Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1623 E. , 2024/4839 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1623 Karar No : 2024/4839 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... Derneği 2- ... Derneği 3- ... VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVACILAR YANINDA) : ... Beton Kum Ocağı Nakliyat Hafriyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Group Madencilik İnşaat Taahhüt Hafriyat Ticaret Limit
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1623 E. , 2024/4839 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1623 Karar No : 2024/4839 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... Derneği 2- ... Derneği 3- ... VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVACILAR YANINDA) : ... Beton Kum Ocağı Nakliyat Hafriyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Group Madencilik İnşaat Taahhüt Hafriyat Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Malatya İli, Yeşilyurt İlçesi, ... Mahallesi mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan "89135 Ruhsat Numaralı Sahada II-A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Projesi" için Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; dava konusu "Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Projesi" ruhsat sahasının su kaynaklarına uzak olduğu, Malatya İlinde yayılım gösteren Campanula peshmenii (Beyçıngırağı) türünün ocağa 1,7 km ve Ornithogalum malatyanum (Yarsasalı) türünün ise 1,5 km uzaklıkta olduğu, dolayısıyla kalker ocağı kırma eleme tesisinin bu bitki türü üzerinde olumsuz bir etkisinin olmayacağı, ocak alanının mera alanlarından meydana geldiği, VI-VII. sınıf mera arazileri niteliğinde olduğu, sulu ve kuru tarım yapılabilme potansiyeli dışında olduğu ve halihazırda taş ocaklarına ayrılmış bir bölge vasfında olduğu, proje alanının en yakın tarım alanına mesafesinin yaklaşık 1260 metre civarında olduğu, ruhsat sahası ve yakın civarında açılmış ve işletilen herhangi bir sondaj kuyusu ve herhangi bir kaynak suyunun gözlenmemiş olması, sulak alan olarak tanımlanacak alanların proje sahasına oldukça uzak mesafede yer alması nedeniyle olumsuz bir etkinin olmayacağı, ÇED Raporunda alınması gereken önlemlerin ayrıntıları ile belirlendiği, projede belirtildiği şekliyle patlatma yapılması durumunda oluşan vibrasyon ve taş savrulmalarının çalışma sahasının yakınlarındaki lokasyonlara zarar vermeyeceği, patlatma işlemi sırasında oluşacak hava şoku değeri ve gürültü seviyesinin belirlenen sınır değerlerin altında kaldığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte olmadığı, malzemenin taşınması sırasında meydana gelen tozumadan proje sahası dışındaki alanların da etkilendiği, nakliye yolunun sulanmadığının ve kırma eleme tesisinin kapalı ortamda çalışmadığının keşif sırasında görüldüğü, proje alanının mera vasfında olmasına rağmen yapılacak faaliyetin arıcılık ve hayvancılığa etkisinin bilirkişi raporunda değerlendirilmediği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği ileri sürülmektedir. 