T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2078 Esas KARAR NO : 2025/2077 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/301 Esas - 2025/717 Karar TARİHİ: 24/07/2025 DAVA: İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yo…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2078 Esas KARAR NO : 2025/2077 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/301 Esas - 2025/717 Karar TARİHİ: 24/07/2025 DAVA: İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin alacağından dolayı çekin muhatabı borçlu ...'dan hamiline yazılı olarak almış olduğu ... ... şube nolu Çorlu/Tekidrdağ Şubesine ait, keşide tarihi 15.03.2025, ... seri numaralı, 1.500.000.00 TL bedelli çek ve ... ... şube nolu Çorlu/Tekidrdağ Şubesine ait keşide tarihi 30.03.2025, 1026978 seri numaralı, 1.500.000.00 TL bedelli çeklerin müvekkilin zilyedinde iken rızası dışında elinden çıktığını, çeklerin zayisi için Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/197 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davaya konu çeklerin, davalı elinde olduğunun tespit edildiğini, davalının varsa çekleri kendisine veren, ciro eden şahısların meşru hamil silsilesine uymadan kötünüyetli olarak ele geçirdiklerini, davalının söz konusu çekeri ne şekilde ele geçirdiğinin bilinmediğini beyanla davanın kabulü ile dava konusu edilen çeklerin davalıdab istirdadına ve müvekkiline iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin istirdatı istenen çeklerin yetkili hamili olduğunu, ciro silsilesi kapsamında çeklerin taraflarına geçtiğini, davacının kötüniyetli olarak çeklerin kaybolduğunda bahisle çek iptali davası açmış ve yine kötüniyetli olarak ödeme yasağı tedbiri aldırmış olduğunu, dava konusu çeklerin taraflarında olduğu bilgisi çek iptali dosyasına verildikten sonra davacının bu sefer kötüniyetli olarak işbu çek istirdadı davasını açmış olduğunu, müvekkilinin ticareti gereği ciro silsilesi düzgün olmayan hiçbir çeki kabul etmemekte olduğunu, yine bu çekleri alırken de önceki cirantaların hepsiyle görüşmüş olduğunu, hatta çeklerdeki ilk ciranta olan ...'a çeklerin durumunu sormuş ve ondan çeklerin teslimiyle alakalı bilgi istemiş olduğunu, ...'ın çeklerin bizzat keşideci... tarafından kendisine verildiğini beyan ettiğini, hatta ...'ın çekleri tesliminden hemen sonra 16.07.2024 tarihinde bankaya teslim etmiş ve 03.03.2025 tarihinde ise çekleri bankadan geri almış olduğunu, 6102 sayılı TTK'nın 780/1-b maddesi gereğince, çek illetten mücerret olmakla birlikte; ...'a keşideci... tarafından verilen bu çeklerin ... Gıda İnşaat Mobilya Sanayi Ve Dış Ticaret Limited Şirketi adlı şirketin borcuna karşılık olarak verilmiş olduğunu, ... Gıda'nın yapılan ticaret gereği ciro silsilesindeki ...'ın abisi ...'a ait olan ...'a borçlanmış olduğunu, keşideci...'nın normalde toptan gıda işiyle uğraşan biri olduğunu, ... Gıda adlı şirketin finansal sıkıntılar yaşaması sebebiyle...'nın işletme yerlerini devralmak şartıyla ... Gıda adlı şirketin tüm borçlarını üstlenmiş olduğunu, ...'nın ... Gıda'dan aldığı yerlere gayri resmi olarak sahibi olduğu ... ... (... İçecek Ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi)'a devrettirmiş olduğunu, ...'nın ... Gıda'nın alacaklılarını 10.07.2024 tarihinde "İnönü Mah. Mandıra Cad. ... / Esenyurt/İst" adresinde bulunan ... ... adlı işyerinde toplamış ve herkese hamiline çekler vermiş olduğunu, bu toplantıda ... Gıda'nın sahiplerinden ... ..., Ertan ..., Adem ..., ...ve ...'ın bizzat bulunmuş olduğunu, ...'nın dava dosyasındaki çekleri de yukarıda anlatılan sebeple ...'un sahibi olan ...'ın kardeşi ...'a teslim etmiş olduğunu, ...'ın da çekleri aldıktan sonra sonra 16.07.2024 tarihinde bankaya teslim ettiğini ve 03.03.2025 tarihinde ise çeki bankadan geri almış olduğunu, ...'ın çekleri ...'e, ...'in de...'ye ciro etmiş olduğunu, müvekkilinin bu çekleri...'den teslim almış olduğunu, müvekkilinin iptali istenen çekleri...'den aldıktan sonra ... Bankası A.Ş Batman şubesine 13.03.2025 tarihinde teslim ettiğini, ... seri nolu 15.03.2025 tarihli çeki 18.03.2025 tarihinde ... Bankası A.