(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/1774 E. , 2009/7756 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar, çocukları ...’nin sol inmemiş testis problemi olduğu söylenerek davalı hastanede 13.09.2003 tarihinde ameliyata alındığını…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/1774 E. , 2009/7756 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar, çocukları ...’nin sol inmemiş testis problemi olduğu söylenerek davalı hastanede 13.09.2003 tarihinde ameliyata alındığını, ancak, ameliyat esnasında öldüğünü, hastane raporuna göre morarma başladığı halde yoğun bakıma alınmadığını,basit ve kolay bir ameliyat olduğu söylenmesine rağmen ölümün meydana gelmesinde davalıların kusur ve ihmallerinin bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 35.100 YTL maddi ve 70.000 YTL manevi olmak üzere toplam 105.100 YTL tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemişlerdir. Davalılar, kusurlarının olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporları esas alınarak davalıların kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar, çocukları ...’nin davalı hastanede sol inmemiş testis tanısı nedeniyle gerçekleştirilen ameliyat esnasında davalıların kusuru nedeniyle öldüğünü ileri sürerek, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Dosya kapsamına göre davacıların çocuğu ...’nin davalı hastanede sol inmemiş testis tanısı ile 13.09.2003 tarihinde gerçekleştirilen ameliyat esnasında öldüğü, davalı ...’in ameliyatı gerçekleştiren doktor olduğu, davalı ... Tarık’ın ameliyata anestezi uzmanı olarak katıldığı, davalı ...’ın ise davalı hastanenin başhekimi olduğu anlaşılmakta olup bu hususlar ihtilafsızdır. Uyuşmazlık, davalı hastanede gerçekleştirilen ameliyat sonucu meydana gelen ölüm olayında hastane ve hastane görevlilerinin herhangi bir kusurlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosyada mevcut ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2003/36067 soruşturma sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 30.03.2005 tarihli raporunda sonuç olarak" küçüğün ölümünün genel anestezi uygulaması sonrasında gelişen akciğer ödemine bağlı solunum yetmezliğinden ileri geldiği", yine aynı dosyada alınan Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulunun 19.10.2005 tarihli raporunda “küçüğün operasyona hazırlanmasında gerekli tetkik ve incelemelerin yapılmış olup seçilen anestezi metodunun yerinde olduğu, kullanılan anestezi maddelerinin de uygun doz ve nitelikte oldukları, her ne kadar 45 dk. kadar süren operasyonlarda entübe edilerek ventilasyon sağlanmasının tercih edilen bir uygulama olmasına rağmen maske ile ventilasyonun kısa süren operasyonlarda tercih edildiği,ancak bu tür uygulamanın da anestezi prosedüründe kontrendike olmadığı” mütalaa edilmiştir. Yargılama sırasında alınan 07.04.2008 tarihli bilirkişi raporunda ise ameliyat öncesi yapılan tetkiklerin yeterli sayılabileceği, ancak, çocuğun sıkça hastalandığı ve aynı hastanede takip edildiği düşünülürse takip eden çocuk doktorundan ameliyat öncesi bir konsültasyon istenebileceği, bunun dosyadan anlaşılamadığı, laboratuvar analizlerinde pek çok testin normal sınırlar dışında olduğunun doğru olduğu, bu konudaki soru işaretleri için çocuk hastalıkları uzmanı bir hekimden görüş alınmasının uygun olacağı, ameliyat öncesinde çocuğun doğumundan ameliyata kadar olan dönemde sıkça hastalanması ve bu hastalıkların bir kısmının akciğer kaynaklı olması nedeniyle davacı tarafın neden akciğer filmi istenmediği sorusunu yöneltme gereği duymasına yol açtığı, bu konuyla ilgili de yine çocuk hastalıkları uzmanı bir hekimden görüş alınmasının uygun olacağı, olayın bronkospazma bağlı olduğu düşünüldüğünde neden bronkospazmın bu denli tedaviye yanıtsız ve ölümcül seyrettiğini anlamanın güç olduğu, bu konuda da çocuk hastalıkları uzmanı bir hekimden görüş alınmasının uygun olacağı, hastanenin yoğun bakım ünitesi bulunmadığı anlaşıldığından yoğun bakım ünitesi bulunmayan bir hastanede ameliyat yapılmasının sakıncalı olduğu, sonuç kısmında da mevcut kayıtlara dayanarak hastanın hata ve ihmale bağlı kaybedilip kaybedilmediği hakkında görüş bildirmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.Bu olgular karşısında, mevcut raporlar olayda davalıların kusurlu olup olmadığının tespitine yeterli değildir. Bu raporlara dayanılarak hüküm kurulamaz. O halde mahkemece, ölen çocuğun davalı hastanede yapılan ameliyat ve tedavilerine ilişkin tüm belgeler, ameliyat ve tabela kağıtları, epikriz, raporlar ve tüm dosya birlikte gönderilip, Üniversite Öğretim Üyelerinden oluşturulacak, Çocuk Hastalıkları Uzmanı ve Anestezi uzmanının da içinde yer alacağı konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, yapılan ameliyat ve sonucunda meydana gelen ölüm olayında davalılara atfı kabil bir kusur olup olmadığı konusunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığı belirlenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 4.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.