T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/741 - 2026/681 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/741 KARAR NO : 2026/681 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/05/2022 NUMARASI : 2021/58 E. - 2022/127 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Tasarım Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Hakla…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/741 - 2026/681 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/741 KARAR NO : 2026/681 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/05/2022 NUMARASI : 2021/58 E. - 2022/127 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Tasarım Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/05/2022 tarih ve 2021/58 Esas - 2022/127 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin, plastik ambalaj üretim işi yaptığını, tüm hakları müvekkiline ait olan çok sayıda ambalaj tasarım tescilinin bulunduğunu, tasarım hakları müvekkiline ait iki bölmeli oval kenarlı plastik ambalajın davalı Kurum nezdinde 2017 08652 sayısı ile tescilli olduğunu, bu tasarımın neredeyse aynısı ya da ayırt edilemeyecek derecede benzeri başka bir tasarımın tescili için davalı tarafından 2020 04537 sayılı tasarım başvurusunun yapıldığını, bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkiline ait tescilin işçi-işveren ilişkisi içinde bulunulan ... adına kayıtlı olduğunu, tasarımın hak sahibinin müvekkili bulunduğunu, bu itibarla dava ehliyetine sahip olduğunu, müvekkili Şirketin satış yetkilisi ... ile davalı şirket yetkilisi ... arasındaki Ekim 2018 tarihli mail içeriklerinden anlaşılacağı üzere davalı Şirketin daha öncesinde ilgili tasarımın müvekkiline ait olduğunu bildiğini, hatta sipariş vermek adına görüşmeler sağlandığını, sonraki süreçte müvekkilinin, siparişi için kendisiyle görüşülen ürünün aynısının davalı Şirketin internet sitesinde pazarlandığını gördüğünü ve aynı zamanda tescili için başvuru yapıldığını öğrendiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkiline ait tescilli tasarım olduğunu bilmesine karşın ayırt edilemeyecek derecede benzerini tescil ettirmeye çalıştığını, bu durum aynı zamanda haksız rekabet suçunu teşkil ettiğinden müvekkili tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda "müşteki firmanın haksız rekabet iddialarına dayanak olarak gösterdiği 2017/08652 nolu tasarım tescil belgesinin korumasının devam ettiği, ürünlerin birebir taklit edilerek üretimi ve satışa sunulması nedeniyle müşteki ... Plastik Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş. firmasının 2017 08652 nolu tasarım tescil hakkına tecavüz edildiği, tasarım tescil hakkına tecavüz durumu nedeniyle aynı zamanda haksız rekabet hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı" şeklinde açıklama yapıldığını, bu haliyle dava konusu tasarımın, tasarım tescili için gerekli kriter olan yeni ve ayırt edicilik özelliklerini taşımadığını ileri sürerek, YİDK'in 2021/T-14 sayılı kararının iptaline, tasarım tescil başvurusunun reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıdığını, davacı iddialarının yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket, süresi içinde davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2020/04537-1 nolu tasarımın, davacı tarafın mesnet gösterdiği 2017/08652-12 nolu tasarım karşısında yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıdığı, tasarımlar arasında yüksek derecede bir benzerlikten söz edilemeyeceği, başvuru tasarımının haksız rekabet oluşturacağının ve yine kötü niyetli tescile konu edildiğinin kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, dava dilekçesinde de dayanak olarak gösterilen Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/18020 soruşturma numaralı dosyası kapsamında alanında bilirkişi raporunda, soruşturma konusu tasarımların benzer olduğunun, davalı kullanımlarının müvekkili tasarımına tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabet oluşturacağının açıklandığını, işbu dosya kapsamında mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise bu tespitlerle taban tabana zıt birtakım tespitlere yer verildiğini, dolayısıyla dava konusu tasarımlar ile ilgili birbirine bu derece zıt 2 bilirkişi raporu yer almasına rağmen mahkemece, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar değerlendirmeden ve raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, karşılaştırmaya konu tasarımların farklılıktan çok ortak özelliklerinin olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporunda da "davaya konu tasarımların uygulandıkları ürünler açısından seçenek özgürlüklerinin oldukça geniş" olduğu tespiti yapılmasına rağmen birbirine bu derece benzer nitelikteki tasarımların neye dayanılarak farklı bulunduğunun anlaşılamadığını, sadece küçük ayrıntılarda farklılık göstermesinin ilgili tasarıma yenilik unsuru kazandırmayacağını, esas olanın tasarımın bir bütün olarak bilgilenmiş kullanıcıda bıraktığı izlenim bulunduğunu, dava konusu tasarımların da yalnızca küçük ayrıntılarda farklılık gösterdiğini, davalı şirketin sipariş adı altında müvekkiline ait tasarım tesciline eriştiğini, kötü niyetli olarak ayırt edilemeyecek şekilde benzerini tescil ettirmek ve bu yolla haksız kazanç sağlamak adına davalı Kuruma başvurduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve tasarım hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıdığının dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda açıklandığı, bu raporun ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu, karşılaştırmaya konu tasarımların ortak ve farklı yönlerinin tek tek açıklandığı, bu hali ile raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, buna göre dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini haiz bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça işbu rapor ile Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan rapor arasındaki çelişkinin giderilmediği ileri sürülmüş ise de HMK'nın 353/1-b-3 maddesi uyarınca getirtilen Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyası kapsamında alınan raporun denetime elverişli hiçbir açıklama içermediği, dava konusu davalı tasarımından değil, davalı ürününden bahsedildiği, gerçekten de savcılık dosyası kapsamında alınan raporun sonuç kısmı dışında içeriğinde değerlendirilebilecek herhangi bir açıklamanın olmadığı, açıklanan nedenle anılan raporun içeriği itibariyle işbu dosya kapsamında alınan raporla çeliştiğinin söylenemeyeceği ve davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, tasarım başvurusuna itiraz aşamasında itiraz etmeyen kişilerin, Kurum tarafından alınan nihai kararın iptali istemi ile dava açmasının mümkün bulunmadığı, somut olayda da davalı tasarımına davacı Şirket tarafından itiraz edilmediği, itirazın dava dışı ... tarafından yapıldığı, bu kişinin davacının çalışanı olmasının da davacıya itiraz etmediği bir başvuru hakkında verilen karara karşı dava açma hakkı vermeyeceği, dolayısıyla YİDK kararının iptali yönünden davacının aktif husumetinin bulunmadığı, bununla birlikte tasarım hükümsüzlüğü yönünden davacının aktif husumet ehliyetine sahip olduğu ve istinafa gelenin sıfatı gözetildiğinde bu durumun, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 7251 sayılı Kanun'la değişik 353/1-b.3 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 116,60-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 02/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.