Ş Batman şubesine gelip karşılığını almak istediğinde mahkemece konulan ödeme yasağı olduğunu ve çek üzerinde herhangi bir işlem yapılamayacağı bilgisinin kendisine verilmiş olduğunu, iptali istenen ve henüz daha vadesi gelmeyen 30.03.2025 tarihli, 1026978 seri nolu çek de müvekkilinde olup 13.03.2025 tarihinde ... Bankası A.Ş Batman şubesine teslim edilmiş olduğunu, ... seri nolu 15.03.2025 tarihli çek bankaya verilip ödeme yasağı koyulduğu bilgisi alındıktan sonra 30.03.2025 tarihli ...seri nolu çek de ... Bankası A.Ş Batman şubesinden geri alınmış olup şuan müvekkilinin kendisinde bulunmakta olduğunu, müvekkili şirketin, davaya konu olan ... seri nolu ve ... seri nolu çekleri iyi niyetli 3. kişi olarak bir önceki cirantadan güven ilişkisi içerisinde ciro yoluyla iktisap etmiş olduğunu, çekleri kendisine verenlerden öncekilerin durumunu bilecek durumda olmadığını, ayrıca yukarıda da izah edildiği üzere; keşidecinin ilk olarak çekleri teslim ettiği kişi olan ...'ın söz konusu çekleri aldıktan hemen sonra bankaya 16.07.2024 tarihinde teslim etmiş olduğunu, davacının ise çek iptali davasını çeklerin vade tarihine çok yakın bir tarihte açmış olduğunu, eğer bu çekler başından beri davacıda olsaydı; 7 aydan fazla bir süre geçtikten sonra bu davayı açmayı beklemeyeceğini, ayrıca davacının çeklerin rızası dışında elinden çıktığını iddia etmiş olduğunu, ancak ne zaman elinden çıktığını ve ne şekilde elinden çıktığını belirtmemiş olduğunu, bu hususun da davacının açıkça kötüniyetli olarak bu davayı açtığını göstermekte olduğunu, davacının, müvekkili şirketin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu ve ağır kusuru bulunduğunu ispatlaması gerektiğini, müvekkili şirketin çekleri kötüniyetli olarak ele geçirdiği veya ağır kusurunun bulunduğuna dair delil sunulamadığından davalı müvekkilin iyiniyetli olduğunun kabulü gerekmekte olduğunu beyanla davanın reddine, davacı kötüniyetli olarak işbu davayı açtığı için kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 24/07/2025 tarih 2025/301 Esas - 2025/717 Karar sayılı kararında;"İş bu dava, dava konusu çeklerin istirdadı talebine ilişkindir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca;" Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca;" Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, dava konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3'üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile,"Dava şartı olarak arabuluculuk,Madde 18/A - (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."6102 sayılı yasanın 5/A maddesi uyarınca söz konusu talebe ilişkin davanın dava şartı olarak arabuluculuğa tabi işlerden olduğu ve dava açılmadan evvel arabulucuya başvurulmasının somut olay bakımından zorunlu olduğu ve bunun aynı zamanda 6100 sayılı HMK gereği dava şartları arasında sayıldığı kanaatine varılmıştır.Tüm dosya kapsamının incelenmesi neticesinde; iş bu davanın arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, dava dilekçesi içeriğinde arabulucuk dava şartının gerçekleştiğine ilişkin açıklama olmadığı, delil olarak da arabuluculuğa dayanılmadığı, davacı vekilince dava açılış tarihinden sonra arabuluculuğa başvurulduğuna ilişkin beyan dilekçesi sunmadığı," gerekçesi ile, TTK 5/A-1 maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihte dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesi'nin 18/09/2025 tarih ve 2025/301 Esas - 2025/717 Karar sayılı istinaf başvurusu değerlendirme kararı ile; ''Mahkememizce verilen 24/07/2025 tarih 2025/301 Esas, 2025/717 Karar sayılı karara ilişkin davalı vekili tarafından 19/08/2025 tarihli dilekçesi ile katılma yolu ile istinaf yoluna başvurulmuş ise de, istinaf defterine kayıt yapılan dilekçenin istinaf karar harçlarının ve istinaf gider avansının yatırılmadığı, yatırılması gereken harçlar ve masraf hususunda Mahkememizin 26/08/2025 tarihli muhtırasının davalı vekiline 01/09/2025 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden itibaren muhtıra gereği bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması gereken istinaf harçlarının ve gider avansının yatırılmadığı'' gerekçesi ile davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, verilen