Başvuru, mahkûmiyetle sonuçlanan yargılamada tanıkların tamamının dinlenmemesi, delillerin hatalı değerlendirilmesi, ilk derece mahkemesi kararı ile Yargıtay onama kararının yeterli gerekçe içermemesi ve müşteki tarafından temyiz aşamasında sunulan ek beyan dilekçesinin Yargıtay tarafından dikkate alınmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; mahkûmiyetle sonuçlanan yargılamada tanıkların tamamının dinlenmemesi, delillerin hatalı değerlendirilmesi, ilk derece mahkemesi kararı ile Yargıtay onama kararının yeterli gerekçe içermemesi ve müşteki tarafından temyiz aşamasında sunulan ek beyan dilekçesinin Yargıtay tarafından dikkate alınmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 29/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: İzmir ilinde emlakçılık yapmakta olan T. ve N.Ş. adlı şahıslar27/3/2007 ve 30/3/2007 tarihli dilekçeler ile başvurucudan şikâyetçi olmuştur. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tehdit suçu nedeniyle başlattığı soruşturma sonucunda 7/5/2007 tarihinde kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Müşteki T. abisi olan T.nin şikâyeti sonrasında başvurucu ve yanında bulunan Ö.A.nın lehlerine ifade vermesi amacıyla kendisini bulundukları yere çağırdıkları ve buradan Aliağa'da bulunan bir yere götürerek zorla alıkoydukları iddiasıyla 24/7/2007 tarihinde şikâyette bulunmuştur. T.nin şikâyeti üzerine başvurucu hakkında daha önceden verilen takipsizlik kararı kaldırılmış ve her iki soruşturma birleştirilmiştir. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı yapmış olduğu soruşturma sonucunda kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan başvurucu hakkında iddianame düzenlenmiştir. Söz konusu iddianamedeki anlatıma göre olaylar şu şekilde gelişmiştir: İzmir'de emlakçılık yapmakta olan T. satın almak istediği bir taşınmaz nedeniyle daha önceden tanıştığı başvurucudan yardım istemiştir. Başvurucu, biriktirdiği bir miktar paraya bankadan çekmiş olduğu krediyi de ekleyip borç olarak T.ye vermiştir. T. almış olduğu borcu ödeyememiş ve bunun karşılığında satın almış olduğu, üzerinde beş adet bağımsız bölüm bulunan taşınmazı teminat olarak başvurucuya devretmiştir. Asker kişi olan başvurucu hakkında üzerindeki taşınmazlar nedeniyle disiplin soruşturması başlatılması üzerine T.ye taşınmazları devir yetkisi içeren vekâletname vermiştir. T. almış olduğu bu vekâletname uyarınca taşınmazları kendi damadı T.E.ye devretmiştir. T.E. bir süre sonra taşınmazların üzerinde bulunmasından duyduğu rahatsızlık nedeniyle taşınmazları aynı zamanda T.E.nin kardeşi olan T.ye devretmiştir. T. 2006 yılı Eylül ayında başvurucudan 000 TL daha borç almış, T.de abisinin almış olduğu borca kefil olmuştur. Borcun ödenmemesi üzerine başvurucu yanında Ö.A. ve H.A. olduğu hâlde 2006 yılı Aralık ayında T.nin yanına giderek taşınmazları kendisine devretmesi hususunda tehdit etmiş, korkuya kapılan T. taşınmazları devretmesi için N.Ş.ye vekâlet vermişveN.Ş. dealdığı vekâlet ile taşınmazları Ö.A.yadevretmiştir.Ö.A.nın taşınmazları elden çıkarmaya başlamasından sonra T. başvurucu ve Ö.A.dan şikâyetçi olmuş, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında soruşturma başlatılan başvurucu bu şikâyet nedeniyle T.yi telefonla arayarak Alsancak'ta bir restauranta gelmesini sağlamış ve ardından Ö.A. ile birlikte zorla Aliağa'da bulunan bir yere götürerek alıkoymuştur. İzmir Asliye Ceza Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sonucunda, 5/5/2011 tarihli karar ile müşteki beyanları, tanık beyanları, sanık savunmaları ve dosya kapsamındaki diğer delillere esas alarak isnat edilen eylemi sabit görerek başvurucunun kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Hüküm başvurucu müdafii tarafından 22/6/2011 tarihinde temyiz edilmiştir. Karar temyiz aşamasında iken müşteki T. 25/6/2014 havale tarihli dilekçe ile Alsancak'ta birlikte yemek yedikten sonra kendisinin özel işleri nedeniyle Aliağa'ya gittiklerini ve işini bitirememesi nedeniyle bir gün daha kaldıklarını, kendisine karşı tehdit, zor kullanma vb bir durum bulunmadığını belirtmiş ve şikâyetinden vazgeçmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 2/7/2104 tarihli kararıyla ''delillerle iddia ve savunma, duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle'' hükmün onanmasına karar vermiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“(1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.'' 23/5/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un ''Temyiz ve karar düzeltme'' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez. (Ek cümle: 6/12/2006-5560/29 md.) Yargıtay ceza daireleri ile Ceza Genel Kurulu kararlarındaki yazıma ilişkin maddi hataların düzeltilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ilgili ceza dairesi veya Ceza Genel Kuruluna başvurabilir. (2) “ Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir.'' Kararın kesinleştiği tarihte yürürlükte bulunan 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“ Temyiz Mahkemesi, temyiz istida ve layihasında irat olunan hususlar ile temyiz talebi usule ait noksanlardan dolayı olmuş ise temyiz istidasında bu cihete dair beyan edilecek vakıalar hakkında tetkikler yapabileceği gibi hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet edilmiş olduğunu görürse talepte mevcut olmasa dahi bu hususu tetkik eder.''