7. Hukuk Dairesi 2009/4888 E. , 2010/1944 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 115 ada 18 ve 19 parsel sayılı sırasıyla 7952.45 ve 23285.59 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hazine adına tapuda kayıtlı olmakla birlikte leh
**7. Hukuk Dairesi 2009/4888 E. , 2010/1944 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 115 ada 18 ve 19 parsel sayılı sırasıyla 7952.45 ve 23285.59 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hazine adına tapuda kayıtlı olmakla birlikte lehine kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilerek davalılar ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. Davacı hazine taşınmazların Hazine adına tapuda kayıtlı bulunduğunu öne sürerek tespitin iptali ile taşınmazların hazine adına tapuya tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine taşınmazların davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca davacı hazine adına oluşan 12.10.1963 tarih, 61 sayılı tapu kaydının oluştuğu dönemden önce zilyet davalılar ... ve ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın kadastro tespitine dayanak yapılan ve hazine adına oluşan 12.10.1963 tarih, 61 sayılı tapu kaydı ve dayanağı haritanın kapsamında kaldığı, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Esasen yanlar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık hazine tapusunun oluştuğu dönemden önce adlarına tescil kararı verilen zilyet davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip, gerçekleşmediği ve taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün bulunup bulunmadığının belirlenmesinden ibarettir. Hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağında taşınmazların belirtme sırasında 1936 tarihli vergi kaydının miktar fazlası ve orta malı olarak kullanılan taşınmazlardan olması nedeniyle oluşturulduğu anlaşılmış, öte yandan taşınmazların kuzey ve batısında bulunan komşu 115 ada 1 parsel sayılı taşınmaz mera olarak tespit edildiği halde somut olayda yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamış, taşınmazların 4753 ve 5618 sayılı Yasa uyarınca mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı gereği gibi araştırılmamıştır. Mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırmanın dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu belde yada köyler halkından seçilecek yaşlı, yansız, yerel ve aynı yöntemle seçilecek tanıklar aracılığıyla, taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde yapılacak araştırma ve soruşturma ile belirlenmesi zorunludur. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, Hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağı bilirkişileri ile kadastro tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, ayrıca kadastro tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki çelişki giderilmeli, dava konusu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar ile yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitte saptanan türleri ve eylemli durumları incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazların batı ve kuzey sınırlarını oluşturan komşu 115 ada 1 parsel sayılı taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal yada yapay bir sınır yeri bulunup bulunmadığı, taşınmazların tahsisli veya geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı belirlenmeli, bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki dere, tepe, hendek, çukur gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunması da mümkün olduğu düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.