kararın davalı vekiline 24/09/2025 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen istinaf başvurusu değerlendirme kararının istinaf edilmediği ve ek kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin rızası dışında elinden çıkan çekler için Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/197 E. sayılı dosyası ile çek zayii davası açılmış olduğunu, bunun üzerine çekleri elinde bulunduran davalı tarafın ilgili mahkemeye çekleri ibraz etmesi üzerine bu mahkemece taraflarına istirdat davası açmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiğini, aksi halde ödeme yasağının kaldırılacağı ihtarı üzerine bu davanın açıldığını, Mahkemece taraflarına 2 haftalık kesin sürede istirdat davası açmak için süre verildiğini, arabuluculuk başvurusu için süre verilmediğini, şayet arabuluculuk yoluna gitmiş olunsaydı 2 haftalık sürede dava açılmasının mümkün olmayacağını, Yerel mahkemenin tarafına yüklenen külfeti göz ardı etmiş olduğunu, Yerel mahkemenin kararı savunma hakkını ortadan kaldırdığı için süresinde istinaf yoluna başvurmak zorunda kaldığını beyanla mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, rıza dışı elden çıktığı ve kötüniyetli olarak iktisap edildiği ileri sürülen çeklerin 6102 sayılı TTK'nun 792. maddesi kapsamında istirdadı talebine ilişkindir.Mahkemece, davanın arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, dava dilekçesi içeriğinde arabulucuk dava şartının gerçekleştiğine ilişkin açıklama olmadığı, delil olarak da arabuluculuk tutanağına dayanılmadığı gerekçesi ile TTK 5/A-1 maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihte dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesi'nin 18/09/2025 tarih ve 2025/301 Esas - 2025/717 Karar sayılı istinaf başvurusu değerlendirme kararı ile davalı vekili tarafından yapılan katılma yolu ile istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, verilen kararın davalı vekiline 24/09/2025 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen istinaf başvurusu değerlendirme kararının istinaf edilmediği ve ek kararın kesinleştiği anlaşılmakla; Dairemizce yalnınzca davacı vekilinin istinaf başvurusu değerlendirilmiştir.Davacı vekilinin istinaf sebepleri, çek zayii davasının görüldüğü mahkemece çeklerin istirdadı davasının açılması hususunda iki haftalık kesin süre verildiğine, bu sürenin dava açmak için verildiğine, arabuluculuk için süre verilmediğine, arabuluculuk yoluna gidilmiş olması halinde verilen kesin süre içerisinde dava açmanın mümkün olmayacağına, bu sebeplerle mahkeme kararının kaldırılması gerektiğine ilişkindir. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı kanunun 31. maddesi ile yapılan değişiklik ile; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. 7445 sayılı Kanunun 31. maddesi ile TTK'nın 5/A-1 maddesinde yapılan değişiklik ile menfi tesbit ve istirdat davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve aynı yasanın geçici 1. maddesine göre; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir.Somut olayda dava, ticari nitelikli bir istirdat davası olup 07/04/2025 tarihinde açılmıştır. Bu bakımdan dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk kapsamındadır. Davacı tarafça dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulmamış olduğu sabittir. Anılan dava şartının dava açıldıktan sonra tamamlanmasını mümkün kılan yasal bir düzenleme ise mevcut değildir. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/197 Esas sayılı dosyası ile açılan çek iptali davasında Mahkemece 21/03/2025 tarihli ara karar ile davacıya istirdat davası açmak üzere takdiren iki haftalık süre verilmiş, kesin süre verilmemiştir. Kesin süre verilmiş olması halinde dahi Arabuluculuk başvurusunun yapıldığı tarihte bu süre duracak ve son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlayacaktır. Vekil tarafından temsil edilen davacı tarafça bu hususun bilinmesi gerektiğinden davacı vekilinin savunma hakkının ihlal edildiğine dair istinaf sebebi yerinde olmayıp Mahkemece arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur.Yukarıda açıklanan gerekçelerle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.