8. Ceza Dairesi 2021/2780 E. , 2023/9844 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/86 Esas, 2016/226 Karar SUÇLAR : Halkı kin ve düşmanlığa alanen tahrik etme, hakaret HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir b…
**8. Ceza Dairesi 2021/2780 E. , 2023/9844 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/86 Esas, 2016/226 Karar SUÇLAR : Halkı kin ve düşmanlığa alanen tahrik etme, hakaret HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Erciş Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2016 tarihli iddianamesiyle sanığın hakaret ile halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. Erciş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2016 tarihli kararıyla sanığın hakaret ile halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçlarından unsurları bulunmadığından ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Cumhuriyet savcısının temyiz; istemi sanığın her iki suçtan ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, imam olarak görev yapan müştekinin Cuma Hutbesini okuduğu sırada cemaat içerisinde olan sanığın ayağa kalkarak "Hoca bir saniye Kobani'dekileri niye söylemiyorsunuz. Allah'ın laneti sen ve senin gibiler üzerine olsun." diye bağırarak hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçlarını işlediği iddiasına ilişkindir. 2. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında; Cuma hutbesinde müştekinin beyanları üzerine ani bir tepki ve refleks ile tepki göstermek istediğini, suç işleme kastının bulunmadığını beyan etmiştir. 3. Sanık hakkında Erciş Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2016 tarihli kararıyla hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. 4. Olay tutanağında olay nedeniyle açık ve yakın tehlike oluştuğuna dair bilgi bulunmamaktadır. IV. GEREKÇE 1. Cumhuriyet savcısının, sanığın her iki suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde; somut bir tehlike suçu olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 216 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve kamu düzenini, toplum huzurunu/barışını himaye eden, esas itibariyle nefret söylemini sınırlandırmayı hedefleyen halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek suçu; halkı, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek şekilde düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik edilmesini cezalandırmaktadır. Mahiyeti ve yapısı itibariyle 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 26 ncı maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 10 uncu maddesi ile teminat altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti bağlamında suç tanımında gösterilen hassasiyetin uygulamada da gözetilmesinde zaruret bulunduğundan, kamu düzeni ve toplum huzurunu korumak gibi meşru bir amaca yöneldiğinde kuşku bulunmayan müdahalenin, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ve hakkın özüne dokunmadan ölçülü/orantılı bir müdahale olup olmadığının olaysal olarak mahkemece değerlendirilmesi gerekir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere; suçu oluşturan “tahrik”, soyut saygısızlık ve reddin ötesinde, bir halk kesimine karşı düşmanca tavırlar gösterilmesini sağlamaya veya bu tür tavırları pekiştirmeye objektif olarak elverişli olmalıdır. Fail sübjektif olarak da bu amacı gütmeli, halk kesimini kin ve nefrete tahrik etmelidir. Bu kapsamda salt yüz çevirme, soyut bir red veya saygısızlık ifade eden bir davranışta bulunma veya bu yönde sözler sarfetme, suçun gerçekleşmesi bakımından yeterli değildir. Fiilin suç teşkil etmesi için bunların ötesinde, ağır ve yoğun bir tarzda kin ve düşmanlığa tahrikin var olması gerekir. Diğer bir tabirle etkili bir şiddet çağrısı ya da nefret söylemi içermelidir. Failin fiili, adet ve şahıs olarak muayyen olmayan toplum kesimi üzerinde kin ve nefret duygularının oluşumuna veya mevcut duyguların pekişmesine etkide bulunmalıdır. Kin ve düşmanlık; “husumet beslenen konuya karşı tasarlayarak zarar vermeye, öç almayı gerektirecek şiddette nefret duymaya yönelik hareketlerin zemini oluşturan psikolojik bir hal” olarak açıklanabilir, “kin ve düşmanlık” ibaresinin anlamı da dikkate alındığında sadece “şiddet içeren ya da şiddet tavsiye eden tahrikler” madde kapsamında değerlendirilebilecektir. 5237 sayılı Kanun'un 216 ncı maddesinde yer alan düzenleme, doğrudan ifadenin içeriğini hedefe alarak bir sınırlama öngörmemektedir. İfadenin iletişimsel etkisinin muhatapları üzerinde yarattığı varsayılan etkiyi değil, somut vakıada kullanılan ifadenin yaratmış olduğu etkiyi dikkate almaktadır. (Yard. Doç. Dr.KemalŞahin,TerörizmveİfadeÖzgürlüğüParadoksu,http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/43433pdf, [29.05.2023], S.339)Kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgulara dayalı olarak varlığı gereklidir. Bu tehlike, somut bir tehlikedir. Somut tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenirken failin söz ve davranışlarının neden olduğu tehlike neticesine bakmak gerekir. Hakim, kullanılan ifadeler dolayısıyla bu tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediğini, dayanak ve noktalarını göstermek suretiyle belirleyecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın ikrarına ve olay tutanağına göre cuma hutbesi sırasında söylediği sabit olan "Hoca bir saniye Kobani'dekileri niye söylemiyorsunuz." cümlesinin düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında bulunduğundan suçun unsurlarının oluşmadığı; ikinci cümle olan "Allah'ın laneti sen ve senin gibiler üzerine olsun." cümlesi ise beddua mahiyetinde olup suçun unsurları oluşmadığından her iki suç için beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erciş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2016 tarihli kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2023 tarihinde karar verildi.