11. Hukuk Dairesi 2023/6232 E. , 2024/1963 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/390 Esas, 2021/672 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/87 E., 2017/802 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, B
**11. Hukuk Dairesi 2023/6232 E. , 2024/1963 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/390 Esas, 2021/672 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/87 E., 2017/802 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında her sene akdedilen tedarikçi sözleşmesi kapsamında müvekkili tarafından davalıya talep ettiği ürünlerin temin edildiğini bu hususta son sözleşmenin 22.03.2012 tarihinde imzalandığını, davalı tarafından tanzim edilip müvekkile gönderilen beş adet faturaya konu hizmet ve malın müvekkili tarafından alınmamış olması nedeniyle iade edildiğini, müvekkili tarafından kabul edilmeyen beş adet fatura davalı tarafından müvekili ile aralarındaki cari hesaba müvekkilinin borcu olarak kaydedildiğini ve müvekkilinin alacağından fatura bedellerinin düşüldüğünü ileri sürerek toplam tutarı 130.075,50 TL beş adet fatura nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespitine ve bu miktarda alacaklı olduğunu tespitine karar verilmesinin talep etmiş, 09.03.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile 130.075,50 TL'nin dava tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasındaki sözleşme çerçevesindeki ticari faaliyete ilişkin hesapların muavin kayıtları ile sabit olduğunu, ticari kayıtlar ve sözleşme gereği davacının müvekkili şirkete söz konusu faturalar nedeniyle borçlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında davacının tedarikçi davalının ise parekendeci olarak süregelen alışverişlerinin bulunduğu, davalı tarafından davacıya prim uygulaması adı altında 130.075,50 TL fatura kesildiği ve bu performans priminin davacının alacağından mahsup edildiği, ihtilafın kesilen performans prim uygulaması faturasında taraflar arasındaki sözleşme gereğince faturanın net alım cirosu ya da kasa çıkış cirosu üzerinden mi kesileceği noktasında oluştuğu, taraflar arasındaki sözleşme kaydı ve alışverişteki hakkaniyet ilkesi gereğince kasa çıkış kaydına itibar edilerek hesaplama yapılması gerektiği ve bilirkişilerin 2. başlık altındaki hesaplamasına itibar edilmesi gerektiği ve davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklanan 103.351,90 TL alacaklı olduğu bu miktara ıslah tarihi olan 09.03.2015 tarihinden itibaren taraflar tacir olmakla avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 103.351,90 TL 'nin ıslah tarihi olan 09.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararı yasal dayanaktan yoksun olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosya kapsamında alınan 28.09.2015 tarihli kök raporda ve 18.01.2016 tarihli ek raporda müvekkili şirketin sözleşme hükümlerine uygun olarak fatura düzenlediği ve ödemelerini yaptığının tespit edildiğini, davacı itirazları doğrultusunda bilirkişi heyetinden 22.03.2017 tarihli rapor alındığını, bu rapora taraflarınca itiraz edilmesine ve diğer iki raporla çelişmesine rağmen bu çelişki giderilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, davacı firma ile müvekkil şirket arasındaki sözleşme çerçevesinde yürütülen ticari faaliyete ilişkin hesapların muavin kayıtları ile sabit olduğunu, taraflar arasında 02.02.2012 tarihinde cari hesap mutabakatının da yapıldığını, bunlara ilişkin belgelerin de sunulduğunu, müvekkili şirketin sözleşmeye uygun olarak ciro primine ilişkin fatura tanzim ettiğini, bu nedenle davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 2107 no.lu, 2012 tarihli ''Tedarikçi Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmede, baz cironun 2.400.000,00 TL olarak tespit edildiği, yanına el yazısıyla ile ''kasa çıkışı'' notu girildiği, aynı zamanda sözleşmede, ''performans primi Migros A.Ş nin verdiği siparişler baz alınarak hesaplanır'' kaydı da bulunduğu, sözleşmede yer alan bu iki madde, yani ''kasa çıkışı'' kaydı ile, ''performans primi Migros A.Ş nin verdiği siparişler baz alınarak hesaplanır'' kaydının birbiri ile çelişik olduğu, ancak gerek denetime elverişli 22.03.2017 tarihli bilirkişi raporuna, gerek taraflar arasında yapılan bir önceki yıla ait sözleşme içeriğine, gerekse mevcut sözleşmenin bütününe göre, 2012 yılı sözleşmesinde yer alan ''performans primi Migros A.Ş nin verdiği siparişler baz alınarak hesaplanır'' kaydı karşısında, sözleşmeye el yazısı ile yazılan ''kasa çıkışı'' kaydının, kaydın girildiği baz cironun hesabında dikkate alınması gerektiği, bu halde ''kasa çıkışı'' kaydının 2.400.000,00 TL'nin hesabında dikkate alınması gerektiği, ancak her halde performans priminin, davacının davalı ...'a yaptığı net satış rakamları üzerinden hesaplanması gerektiği, davalı ...'un performans primini hesaplarken kendi kasa çıkışı rakamını dikkate almasının hem taraflar arasındaki sözleşmeye, hem teamüle, hem de hakkaniyete aykırı olduğu, varılan bu sonuca göre bilirkişi tarafından kademeli olarak yapılan hesaplamada davalı ...'un hak kazanacağı prim tutarının 12.120,00 TL olduğu, bu tutarın toplam talep edilen alacaktan mahsubu ile bakiye 117.955,50 TL yönünden davacı alacağının haksız yere davalı hesabından mahsup edildiği, mahsup edilen 117.955,50 TL tutarında davacının davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmış ise de, istinaf yoluna yalnızca davalı tarafça başvurulmuş olması ve daha önce verilen hükmün miktar itibariyle davalının lehine olması sebebiyle davalı lehine usûlü müktesep hak ilkesi gözetilerek Mahkemece verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf sebeplerinin ve dosya kapsamındaki tüm beyan ve itirazlarının yeteri kadar değerlendirilmediğini, kararın gerekçesinin çelişkili olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun hatalı ve denetime elverişsiz olduğunu, Yerel Mahkeme 22.03.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda yapılan hesaplamalardan E.3 üncü maddesindeki hesaplamayı dikkate alarak bu yönde hüküm tesis etmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesi ise kararında bilirkişi heyet raporundaki E.2 nci maddesini esas aldığını, denetime elverişsiz raporun hükme esas alındığı Yerel Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının da birbiri ile çelişkili olup kararın temyiz incelemesi ile bozulması gerektiğini, davacının müvekkil şirketten alacağı bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.