2-Davalı yanında müdahil tarafından, savunma verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlığın çözümü amacıyla mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Malatya İli, Yeşilyurt İlçesi, Kırlangıç Mahallesi mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan "... Ruhsat Numaralı Sahada II-A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Projesi" için Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; "Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları... ifade eder.'' hükmüne; 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralı yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden; Malatya İli, Yeşilyurt İlçesi, ... Mahallesi mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan "... Ruhsat Numaralı Sahada II-A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Projesi" için Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, jeoloji mühendisi, çevre mühendisi, maden mühendisi, biyolog ve ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 05/12/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; projeye ait ÇED raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde dava konusu ÇED Olumlu kararının 2872 sayılı Çevre Kanunu, ÇED Yönetmeliği, üstün kamu yararı, yöre halkının bireysel menfaatleri ve sürdürülebilirlik açısından yerinde olduğu yolunda kanaat bildirildiği ve Mahkemece anılan bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece jeoloji mühendisi, çevre mühendisi, maden mühendisi, biyolog ve ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 05/12/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; (raporun hangi kısmının hangi bilirkişi uzman tarafından hazırlanmış olduğu belirtilmemiştir) a) İnsan, bitki, toprak, hava ve su kaynaklarının fiziksel, biyolojik ve sosyo ekonomik yönlerden olumsuz biçimde etkilenip etkilenmeyeceği başlıklı kısmında, proje sahasına en yakın konutun 1,5 km mesafede yer aldığı ve ... Mahallesine bağlı olduğu, proje sahasına 1,5 km mesafede ... Mahallesinin, 2,4 km mesafede ... Mahallesinin yer aldığı, proje sahasına ulaşımın Kahramanmaraş-Malatya karayolundan ayrılan yol vasıtasıyla sağlandığı, proje alanında gözlenen Kalecik Mermerlerinin koyu renkli, sert-çok sert, köşeli kırıklı, kalsit damarlı, karstik boşluklu, orta-kalın katmanlanmalı, dolomitik kireçtaşı ve yer yer kristalize kireçtaşlarından oluşması nedeniyle yeraltısuyu bakımından iyi bir karstik akifer niteliği taşıdığı, bu birimin köşeli bol kırıklı çatlaklı ve karstik boşluklu bir yapı sunması nedeniyle yeraltısuyu açısından bol su taşıyan bir akifer özelliği taşıdığı, bölge genelinde yeraltı suyu bakımından en fazla su kapsayan birim olduğu, bu birimlerin mostra verdiği topoğrafîk konumu itibarıyla daha çok yüzey sularının yeraltına iletilmesinde ve hareketinde çok önemli bir köprü görevi gördüğü, Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinin bol kırıklı çatlaklı ve yer yer karstik boşluklu iyi bir akifer özelliği gösteren Kalecik Mermerleri içerisinde açılmasından dolayı gerek hidrolojik gerekse hidrojeolojik yapı üzerinde patlatmadan kaynaklı olumsuz etkinin söz konusu olacağı, ancak tesisin bulunduğu bölgede yerleşim yerinin olmaması ve su kaynaklarının bulunmasından dolayı bu hususun ihmal edilebilir düzeyde kalacağı, proje sahasına yaklaşık 788 metre mesafede Sultansuyu deresinin yer aldığı, proje sahası yakınlarında bulunan diğer derelerin ise mevsimsel dere oldukları, proje sahasının yaklaşık 1.350 metre güneyinde ise su kaynağının mevcut olduğu, bu su kaynağının tünek (asılı) akifer özelliği taşıdığı ve debisinin (Q) 0,07 l/s olarak ölçüldüğü, keşif sırasında proje alanı içinde endemik bitki türlerinin (Centaurea stapfiana (maral dikeni) ve Stachys cataonica (bodur karabaş)) tespit edildiği, kullanılacak yol üzerinde kalker ocağı faaliyeti gerçekleştiren başka tesislerin olmasının, özellikle taşıma aşamasında toz emisyonlarının oluşması açısından dezavantajlı bir durum oluşturduğu, faaliyet alanının konuta mesafesinin 800 metre civarında olduğu, faaliyet