6. Ceza Dairesi 2012/1442 E. , 2014/16816 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanıklar ... ve ... hakkında, yaş küçüklüğü nedeniyle 5237 sayılı TCK 31/2 maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim uygulandığı halde, hükümde uygulama maddesinin TCK 31/3 ve indirim oranın 1/3 olarak yazılmış olması yerinde düzeltilmesi olanaklı maddi…
**6. Ceza Dairesi 2012/1442 E. , 2014/16816 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanıklar ... ve ... hakkında, yaş küçüklüğü nedeniyle 5237 sayılı TCK 31/2 maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim uygulandığı halde, hükümde uygulama maddesinin TCK 31/3 ve indirim oranın 1/3 olarak yazılmış olması yerinde düzeltilmesi olanaklı maddi hata olarak kabul edilmiştir. Yağma suçunun sanıklar tarafından aynı anda ve eylem bütünlüğü içerisinde el ve işbirliğiyle hareket edilmek suretiyle iş yerinde işlendiğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 149/1. madde ve fıkrasının (d) bendinin yanı sıra (c) bendinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi ve aynı Yasanın 61.maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken bunların değerlendirilmesi ve alt sınır aşılarak ceza uygulaması yapılması gerekirken, yetersiz, oluşa uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu suç için kurulan hükümde sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 37/1. maddesi yerine, aynı Yasanın 39. maddesi ile uygulama yapılması ve 5237 sayılı TCK’nın 150/2.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının,765 sayılı TCK’nın 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu,Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi,olayın özelliği ve sanıkların özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde, 150/2.maddesinin düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması; karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; İstihdam edilmesi ve bir engel bulunması halinde görevlendirilmesi gereken sosyal çalışma görevlilerinin, 18 yaşından küçük sanığın özelliklerini, toplumda yapıcı bir rol üstlenmesini ve mahkemece yararlanılabilecek toplumsal kaynakların tanınmasını sağlamak üzere düzenleyeceği sosyal inceleme raporu nedeniyle, bilirkişiye ödenen ücretin Çocuk Haklarına Dair Sözleşme hükümlerine aykırı biçimde yargılama gideri olarak sanıklara yükletilmesine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “yargılama giderlerine ilişkin” bölüm çıkartılarak yerine “Bu dava nedeni ile, sanıkların yargılama gideri olarak sarfına neden oldukları 6 adet tebligat gideri 20,00 TL, 3 adet posta gideri 2 TL olmak üzere toplam 22,00 TL Mahkeme masrafının, sanıkların neden oldukları payları oranında ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.