1. Hukuk Dairesi 2012/2717 E. , 2012/3605 K. "" MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden maliki olduğu binasına bitişik davalı İ..’e ait binaya diğer davalı şirket tarafından baz istasyonu kurulduğunu, kalp ameliyatı geçirmiş, yaşlı, kalp ve tansiyon hastası bir kişi olarak, yatak odasının hemen yanında kurulan baz istasyonunun sağlık, yaşam, mülkiyet ve ikamet haklarını ihlal ettiğini, bu nedenle …
**1. Hukuk Dairesi 2012/2717 E. , 2012/3605 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden maliki olduğu binasına bitişik davalı İ..’e ait binaya diğer davalı şirket tarafından baz istasyonu kurulduğunu, kalp ameliyatı geçirmiş, yaşlı, kalp ve tansiyon hastası bir kişi olarak, yatak odasının hemen yanında kurulan baz istasyonunun sağlık, yaşam, mülkiyet ve ikamet haklarını ihlal ettiğini, bu nedenle ev ve işyerini terk etmek zorunda kaldığını, tüm çevre halkının da sağlığının tehlikede olduğunu ileri sürerek, baz istasyonunun kaldırılmasına binanın eski hale getirilmesine ve lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar, çekişme konusu yapılan baz istasyonunun güvenlik sertifikasının bulunduğunu ve limit değerlerin altında çalıştığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, “ispat edilemeyen davanın reddine” karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi ve baz istasyonunun kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının, davalı şirketin diğer davalıya ait taşınmaz üzerinde baz istasyonu kurduğundan beri tedirgin bir yaşam sürdüğünü, evini ve işyerini terk etmek zorunda kaldığını, baz istasyonunun kendisinin ve çevrede yaşayan insanların sağlığını olumsuz yönde etkilediğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. İddianın bu içeriği ve niteliğine göre taraflar arasındaki çekişmenin Türk Medeni Kanununun 737. ve devam eden hükümlerinde ön görülen komşuluk hukukundan kaynaklandığı açıktır. Hemen belirtilmelidir ki, baz istasyonu adı verilen tesislerin işletilmesi sonucu geniş halk kitlelerine yarar sağladığı ve hizmet verildiği kuşkusuzdur. Ancak bu yararın sağlanması karşısında kişilerin zarar görmesi de kabul edilemez. Buna göre, hizmetten elde edilen yarar ile bunun karşısında verilen zararın değerlendirilmesinde zorunluluk vardır. Öte yandan, hiçbir hizmetin insan yaşamı kadar önem ve öncelik taşıdığı da düşünülemeyeceği gibi yararlı bir hizmetin karşılığı olarak insanın sağlığından olması uygun bir sonuç olarak kabul edilemez. Öyleyse, böyle bir tehlikenin varlığının saptanması halinde gerekli önlemlerin alınmasının zorunlu ve kaçınılmaz olduğu da tartışmasızdır.