T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/163 - 2026/624 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/163 KARAR NO : 2026/624 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2024 NUMARASI : 2024/347 Esas - 2024/672 Karar DAVACI : GALVA MAKİNA SANAYİ VE TİCARET ANONİM Ş…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/163 - 2026/624 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/163 KARAR NO : 2026/624 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2024 NUMARASI : 2024/347 Esas - 2024/672 Karar DAVACI : GALVA MAKİNA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ORES TANITIM SİSTEMLERİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 22/07/2024 KARAR TARİHİ : 06/04/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 27/04/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Kocaeli İcra Dairesinin 2024/35470 esas sayılı dosyasına yapılan yetki itirazının haksız olduğunu, sözleşmeden doğan para borçlarında yetkili yerin alacaklının ikametgahı veya sözleşmenin ifa edildiği yer olduğunu, davacının adresinin ve sözleşmenin kurulduğu yerin de Kocaeli olması nedeniyle yetki itirazının haksız olduğunu, taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisi nedeniyle davalıya tarihli teyyit mektupları gönderildiğini, davalıya teslim edilen mallara rağmen 9.335,48 TL bakiyenin ödenmediğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı ile aralarındaki ticari ilişki uyarınca ödemelerini TL ile yaptıklarını ve en son 02/11/2023 tarihli ve 245.686,11 TL bedelli faturanın düzenlendiğini ve bu faturanın tahsili için Kocaeli İcra Dairesinin 2024/35470 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davacının kötü niyetli olarak 08/04/2024 tarihinde yabancı para birimi üzerinden takip başlattığını ve TL karşılığının gösterilmediğini, daha sonra 15/05/2024 tarihinde takibini hukuka uygun hale getirmek için yeni bir takip talebi tanzim ettiğini, müvekkilinin 03/05/2024 tarihinde takibe konu fatura bedelini davacıya ödediğini, bu nedenle de takibe itiraz ettiklerini, mahkemenin yetkisiz olduğunu, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, takibe konu borcun takipten önce ödenmiş olması nedeniyle davacının hukuki yararı olmadığını beyan ederek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın usulden REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarfafça icra takibinde yer alan şekli eksikliğin giderildiğini ve icra dairesince usulüne uygun bir şekilde takip işlemlerine devam edildiğini, dolayısıyla işbu davanın usulden reddini gerektirir bir husus kalmadığını, ilk derece mahkemesinin icra dairesinin yerine geçerek davaya konu icra takibinin usulüne uygun olup olmadığı konusunda karar verme yetkisi olmadığını, kaldı ki davalının da icra takibine itirazları incelendiğinde usulsüz takip yönünde bir itirazı olmadığının görüleceğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı, 08.04.2024 tarihinde kamu düzenine aykırı olarak başlatığı icra takibini hukuka uygun hale getirmek amacıyla 15.05.2024 tarihinde yeni bir takip talebi hazırlayıp icra dosyasına sunduğunu, ancak 08.04.2024 tarihli icra takibi yok hükmünde olduğundan, icra dosyasına sunulan 15.05.2024 tarihli yeni takip talebiyle 08.04.2024 tarihli takibin hukuka uygun hale getirilmesi (08.04.2024 tarihli takibe geçerlilik kazandırılması) hukuken mümkün olmadığını, beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/12/2024 Tarih - 2024/347 Esas - 2024/672 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; cari hesap alacağından kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı, davalı hakkında Kocaeli İcra Dairesinin 2024/35470 esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız şekilde itiraz edildiğini, bakiye 9.355,48-TL alacağın ödenmediğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafından verilen cevap dilekçesinde davacı tarafından ilk olarak yabancı para üzerinden takip başlatıldığını ve Türk Lirası karşılığının gösterilmediğini, sonradan takip talebinin değiştirilmeye çalışıldığını, bu haliyle takibin hukuka aykırı olduğunu , ayrıca icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerekiğini savunduğu, ilk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada, uyuşmazlığın, itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için gerekli olan dava şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, özellikle ortada usulüne uygun ve geçerli bir icra takibinin bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davasının açılabilmesi için; genel haciz yoluyla yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, davanın, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlardan herhangi birinin bulunmaması halinde itirazın iptali davasının esası incelenemez; dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Yargıtay 12. HD 2023/2616 E.- 2023/2951 K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere "2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3. fıkrasında; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K. sayılı kararı).( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 59 HD 2024/181 E. 2024/151 K. Ve Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD 20254/646 E. 2024/1178 K. Sayılı kararları) Eldeki davada, davacı tarafından davalı hakkında 08/04/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ancak bu ilk takip talebinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmediği anlaşılmaktadır. Oysa icra takibinde talep edilen alacağın açık ve belirli olması zorunlu olup, yabancı para alacaklarında Türk Lirası karşılığının gösterilmesi gerekmektedir. Bu husus, takibin geçerliliği bakımından kurucu nitelikte olup sonradan giderilebilecek basit bir eksiklik olarak değerlendirilemez. Davacı tarafından bu eksikliğin fark edilmesi üzerine 15/05/2024 tarihinde yeni bir takip talebi sunularak alacağın Türk Lirası karşılığının gösterildiği ve buna göre ödeme emrinin düzenlemesinin talep edildiği, icra müdürlüğünce de bu talep doğrultusunda işlem yapıldığı görülmüş ise de, ilk takip talebindeki bu eksiklik, takibin baştan itibaren usulüne uygun şekilde başlatılmadığını gösterdiği anlaşılmıştır. Nitekim, icra takibinin hukuki varlığı ve geçerliliği, takip talebinin verildiği andaki unsurlar dikkate alınarak değerlendirilmektedir. Takip talebindeki temel unsurlardan birinin eksik olması halinde, bu eksikliğin sonradan tamamlanması suretiyle geçerli bir takip oluşturulması mümkün değildir. Bu durumda, davacı tarafından başlatılan icra takibinin usulüne uygun ve geçerli bir takip olmadığı, dolayısıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67. maddesi kapsamında itirazın iptali davasına konu edilebilecek nitelikte bir takibin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle, ortada geçerli bir icra takibi bulunmadığından, itirazın iptali davası bakımından aranan özel dava şartının eldeki davada gerçekleşmediği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/04/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*