6. Ceza Dairesi 2010/17467 E. , 2013/16610 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Yağma, Kasten yaralama HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanığın, adli sicil kaydında birden fazla tekerrüre esas ilam bulunmakla birlikte 5275 sayılı Yasanın 108/6.maddesi uyarınca en ağırı olan Yalova Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2002 tarih, 2002/937 Esas ve 2002/1112 Karar sayılı…
**6. Ceza Dairesi 2010/17467 E. , 2013/16610 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Yağma, Kasten yaralama HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanığın, adli sicil kaydında birden fazla tekerrüre esas ilam bulunmakla birlikte 5275 sayılı Yasanın 108/6.maddesi uyarınca en ağırı olan Yalova Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2002 tarih, 2002/937 Esas ve 2002/1112 Karar sayılı ilamı ile kamu görevlisine hakaret suçundan tekerrüre esas eski hükümlülüğü bulunduğu ve koşulları oluştuğu halde, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hüküm hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Savunma hakkının sınırlandırılamayacağı temel ilke olmakla birlikte, savunma hakkının sınırlandığından söz edebilmek için savunmanın hükmü etkileyecek nitelik taşıması ve yargılaması yapılan fiile ilişkin olması gerekir. 5271 sayılı CYY’nın 226. maddesi; yargılaması yapılan ve iddianamede yasal unsurları gösterilen suçun temas ettiği yasa maddelerinden başkasıyla mahkumiyet durumunda veya cezanın arttırılmasını gerektiren nedenlerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması hallerinde savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesi uyarınca, sanığın ek savunmasını yapabilmesi için bir takım usullere uyulması yükümlülüğünü getiren özel bir düzenlemedir. Bu konuya ilişkin olarak Ceza Genel Kurulunun 29.12.1998 gün ve 321–393 sayılı kararında; “iddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğinin değişmesi ya da cezanın artırılmasını gerektiren hallerin, ilk defa duruşma sırasında ileri sürülmesi halinde, sanık veya müdafisine ek savunma hakkı verilmeden, sanığın iddianamede gösterilen suçun temas ettiği kanun hükmünden başkasıyla cezalandırılamayacağı” sonucuna ulaşılmıştır. 5237 sayılı TCY’nın 150. maddesinde; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir” şeklinde düzenleme ile cezada indirim hususunda, geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca yağma suçundan düzenlenen iddianamede özetle; “...sanığın yakınıcıya ait büfeye gece elinde balta ile gelerek kendisinden para ve bira istediği ve vermezsen senin o koca kafanı gövdenden ayırırım, bundan sonra mahalleyi haraca bağladım diyerek 20 TL para ve bira aldığı hakkında TCY’nın 150/2. maddesinin de uygulanması” istenmiş, atılı suç ve sevk maddeleri uyarınca savunmasına yapan sanığın, TCK'nın 149/1a,h, 35, 62. maddeleri uyarınca yasal unsurları gösterilen yağma suçundan cezalandırılmasına, takdiren aynı Yasanın 150/2. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Yerel mahkeme; iddianamede değinilmiş olan, sanığın amacını belirterek uygulama şartları gerçekleşmediği için 5237 sayılı TCY’nın 150/2. maddesini uygulamamıştır. Bir başka deyişle sanığın cezasının artırılmasını gerektiren bir durum ilk kez duruşmada ortaya çıkmamıştır. Sanık iddianamedeki anlatım ile 150/2. maddenin uygulanmama ihtimalini kovuşturma aşamasının her safhasında değerlendirip bu yönde bir savunma yapması imkanı kısıtlanmamıştır. Kaldı ki; sanık hakkında düzenlenen iddianamede yanılgı ile sanık hakkında uygulanması istenen bir indirim hükmünün sanık aleyhine olacak şekilde uygulanmaması, sanığa ek savunma hakkı verilmesini gerektirmeyecektir. Ceza Genel Kurulunun 30.09.1991 gün ve 225-241 ile 05.11.1990 gün ve 221-253 sayılı kararları da bu doğrultuda olup, anılan kararlarda; “suç tarihinde 18 yaşını bitirdiği saptanan sanık hakkında aleyhine düzenlenen iddianamede zuhulen TCK’nın 55/3. maddesinin istenilmiş olması, kendisine CMUK.nın 258. maddesi uyarınca ek savunma verilmesini gerektirmediği” hükmüne varılmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere sanık, mahkemece TCK'nın 150/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünden duruşmanın başından beri savunma yapma olanağına sahip olmuştur. Sanık hakkında uygulanmayan norm iddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğini değiştirmemekte ya da cezanın artırılmasını gerektiren hal olarak ilk defa duruşmada ortaya çıkmamaktadır. Dolayısıyla savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmayıp, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 150. maddesinin uygulanmaması nedeniyle ayrıca ek savunma hakkı vermeyen yerel mahkeme hükmünde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir. Oluş ve dosya içeriğine göre; sanığın silah tehditiyle yakınıcıdan 20 Tl para ve bira aldığı ve eylemi tamamlandığı halde yağmaya teşebbüs suçundan hüküm kurulması, yağma suçunun geceleyin silahla ve iş yerinde işlediğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 149.maddesinin (a),(h) bentlerinin yanı sıra (d) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 16.07.2013 günü oybirliği ile karar verildi.