçe Raporunda ortaya konulması gerekmektedir. Aynı maddede, turizme tahsis edilecek alanın il genelindeki toplam orman sayılan yerlerin binde 5'ini geçemeyeceği hükme bağlanmıştır. Davalı idareler orman alanlarının bu orandan fazlasının KTKGB olarak belirlendiğini kabul etmekte, ancak sınır içindeki orman alanlarının tamamının turizme tahsis edilmesinin söz konusu olmadığını ileri sürmektedir. KTKGB belirlenmesinin ve orman alanlarının Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edilmesinin amacının yukarıda içeriği yazılı hükümler uyarınca turizm sektörünün kalkınmasının sağlanması olduğu açıktır. Bu durumda turizme tahsis edilmeyecek ve Kanun'da belirtilen orandan fazla olan orman alanının dava konusu KTKGB sınırları içine alınmasında konu ve amaç bakımından hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 13. maddesinde, mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak alternatif alan bulunmaması ve Kurul'un uygun görmesi şartıyla aynı Kanun'da sayılan amaçlar için tahsis edilebileceği hükme bağlanmıştır. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanunda, zeytincilik sahalarının daraltılamayacağı hükmü yer almıştır. Yine sit alanları, içme suyu havzaları ve diğer koruma alanları da mevzuat ile koruma altına alınmıştır. Bu alanlar da KTKGB sınırı içine dahil edilmemelidir. Dahil edilmesi zorunlu ise Gerekçe Raporunda, zorunluluk nedenleri, korumaya ilişkin mevzuat ve koruma ilkeleri uyarınca turizme tahsis edilemeyen bu alanların, turizme tahsis edilecek alanların olumsuz etkilerinden korumasına ilişkin yöntemler, koruma/kullanma dengesinin koruma alanları aleyhine bozulma riskinin göze alınmasının gerekliliği ve üstün kamu yararı açıklanmalıdır. Ayrıca bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, mevcut su kaynaklarının zaten yetersiz olduğu Çeşme ilçesinde, turizm yatırımlarının anılan su kaynaklarına olumsuz etkisinin nasıl giderileceğinin yeterli verilerle ortaya konulması gerekmektedir. Sonuç olarak işlemin dayanağı Gerekçe Raporunda, 5.150 hektar orman alanı ile korunan alanları içerecek şekilde 16.000 hektarın üzerinde olan alanın KTKGB olarak belirlenmesi ile korunan alanların KTKGB sınırları içerisinde kalmasının zorunluluğunun, sebeplerinin ve kamu yararının, turizm geliri ve turist sayısı hedefi için gerekli 300.000 ilave yatak kapasitesinin %30'unun bölgede oluşturulması amacının daha küçük bir alanda gerçekleştirilmesinin mümkün olup olmadığının, yatırıma konu olacak turizm türlerinin kendi içindeki entegrasyonu ile çevreye etkisinin ve zaten yetersiz olan su kaynaklarına olabilecek olumsuz etkisinin giderilmesi yöntemlerinin, korunan alanlarla ilişkilerinin, bağlantılarının, korumaya ilişkin yöntemlerin, turizmin tüm yıla yayılması stratejisinin gerçekleştirilmesine ve Çeşme ilçesindeki jeotermal kaynak potansiyeli ve bu potansiyelin değerlendirilmesi yöntemine ilişkin yeterli verilerin ve bilgilerin yer almadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan deniz alanını ile yaklaşık 47 kilometre kıyı alanının ve sahil şeridinin KTKGB sınırı içine alınmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Bu durumda yukarıda yazılı Yönetmeliğin 4. maddesindeki düzenlemelere uygun olmayan Gerekçe Raporuna dayanan ve Kanun'da belirtilen KTKGB tanımına ve amacına aykırı olan İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesinin sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacılardan İzmir Tabip Odası yönünden davanın ehliyet yönünden reddi, diğer davacılar yönünden dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2023/1866, K:2024/1363 sayılı kararı ile Danıştay Altıncı Dairesinin 02/03/2023 tarih ve E:2020/3285, K:2023/2192 sayılı kararının, davacılardan İzmir Barosu ve İzmir Tabip Odası yönünden ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmının