7. Hukuk Dairesi 2022/5140 E. , 2022/7669 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02/04/2012 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men'i ve kal; karşı davada ise temliken tescil istenmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine, asli müdahillerin davasının açılmamış sayılmasına dair verilen 10/05/2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi d…
**7. Hukuk Dairesi 2022/5140 E. , 2022/7669 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02/04/2012 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men'i ve kal; karşı davada ise temliken tescil istenmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine, asli müdahillerin davasının açılmamış sayılmasına dair verilen 10/05/2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı- karşı davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve yıkım, karşı dava ise temliken tescil istemlerine ilişkindir. Davacı, maliki olduğu 398 parsel sayılı taşınmazın doğu tarafındaki tahminen 8-10 dönümlük kısma davalı tarafından kayısı ağacı dikilmek suretiyle, müdahale edildiğini ileri sürerek, vaki el atmanın önlenmesi ve kayısı ağaçlarının sökülmesi suretiyle kal'ini istemiştir. Davalı cevap ve karşı dava dilekçesinde, kayısı ağacı bulunan kısmın kendilerine ait 400 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunduğunu, kayısı ağaçlarının yaklaşık 20 yıl önce dedesi tarafından iyiniyetli olarak dikildiğini belirterek, davanın reddini, karşı dava ile; kayısı ağaçlarının bulunduğu kısmın davacının taşınmazı sınırları içerisinde kaldığının anlaşılması halinde taşınmazın değerinin ağaçların değerinden daha az olduğundan davacı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. Asli müdahiller ..., ..., ... ve ... ile ... vekili, davaya konu ağaçların bulunduğu taşınmazın ve ağaçların kendilerine ve diğer ortaklara ait olduğunu, kayısı ağaçlarının bulunduğu kısmın davacının taşınmazı sınırları içerisinde kaldığının anlaşılması halinde taşınmazın değerinin ağaçların değerinden daha az olduğundan davacı adına olan tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece, davanın kabulüne, karşı davanın ve asli müdahillerin davasının reddine dair verilen kararın davalı-karşı davacı vekili ve asli müdahiller tarafından temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 29.05.2018 tarihli 2015/15922 Esas, 2018/4215 Karar sayılı ilamıyla; ".... Elatmanın önlenmesi ve yıkım talepli asıl dava bakımından, davalının paydaşı olduğu 400 parsel sayılı taşınmazın diğer paydaşlarından ..., ..., ... ve ... ile ..., kayısı ağaçlarının kayıt maliki dedeleri tarafından dikildiğinden kendilerinin de hakları olduğunu belirterek karşı dava bakımından müdahil olmuşlardır. Yıkım, dava dışı paydaşların hakkını da etkileyeceğinden, dava dışı paydaşların davaya katılımları sağlanmadan aleyhlerine sonuç doğuracak şekilde yıkım kararı verilemez. Esasen kurulan hükmün dava dışı paydaşlar bakımından infaz olanağından da söz edilemez. O halde mahkemece, 400 parsel sayılı taşınmazın güncel tapu kaydının ilgili tapu müdürlüğünden getirtilerek davalı dışındaki paydaşlarının, ölü olmaları halinde ise yasal mirasçılarının davada yer almaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; asıl dava yönünden davanın kabulüne, karşı dava yönünden açılan davanın reddine, asli müdahiller tarafından açılan davaların açılmamış sayılmasına dair verilen kararın, davalı - karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 28.09.2020 tarihli, 2020/2838 Esas, 2020/5483 Karar sayılı ilamı ile "...görülmekte olan Elazığ Kadastro Mahkemesinin 2018/80 Esas numaralı dava dosyası sonucu verilecek karar eldeki davada elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkin hükmü değiştirebileceğinden HMK'nın 165. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılarak ondan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan davacı-karşı davalı tarafından elatmanın önlenmesi yanında kal isteminde de bulunulduğundan 103 ada 50 parsel (eski 400 parsel) maliklerinin tümüne husumet yöneltilmesi gerekirken Dairemizin 29.05.2018 tarihli 2015/15922 Esas, 2018/4215 Karar sayılı ilamına uyulmasına karar verildiği halde bozma ilamının gereğinin yerine getirilmemiş olması da doğru görülmemiş.." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; asıl dava yönünden davanın kabulüne, Elazığ ili, Baskil ilçesi, Çiğdemlik Köyünde bulunan davacıya ait 103 ada 48 numaralı parsele, (eski 398 numaralı parsel) 103 ada 50 numaralı parsel (eski 400 numaralı parsel) malikleri tarafından fen bilirkişi raporunda belirtilen 7.788,49 m2 lik kısma ağaç dikmek suretiyle yapılan müdahalenin men'ine, bu kısım üzerindeki ağaçların kal'ine, karşı dava yönünden karşı davacı ... tarafından temliken tescil talebi ile açılan davanın reddine, asli müdahiller ..., ..., ...., ... ve ... tarafından açılan davaların açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir. Hükmü, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 28.09.2020 tarihli 2020/2838 Esas, 2020/5483 Karar sayılı ilamına uyulmasına karar verildiği halde bozma ilamının gereğinin tam olarak yerine getirilmemiş olması doğru görülmemiştir. Elazığ Kadastro Mahkemesinin 2018/80 Esas sayılı dosyası ile açtığı davanın reddine dair kararın kesinleşmesi beklenmiş ise de; kararın kesinleşmesiyle birlikte dava konusu taşınmaz sınırlarında 22/A uygulamasından kaynaklı değişiklik meydana geldiği halde, eski sınırlara göre yapılan keşif ve bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru değildir. Mahkemece; 24.10.2018 tarihli 22/A uygulaması ile taşınmazların değişen sınırlarının yerinde görülüp incelenmesi amacıyla yeniden bir keşif yapılmalı, alınacak bilirkişi raporuna göre son durum değerlendirilerek esas hakkında hüküm kurulmalıdır. Belirtilen hususlar göz ardı edilerek, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı kurulan hükmün, bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı- karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.