6. Hukuk Dairesi 2012/11919 E. , 2012/13359 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tahliye, tazminat Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye, tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesi ve 3.075.- TL. tazminatın tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile …
**6. Hukuk Dairesi 2012/11919 E. , 2012/13359 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tahliye, tazminat Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye, tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesi ve 3.075.- TL. tazminatın tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesine, 2.835.- TL. tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının kiralananda yirmibir yıldır sözlü kira sözleşmesi ile kiracı olup mahkeme aracılılığı ile yaptırılan tespitte kiralananın hor kullanıldığının saptandığını, yine kiralanan konutta aile bireylerinden başka kişilerin de kaldığını, davalıya kiralananı eski hale getirmesi için süreli ihtar gönderilmişse de sonuç alınamadığını belirterek, akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesini ve 3.075.- TL. hor kullanma tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın haksız ve kötü niyetle açıldığını, kiralananda davacının ailesinden başkasının oturmadığını , diğer yandan binanın yapım yılı ile kiralananda kalınan süre nazara alındığında taşınmazda kullanımdan kaynaklanmayan hasar ve eksilmelerin olabileceğini, banyo ve WC'deki su sızmalarının da üst kattan su sızması sonucu oluştuğunu, bir kısım hasarların davalı tarafından giderildiğini, bunun dışında kalıcı masraf gerektiren hasarların davacının sorumluluğunda olduğunu, hasarın giderilmesi için talep edilen miktarı da kabul etmediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Borçlar Kanunu’nun 256. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Bu itibarla kiralananın aynına veya kiralayanın hukukuna zarar verme olgusu akde aykırılık sayılır. Anılan madde hükmü gereğince akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli bir ihtar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Kiralananın açıktan fena kullanılması durumunda akde aykırılığın giderilmesi amacıyla kiracıya ihtar gönderilmesine gerek yoktur. Olayımıza gelince; davalının dava konusu kiralananda yirmibir yıldır sözlü kira sözleşmesi ile kiracı olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacının 28.4.2011 tarihinde Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011 /95 D. İş sayılı dosyası ile yaptırdığı tespitte, kiralananın soba ile ısıtılmasından dolayı duvarlarının kirli, kapı kollarının hasarlı, kapılarda kilit arızasının bulunduğu, salon kapısının camının kırık, yatak dolaplarının kapaklarının arızalı, mutfak duvar fayanslarının dökük, mutfak dolaplarının çürük ve kapaklarının arızalı, mutfak tezgahı üzerindeki seramiklerin kırık olduğu, bataryaların su sızdırdığı, WC duvarının su sızması nedeniyle nemli olduğu saptanmıştır. Davacı, belirlenen hasarların giderilmesi konusunda 4.8.2011 tarihinde tebliğ ettirdiği ihtarname ile davalıya yirmi günlük süre tanımış, peşi sıra da işbu davayı açmıştır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davalının kiralananda boya badana yaptırdığı, kırık salon kapısının camını değiştirdiği belirlenmiştir. Yine keşif ve duruşmada dinlenen tanıklar, binanın 1985- 1986 yıllarında yapıldığını, davalının da yirmibir yıldır kiralananda kiracı olduğunu beyan etmişlerdir. Kiralananın bulunduğu ana binanın yaşı ve durumu, davalının kiracı olarak kaldığı süre ve tespit edilen hasarlar dikkate alındığında, bunların bir kısmının taşınmazın uzun süredir kullanılmasından kaynaklandığı, bir kısmının da basit onarımlarla her zaman giderilebileceği görülmektedir. Basit bir onarımla giderilmesi mümkün olan bir hususun yerine getirilmemesi de akde aykırılık olarak kabul edilemez. Diğer yandan davacı kiralanandaki hasarların bedelini de tazminat olarak istemiş ise de, ortada geçerli ve halen devam etmekte olan bir kira sözleşmesi olup kiralanandaki mevcut hasarlar nedeniyle tazminat hakkının doğduğu söylenemez. Çünkü kiralananı geri verme borcuna aykırı davranıldığı bu aşamada ileri sürülemez. Gerçekten Borçlar Kanunu’nun 266. maddesi hükmüne göre kiralanan ne durumda teslim alınmış ise kiranın bitiminde ve o durumda ve yöresel adete göre geri verilmelidir. Kira sözleşmesi sona ermediğinden kiralananı geri verme borcu henüz doğmamıştır. Kiranın bitiminde kiralananın hasarları giderildikten sonra teslim alındığı şekliyle geri verilmesi mümkün olup, ancak bu aşamada hasarlar giderilmeden kiralananın iade edilmesinin söz konusu olması halinde tazminat sorumluğu doğacağından mahkemece tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken tazminat isteminin de kabul edilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.