6. Hukuk Dairesi 2024/3225 E. , 2025/2247 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 12.10.2018 SAYISI : 2021/222 E., 2024/143 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraflar vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen …
**6. Hukuk Dairesi 2024/3225 E. , 2025/2247 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 12.10.2018 SAYISI : 2021/222 E., 2024/143 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraflar vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... Denizcilik ile davalı arasında 27.09.2012 tarihinde acil durum müdahale gemisi yapımına ilişkin sözleşme düzenlendiğini, sözleşme süresinin 750 takvim günü, işe başlama tarihinin 02.10.2012 ve iş bitim tarihinin de 21.10.2014 olarak belirlendiğini, ancak sözleşmenin 25. maddesinde bu sürenin uzamasına neden olabilecek haller ve şartların ayrıca gösterildiğini, sözleşme gereğince davalı tarafından bir proje kontrol heyeti oluşturulduğunu, proje kontrol heyetinin davalı adına gemi inşaa sürecini takip ve denetlemeye, yapılması gereken iş ve işlemleri onaylamaya yetkili kılındığını, buna göre yapılacak işin proje kontrol heyetinin onaylamasından sonra yapımına başlanmasının kabul edildiğini, imalatın 26.08.2015 tarihinde neticelenerek 30.11.2015 tarihinde geçici kabulünün yapıldığını, sözleşme konusu işin tesliminde yaşanan gecikmenin sözleşmenin 25.maddesinde yer verilen süre uzatımını gerekli kılan haller ve şartlardan kaynaklandığını, müvekkilinin bu kapsamda davalıdan müteaddit defalar süre uzatım talebinde bulunduğunu, imalat sonunda sözleşme konusu malı teslim alan davalının haksız ve hukuka aykırı şekilde malın tesliminde gecikme olduğu gerekçesi ile müvekkilinin hakedişinden günlük on binde 2 esası ile 328 gün üzerinden 2.042,784 Euro ceza kesintisi yaparak eksik ödemede bulunduğunu, sözleşmede azami ceza süresi 150 gün olmasına karşın davalının bu sürenin üzerinde ceza uygulamasının usul ve yasaya da aykırı olduğunu, davalının ileri sürdüğü gecikmelerden dolayı sözleşmeye uygun şekilde yazılı ihtarname göndermediğini, bazı durumlarda da süresinden önce ihtar çekme yoluna gidildiğini; davalı tarafından yapılan geçici kabul sırasında ceza-i şarta ilişkin itirazi kayıt şerhinin düşülmeden geminin teslim alındığını, sözleşme konusu işin tesliminde yaşanan gecikmenin sözleşmenin 25. maddesinde yazılı olan süre uzatımı verebilecek haller ve şartlar kapsamında kaldığını, zira proje kontrol heyetinin onayına sunulan işlerin onaylarının süresi içerisinde verilmediğini, bazı durumlarda da proje kontrol heyetinin onayına sunulmasına gerek olmamasına karşın proje kontrol heyetinin kendi onayına tabi olduğu iddiası nedeni ile gecikmeler yaşandığını, işin yapımı sırasında mücbir sebepten, doğal afet/fırtına sebebiyle oluşan hasarın giderilmesinden kaynaklanan gecikmeler olduğunu, hava muhalefeti nedeni ile bazı günler çalışılamadığını, geminin deneme seyrinin davalı tarafından yarım bırakılmış olmasından dolayı da gecikme olduğunu, gemi geçici kabule 26.08.2015 tarihinde hazır olmasına karşın davalının bu tarihi 14.09.2015 olarak kabul ederek yanlış süre hesabı yaptığını, bu nedenlerle geminin tesliminde gecikme olduğundan bahisle ceza kesintisi yapılmasının usulsüz olmasından dolayı davalıya 02.12.2015 tarihinde ceza-i şart kesintisi yapılmaması konusunda müracaatta bulunulduğunu, ancak bu talebin kabul edilmeyerek davalının hakediş bedelinden haksız olarak kesinti yapıldığını ileri sürerek, ödenmeyen 2.042,784 Euro'nun 07.12.2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının idari şartnamede yer alan projeyi gerçekleştirmeyi taahhüt ettiğini dolayısıyla teknik şartnamedeki koşulları bilerek ihaleye iştirak ettiğini, projenin başlamasından bitimine kadar süresi ile ilgili olarak davacının herhangi bir itirazının olmadığını, davacının projenin gecikme