alanının çevre düzeni planında “tarım arazisi” olarak nitelendirilen araziler sınıfında yer aldığı, proje sahasına 300 metre mesafede bağ bulunduğu, söz konusu bağın diğer madencilik faaliyetlerine de yakın olduğu, bağ vasfınının ya bu faaliyetlerden ya da bakımsızlıktan etkilendiğinin gözlendiği, sonuç olarak faaliyetin yapılacağı yerin konumu, yerleşim yerleri, tarımsal alanlar, alınan tedbirler v.b hususlar açısından "ÇED olumlu raporu"nun uygun olacağının düşünülebileceği yolunda tespit ve kanaate yer verildiği, b) Projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin alınacak önlemler ve verilen taahhütler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel easaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığı başlığı altında, proje kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetten kaynaklanabilecek çevresel etkilere karşı ÇED raporunda alınması öngörülen önlemlerin sıralanarak üretim sırasında alınması düşünülen önlemlerin verilen taahhütlerin ilgili mevzuata ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir olduğu ve gerçekleştirilecek faaliyetin çevre üzerinde önemli derecede olumsuz etki oluşturmayacağı yolunda kanaat bildirildiği, c) Yörede bulunan meskenlerin projenin kurulacağı alana yakınlığının ne olduğu başlığı altında, proje sahasına en yakın mahallenin 1250 metre mesafedeki Kırlangıç Mahallesi olduğunun, proje sahasına en yakın konutun 800 metre, en yakın karayolunun 1920 metre, en yakın su kaynağının 700 metre ve en yakın mezarın 750 metre mesafede olduğu, yaklaşık 300 metre mesafede ise bir adet üzüm bağı bulunduğu, ruhsat alanının içinden stabilize yol geçtiğ, yakın çevrede aktif dere (nehir), su kaynağı (su kuyusu vb.) veya orman bulunmadığı, faaliyet alanında yerüstü su kaynağına veya birikintisine rastlanmadığı, ancak mevsimsel yağışlara bağlı olarak çalışma alanı yakınlarındaki kuru dere yataklarında veya kazılan alanlarda su birikmesinin beklendiği tespit ve kanaatine yer verildiği, d) Kırlangıç mahallesi ile çevre mahalle ve köylerde bulunan diğer tüm maden ocaklarının sayısının ve konumunun ne olduğu başlığı altında, proje sahası civarındaki diğer maden ocaklarının konum ve mesafelerini gösteren tabloya yer verildiği, buna göre ikisi proje sahasına bitişik diğerleri proje sahasına 500 metre, 700 metre, 1 km,1,2 km,15,5 km ve 2,5 km mesafelerde olmak üzere proje sahası civarında toplam 8 adet maden ocağının bulunduğunun belirtildiği, e) İlgili projenin yörede bulunan kaynak sularına, bağ ve bahçelere (bölgede kayısıcılık faaliyeti yapılıyor ise kayısı bahçelerine) olumsuz etkisinin olup olmadığı başlığı altında, yapılan hesaplamalara göre yapıların patlatmadan kaynaklanan ciddi bir hasara uğramayacakları, ancak 300 metre mesafedeki üzüm bağının patlatmalardan kaynaklanacak sarsıntılardan bir miktar etkilenebileceği, patlatmadan kaynaklanacak taş savrulmasının proje sahası civarındaki en yakın alanlara olumsuz etkisinin olmayacağı, ancak buralarda patlatmadan kaynaklı gürültü etkisinin olabileceği, ruhsat sahası ve yakın civarında açılmış ve işletilen herhangi bir sondaj kuyusunun ve herhangi bir kaynak suyunun gözlenmediği, sulak alan olarak tanımlanacak alanların proje sahasına oldukça uzak mesafede yeralması nedeniyle olumsuz bir etkinin olmayacağı, ÇED raporunda ziraat mühendisi tarafından düzenlenen, mevcut ocakların keşif alanında yer alan tarım alanlarına etkilerini incelemek için toprak analizlerinin yapılmış olduğu, yapılan toprak analizi sonuçlarının toprakların sadece fiziki özelliklerini dikkate