5. Hukuk Dairesi 2025/15856 E. , 2026/4035 K. "" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1968 Esas, 2025/1455 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/1095 Esas, 2022/1120 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve…
5. Hukuk Dairesi 2025/15856 E. , 2026/4035 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1968 Esas, 2025/1455 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/1095 Esas, 2022/1120 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare vekili, bir kısım davalılar vekili Av. ..., bir kısım davalılar vekili Av. ... ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin başvurunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili, bir kısım davalılar vekili Av. ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Artvin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 4 08... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedelinin tespitini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili, bir kısım davalılar vekili bir kısım davalılar vekili ve davalı ... Yazıcı (Sücü) vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; arsa vasfındaki taşınmazların piyasa değerlerinin analizinde, genellikle benzer minimum 3 adet emsal taşınmaz ile değerlendirme yapıldığını, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların değerini etkileyecek fiziki özellikleri, çevresel özellikleri, altyapı durumu ve imar durumu vb. faktörlerin yeterince incelenmediğini, uluslararası değerleme kriterlerinde dikkate alınması gereken ilkelerden birinin, "Açıklayıcılık" ilkesi olduğunu, bu ilke raporun her satırının anlaşılır olması ve bu konuda teknik bilgisi olmayan birinin bile okuduğunda raporun her satırını anlamasını ifade ettiğini, dava konusu taşınmazın üzerinde yer alan yapının, yaşına karşılık gelen yıpranma payı dikkate alınmadan bedelin belirlendiğini, yerleşik yargı kararlarına aykırı olan bilirkişi raporunu esas alan kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Bir kısım davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, bilirkişilerin bildirdikleri emsallerin neden dikkate almadıklarına ilişkin bir açıklama getirmediklerini, emsallerin satışının yeniden değerleme oranı ile günümüze uyarlama ile getirmelerinin bu günkü reel değeri karşılamadığını, emsallerin satış değerlerinin çok eski olduğunu, bina bedelleri ve toplam kamulaştırma değerinin çok düşük olduğunu, dava konusu parselde 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15 inci ve 16 ncı maddeleri uyarınca terk yapıldığını, bu terkin hesaplamalara katılmayıp karşılaştırmada dava konusu parsel lehine dikkate alınmadığını, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2022 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliği ile yapı maliyetlerinin yaklaşık %65 oranında arttığı hususunun dikkate alınarak taşınmazın gerçek değerinin tespiti gerektiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararı uyarınca faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 3.Bir kısım davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2 37... parsel sayılı taşınmazın emsal karşılaştırmasında ise taşınmazın 28.03.2012 tarihli satış değerinin esas alındığını ve yine bu parselin ticari nitelikte bir arsa olduğunu, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin bölgede daha önce yapılan kamulaştırma hesaplamalarında kıyas emsal olarak alınan ancak raporlardaki çelişkili hesaplamalar nedeniyle emsal karşılaştırmasında hesaplamaya dahil edilmemesi yönünde açıkça karar aldığını ve kaldırma kararında belirttiği 2 37... parsel ile aynı ada içerisinde yer almakta olup emsal alınması istenmeyen parsel olan 2 37... parsel arasında 20 metre mesafe bulunduğunu ve iki parsel arasında sadece küçük bir parselin yer aldığını, vergi beyan değerinin belirlenmesine esas rayiç değerler göz ardı edilerek daha az metrekare birim fiyatı belirlenerek değerlendirme yapıldığını, Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/27 Esas, sayılı dosyasında 2006 değerlendirme yılı itibarıyla su kavuşumu mevkindeki taşınmaz için 874,00 TL/m² değer biçildiğini, dosyanın Yargıtay onamasından geçtiğini, yine Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/657 Esas, sayılı dosyasında Sebzeciler köyünde bulunan 1 31... ve 3 parsel sayılı taşınmazlar için 978,25 TL/m² değer biçildiğini ve Yargıtay onamasından geçtiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararı uyarınca faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 4.Davalı ... Yazıcı (Sücü) vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal taşınmaz kıyaslamasında, taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaç bedeli hesaplanmalarında hata yapılarak kamulaştırma bedelini gerçek değerin altında hesaplandığını, emsalin uygun emsal olmadığını, bildirmiş oldukları emsallerin değerlendirilmeye alınmadığını, 2 37... parsel sayılı taşınmazın emsal karşılaştırmasında taşınmazın 28.03.2012 tarihli satış değerinin esas alındığını ve yine bu parselin ticari nitelikte bir arsa olduğunu, emsal taşınmazın imar parseli, dava konusu taşınmazın kadastro parseli olması gerekçesi ile %20 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmasının yasal olmadığını, kıymet takdir raporunda daha az bedel belirlenmesinin doğru olmadığını, Anayasa Mahkemesi iptal kararı uyarınca faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla arsa niteliğindeki taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca yöntem olarak emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde, taşınmazın üzerindeki yapıya dava tarihinde geçerli birim maliyet cetveline göre belirlenen bedelinden yıpranma payı düşülerek tüm yapı değeri hesaplanmak suretiyle bağımsız bölümlere arsa payına göre değer verilmesinde ve davacı idare lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 ncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmü anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verildiği, davalılar vekillerinin talepleri doğrultusunda belirlenen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasa'nın kamulaştırma işlemlerini düzenleyen 46 ncı maddesinde belirtildiği şekilde, kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faiz uygulaması gerektiği gerekçesi ile davacı idare vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile davalı ... dışındaki davalılar yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili, bir kısım davalılar vekili ve davalı ... Yazıcı (Sücü) vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ve kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren dört aylık sürenin bittiği tarihten itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde, adil ve hakkaniyete uygun olarak belirlenen bedelin davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit edilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekillerinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin ilk ve ikinci fıkrasının hükümden çıkarılması, yerine "Kamulaştırma bedeli olarak belirlenen 5.238.823,20 TL ye davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrası olan 13.03.2022 tarihinden 15.11.2022 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, işleyecek yasal faizin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda kanaatimce; Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2 nci Hukuk Dairesinin; “… dava tarihi olan ... tarihinden ... karar tarihi olan ... tarihine kadar geçen süre için kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faiz işletilmesine ...” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de; Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren” “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, sonucu ve diğer yönleri itibarıyla katıldığım, “Düzeltilerek Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün 5 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine yasal faiz işletilmesi gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 05.03.2026