1. Ceza Dairesi 2010/4748 E. , 2012/2038 K. "" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İnsan öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : TCK.nun 81/1,35/2 maddeleri uyarınca 13 yıl hc TÜRK MİLLETİ ADINA 1-Sanık ...'un, mağduru batın, genital ve skrotal bölgelerinden batına nafiz olacak ve omentumu dışarı çıkaracak şekilde birden fazla bıçak darbesiyle yaralaması nedeniyle mağdurun hayati tehlike geçirdiği, splenektomi nedeniyle de duyu veya organlarından birinin (dalağın) işlevini yitirdiği olay…
**1. Ceza Dairesi 2010/4748 E. , 2012/2038 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İnsan öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : TCK.nun 81/1,35/2 maddeleri uyarınca 13 yıl hc TÜRK MİLLETİ ADINA 1-Sanık ...'un, mağduru batın, genital ve skrotal bölgelerinden batına nafiz olacak ve omentumu dışarı çıkaracak şekilde birden fazla bıçak darbesiyle yaralaması nedeniyle mağdurun hayati tehlike geçirdiği, splenektomi nedeniyle de duyu veya organlarından birinin (dalağın) işlevini yitirdiği olayda; Kasten yaralamanın kişinin duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olması ve bu suçun silahla işlenmesi halinde öngörülen hapis cezasının sekiz yıldan az olamayacağı; olayımızda olduğu gibi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngören TCK.nun 86/1. Maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmayı gerektiren nedenlerin bulunması halinde bu cezanın üst sınırının on iki yıl on sekiz aya kadar ulaşabileceği (TCY.nın 86/1, 86/3-e, 87/2-b, 87/2-son); on iki yıl on sekiz ay hapis cezasının kasten yaralama suçları için öngörülen cezanın üst sınırı olduğu, anılan sekiz yıl hapis cezasının bu cezanın yarısından (altı yıl dokuz aydan) fazla olduğu; kasten insan öldürmeye teşebbüs suçu için öngörülen cezanın, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası olduğu (TCY.nın 35/2); anılan suçlar arasında hiyerarşik bir denge (önem sırası, daha ağır bir ceza ile cezalandırmayı gerektirme hali) bulunduğu; uygulamada birliğin sağlanması için bu dengenin korunması gerektiği, 35.maddenin uygulanmasında esas alınması gereken tek "ölçüt"ün "meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı" olduğu; 35. Madde uyarınca cezanın alt ve üst sınırlar arasında belirlenmesinde yargıca takdir hakkı tanınmış ise de, takdirde yanılgı bulunup bulunmadığını denetlemenin, uygulamada birliği sağlamakla görevli Yargıtay'a ait olduğu; "tehlike" sözcüğünün, büyük bir zarara ya da yok olmaya yol açabilecek bir durum ya da şey olarak; "zarar" sözcüğünün, bir şeyin, bir olayın yol açtığı kötü sonuç olarak, "hayati tehlike" kavramının, yaralama ile başlayan ve ölüme yol açabilen, tedavi ile düzelse bile kişiyi ölüme yaklaştırmış olan tablo olarak tarif edildiği; bir olayda, olayımızda olduğu gibi, tehlike ve zarar (yara meydana getirilmesi) hallerinin birlikte bulunmasının mümkün olduğu konuları göz önünde tutularak somut olaya bakıldığında; 35. madde uyarınca, meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığına göre cezanın üst sınıra yakın tayini gerektiği anlaşıldığı halde, on üç yıl hapis cezası verilerek eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.