aldığı, bitkisel verim ve toprak kirliliği ya da toprak verimliliğinin dikkate alınmamış olduğu, ocak alanının batısında kayısı bahçelerinin bulunduğu, proje sahasına yakın mesafedeki bağın mevcut ocakların etkisi altında kalmış olduğunun keşif sırasında gözlendiği, söz konusu bağın her ne kadar ocak alanı dışında olsa da daha fazla toz etkisi altında kalacağı, dava konusu ocak alanının çevrede bulunan tarım alanlarından daha yüksek kotta yer alması nedeniyle tozların etkisinin diğer maden ocaklarıyla birlikte kümülatif olarak daha etkili olabileceği, proje sahasının mera alanından meydana geldiği, tarım yapma potansiyelinin bulunmadığı, proje sahasına yakın maden ocaklarının proje sahasına yakın tarım alanlarını kapsadığı, proje sahasının bulunduğu alanın halihazırda taş ocaklarına ayrılmış bir bölge vasfında olduğu, proje sahasının tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığı en yakım tarım alanına mesafesinin 1260 metre olduğu, f) Çevrede bulunan diğer tüm maden ocaklarınında mevcudiyeti dikkate alındığında dava konusu kalker ocağı ve kırma eleme tesisinin faaliyette bulunmasının yörede meskun kişilerin akciğer sağlığı açısından olumsuz bir durum teşkil edip etmeyeceği başlığı altında, (bilirkişi heyetinde bu değerlendirmeyi yapabilecek halk sağlığı uzmanı ya da tıp doktoru bulunmamaktadır) proje sahası çevresinde yer alan mevcut maden ocaklarının genel olarak patlatma yöntemi kullanılarak işletilmekte olduğu, bu ocakların faaliyeti ve çıkan malzemenin taşınması aşamasında toz emisyonu oluşması açısından dezavantajlı bir durum oluştuğu, ancak faaliyet alanının konutlara mesafesinin 800-900 metre civarında olması, nakliye yollarının düzenli ve yeterli miktarda sulanacağının, malzemenin çıkarılması ve taşınması esnasında atıksu oluşturmayacak şekilde spreyleme yapılacağının ÇED raporunda ifade edildiği, ayrıca kırma eleme tessisinin kapalı ortamda sulu sistemle çalıştırılacağının belirtildiği, proje sahasında gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetin yürütülmesi sırasında yönetmeliklere uyulması durumunda yörede meskun kişilerin akciğer sağlığı açısından minumum oranda etkisinin olacağı, bölgede yaşayan kişilerin belirli peryotlarla sağlık kontrolünden geçirilmesi ile bu etkinin tam olarak belirlenebileceği tespit ve kanaatine yer verildiği, g) Bölgeye has endemik bitki türü olan ve çiçeklenme dönemi Temmuz ve Ağustos ayları olan “Campanula Peshmenii Güner” adlı endemik bitkinin dava konusu projenin etki alanında kalıp kalmadığı, bu endemik bitki türünün ilgili kalker ocağının faaliyetleri nedeniyle zarar görüp görmeyeceği başlığı altında, dava konusu proje etki alanı içerisinde dünyada sadece Malatya İli içinde yayılışa sahip Ornithogalum malatyanum (Yarsasalı) ve Campanula peshmenii (Beyçıngırağı) türünün bulunduğunun farklı tarihlerdeki bilirkişi incemelerinde belirlenmiş olduğu, bu incelemelerde Campanula peshmenii (Beyçıngırağı) türünün 10 bireyinin olduğunun davalı, davacı avukatları ve yöre halkından incelemeye katılanlar ile birlikte sayılmış olduğu, ilk inceleme tarihi olan 2019 (sayım sonucu 5 birey bulunmuştur) ve son inceleme tarihi olan 2021 arasında geçen 2 yıl içinde türün birey sayısının artış göstermiş olması nedeniyle aynı bölgede faaliyet gösteren tüm tesislerin “bu türlerin bulunduğu kayalıkların tahrip edilmemesi” koşulu ile bu türün çoğalmasına dolaylı etkisinin olmadığı şeklinde değerlendirmede bulunulmuş olduğu, proje alanı içinde yapılan keşif (inceleme) sırasında yukarıda bahsedilen türlerin faaliyet