T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/838 KARAR NO : 2026/851 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2026 NUMARASI : 2026/2 E. TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbir Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkeme…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/838 KARAR NO : 2026/851 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2026 NUMARASI : 2026/2 E. TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbir Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/02/2026 tarih ve 2026/2 E. sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, davaya konu “... A.Ş.” ibaresinin müvekkili şirketin markalarına benzer olduğu tespitini içeren kararın varlığına ve kendisine ayrıca müvekkili şirket tarafından ihtar edilmesine rağmen, müvekkili şirketin marka hakkına açıkça tecavüz teşkil eden haksız kullanımlarına ısrarla devam ettiğini, davalının marka hakkına tecavüz niteliğindeki söz konusu kullanımı ayrıca haksız gelir elde etmesine ve müvekkili şirketin uğradığı ekonomik ve itibari kaybın da her geçen gün artmasına neden olduğunu, bu sebeple verilecek olan kararın kesinleşmesine kadar ve teminatsız olarak davalının müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz teşkil eden her türlü fiillinin önlenmesine ve durdurulmasına, davalıya ait tabela, broşür vs. tanıtım ve reklam vasıtasında, fatura vb. iş evrakı üzerinde “...” ibaresinin kullanımın engellenmesine ve Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne müzekkere yazılarak davalıya ait internet sitesine erişimin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın, davacıya ait marka hakkını ihlal eden eylemlerde bulunduğuna ilişkin iddianın 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesi uyarınca yaklaşık olarak ispat edilemediği gerekçesi ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ara kararın gerekçesiz olduğunu, dava kapsamında yaklaşık ispatın sağlandığını, davalının tescil talebi reddedilmiş olmasına rağmen, marka tescil başvurusuna konu olan markayı müvekkilinin izni olmaksızın kullanmaya devam ettiğini, kesinleşmiş ret kararının varlığı karşısında davalının söz konusu ibareyi kullanımını sürdürmesinin, marka ihlalinin devamlılık kazandığını da gösterdiğini, bu durumun, müvekkili şirket bakımından telafisi güç zarar riskini her geçen gün artırdığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbirin şartlar başlıklı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, somut olayda hezüz yaklaşık ispatın sağlanamadığı ve ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacıdan alınması gereken harç, istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan harçtan mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbir isteyen tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/04/2026 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/04/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...