nedenlerinden olarak gösterdiği proje kontrol heyetinin projede gemi inşa sürecinde yapılması gereken tüm iş ve işlemleri onaylamakla yetkili ve görevli olmadığını, sadece kontrol ve denetimlerinde kurallara uygun olmayan imalat ve uygulamalar bulunması halinde karşılıklı olarak şifahi görüşmeler ve toplantılar ile bu durumun halledildiğini, davacı tarafa 21.10.2014 tarihinde gönderilen yazı ile "acil durum müdahale gemisinin 21.10.2014 tarihi itibariyle 750 takvim günü olan teslim süresinin tamamlanmış olduğu, bu tarihten itibaren sözleşmenin 34. maddesinde belirtilen ceza ve kesintilerin uygulanacağının" bildirildiği gibi gecikmeler konusunda defaten yazılar gönderildiğini, dolayısıyla ihtarların sözleşmenin 2.4 maddesine uygun şekilde yapıldığını, sözleşmenin 34.maddesine göre ceza uygulamasının yapılması için sözleşme süresinin dolmasının yeterli olduğunu, davacının bu süreye ilişkin itirazının bulunması halinde sözleşmede belirtilen yöntem ve esaslara göre itirazda bulunması gerekirken herhangi bir itirazının olmadığını, ihtarların süresinden önce gönderildiğine ilişkin iddianın da mesnetsiz olduğunu, davacının sözleşme süresi içerisinde 138 günlük süre uzatım talebinde bulunduğunu, davacının bu taleplerine 10.09.2014 ve 21.10.2014 tarihlerinde red cevabı verildiğini, davacının geçici kabul sırasında itirazi kayıt konulmadığı iddiasının da sözleşmenin 34. maddesine aykırı olduğunu, gecikmelerin proje kontrol heyetinden değil, davacı yükleniciden kaynaklandığını, zira proje ve ekipman onayları ile ilgili onay süresince davacı yüklenici tarafından gecikmelere sebep olunduğuna yönelik herhangi bir ihbar ve itiraz gelmediğini, davacının gecikmeye gireceğini anladığı zaman ek süre talebinde bulunduğunu, ayrıca geçici kabule başvuru tarihinin 26.08.2015 değil 14.09.2015 tarihi olduğunu, davacının yanlış süre hesabı yapıldığı konusunda iddiasının da gerçeği yansıtmadığını; dava dilekçesinde belirtilen diğer tüm gecikme sebeplerinin davacı yükleniciden kaynaklandığını, davacının ileri sürdüğü olayların hiçbirinin sözleşmede yer alan mücbir sebep kapsamına girmediğini, geminin deneme seyrinin müvekkili kurum tarafından yarıda bırakıldığı iddiasının da asılsız olduğunu, davacı tarafından planlanan deneme seyir programında geminin tersaneye dönüşünün 27.05.2015 olarak planlandığını, gemi hakkındaki manevra, sevk ve idare talimatlarının davacının sorumlu kaptanının insiyatifine bırakıldığını, geminin davacı tarafından 14.09.2016 tarihinde geçici kabule hazır hale getirildiğini, dolayısıyla 26.08.2015 tarihinde imalatın tamamlandığı konusundaki iddianın gerçekle bağdaşmadığını, projedeki gecikme nedeni ile müvekkili kurum tarafından sözleşmenin feshi yoluna gidilmeyerek sözleşmenin tamamlanması yönünde irade oluşturulup, gecikilen süre için sözleşmeye uygun ceza koşulu uygulandığını, davacının tacir olması sebebiyle ceza miktarından indirim yapılmasının da mümkün olamayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 2018/482 Esas, 2019/7 Karar, 24.01.2019 tarihli kararı ile gemi inşa ve makineleri mühendisi, uzak yol kaptanı ve hukuk fakültesi öğretim üyesinden oluşan üç kişilik bilirkişi kurulundan 24.03.2017 günlü rapor ve aynı heyetten 13.09.2017 günlü ek rapor alınarak bilirkişilerin görüşü benimsenerek davanın kabulüne "2.042.784,00 Euro'nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek Euro faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi'nin 2018/482 Esas, 2019/7 Karar, 24.01.2019 tarihli kararına karşı süresinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2020/1133 Esas, 2020/1330 Karar, 18.11.2020 tarihli kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 18.11.2020 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, "...uyuşmazlık gemi inşa sözleşmesinden kaynaklanmış olup, gemi inşa mühendisliğinin uzmanlık alanına girdiğinden