alanı içindeki kayalıklarda bulunmadığının belirlendiği, faaliyet alanına en yakın kayalıklara Campanula peshmenii (Beyçıngırağı) türünün 1.71 km ve Ornithogalum malatyanum (Yarsasalı) türünün ise 1.05 km uzaklıkta olduğu tespitine yer verildiği, h) Yörede bulunan su kaynaklarının ilgili kalker ocağında yapılacak çalışmalar nedeniyle zarar görüp görmeyeceği başlığı altında, proje sahasına yaklaşık 788 metre mesafede Sultansuyu deresinin yer aldığı, inceleme alanı yakınlarında bulunan diğer derelerin ise mevsimsel dere özelliğinde olduğu, proje sahasının yaklaşık 1.350 metre güneyinde ise su kaynağının bulunduğu, bu su kaynağının tünek (asılı) akifer özelliği taşıdığı ve debisinin (Q) 0,07 l/s olarak ölçüldüğü, faaliyet alanının bol kırıklı çatlaklı ve yer yer karstik boşluklu iyi bir akifer özelliği gösteren Kalecik Mermerleri içerisinde yer aldığı, proje alanında herhangi bir yerleşim yerinin olmaması ve su kaynaklarının bulunmasından dolayı Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinin çalışması nedeniyle olumsuz bir etki olmayacağı tespit ve kanaatine yer verildiği, i) Kalker ocağı ve kırma eleme tesisindeki faaliyetten dolayı çıkan toz ve sesin çevreye etkisinin ne olduğu başlığı altında, ÇED raporunda, planlanan projede, en yakın mesafede bulunan konut ve bağ gibi hassas alıcılarda, kontrollü çalışma şartlarında PM10 (Partikül Madde) ve Çöken Toz parametreleri için model sonucu Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğinde belirtilen sınır değerlerin sağlandığının belirtildiği, faaliyet alanına en yakın yerleşim yeri olan yaklaşık 900 metre mesafede yer alan Kırlangıç Mahallesine bağlı konut için projede kullanılacak iş makinelerinden kaynaklı oluşacak gürültü seviyesinin 900 metre mesafede yaklaşık 50,34 dBA seviyelerinde olacağı ve patlatma nedeniyle hesaplanan titreşim değerinin, “Maden ve Taş Ocakları ile Benzeri Alanlarda Patlama Nedeniyle Oluşacak Titreşimlerin En Yakın Çok Hassas Kullanım Alanının Dışında Yaratacağı Zemin Titreşimlerinin izin Verilen En Yüksek Değerleri” sağladığının ifade edildiği tespitine yer verildiği, "Sonuçlar" başlığı altında, ruhsat sahası ve yakın civarında açılmış ve işletilen herhangi bir sondaj kuyusu ve herhangi bir kaynak suyunun gözlenmemiş olması, sulak alan olarak tanımlanacak alanların proje sahasına oldukça uzak mesafede yer alması ve ilgili mevzuata uyulacağının taahhüt edilmiş olması nedeniyle proje sahasında yapılacak çalışmaların yüzey ve yeraltısularını olumsuz yönde etkilemeyeceği, keşif (inceleme) sırasında Crocus pallasii (güzçiçmi), Sternbergia clusiana (vargetgülü) ve Centaurea stapfiana (maral dikeni) türünün alan içinde, Stachys cataonica (bodur karabaş) türünün ise alana çok yakın çevrede olduğunun belirlendiği, bu türlere 2022 yılında hazırlanmış olan Nihai ÇED raporu içindeki bitki tür listesinde rastlanmadığı, proje kapsamında yapılacak patlatmaların projede belirtildiği gibi yapılması durumunda patlatma neticesinde oluşan vibrasyon ve taş savrulmalarının çalışma sahasının yakınlarında belirlenen yapılara zarar verme ihtimalinin çok düşük olduğu, ancak, patlatmaların ses (gürültü) ve tozlanmaya neden olmasının beklendiğ, patlatma ile beraber sulama (fıskiye şeklinde) yapılmasının tozlanmayı bir miktar azaltacağı, patlatmaların projeye uygun yapılmaması durumunda ise ses ve gürültü ile beraber sarsıntı gibi farklı zararlarla karşılaşılabileceği, sonuç olarak proje kapsamında gerçekleştirlecek patlatma, kırma ve taşıma faaliyetleri neticesinde oluşacak tozların, bu alanın etki