T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2223 - 2025/2278 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2223 KARAR NO : 2025/2278 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/09/2025 NUMARASI : 2025/685 E. TALEBİN KONUSU : İhtiyati tedbir Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/09/2025 tarih ve 2025/685 E. Sayılı ara kararın Dairemizce in…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2223 - 2025/2278 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2223 KARAR NO : 2025/2278 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/09/2025 NUMARASI : 2025/685 E. TALEBİN KONUSU : İhtiyati tedbir Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/09/2025 tarih ve 2025/685 E. Sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkilinin yaklaşık 40 yıldır ... firmasının Türkiye distribütörlüğünü yaptığını, dönem dönem yazılı distribütörlük sözleşmesi imzalanmış ise de aradan geçen uzun dönem ve oluşan güven ortamı sebebi ile müvekkili ve anılan şirketin 2014 yılından sonra aralarındaki ticari ilişkiye sözlü akid çerçevesinde devam ettiklerini, müvekkilinin 01.07.2023 tarihine kadar "... Türkiye Distibütörü" olarak faaliyet gösterdiğini, bu durumun anılan taraflar arasındaki geçmiş tarihli sözleşmeler, e-posta yazışmaları, gümrük kayıtları, her türlü ticari defter ve belge ile sabit olduğunu, ... ...'ın, son yıllarda ... ... tarafından satın alındığını ve faaliyetlerine ... ... bünyesinde devam ettiğini, somut olayda müvekkilinin, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesi çerçevesinde 40 yıldır ... ürünlerinin tanıtımını yaptığını, bu markanın Türkiye'de önde gelen ve tanınmış bir implant-diş emtiası markası haline gelmesini sağladığını, kararların ... tarafından verildiği dönemde, müvekkilinin devam eden distribütörlük sözleşmesi doğrultusunda bir çok yeni ... ürünü siparişi vermişken, karşı tarafça gönderilen 14.06.2023 tarihli e-posta ve e-posta eki yazı ile 23.01.2015 tarihli distribütörlük sözleşmesinin 01.07.2023 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde feshedildiğini, sözleşme feshinde kullanılan ifadeler ve sonrasında yaşananların, kararın ... tarafından alındığını ve karşı tarafın sözleşmeyi bir anda haksız feshedip, müvekkilinin portföyünü sahiplenmeyi amaçladığını ortaya koyduğunu, karşı tarafın, sözleşmeyi haksız biçimde feshi nedeniyle oluşan müvekkili zararlarının giderilmediğini, ayrıca müvekkilinin distribütör olması sebebi ile elinde tutuğu ve iadesi gereken ... ürünlerinin iade alınmadığını, ... Türkiye olarak faaliyette bulunan ve müvekkilinin oluşturduğu portföyü kullanan karşı tarafın, müvekkilini müşterilerine karşı zor durumda bırakacak, müvekkilinin elindeki ürünleri dahi satamayacak duruma getirmeye yönelik haksız rekabet eylemlerinde bulunduğunu, müvekkilinin sözleşme süresince karşı taraftan aldığı ... ürünlerini, bu ürünlerin millileştirilmesi için yapılan harcamalar, reklam ve tanıtım faaliyetlerini de gözeterek makul bir kar marjı ile piyasada sattığını, buna karşılık karşı tarafın distribütörlük sözleşmesini haksız biçimde feshi nedeniyle müvekkilinin sattığı ... ürünlerinin yedek parçalarını ve kitlerini temin edemediğinden, doktor/sağlık kurumu müşterilerini kaybettiğini, karşı tarafın sözleşmeyi haksız feshinin ardından bir süre sonra müvekkilinin geçmişte ... ürünleri sattığı diş hekimi/sağlık kuruluşu müşterilerinin müvekkilini arayarak, mesaj atarak müvekkilinden daha evvel satın aldıkları ürünlerin yarı fiyatının dahi altında karşı taraftan satın aldıklarını, üstelik davalının bu ürünler yanında fizyodispencer (dijital cerrahi motor) gibi ürünleri bedelsiz olarak hekimlere verdiğini beyan ettiklerini, müvekkilini kendilerini yıllardır "soyup soğan çevirmek, kazıklamak, dolandırmak" gibi ifadeler ile suçladıklarını, karşı tarafın, eski distribütörü olan müvekkiline sattığı toptan fiyatın altında bir fiyat ile perakende satış yaptığını, parayla satılması gereken ürünleri eşantiyon olarak dağıttığını, damping yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek açtığı davada, karşı tarafça müvekkiline satılan ürünlerin toptan fiyatların altında olacak biçimde perakende satılmasının ve damping uygulamalarının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, Türk hukukunda ve Yargıtay uygulamalarında asıl davanın sonucunun ihtiyati tedbir yolu ile öne çekilemeyeceğinin, davanın esasını halleder şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinin genel ilke olarak kabul edildiği, buna göre, ihtiyati tedbir isteyen tarafın işbu davadaki, sözleşmenin feshi nedeniyle müspet zarar, portföy tazminatı, ürün bedeli iadesi, maddi tazminat, manevi tazminat, haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i talepleri dikkate alındığında, ihtiyati tedbir talebinin dava konusu uyuşmazlığın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak biçimde olduğu, diğer yandan mevcut dosya kapsamı ve delil durumuna göre yaklaşık ispatın da sağlanmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir isteyen vekili, yargılama esnasında karşı tarafın haksız rekabet eylemlerinin devam etmesi durumunda, müvekkilinin ticareten iflasa sürüklenebileceğini, bu sebeple huzurdaki davada haksız rekabet eylemlerinin dava boyunca durdurulmasının, hem müvekkilinin telafisi imkansız zararlarının önlenmesi hem de davanın akamete uğramaması için zorunlu bulunduğunu, ihtiyati tedbir istemlerinin, yargılamanın esasını çözümlemeye yönelik değil, davanın akim kalmasını ve müvekkilin telafisi imkansız zararlarını engellemeye yönelik olduğunu, haklılıklarının yaklaşık olarak ispat edilemediği tespitinin, dosyaya dava dilekçesi ekinde sundukları deliller ile örtüşmediğini, ihtiyati tedbir koşullarının somut olayda gerçekleştiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, somut olayda dosyada mevcut delillere göre ihtiyati tedbir talep edenin haklılığının yaklaşık olarak ispat edildiğinin söylenemeyeceği, bu itibarla mahkemece ihtiyati tedbir talebinin HMK'nın 389. maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, diğer taraftan durum ve koşulların değişmesi halinde ihtiyati tedbir isteyen tarafından yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulabileceği anlaşılmakla, ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-İhtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyenden alınması gereken harç, istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbir istiyen tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 27/11/2025 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.