bilirkişilerin de bu alanın uzmanlarından seçilmesi gerekir. Oysa mahkemece oluşturulan bilirkişi kurulunun yalnızca bir üyesi gemi inşa mühendisi olup diğer iki üyesi uzak yol kaptanı ve hukukçudur. Gemi inşa mühendisi dışındaki üyelerin mesleki ünvan ve sıfatları itibariyle uyuşmazlık konusu hakkında yeterli teknik ve özel bilgiye sahip oldukları kabul edilemeyeceğinden, bilirkişi kurulu uygun oluşturulmamıştır. Gemi yapım işi ve yapım süreçleri özel teknik bilgiyi gerektirmektedir. Sadece bir gemi inşa mühendisinin heyette yer alması yeterli değildir. Tek bir mühendisten alınan raporun uyuşmazlığın niteliğine göre uyuşmazlığı çözecek kapsam ve yeterlilikte olmadığı açıktır. Uyuşmazlığın niteliği ve miktarına göre bilirkişilerin her üçünün de gemi inşa mühendisliği uzmanlık dalından seçilmesi, gemi inşa mühendislerinin İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesinden gemi inşası konusunda uygulamayı bilen deneyimli tecrübeli öğretim üyelerinden olması uygun olacaktır. Bu haliyle içerisinde tek bir gemi inşa mühendisinin yer aldığı kanaat verici nitelikte olmayan bilirkişi kurulu raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde, mahkemece yapılacak iş; 6100 sayılı HMK’nın 281/3 maddesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkması için İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesinden gemi inşa iş ve süreçlerinde uygulamayı bilen deneyimli ve tecrübeli öğretim üyelerinden üç kişilik yeni bir bilirkişi kurulu oluşturmak ve oluşturulacak bilirkişi kuruluna dava konusu ve davalının itirazları yönünden yeniden inceleme yaptırılarak taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor almak, rapora itiraz edildiği takdirde bu itirazların ve önceki rapor ile düzenlenecek rapor arasında çelişki doğduğu takdirde bu çelişkilerin giderilmesi için ek rapor almak, davacı yüklenicinin ilk karara karşı istinaf yoluna başvurmaması nedeniyle davacının reddedilen süre uzatım talepleri yönünden iş sahibi davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşacağını da gözeterek alınan raporları değerlendirmek ve ulaşılan sonuca göre karar vermekten ibaret olmalıdır. Açıklanan hususlar üzerinde durulmadan İlk Derece Mahkemesince yetersiz bilirkişi raporuyla hükme varılması ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da davalının istinaf isteminin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Mahkememizce dosyanın, taraf vekillerinin itirazlarının Yargıtay kararı doğrultusunda ayrıntılı olarak değerlendirilmesi için ek rapor düzenlenmek üzere önceki bilirkişilere tevdiine karar verilmiş, bilirkişi heyetinden ek rapor temin edilmiştir. 17.02.2023 tarihli bilirkişi heyeti 2. ek raporunda özetle; sözkonusu fırtınanın doğal afet sayılıp sayılmayacağı konusu heyetin uzmanlık alanına girmediğinden davacının mücbir sebep kapsamındaki süre uzatım taleplerinin mahkemenin vereceği karara göre belirlenmesi gerektiği yönünde görüş ve kanaati bildirilmiştir. Mahkememizce dosyanın taraf vekillerinin itirazları değerlendirilerek ve Hava durumu - Kuvvetli Yağış - Rüzgar Fırtınasının afet ve mücbir sebep olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda ek rapor düzenlenmek üzere önceki bilirkişi heyetine Afet Yönetimi ve Meteroloji Mühendisliği alanında uzman bir bilirkişi eklenmek suretiyle tevdiine karar verilmiş, oluşturulan bilirkişi heyetinden ara karar doğrultusunda rapor temin edilmiştir. 