alanında yer alan bahçe ve tarla bitkileri üzerinde, ayrıca oluşacak gürültü ve tozun arıcılık faaliyetleri üzerinde olumsuz olumsuz etkisinin olacağı, dava konusu proje ile bölgede mevcut taş ocaklarında yürütülen faaliyetlerin kümülatif etkilerinin bitkilerin tamamen kaybolmasına veya gelişimlerinin gerilemesine neden olabileceği, öte taraftan ocak alanlarının sulu ve kuru tarım alanları vasfına sahip araziler üzerinde yer almadığı göz önünde bulundurulduğunda ise ülke ekonomisine katkıları düşünülerek dava konusu ocak faaliyetlerinin gerekli önlemlerin alınması koşuluyla (kirliliğe dayanıklı ağaçlar kullanarak ocağı çevreleyen yeşil bir kuşak geliştirmek; kirleticileri yakalayarak, filtreleyerek ve emerek taş ocağı tozunun yayılmasını kısıtlamak, kayalar üzerinde yaşam süren Malatya’ ya özgü endemik bitki türünü alandan uzaklaştırılmak) uygun olarak düşünüldüğü, yoğun tarımsal faaliyetlerin yapıldığı alanların Kahramanmaraş-Malatya yoluna yakın ve yolun alt ve üst tarafında ki kısımlarda yapıldığı, bu alanların da halihazırda önceden kurulmuş ve faaliyetleri devam eden ocak işletmelerinin etkisi altında olduğunun görüldüğü, dava konusu projenin ÇED raporunda faaliyet ile ilgili belirsizlikler olmasına rağmen alınan önlemler, etrafında yer alan madencilik faaliyetleri, konumu, tarımsal alanlara, yerleşim yerlerine mesafeleri dikkate alındığında ÇED raporunun olumlu olarak değerlendirilebileceği tespit ve kanaatine yer verildiği görülmektedir. Uyuşmazlıkta, davacılar tarafından, işbu dava konusu projesinin gerçekleştirilmesinin planlandığı bölgede halihazırda sekiz-on adet maden ocağının faaliyet gösterdiği, ilaveten üç adet daha maden ocağı kurulmasının planlandığı, bu maden ocaklarının oluşturacakları çevresel etkinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, mevcut maden ocakları nedeni ile kaynak sularının azaldığı ya da kuruduğu, Kırlangıç Köyü çeşmesinin proje sahasına 1 km mesafede bulunduğu, bağ ve bahçelerde verim kaybı meydana geldiği, proje sahasının mera alanı olduğu, akciğer rahatsızlıklarının arttığı, gerçekleştirilmek istenilen proje sahasına 50-100 metre mesafede tarım arazilerinin bulunduğu, bölgede mevcut maden ocaklarının kuş uçuşu 1-1,5 km mesafede yer alan ... Mahallesi, ... Mahallesi ve ... Mahallesinin tarım alanlarının bulunduğu, bu alanda içme ve sulama suyu amaçlı sondajların mevcut olduğu, büyük bir ovanın tarımsal faaliyetlerini etkilediği, bu alanın aynı zamanda yaşam alanı olduğu ve faaliyetten kaynaklanan tozun tüm ovayı etkilediği, tarım ve hayvancılığın yok olma tehdidi ile karşı karşıya olduğu, arıcılığın olumsuz etkilendiği, bölgeye has endemik türlerin tehlike altında olduğu, ... Sulh Hukuk Mahkemesince aldırılan bilirkişi raporu ile Yeşilyurt Kaymakamlığınca düzenlenen raporda da endemik türün tehdit altında olduğu tespitine yer verildiği ileri sürülmektedir. Diğer taraftan gerçekleştirilmesi planlanan proje sahasına bitişik konumda bulunan maden ocağının işletmecisi olan davacılar yanında müdahil tarafından, proje sahasına yakın mesafede başka maden sahalarının bulunduğunun, bölgenin birden fazla maden ocağı faaliyetinin meydana getireceği çevresel etkileri kaldıramayacağının ileri sürdüğü görülmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; proje sahasının bulunduğu bölgenin yeraltısuyu açısından bol su taşıyan bir akifer özelliği taşıdığı, bölge genelinde yeraltı suyu bakımından en fazla su kapsayan birim olduğu, bu birimlerin mostra verdiği topoğrafîk konumu itibarıyla daha çok yüzey sularının