Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.04.2007-07.01.2014 tarihleri arasında alçı sıva ustası olarak net 1.500,00 USD aylık ücret ile davalı Şirketin Rusya’daki işyerinde çalıştığını, davalının üç öğün yemek ve kalacak yer temin ettiğini, sabah 08.00'den akşam 19.00’a kadar çalıştığını, haftanın 3 günü ise 22.00’ye kadar çalıştığını, 2 haftada 1 gün istirahat verildiğini, diğer hafta tatil günlerinde çalıştığını, dinî bayramların birinci günü dışında tüm ulusal bayram genel tatil günle
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.04.2007-07.01.2014 tarihleri arasında alçı sıva ustası olarak net 1.500,00 USD aylık ücret ile davalı Şirketin Rusya’daki işyerinde çalıştığını, davalının üç öğün yemek ve kalacak yer temin ettiğini, sabah 08.00'den akşam 19.00’a kadar çalıştığını, haftanın 3 günü ise 22.00’ye kadar çalıştığını, 2 haftada 1 gün istirahat verildiğini, diğer hafta tatil günlerinde çalıştığını, dinî bayramların birinci günü dışında tüm ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izin kullanmadığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından iş bitimi nedeniyle feshedildiğini, müvekkiline zorla istifa ve ibraname imzalatıldığını pasaportu davalı işverende olan davacının pasaportunun verilmesi için bu istifa ve ibranameleri imzalama şartı konulduğunu iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılacak şekilde son bulup bulmadığı ile davacının çalışma süresi tespiti ile hüküm altına alınan alacaklardan yapılan yasal kesintilerin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle ileri sürülen temyiz nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.