onanması, diğer kısmının bozulması üzerine, kısmen bozma kararına uyularak, bozulan kısım ile sınırlı olmak üzere yapılan değerlendirme sonucunda gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: 13/09/2019 tarih ve 30887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 12/09/2019 tarih ve 1532 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ekli krokide sınırları belirtilen yaklaşık 12.431 hektarlık alan, Türkiye Turizm Stratejisi 2023 ve 11. Kalkınma Planı'ndaki hedeflere ulaşılabilmesi için, Çeşme İlçesinin jeotermal kaynak potansiyelinin dikkate alınarak termal kaynakların kullanılması suretiyle termal kür merkezi, konaklamalı fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi, yaşlı ve engelli merkezi ile üçüncü yaş kapsamında bulunan turistlerin uzun dönemli tatil, dinlenme ve tedavi süreçlerinde kalabilecekleri konut alanlarının yer aldığı karma kullanımlar ile turizm türlerinin entegrasyonunun ve turizmin tüm yıla yayılmasının sağlanması amaçlarıyla, bölgenin öne çıkan özellikleri ve turizm imkanları da başlıklar halinde göz önünde bulundurulmak suretiyle, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi (KTKGB) olarak ilan edilmiştir. 25/01/2020 tarih ve 31019 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 24/01/2020 tarih ve 2054 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile İzmir Çeşme KTKGB kapsamındaki taşınmazların, turizm yatırımlarına tahsisi amacıyla, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiş, ancak, 12/02/2020 tarih ve 31037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 11/02/2020 tarih ve 2102 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, ekli listede belirtilen taşınmazlar yönünden 24/01/2020 tarih ve 2054 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yürürlükten kaldırılmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığınca bölgede yürütülen, potansiyel alanların turizm amaçlı değerlendirilmesine yönelik etüt ve inceleme çalışmaları kapsamında, söz konusu alanın tamamlayıcısı ve devamı niteliğinde olan bölgenin doğusunda yer alan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alanlar ile güneyinde kalan deniz ve kıyı alanlarının KTKGB sınırlarına dahil edilmesi suretiyle genişletilmesi ve değiştirilmesi gerekliliğinin ortaya çıktığı belirtilerek, bölgede tescil harici ve kamu mülkiyetindeki alanların planlama alanına dahil edilmesi ve çevresindeki destekleyici nitelikte kullanımları da yönlendirebilecek şekilde turizm gelişimine yönelik bütüncül planlama kararlarının geliştirilmesine olanak sağlayacak bir bölge sağlanması ve ayrıca 11. Kalkınma Planı'ndaki turizm geliri ve turist sayısı hedefi için gerekli 300.000 ilave yatak kapasitesinin %30'unun bölgede oluşturulması amaçlarıyla, 12/02/2020 tarih ve 31037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 11/02/2020 tarih ve 2103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırları, yaklaşık 4.000 hektarlık alanın ilave edilmesi suretiyle yeniden belirlenmiş, bunun üzerine görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle, 3. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri"; tarihî ve kültürel değerlerin yoğun olarak yer aldığı ve/veya turizm potansiyelinin yüksek olduğu yöreleri korumak, kullanmak, sektörel kalkınmayı ve plânlı gelişimi sağlamak amacıyla değerlendirmek üzere sınırları Cumhurbaşkanı kararıyla tespit ve ilân edilen bölgeler olarak tanımlanmış; 4. maddesinde, "Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinin tespitinde; ülkenin doğal, tarihi, arkeolojik ve sosyo-kültürel turizm değerleri, kış, av ve su sporları ve sağlık turizmi ile mevcut diğer turizm potansiyeli dikkate alınır."; 7. maddesinin birinci fıkrasında, "Bakanlık; kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde her ölçekteki plânları