13.02.2024 tarihli bilirkişi heyeti 3. ek raporunda özetle; davacının 31.01.2015 tarihinde 11 bofor ve 01.02.2015 tarihinde 10 bofor şiddetinde meydana gelen fırtınalardan kaynaklanan süre uzatım talebi uzman bilirkişi inceleme ve değerlendirmesi ile uygun bulunmuş olup, davacının süre uzatım talepleri ile ilgili idareden kaynaklanan nedenlerden 67 + 50 = 117 gün için 728.676,00 Euro, Mücbir Sebeplerden 89 gün için 554.292,00 Euro, Deneme Seyrinden 4 gün için 24.912,00 Euro olmak üzere toplam 210 gün için 1.307,880 Euro olarak hesap edildiğine dair görüş ve kanaat bildirilmiştir. Alınan bilirkişi raporundan dava konusu sözleşmeye konu geminin teslim süresine idareden kaynaklanan sebeplerden 117 gün mücbir sebeplerden 89 gün deneme seyri süresi olarak 4 gün eklenmesi gerektiğinin anlaşıldığı "gerekçesiyle" açılan davanın kısmen kabulü ile 1.307,880 Euro'nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a md. uyarınca işleyecek Euro faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde, a. İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda, idareden kaynaklanan nedenlerle süre uzatımı verilmesi gereken haller olduğu tespit edilmekle birlikte, süre uzatımı verilmesine esas teşkil eden iş kalemlerinin değerlendirilmesinde ve sürelerin takdirinde hataya düşüldüğünü, dosyada daha önce hazırlanan bilirkişi kök/ek raporlarındaki değerlendirmelerden neden ayrıldıklarının bilirkişilerce gerekçelendirilmediğini, yine bilirkişi kurulunun, her bir iş kalemindeki onay gecikmelerinin gemi inşası komplike ve birbirine bağlı sıralı işlerden oluştuğundan diğer işlere olan etkisini gözden kaçırdığını, b. İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın dayanağı bilirkişi kurulu raporunda, idareden kaynaklanan nedenlerle süre uzatımı verilmesi gerektiği tespit edilmekle birlikte, süre verilmesine esas teşkil eden iş kalemlerinin değerlendirilmesinde ve sürelerin takdirinde hataya düşüldüğünü, c. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 138 günlük süre talebine ilişkin olarak 67 gün süre verilebileceği değerlendirmesinin eksik ve hatalı olduğunu, Proje Kontrol Heyetinin onayına sunulan iş ve işlemlerin, Proje Kontrol Heyeti tarafından makul sürelerde değerlendirilmediğini, d. Davada mücbir sebeplerle süre uzatımı talep edilen hava olaylarının doğal afet olduğunu, bu sebeple, mücbir sebep kapsamında talep olunan sürelerin, sözleşmenin 25.1. maddesi uyarınca süre uzatımı verilmesi gereken haller kapsamında kaldığını, beyan etmektedir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde, a. Benimsenen raporda idareden kaynaklanan sebeplerle ilgili hesaplanan sürenin tek taraflı ve hatalı ön kabüllere dayandığını, b. Bilirkişi raporunda gecikme süresi hesaplanan sintine separatörleri, tank planı, balast sistemi, hastane ve tuvalet yerleşimi, makine dairesi yerleşimi, matafora sistemi, boru devresi resimleri, soğutucu, kabloların geminin kabuk inşaatı devam ederken başlanabilecek işlemler olmadığını, dolayısıyla gün hesabında dikkate alınan onay süreçlerinin teslim süresini fiilen geciktirecek hususlar arasında bulunmadığını, c. Mücbir sebep gerekçesiyle davacı tarafından talep edilen 89 günlük süre uzatımının reddine karar verilmesi gerekirken yüzeysel olarak kaleme alınan 3. ek rapora göre fırtınanın mücbir sebep kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, d. Davacının, kendi imkanları ile denize ve havaya mukavemet etmesi mümkün olmayan, yapım halindeki 32 milyon Euro’luk gemiyi, tersane iskelesine sadece 4 halatla bağlayıp, önceden bilinen kuvvetli fırtınaya açık halde bıraktığını, bu haldeki gemiye gelen hasarların mücbir sebep olarak kabulünün hukuken hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, gemi inşa sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı,hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporlarının bozma ilamında belirtildiği şekilde, denetimine elverişli, açık, ayrıntılı ve önceki raporlara yapılan itirazları karşılayacak şekilde gerekçeli olarak düzenlendiği anlaşılmakla; taraflar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınarak Yargıtay'daki duruşmada vekille temsil olunan taraflara verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının taraflardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.