yeraltına iletilmesinde ve hareketinde çok önemli bir köprü görevi gördüğü, Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinin bol kırıklı çatlaklı ve yer yer karstik boşluklu iyi bir akifer özelliği gösteren Kalecik Mermerleri içerisinde açılmasından dolayı gerek hidrolojik gerekse hidrojeolojik yapı üzerinde patlatmadan kaynaklı olumsuz etkinin söz konusu olacağı tespitine yer verildiği ancak tesisin bulunduğu bölgede yerleşim yerinin olmaması ve su kaynaklarının bulunmasından dolayı bu hususun ihmal edilebilir düzeyde kalacağı yönünde kanaat bildirildiği, bununla birlikte tarım alanlarının bulunduğu bir ovaya doğru yüksekliği azalan ve dava konusu proje dışında yedi adet daha maden ocağı bulunan bir vadi içerisinde bulunduğu anlaşılan ve yüzey sularının yeraltına iletilmesinde çok önemli bir köprü görevi gördüğü bilirkişi tarafından ifade edilen alandan kaynaklanan yer altı sularının alt kotlardaki köylerin, yoğun tarımsal faaliyet yapıldığı belirtilen 1260 metre mesafedeki tarım alanlarının ve yine yoğun tarımsal faaliyetlerin yapıldığı belirtilen Kahraman Maraş-Malatya yolu civarındaki tarım alanlarının içme-sulama suyu kaynağını oluşturup oluşturmadığı, bir başka ifadeyle proje sahasının bulunduğu bölgenin alt kottaki yerleşim ve tarım alanlarının içme-sulama suyunun beslenim alanını teşkil edip etmediği, belirtilen alanlarda kaynağını proje sahasının bulunduğu bölgeden alan yeraltı suyu kuyuları, pınarlar vs. bulunup bulunmadığı, faaliyetin yürütülmesi sırasında kullanılacak patlayıcı miktarı ve patlatma sayısı bölgedeki diğer maden ocakları ile birlikte değerlendirildiğinde patlatmaların yeraltı suyu akım yönlerinde değişime neden olup olmayacağı, yeraltı suyu seviyesini olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceği hususlarında bir tespit ve değerlendirmeye yer verilmediği, proje sahasının tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığı en yakım tarım alanına mesafesinin 1260 metre olduğu, kullanılacak yol üzerinde kalker ocağı faaliyeti gerçekleştiren başka tesislerin olmasının, özellikle taşıma aşamasında toz emisyonlarının oluşması açısından dezavantajlı bir durum oluşturduğu, dava konusu ocak alanının çevrede bulunan tarım alanlarından daha yüksek kotta yer alması nedeniyle tozların etkisinin diğer maden ocaklarıyla birlikte kümülatif olarak daha etkili olabileceği, proje kapsamında gerçekleştirilecek patlatma, kırma ve taşıma faaliyetleri neticesinde oluşacak tozların, bu alanın etki alanında yer alan bahçe ve tarla bitkileri üzerinde, ayrıca oluşacak gürültü ve tozun arıcılık faaliyetleri üzerinde olumsuz etkisinin olacağı, dava konusu proje ile bölgede mevcut taş ocaklarında yürütülen faaliyetlerin kümülatif etkilerinin bitkilerin tamamen kaybolmasına veya gelişimlerinin gerilemesine neden olabileceği, yoğun tarımsal faaliyetlerin yapıldığı alanların Kahramanmaraş-Malatya yoluna yakın ve yolun alt ve üst tarafında ki kısımlarda yapıldığı, bu alanların da halihazırda önceden kurulmuş ve faaliyetleri devam eden ocak işletmelerinin etkisi altında olduğunun görüldüğü yolunda tespit ve kanaate yer verilmiş olmasına rağmen herhangi bir somut ve bilimsel gerekçe belirtilmeksizin bilirkişi raporunun sonuç kısmında, sözkonusu etkinin gözardı edilebileceği belirtilerek, dava konusu işlemin yerinde olduğu şeklinde kanaat bildirildiği, söz konusu tespitlere itibar edilmemesinin gerekçesinin de davanın reddi yolundaki temyize konu Mahkeme kararında ortaya konulmadığı, proje sahası civarında var olduğu bilirkişi tarafından belirtilen endemik türlerin proje kapsamında yürütülecek faaliyetlerden olumsuz etkilenip etkilenmeyeceğinin de tartışılmadığı görülmektedir. Öte yandan, dava dosyasının Dairemizin E:2024/2673 sayılı temyiz dosyasıyla (... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyiz incelemesine ilişkindir) birlikte incelenmesinden; Dairemizin E:2024/2673 sayılı temyiz dosyasında; işbu dosyada dava konusu edilen projeye yakın mesafede yer aldığı anlaşılan Malatya İli, Yeşilyurt İlçesi, ... Mahallesi mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan "Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesine ilişkin olarak Malatya Valiliği tarafından verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının dava konusu edildiği, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 22/12/2020 tarih ve E:2020/10895, K:2020/13317 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 22/02/2022 tarih ve E:2022/271, K:2022/1987 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 05/04/2023 tarih ve E:2023/557, K:2023/3493 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği; Danıştay Altıncı Dairesinin E:2023/557 sayılı dosyasına konu proje ile aynı Dairenin E:2023/512 sayılı dosyasına konusu projenin aynı havza içinde ve yakın mesafede yer aldıkları göz önünde bulundurularak, anılan dosyalara ilişkin olarak Mahkemelerce aynı bilirkişi heyetiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle hazırlanan bilirkişi raporlarında birbirleriyle çelişen tespit ve kanaatlere yer verilmesinin önüne geçileceği ve bu şekilde hazırlanan bilirkişi raporları hükme esas alınmak suretiyle verilecek Mahkeme kararının hem tarafların adalet duygusunu tatmin edeceği hem de tereddüte yer vermeyecek şekilde sonuca ulaşılmasını sağlayacağı gerekçesiyle temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulduğu görülmektedir. Belirtilen nedenlerle, işbu dosya ile Dairemizin E:2024/2673 sayılı dosyası ve Danıştay Altıncı Dairesinin E:2023/512 sayılı dosyasına konu davada verilecek Mahkeme kararları arasında çelişkiye mahal verilmemesini teminen İdare Mahkemesince; yukarıda belirtilen hususlar ile tarafların iddiaları, projenin yeri, nitelikleri ve proje tanıtım dosyasını hazırlayanların uzmanlık alanları da dikkate alınarak ve Dairemizin E:2024/2673 sayılı dosyası ile Danıştay Altıncı Dairesinin E:2023/512 sayılı dosyaları da göz önünde bulundurularak, dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararına konu faaliyetin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının araştırılması amacıyla, aralarında hidrojeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, çevre mühendisi, biyolog, maden mühendisi gibi uzmanlar da bulunmak ve gerekirse başka dallardan öğretim görevlilerine de yer verilmek suretiyle, projenin bulunduğu çevrenin özelliğine göre konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bilirkişi heyetiyle proje alanında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 18/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından proje konusu faaliyetten kaynaklanacağı ileri sürülen olumsuz çevresel etkilerin dava konusu ÇED Olumlu kararının dayanağı olan ÇED Raporunda yer verilen önlem ve tedbirlere uyulması halinde meydana gelmeyeceğinin bilirkişi raporunda bilimsel ve somut verilerle ortaya konulmuş olması, bu kapsamda faaliyetin yerüstü ve yeraltı su kaynaklarına ve tarımsal faaliyetlere olumsuz bir etkisinin olmayacağının anlaşılması nedeniyle temyize konu Mahkeme kararının onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyorum.