DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2369 E. , 2024/3359 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2369 Karar No : 2024/3359 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Huk. Müş. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 09/03/2023 tarih ve E:2023/1194, K:2023/1131 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2369 E. , 2024/3359 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2369 Karar No : 2024/3359 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Huk. Müş. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 09/03/2023 tarih ve E:2023/1194, K:2023/1131 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliği'nin, 07/01/2023 tarih ve 32066 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ek 1. maddesinin 12. fıkrasının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 09/03/2023 tarih ve E:2023/1194, K:2023/1131 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2.,14. ve 15. maddelerine atıfta bulunularak; İptal davalarının, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucunun, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aradığı, İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerektiği, İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabul edildiği, Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığının, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte olduğu, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunmasının dava açma ehliyeti için gerekli sayıldığı, Uyuşmazlıkta davacıya ilişkin UYAP üzerinden yapılan Sosyal Güvenlik Kurumu kaydı sorgusunda, davacının mesleğini kamuda icra etmekte olduğu ve muayenehanesi bulunduğuna yönelik olarak üzerinde kayıtlı herhangi bir işyeri tescil bilgisi olmadığı, nitekim dava dilekçesinde de özel muayenehane açmadığının belirtildiğinin görüldüğü, Bu durumda, muayenehanesi bulunan hekimlerin, muayenehanelerine müracaat eden hastalarının teşhis ve tedavisini tıp merkezlerinde yapma koşullarını içeren dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin, davacının kişisel menfaatini doğrudan etkilemesinin söz konusu olmadığı, hükmün iptalini istemekte güncel bir menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kendisinin Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesinde ... Bölümü ... Anabilim Dalı ... Bilim Dalında Doçent Doktor olarak görevini sürdürdüğü, dava konusu düzenleme ile hekim olarak görev yapan kişilerin ileride özel muayenehane açma hakkının büyük ölçüde kısıtlanacağı göz önünde bulundurulduğunda, hekim kişilerin ilgili yönetmelik maddesi nedeniyle menfaatlerinin doğrudan ve güncel olarak etkilendiğinin kabulü gerektiği, yoğun akademik faaliyetleri neticesinde Profesör unvanını almayı beklediği, kontenjan dolmadan kamudan ayrılsa akademik olarak yükselemeyeceği, kamuda devam etse ileride özel muayenehane açma imkanının büyük oranda kısıtlanacağı, hekim olarak Yönetmeliğin iptali istenilen ilgili fıkrasından güncel olarak doğrudan etkilendiği konusunda şüphe bulunmadığı iddialarıyla temyize konu kararın hukuka ve usule aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra, ilk inceleme konularının belirlendiği, 14. maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden de inceleneceği, 15. maddenin 1/b bendinde ise, bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte; her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesi tarafından, UYAP üzerinden yapılan Sosyal Güvenlik Kurumu kaydı sorgusunda, davacının mesleğini kamuda icra etmekte olduğu ve muayenehanesi bulunduğuna yönelik olarak üzerinde kayıtlı herhangi bir işyeri tescil bilgisi olmadığı, nitekim dava dilekçesinde de özel muayenehane açmadığının ifade edildiğinin görüldüğü belirtilerek, davacının kişisel menfaatini doğrudan etkilemediği ve dava konusu hükmün iptalini istemekte güncel bir menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş ise de; temyiz incelemesi esnasında UYAP üzerinden yapılan Sosyal Güvenlik Kurumu kaydı sorgusunda, davacının 16/04/2024 tarihinde istifa ederek özel muayenehane açtığı ve mesleğini serbest olarak icra ettiği tespit edilmiştir. Bu itibarla, davacı yönünden menfaat ilişkisinin bulunup bulunmadığının yargılamanın bu aşamasında da değerlendirilmesi icap etmektedir. Davacının dava dilekçesinde uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra özel muayenehane açarak mesleğini serbest icra edeceğini yönünde bir beklentisinin olduğunu ifade etmiş olması ve halihazırda özel muayenehanede mesleğini serbest olarak icra etmesi dikkate alındığında, muayenehanesine müracaat eden hastalarının teşhis ve tedavisini tıp merkezlerinde yapma koşullarını içeren dava konusu Yönetmelik düzenlemesiyle kişisel menfaatinin doğrudan etkilendiği ve bu hükmün iptalini istemekte güncel bir menfaatinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bu sebeple, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 09/03/2023 tarih ve E:2023/1194, K:2023/1131 sayılı kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 12/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka aykırı bulunmadığı, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.