yapmaya, yaptırmaya, re'sen onaylamaya ve tadil etmeye yetkilidir." kurallarına yer verilmiş, 37. maddesinde ise, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinin belirlenmesi için çalışma gruplarının oluşturulması, bakanlık ile ilişkileri, görev ve yetkileri ile çalışma şekline ilişkin konuların, Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlüğe girecek Yönetmelik ile düzenleneceği belirtilmiştir. Bu kapsamda hazırlanarak 15/05/2004 tarih ve 25463 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin Belirlenmesine ve İlanına İlişkin Yönetmeliğin 3. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, "Komisyon", Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ile Turizm Merkezi Belirleme Komisyonu olarak tanımlanmış; 4. maddesinin üçüncü ve devam eden fıkralarında, "Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü tarafından; belirlenmesi ve ilan edilmesi öngörülen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezleri hakkında ilgili kamu kurum ve kuruluşlardan istenilen bilgi ve belgeler, kamu kurum ve kuruluşlarınca öncelikle gönderilir ve görüş yazıları istenilen sürede, süre belirtilmeyen hallerde en geç bir ay içinde cevaplandırılır. Bu süre içinde cevap verilmediği takdirde olumlu görüş verilmiş sayılır. Ancak, sınır iptali ve sınır daraltması işlemlerinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınmaz. Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünce; kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri ile birlikte fotoğraf, video kaydı ve benzeri görsel malzeme ile desteklenen ve mahallinde yapılan alan araştırmasına dayanan, bölgenin konumunu, mülkiyet durumunu, fiziksel ve doğal özelliklerini, teknik ve sosyal altyapısını, sosyal, kültürel ve ekonomik özelliklerini, arazi kullanım ve ulaşım sistemleri ile doğal ve çevresel verilerini içeren gerekçeli raporlar hazırlanarak Komisyona gönderilir. Komisyon; ilan edilmesi, iptal edilmesi, sınır daraltılması veya genişletilmesi öngörülen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin mevki ve sınırlarını belirlemekle görevlidir. Komisyon tarafından uygun bulunarak mevki ve sınırları belirlenen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerine ilişkin komisyon kararı Bakanlık Makamınca onaylanır." düzenlemeleri yer almıştır. Anılan Yönetmeliğin 8. maddesinde ise, "Komisyonun kararı, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri ile birlikte mevkii ve sınırları haritalar üzerinde belirlenen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve Turizm Merkezleri ilanına ilişkin öneri, Cumhurbaşkanının onayına sunulmak üzere Bakanlıkça Cumhurbaşkanlığına gönderilir. Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve Turizm Merkezleri, Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle ilan olunur." düzenlemelerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat düzenlemeleri çerçevesinde, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi İlanları; bir planlama kararı ya da plan onama işlemi niteliğinde olmayıp, belirli bir alanın statüsünü değiştiren ve bu bağlamda olası bir planlama ve yatırım sürecine ilişkin idari yetkiler ile izlenmesi gereken prosedürü belirleyen idari işlemlerdir. 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nda tanımlanan, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinin (KTKGB), ne şekilde belirleneceğine ve ilan edileceğine ilişkin usul ve esaslar, 15/05/2004 tarih ve 25463 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin Belirlenmesine ve İlanına İlişkin Yönetmelik'te ayrıntıları ile düzenlenmiştir. Anılan Yönetmelik'te, KTKGB'lere ilişkin sınırların, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünce alınan kurum/kuruluş görüşleri ve aynı Genel Müdürlükçe hazırlanan fotoğraf, video kaydı ve benzeri görsel malzeme ile desteklenen ve mahallinde yapılan alan araştırmasına dayanan, bölgenin konumunu, mülkiyet durumunu, fiziksel ve doğal özelliklerini, teknik ve sosyal altyapısını, sosyal, kültürel ve ekonomik özelliklerini, arazi kullanım ve ulaşım sistemleri ile doğal ve çevresel verilerini içeren gerekçeli raporların birlikte değerlendirilmesi suretiyle, anılan Bakanlık bünyesinde kurulan Komisyon tarafından belirleneceği düzenlenmiştir. Belirtilen düzenlemeler ışığında, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri belirlenmesine ve ilanına ilişkin idari işlemlerin dayanağını, gerekçe raporlarının oluşturduğu açıktır. Dolayısıyla, uyuşmazlıkta, statü değiştiren bir sınır belirlemeden ibaret olan dava konularından İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin işlemin dayanağı olan Gerekçe Raporunun, konuya ilişkin mevzuatta yer alan tanım ve düzenlemelere uygun nitelikte olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Danıştay Altıncı Dairesi tarafından mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporun sonuç kısmında özetle; - İzmir Çeşme KTKGB'nin, gerek bölgede yer alan her tür koruma alanını da kapsayan son derece geniş bir sınır ve alana yönelik olması, gerekse de, bu alanda her tür turizm türünün planlanacak olması nedenleriyle, ulusal gelir artırıcı ve ekonominin döviz dar boğazını giderici, kalkınmaya yönelik bir yaklaşımın ürünü olduğu, - Dava konusu işlemle kamusal yararın güçlendirilmesi duyarlılığının gösterilmediği, - Alana ilişkin önceki yargı kararlarına riayet edilmediği, şimdiye kadar hiç olmadığı kadar büyük bir kara alanını ve ilk kez olmak üzere yaklaşık 4.900 hektar büyüklüğündeki bir deniz alanını da kapsayan bir sınır belirlendiği, - Çeşme KTKGB'nin sınırlarının kara bölümünde kalan alanın %65'inin, üst ölçekli planlarla yapılaşmaya/kullanmaya/geliştirilmeye kesinlikle açılmaması gereken nitelikteki koruma alanlarından oluştuğu, planlamada kullanılan elek analizi yönteminden, sınır ilanında yararlanılabilecekken yararlanılmadığı, - Davalı Bakanlığın bu denli geniş alanları tümüyle kendi yetki alanına almasının gerekçesinin "bölge bütünlüğünün sağlanarak" işlerin hızlı yürütülmesi ile sınırlı olduğu, var olan Gerekçe Raporunun ciddi gerekçelere dayanmadığı, yetersiz, hiçbir ciddi bilimsel araştırma ve çalışmaya dayanmayan, ilgili kurum ve kuruluş görüşlerini değerlendirmeye almayan, yüzeysel bir belge olduğu, - 16.000 hektarın üzerinde bir alanın tümüyle halka kapatıldığı, - Sınır kararıyla bu alanlardaki ve özellikle kıyı alanlarındaki yetkinin tümüyle tek bir Bakanlığa aktarılmasının rasyonelinin anlaşılamadığı, bu işlemle birlikte, önceden ilan edilen Turizm Merkezleri de birlikte değerlendirildiğinde, Çeşme İlçesinin yaklaşık %65'inin doğrudan Kültür ve Turizm Bakanlığının denetimine bırakıldığı, - Bölgede öngörülen turizm yatırımlarının gerçekleştirilmesi durumunda doğal çevre tahribatının geri dönülemez bir duruma evrileceği, - Alana ilişkin olarak hazırlanan Kapsam Belirleme Raporunda orman, tarım, mera, sulak alanlar ve zeytinlikler ile içme kullanma suyu koruma kuşaklarının koruma alanları olarak belirtilmediğinden, koruma/kullanma dengesinin koruma alanları aleyhine bozulacağı, - Aynı raporda, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planındaki nüfus kabulünü aşacak şekilde alana yapılacağı belirtilen nüfus atamasının, alanı tehdit edici düzeyde olduğu, mevcut su kaynakları ve altyapının tümüyle yetersiz kalması başta olmak üzere, doğal çevrenin de bu gelişmeden geri döndürülemez bir biçimde olumsuz etkileneceği, - Dava konusu alanın, ilgili mevzuatı çerçevesinde özel olarak korunan Akdeniz Foku başta olmak üzere bir çok canlıya ve ekosisteme ev sahipliği yaptığı, bu nedenle bölgenin doğasının ulusal ve küresel ölçekte korunmasının zorunlu olduğu, - Bölgedeki su kaynaklarının mevcutta dahi yetersiz olduğu, KTKGB ilanının su miktar ve kalitesindeki sorunların artmasına neden olacağı, ters ozmos yöntemiyle su elde edilmesi planlanmakta ise de, bu yöntemin çeşitli çevresel sorunları beraberinde getireceği, ayrıca planlama çalışmalarında KTKGB'nde önerilen golf alanlarının da bu sorunları artıracağı, - Alaçatı Kutlu Aktaş Barajına ilişkin içme kullanma suyu havzasının %75'inden fazlasının ilan edilen sınırlar içinde yer aldığı, özellikle mutlak ve kısa mesafeli koruma alanları gözetilmeden sınır belirlenmesinin de doğru olmadığı, - Çeşme KTKGB'nde, yenilenebilir enerji kaynaklarından olan jeotermal kaynak potansiyelinin, bölgenin kalkınmasına önemli katkı verebileceği, ancak gerçekleştirilecek jeotermal faaliyetlere ilişkin detaylı bilginin bulunmadığı, - İlan edilen sınırlar içerisinde çeşitli derecelerde arkeolojik sit alanlarının bulunduğu, sistematik olarak arkeolojik yüzey araştırması gerçekleştirilen kısımda elde edilen bulguların, bölgenin kalan bölümünün de arkeolojik potansiyelinin oldukça yüksek olduğunu gösterdiği, bu nedenle, söz konusu alan turizm bölgesi olarak belirlenmeden önce, bölgede sistematik arkeolojik yüzey araştırmaları ile kültürel mirasın etkin biçimde belgelenmesi ve korunmasının hayati önem taşıdığı, - Bütün bu değerlendirmeler ışığında, dava konusu sınır kararının, planlama ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı, yönünde görüş ve tespitlere yer verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere, dava konularından İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin işlem; bir planlama kararı ya da plan onama işlemi niteliğinde olmayıp, belirli bir alanın statüsünü değiştiren ve bu bağlamda olası bir planlama ve yatırım sürecine ilişkin idari yetkiler ile izlenmesi gereken prosedürü belirleyen idari bir işlem niteliğinde olduğundan; anılan işlemin dayanağı olan Gerekçe Raporunun yetersizliğine ilişkin tespitler dışında, bilirkişi raporunda yer verilen ve planlamanın konusunu oluşturulabilecek hususlara ilişkin görüş ve tespitleri, bu aşamada, değerlendirme olanağı bulunmamaktadır. Dosyanın incelenmesinden; dava konularından İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin işlemin dayanağı olan Gerekçe Raporunda, Türkiye Turizm Stratejisi 2023 ve 11. Kalkınma Planı'ndaki hedeflere ulaşılabilmesi için, Çeşme İlçesinin jeotermal kaynak potansiyelinin dikkate alınarak termal kaynakların kullanılması suretiyle termal kür merkezi, konaklamalı fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi, yaşlı ve engelli merkezi ile üçüncü yaş kapsamında bulunan turistlerin uzun dönemli tatil, dinlenme ve tedavi süreçlerinde kalabilecekleri konut alanlarının yer aldığı karma kullanımlar ile turizm türlerinin entegrasyonunun ve turizmin tüm yıla yayılmasının sağlanması amaçlarıyla, bölgenin öne çıkan özellikleri ve turizm imkanları göz önünde bulundurularak 13/09/2019 tarih ve 30887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 12/09/2019 tarih ve 1532 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenen İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının, Kültür ve Turizm Bakanlığınca bölgede yürütülen, potansiyel alanların turizm amaçlı değerlendirilmesine yönelik etüt ve inceleme çalışmaları kapsamında, söz konusu alanın tamamlayıcısı ve devamı niteliğinde olan bölgenin doğusunda yer alan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alanlar ile güneyinde kalan deniz ve kıyı alanlarının KTKGB sınırlarına dahil edilmesi suretiyle genişletilmesi ve değiştirilmesi gerekliliğinin ortaya çıktığı, bu nedenle, bölgede tescil harici ve kamu mülkiyetindeki alanların planlama alanına dahil edilmesi ve çevresindeki destekleyici nitelikte kullanımları da yönlendirebilecek şekilde turizm gelişimine yönelik bütüncül planlama kararlarının geliştirilmesine olanak sağlayacak bir bölge sağlanması ve ayrıca 11. Kalkınma Planı'ndaki turizm geliri ve turist sayısı hedefi için gerekli 300.000 ilave yatak kapasitesinin %30'unun bölgede oluşturulması amaçlarıyla genişletildiği hususlarının belirtildiği anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut bilgi ve belgeler çerçevesinde, İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin işlemle 16.000 hektarın üzerinde bir alanı kapsayacak şekilde yeniden belirlenen Çeşme KTKGB sınırları incelendiğinde ise; alanda, 1., 2. ve 3. derece Arkeolojik Sit Alanlarının, Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı İçme-Kullanma Suyu Havzasının, Kesin Korunacak Hassas Alanlar, Nitelikli Doğal Koruma Alanları ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarından oluşan Doğal Sit Alanlarının, Akdeniz Foku Yaşam Alanları gibi alanların ve çeşitli ekosistemlerin bulunduğu ve mevzuat düzenlemeleri ile korunan yapılaşma yasağı ya da kısıtlı yapılaşma olanağı bulunan söz konusu alanların bir çoğunun dava konusu işlemle belirlenen sınır üzerinde yer aldığı görülmektedir. Bu durumda, dava konusu işlemin dayanağı olan Gerekçe Raporunda, bölgedeki turizm imkanları ve koruma gereklilikleri ile belirlenen sınır arasındaki bağlantıların kurulmadığı, KTKGB sınırının genişletilmesini gerekli kılan nedenler yeterince ortaya konulamadığı gibi yukarıda belirtilen korunan alanların, KTKGB sınırları içerisinde kalmasının sebeplerinin de açıklanmadığı, turizm türlerinin entegrasyonu ve turizmin tüm yıla yayılmasına yönelik genel stratejinin gerçekleştirilmesine ilişkin yeterli veriye yer verilmediği, Çeşme İlçesindeki jeotermal kaynak potansiyeli ve genişletilen sınırlarda bu potansiyelin nasıl değerlendirilebileceğine ilişkin gerekli veri ve bilgilerin de bulunmadığı, bu haliyle anılan Gerekçe Raporunun Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin Belirlenmesine ve İlanına İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesindeki düzenlemelere uygun olmadığı anlaşıldığından, deniz alanlarını da kapsayan bu denli büyük bir alanın, gereklilikleri açıklanmadan "bütüncül planlama kararlarının geliştirilmesine olanak sağlanması" soyut ve genel amacıyla, eksik araştırma ile hazırlanan Gerekçe Raporuna dayalı olarak KTKGB sınırlarına dahil edilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir. Bu itibarla; 12.02.2020 tarih ve 31037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/02/2020 tarihli ve 2103 sayılı İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Dava konusu 12/02/2020 tarih ve 31037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesinin sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin 11/02/2020 tarih ve 2103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının İPTALİNE, 2.Yargılamanın önceki aşamasında verilen kararın, davacılardan İzmir Barosu Başkanlığı ve İzmir Tabip Odası yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile onanması suretiyle kesinleşmiş olması hususu da dikkate alınarak, ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacılar tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinden …-TL kısmının İzmir Barosu Başkanlığı ve İzmir Tabip Odası üzerinde bırakılmasına; …-TL kısmının ise davalılardan alınarak, İzmir Barosu Başkanlığı ve İzmir Tabip Odası dışındaki diğer davacılara verilmesine, 3.Davacılar tarafından yatırılan keşif avansından artan …-TL'nin (yargılamanın önceki aşaması da dikkate alınarak tekerrüre sebebiyet verilmeyecek şekilde) davacılara iadesine, 4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak, İzmir Barosu Başkanlığı ve İzmir Tabip Odası dışındaki diğer davacılara verilmesine, 5. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 31/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.