Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının İran vatandaşı olduğu sırada davalının Ankara bürosunda 01.09.1988 tarihinde çalışmaya başladığını, 13.02.2017 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, ücretinin sürekli olarak eksik ödendiğini, 2016 yılı Mart ayından itibaren dört ay süre ile ücret ödemesinin geciktirildiğini, işverence yapılan haksız fesih nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı talebinde bulunduklarını, kullanılmayan yıllık izinlerinin 2 kat karşılığının ödenmediğini, fazla çalışma, hafta t
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının İran vatandaşı olduğu sırada davalının Ankara bürosunda 01.09.1988 tarihinde çalışmaya başladığını, 13.02.2017 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, ücretinin sürekli olarak eksik ödendiğini, 2016 yılı Mart ayından itibaren dört ay süre ile ücret ödemesinin geciktirildiğini, işverence yapılan haksız fesih nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı talebinde bulunduklarını, kullanılmayan yıllık izinlerinin 2 kat karşılığının ödenmediğini, fazla çalışma, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ödenmediğini, %5 fazlalık alacakları için talep koşullarının oluştuğunu belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, ikramiye, fazla çalışma, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları ile bu alacakların %5 fazlalık kısmının davalıdan tahsilini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, aylık ücret miktarı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması, Anayasa Mahkemesinin bu alacakların %5 fazlalıklarının iptaline dair kararının geriye yürüyüp yürümeyeceği, vekâlet ücreti ve İlk Derece Mahkemesinin ek kararına yönelik istinaf incelemesinin usulüne uygun olup olmadığı hususlarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.