12. Ceza Dairesi 2022/8565 E. , 2023/5609 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2545 E., 2022/1129 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararları kaldırılarak yeniden kurulan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz Taleplerinin Esastan Reddi ile Hükümlerin Onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemes…
**12. Ceza Dairesi 2022/8565 E. , 2023/5609 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2545 E., 2022/1129 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararları kaldırılarak yeniden kurulan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz Taleplerinin Esastan Reddi ile Hükümlerin Onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanıklar müdafiilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.07.2021 tarihli ve 2021/14 Esas, 2021/376 Karar sayılı kararı ile; sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve mahsuba; temyiz dışı sanıklar ... ve ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince beraat kararları verilmiştir. 2.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 06.04.2022 tarihli ve 2021/2545 Esas, 2022/1129 Karar sayılı kararı ile; sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat kararlarına ilişkin olarak istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine; sanıklar ... ve ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafii ve katılanlar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucu, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi kararlarları kaldırılarak sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve mahsuba karar verilmiştir. 3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20.10.2022 havale tarihli ve 2022/98018 sayılı, "Temyiz Talebinin Esastan Reddi ile Hükümlerin Onanması" görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteği; sanığın öncelikle beraatine karar verilmesi gerektiğine, tayin edilen cezaya, hakkında TCK 62 uygulanan sanık hakkında TCK'nın 50. maddesinin uygulanmamasının usule, yasaya ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğuna, hüküm kurulduktan sonra sanığın ... ve ... mirasçılarının zararlarını giderdiğini, hakkındaki şikayetten vazgeçildiğini, kusur tespitine, illiyet bağının bulunmadığına, eksik inceleme ile sanığın sorumlu olduğuna karar verildiğine, bütün yetki ve sorumluluğun diğer sanık ...'de olduğuna, sanık hakkında lehe hükümletin uygulanması talebine ilişkindir. B.Sanık ... Müdafinin Temyiz İsteği; sanığın kusursuz olduğuna, üstlendiği görevin foseptik çukurunu kapsamadığını, ölenler ile sanık arasında iş ilişkisi olmadığına, sanığın hareketi ile ölümler arasında nedensellik bağı bulunmadığını, beraatine karar verilmesi gerektiğine, kusur tespitine, sanığın ölenlerin mirasçılarının zararlarını karşıladığını ve hakkında şikayetin bulunmadığına, verilen cezanın fazla olduğunu, TCK'nın 50. maddesinin uygulanması gerektiğine, paraya çevirme hükümlerinin uygulanmamasının adil olmadığına, C.Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteği; Sanık ... hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini ancak sanık ... hakkındaki şikayetlerinin devam ettiğine, sanık ... hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine, tayin edilen cezaya, üst hadden ceza verilmesi gerektiğine, TCK'nın 62. maddesinin uygulanmaması gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2021 tarihli, 2021/14 Esas, 2021/376 Karar sayılı kararı ile; "...Sanık ...'in kazanın gerçekleştiği inşaat sahasınında Albayrak Limited Şirketi sahibi ve yetkilisi olarak iş sahibi olduğu, Müteahhitlik konusunda sanık ... ile sözleşme imzaladığı, ancak malzeme, araç gereç, nakliye ve harfiyat işlerinin yapı sahibine ait olacağı, işçilikler, vergi ve stopajlar, inşaat giderlerinin yapı sahibine ait olacağı, İSG hususunda yapı sahibi ve müteahhitin sorumlu olacağı, müteahhit sorumluluğunu iskan aşamasına kadar devam edeceğinin kararlaştırıldığı, aşamalarda alınan savunmasında her ne kadar sanık ... ile anahtar teslimi anlaştığını belirtse de, dinlenen taraf ve tanık beyanları ile dosyada mevcut sözleşmeler kapsamında sanık ...'in sık sık inşaat alanına gidip işleri takip ettiği, işlerin yapımı konusunda talimat verdiği, işlerin yapılmasına müdahil olduğu, bu kapsamda kazada ölen ...'ın işlettiği ve kazada ölen ...'in işçi olarak çalıştığı Ak El elektrik isimli işletme ile sanık ...'nin bizzat sözleşme düzenlediği, sanık ...'nin yapılan iş üzerindeki hakimiyetini sürdürdüğü mahkememizce sabit görülmüştür. Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede; Sanığın diğer sanık ... ile sahibi olduğu poligon inşaatı konusunda müteahhitlik işleri üzerine sözleşme yaptığı, her ne kadar sanık savunmasında sadece ana binanın yapımı konusunda anlaştığını araç, gereç, malzeme yönünden sorumluluğu olmadığını ileri sürmüş ise de, olayın meydana geldiği foseptik çukurunun sanık ...'in talimatıyla diğer sanıklar ...ve ... tarafından yapıldığı gözetildiğinde bu savunmasının suç şüphesinden kurtulmaya yönelik olduğunun değerlendirildiği, kaldı ki iş güvenliği hususunda sözleşme gereği kendisinin de sorumlu olduğu, bu itibarla işçilere gerekli iş güvenliği ile ilgili eğitim verilmemesinden, işin ehliyetli kimseler tarafından yürütülmesinden sorumlu olacağı anlaşılmakla, Alınan bilirkişi raporu ve mahkememizce de oluşan kanaat kapsamında; yapılan işin büyüklüğü gereği alınacak İSG önlemlerinin belirlenmediği, takibi ve orgazisayonu açısından sağlık güvenlik planı yapılmadığı, sağlık güvenlik koordinatörü atanmadığı, İGS uzmanı görevlendirilmediği, işin ehliyetsiz işçilerin insifiyatine bırakıldığı, mesleki eğitim aldırma zorunluluğu olmasına karşın işçilere yaptığı işin riskleri konusunda eğitim ve bilgi verilmediği, kapalı alanlarda pompa kaynaklı zehirlenme bilinen bir durum olmasına karşın yapılan iş kapsamında işçilere çukura inileceği durumda kullanılmak üzere havalandırma hortumları, halat, maske gibi ekipmanların sağlanmadığı anlaşılmakla, Yapı sahibi olup müteahhitlik sözleşme tarihinden sonra işin yürütülmesi konusunda da başkaca işçiler ile sözleşme yapıp talimat veren sanık ... ile yapı müteahhiti ...'in inşaat işinde gerekli organizasyonu sağlamamak, gerekli kişileri görevlendirmemek, işi ehliyetsiz insanların insifatiyetine bırakmak suretiyle meydana gelen iş kazası sonucu ölümlerde asli kusurlu oldukları mahkememizce sabit görülmüş olup eylemlerine uyan "Taksirle Birden Fazla Kişinin Ölümüne Neden Olma" suçundan TCK'nın 85/2. maddesi gereğince, sanıkların kusurunun ağırlığı, vefaat sayısının fazlalığı da dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşarak cezalandırılmalarına, sanıklar ... ve ...'in yargılamaya yansıyan esaslı bir pişmanlıklarının gözlemlenmemesi, ortaya çıkan zararın ağırlığı nazara alınarak sanıkların uzun süreli hürriyeti bağlayıcı cezasının 5237 sayılı TCK’nın 50/4 maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hükmü kurulmuştur. Sanıklar ... Muncar ve Turga Yıldırm hakkında Taksirle öldürme suçundan cezalandırılmaları talebi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de, alınan bilirkişi raporu ve mahkememizce de oluşan kanaat kapsamında sanık ... ...'ın kalıp işlerini üstlenen ve bu konuda işçi temin eden kişi olmakla birlikte herhangi bir ticari kaydı, vergi mükellifiyeti olmadığı, alt iş veren konumunda olmayıp sanık ... çalışanı konumunda olduğu, teknik yetersizliği gereğince alınacak önlemler, işçileri eğitme, işin riskleri konusunda bilgilendirme hususunda sorumluluğu bulunmadığı, sanık ...'ın işçi pozisyonunda olup kendisine verilen talimat doğrultusunda çalıştığı, işin ehliyetsiz kişinin insifiyatifine bırakıldığı, izlenmediği göz önüne alındığında kendisine atfedilecek kusur bulunmadığı anlaşılmakla meydana gelen iş kazası sonucu ölümlerde kusurlarının bulunmadığı, yüklenen suçun sanıklar ... Muncar ve Turga Yıldırım tarafından işlenmediğinin sabit olduğu anlaşıldığından CMK'nın 223/2-b. maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine..." gerekçeleri ile sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve mahsuba; temyiz dışı sanıklar ... ve ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince beraat kararları verilmiş olduğu, sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat kararlarına ilişkin olarak istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine; sanıklar ... ve ... hakkındaki mahkûmiyet hükümlerine ilişkin olarak oy çokluğuyla karar verildiği ve bu kararlara karşı katılanlar vekilleri ve sanıklar müdafileri tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. 2.Sanık ...'in, Albayrak Atış Poligonu San.ve Tic. Ltd. Şti.'nin sahibi olduğu, olayın meydana geldiği Albayrak Atış Poligonu inşaat sahasının sanık ...’e ait olduğu, söz konusu yerin inşaat işleri için sanık ... ile inşaat mühendisi olan sanık ...’in aralarında 27/08/2020 tarihli şantiye şefliği hizmet sözleşmesi, yapım sözleşmesini düzenledikleri, sözleşmelere göre; sanık ...'in inşaatın müteahhiti ve ayrıca şantiye şefi olduğu, ...'in, söz konusu inşaatın kalıp işlerini yapmak için bu olay nedeniyle hakkında beraat kararı verilen ... ile sözlü şekilde anlaştığı, aralarında yazılı bir anlaşma düzenlenmediği, ...'ın, inşaatta ihtiyaç olan işçileri Denizli ilinden bulup getirerek işçilerin kimlik bilgilerini, sigortalarını başlatmak için sanık ...'e verdiği, hakkında bu olay nedeniyle beraat kararı verilen ...'ın ise ... ile birlikte çalıştığı, genelde işçilerin başında olduğu, ...'ın da ...'in talimatı ölen ...'in ...'ın yanında çalıştığı, sanık ...'in sahibi bulunduğu Albayrak Atış Poligonu Ltd. Şti'e ait inşaat şantiye alanında tüm elektrik işleri ile elektrik döşemesi konusunda Ak-El elektrik ... ile 08/12/2020'de anlaşıldığına dair sözleşme başlıklı belgenin düzenlendiği, Albayrak Atış Poligonu Ltd. Şti'e ait inşaat şantiye alanında ahşap ağaç evler, ahşap şadırvanlar yapımının Alan Mobilya ve dekorasyon firma sahibi İsmail Alancı tarafından yapılacağına ilişkin 25/08/2020 tarihinde anlaşıldığının sözleşme başlıklı belgede belirtildiği, ölen ...’in ise marangozluk işlerini yapmak için inşaat alanında bulunduğu, olaydan bir gün önce yağmur yağması nedeniyle ...'ın talimatı ile 08.00 sıralarında inşaat alanına giden işçilerin havanın yağışlı, zeminin çamur olmasından dolayı ...'ı arayarak, söz konusu inşaat alanında çalışılamayacağını söyledikleri, bunun üzerine ...'ın işçilere çalışmayarak Denizli’ye dönmeleri talimatını verdiği, aynı gün saat 09:00 sıralarında sanık ...'in, ...'ı arayarak mal sahibinin kendisini sıkıştırdığını, iskele kurulacağını söyleyerek ...'ın yağış olması nedeniyle çalışmayalım demesine rağmen "en azından alanı temizleyelim, yarından itibaren hava açılacak, bu hafta burayı bitiriyoruz" demesi üzerine, ...'ın, ...'ı arayarak iki üç işçinin inşaat alanına gitmesi ve kalıpların toplanması gerektiğini söylediği, bu şekilde ...'ın inşaat alanına gittiği ve inşaattaki kalıpları sökmeye başladıkları, ana inşaatın yanındaki foseptik çukurundaki kalıpları sökmeye çalıştığı sırada çukurun içindeki sudan dolayı kalıpların sökülmesi zorlaşınca ...'ın suyu tahliye etmek için benzinle çalışan su pompasını foseptik çukurunun içine indirdiği, makineyi kurup çalıştırdığı, öğle yemeği sonrası su motorunun benzini bittiğinden ...'ın foseptik çukuruna inerek makineyi çalıştırmak isterken, çukurun içindeki zehirli gaz nedeniyle rahatsızlandığı ve bağırarak yardım istediği, bunun üzerine olay yerine gelen tanık ... ve ...'ın aşağıya indiği, ...'ın oraya gelen ... ve diğer işçiler ..., ..., Ayaub Bavadıfar, ..., ... tarafından çıkarıldığı, ancak foseptik çukuruna yardım amaçlı giren işçilerin de çukurun dibinde biriken zehirli gaz nedeniyle zehirlendikleri ancak olay nedeniyle herhangi bir şikayette bulunmadıklarını beyan ettikleri, ...'ın çukurun içerisine girmesi sonucu zehirlenmesi üzerine yardım için çukura giren diğer işçilerin de fenalaşmaları üzerine yardım amacıyla foseptik çukuruna inen ve inşaatın elektirik ve marangoz işleri için orada bulunan ..., ... ve ...'in çukurdan çıkamayarak öldükleri, diğer müştekilerin olay yerine gelen itfaiye ekipleri ve AFAD kurtarma ekibi tarafından kurtarıldığı, tedavilerinin yapılmasına müteakip taburcu edildikleri, olay nedeniyle davacı ve şikayetçi olmadıkları anlaşılmıştır. 3.Denizli Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenmiş olan 16/03/2021, 17/03/2021 tarihli otopsi raporlarında; ..., ..., ...'in karbonmonoksit ve metan gazı inhilasyonuna bağlı asfiksi nedeniyle öldüklerinin belirtildiği; Antalya Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı tarafından düzenlenmiş olan 09/03/2021 tarihli raporlarda; ...'in; kanında % 62,1 COHb( karboksihemoglabin), metan gazı benzeri pikler, kanında % 62,1 COHb( karboksihemoglabin), metan gazı benzeri pikler, ...'in kanında % 76,7 COHb (karboksihemoglabin), metan gazı benzeri pikler, ...'ın kanında % 77,7 COHb( karboksihemoglabin), metan gazı benzeri pikler tespit edildiği belirtilmiştir. 4.Soruşturma aşamasında iş güvenliği uzmanı tarafından düzenlenmiş olan 15/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda: olay yerinde çalışılan alanın yarıcı işaretle kapatılmadığı, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili herhangi bir uyarı ikaz levhalarının olmadığı, sanık ...'in imzaladığı taahhütname ile inşaatın tüm sorumluluğunu üstlendiği, sanık ...'in; mal sahibi aynı zamanda işin asıl yürütülmesinden işin güvenliğinin takip sorumluluğunda sorumlu olduğu ve asli kusurunun bulunduğu, sanık ...'in, işin yapım, sevk ve idaresinden sorumlu olduğu, aynı zamanda kaza olan inşaatın şantiye mühendisi olduğu, nitelikli bir kişi olması sorumluluğu kapsamında güvensiz bir alanda iş güvenliği tedbirleri alınmadan ve kişisel koruyucu donanım kullandırılmadan kişilerin foseptik çukurundaki suyu tahliye etmeye çalışmasından sorumlu olduğu için asli kusurlu olduğu, ...'ın, yapılan işin takibi ve getirdiği kişilerin sorumlulukları nedeniyle tali kusurlu olduğu, ...'ın, motopompu çukura indirmesinde kimden talimat aldığı ya da bu eylemin kendi kararı mı olduğu hususunun araştırılmasının gerekli olduğu, ölenlerin tamamen insani amaçlı çukura girdikleri anlaşıldığından kusursuz oldukları belirtilmiştir. 5.Soruşturma aşamasında iş güvenliği uzmanı ve inşaat yüksek mühendisi tarafından düzenlenmiş olan 28/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda: şüpheli ...'in işin yürütülmesi konusunda anahtar teslim tabir edilen sözleşme ile işi diğer şüpheli ...'e vermiş ise, iş sağlığı ve güvenliği açısından sorumluluğu ...'e verdiği, ... ile ... arasında, geçerli müteahhitlik sözleşmesinin bulunduğu, kanun ve mevzuata bağlı hükümlerdeki sorumluluklar saklı kalmak kaydıyla ... ve ... arasındaki sözleşme içeriği düzgün olmasa da, iş sahibinin işverenlik sıfatı dolayısıyla, iş sağlığı bakımından sorumluluğunu ortadan kaldırabileceği, ...'in beyanında, kontrol maksatlı şantiyeye gittiğini söylediği, ...'ın ifadesinde, mal sahibinin şantiye şefini işin yetişmesi bakımından sıkıştırdığını söylediği, bu ifadelerde, mal sahibinin talimat verme ve denetim bakımından, işin yapılmasına müdahil olduğunun anlaşıldığı, iş güvenliği uzmanı çalıştırması gerekirken, herhangi bir iş güvenliği firması veya iş güvenliği uzmanı ile sözleşmesinin olmadığı, bunun büyük bir eksiklik olduğu, bu durumun 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. ve 5. maddelerine aykırılık taşıdığı, bu nedenle kazada kusurlu olduğu, şüpheli ...'in, işin yapımından, sevk ve idaresinden sorumlu, aynı zamanda kazanın gerçekleştiği inşaatın şantiye mühendisi olduğu, kendisinin de inşaat mühendisi olması nitelikli bilirkişi olması sorumluluğu kapsamında, güvensiz bir alanda iş güvenliği tedbirleri alınmadan ve kişisel koruyucu donanım kullandırılmadan, kişilerin foseptik çukurundaki suyu tahliye etmeye çalışmasından sorumlu olduğu, ...'in işin yapımı sürecinden sorumlu olduğu için, iş sağlığı ve güvenliği açısından yapılacak çalışmaları kontrol ve takibini yapmasının zorunlu olduğu, öncelikle yapılacak iş ile ilgili risk değerlendirmesi yapması, acil durum planı hazırlaması, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilmesi, işe uygunluk sağlık raporlarının aldırılması, yapılacak iş ile ilgili eğitim verilmesini sağlamasının gerektiği, şantiye sahası içerisinde hiçbir şekilde kendi bilgisi dışında iş yürütülmesine müsade etmemesinin gerektiği, inşaatların çok tehlikeli iş sınıfında yer aldığı, bu alanlara çalışanların haricinde kontrolsüzce dışarıdan üçüncü kişilerin çok rahat ulaştıklarının saptandığı, şantiye alanının belli yükseklikte bariyerlerle kapatılması, içeriye direkt girişleri önlemek için yeterli olabilecekken, iş güvenliği önlemleri alınmaksızın çalışmanın sürdürülmesinin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. ve 5. maddelerine aykırılık taşıdığı, bu nedenle müteahhit ve şantiye şefi olarak kazada kusurlu olduğu, şüpheli ...'ın ... ve ... ile sözleşme bağının olup olmadığının mevcut belgelerden anlaşılamadığı, ancak ifadesinde, ... adlı kişinin kendi çalışanı olduğunu, inşaatta çalışmak için eleman getirdiğini beyan ettiği, bu durumda inşaatta taşeron olarak çalıştığının görüldüğü, iş güvenliği açısından çalışmaların güvenli sürdürmek ve gereken denetimleri yapmak ile sorumlu olduğu, bu nedenle kazada kusurlu olduğu, şüpheli ...'ın, ifadelerde belirtildiği gibi foseptik çukurundaki suyun tahliye edilmesinin gerektiğini ...'ın söylediği, işlemin yapılmasında motopompun çukura indirilmesinde ...'ın gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, kişinin işçi olduğu, ancak pompanın güvenli kullanılması için gereken tedbirleri alarak kurulması gerektiği kazada kusurlu olduğu belirtilmiştir. 6.Kovuşturma aşamasında fen, inşaat ve iş güvenliği uzmanlarından oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenmiş olan ve sadece olay yerindeki tespitleri içeren 02/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda; iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili herhangi ikaz ve uyarı levhalarının bulunmadığı, iş sağlığı ve güvenliği açısından olumlu anlamda sadece şantiye etrafının tamamının tel örgü ile sınırlandırılarak şantiyeye tek bir noktadan giriş ve çıkış yapıldığı, bunun haricinde şantiye içerisinde yapılan iki farklı foseptik kazısı etrafında hiçbir iş güvenliği önlemi alınmadığı ve çalışanların bu kazı alanlarında muhtemel iş kazalarına maruz kalabilecekleri, kapalı ortamlarda yapılacak çalışmalarda işçilerin kullanmaları gereken kimyasal gaz maskelerinin şantiyede bulunmadığı, şantiye genelinde iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşturulmadığı, çalışanların can güvenliklerinin tamamen kendi dikkatlerine bırakıldığı belirtilmiş olduğu; keşif sonrasında üç kişilik iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulunca düzenlenmiş olan 27/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda; her ne kadar ..., ... ile anahtar teslimi anlaştığını ifade etse de aralarındaki sözleşmede malzemenin, ekipmanın vb. ... tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığı, ...'in taşeronlarla da anlaşarak işin yürütülmesinde yer aldığı, kazada yetkilisinin ve çalışanın öldüğü Ak -elektrik ile de elektrik işleri konusunda sözleşme imzaladığı, bu durumda ... ve ...'in işi birlikte yürüttükleri, yapılan iş kapsamında işin büyüklüğü gereği alınacak İSG önlemlerinin belirlenmesi, takibi, organizasyonu ve takibi açısından sağlık, güvenlik planı yapılması, sağlık güvenlik koordinatörü atanması, İSG uzmanı görevlendirilmesi gerekmekte olup hiçbirinin yapılmadığı, kazanın, işin ehliyetsiz işçilerin insiyatifine bırakılmasından kaynaklandığı, işçilere eğitim verilmesi ve yaptığı işin riskleri konusunda bilgi verilmesinin gerektiği, anılan kapsamdaki işte mesleki eğitim almış alma zorunluluğunun da olduğu, kapalı alanlarda pompa kaynaklı zehirlenmenin bilinen bir durum olduğu, yapılan iş kapsamında çukura inileceği durumda havalandırmanın, havalandırma hortumları ile sağlanması, işin bizzat izlenmesi ve olası tehlikelere karşı işçilere halat sağlanmasının gerektiği, bu yükümlülüklerin hiçbirisinin yerine getirilmediği, yapı sahibi ... ve yapı müteahhidi ...'in, bu kapsamdaki inşaat işinde gerekli organizasyonu sağlamadıkları, gerekli kişileri görevlendirmedikleri, işi ehliyetsiz işçilerin insiyatifine bıraktıkları ve asli kusurlu oldukları, ...'ın, kalıp işlerini üstlenen ve bu konuda işçi temin eden kişi olmakla birlikte herhangi bir ticari kaydı, vergi mükellefiyeti bulunmadığı, alt işveren konumunda olmayıp ... çalışanı konumunda olduğu, teknik yetersizliği gereğince alınacak önlemleri, işçileri eğitmesi, işin riskleri konusunda bilgilendirmesi hususunda sorumlu konumunda olmadığı, bu sorumluluğun sanık ... ve ...'e ait olduğu, sanık ...'ın kendi başına talimat verilmeden pompayı çalıştırdığı, ... tarafından kendisine işçilerin kontrolünün söylendiği, işin ehliyetsiz kişinin insiyatifine bırakıldığı, izlenmediği, bu nedenle kendisine atfedilecek bir kusur bulunmadığı, ... ve ...'ın ise kusursuz olduklarının, başka kişilere atfedilecek bir kusurun bulunmadığı şeklinde görüş bildirildiği görülmektedir. 7.Olayın tanıkları A.B.F., A.B., P.P., A.A., A.A., H.Y., H.G., F.P.'nin anlatımları, olay yeri inceleme raporu, ölü muayene ve otopsi tutanakları ile Denizli Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nce düzenlenen otopsi raporları, olay yeri görgü ve tespit tutanağı,olay yeri krokisi, şantiye şefliği hizmet sözleşmesi, müteahhit taahhütnamesi, yapı müteahhidi taahhütnamesi, yapı ruhsatı, yapı işlerinde alınacak güvenlik tedbirleri, yapı sözleşmesi, 08/12/2020 ve 25/08/2020 tarihli sözleşme başlıklı tutanaklar, uzman mütalaası ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır. 8. Sanıkların üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri ve savunmalarında; Sanık ...'in, "...Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim o ifadem doğrudur aynen tekrar ederim, olay tarihinde atış poligonunun yapıldığı inşaata işlerin nasıl gittiğini görmek için gitmiştim. Diğer sanık ... ile birlikte inşaat alanına baktık. İşlerim bittikten sonra olay yerine 100-150 metre mesafe kala ... ile birlikte bulunduğumuz esnada bağrışma sesleri geldi. Seslerin olduğu tarafa gittiğimizde foseptik çukuruna birilerinin girdiğini gördük. Kendilerine yardım etmeye çalıştım. Benim yapılan işle ve işçilerin oraya girmesiyle bir alakam yoktur. Bu konuda bir talimatım ya da bilgim yoktur. Benim İstanbul'da iş yerlerim vardır. İşlerim yarım kaldı. Albayrak Atış Poligonu Ltd. Şti bana aittir. Bu şirketin tek yetkilisi benim. Ben bu şirketin faaliyeti kapsamında iddia konusu olayın gerçekleştiği yerdeki özel atış poligonunun inşaatını yapması hususunda diğer sanık ... ile müteahhitlik sözleşmesi yapmıştım. ... ile yaptığımız sözleşme gereği kendisi anahtar teslim olarak adlandırılan nitelikte özel atış poligonunun tamamını yapıp bana teslim edecekti. Ben bu inşaat faaliyete başladıktan sonra bazen haftada bir, bazen on günde bir ziyaret amaçlı giderek inşaat alanına bakıyordum. Amacım işlerin ne kadar ilerlediğini görmekti. İnşaat sahasında çalışan hiç kimseyi tanımam. İnşaat sahasına gittiğimde de hiç bir çalışana herhangi bir talimat vermişliğim yoktur. ...'e yapılan iş konusunda herhangi bir talimat vermiyordum. Yalnızca bilgi amaçlı inşaatın durumunu sorduğum oluyordu. Olay tarihinde havanın yağışlı ve yerlerin çamur olmasından dolayı işçilerin çalışmak istemedikleri hususunda bana herhangi bir şey söylenmedi. Ben ne ...'e ne de başka bir kişiye o gün inşaat işlerine devam edilmesi yönünde herhangi bir talimat vermedim. Maktul ... benim yeğenimin arkadaşı olur. Tanıdığımız olduğu için tüm poligonun elektrik tesisatı işlerini ...'a vermek istedik. Bu konuda arkadaşım ... ile birlikte maktul ... ile bu konuyu konuştuk. Bu görüşme kazadan 10-15 gün önce oldu. Maktul ... ile aramızda elektrik işleri konusunda sözleşme yapmıştık. Ancak Aykut henüz işlere başlamamıştı. Sadece elektrik işleri için hangi malzemelerin gerekeceği hususunda ön çalışma yapacaktı. Olay günü ben oradayken maktul ... inşaat alanına gelmişti. Ölçü alıp gereken malzemeleri tespit etmek adına oraya gelmişti. ... ve ...'i tanımıyorum. Ben Aykut ile yalnızca işi kendisinin yapması için görüşmüştüm. İş kabul edildikten sonra geri kalan sorumluluğu bana ait olmayacaktı. İş yapımı konusunda değil, ancak sadece fiyat konusunda arkadaşım Hakan bazı firmalar ile görüşerek fiyat alıyordu. Akabinde bazen benim şirketim adına, bazen de ... kendisi inşaat işlerini yapacak diğer firmalar ile sözleşme imzalıyorduk. Ben inşaat sahasında görev yapacak herhangi bir şantiye şefi görevlendirmedim. Ben sanık ... ile sadece müteahhitlik hususunda anlaşma yaptım diye biliyorum. Aramızdaki sözleşmenin altına sanık ...'in şantiye şefi sıfatıyla neden imza attığını bilmiyorum. Ben diğer sanıklar olan ... ve ...'ı tanımıyorum. Bu şahıslara inşaat alanındaki görevlerini ben vermedim. Sanık ... bu hususlarla ilgileniyordu. Suçlamaları kabul etmiyorum..." şeklinde beyanda bulunduğu, Sanık ...'in, "...Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim o ifadem doğrudur aynen tekrar ederim, Sanık ...'i tanıdığım olan ... aracılığıyla tanıdım. ... ve ... yanıma gelerek iddianamede bahsedilen yerde atış poligonu yaptırmak istediklerini, müteahhit olarak üstlenmemi istediklerini söylediler. Kabul ettim. ... ile sadece atış poligonu inşaatını tamamlamak için anlaştık. Bunun dışında ilgili yer üzerine yapılacak olan havuz, bungulo evler, at çiftliği şeklinde yapılacak yerlerin inşaatında herhangi bir sorumluluğum ya da yükümlülüğüm yoktu. Aramızda yaptığımız sözleşmeye de sadece atış poligonu hususunda yükümlülük üstlendiğimi de yazdık. Ayrıca sözleşmeye, sözleşme konusu ana bina olan atış poligonu inşaatına ilişkin iş sağlığı ve güvenliği hususundaki malzemelerin ve sorumluluğun ...'e ait olacağı hususunda madde koyduk. Ben sözleşme kapsamında üstlendiğim ana binanın kaba inşaatı için sanık ... ... ile anlaştım. Yazılı bir sözleşme yapmadık. ... çalışacak işçileri kendisi tespit ediyor ve çalışacak kişilerin kimlik bilgilerini bana bir gün önceden bildiriyor. Ben de bildirdiği kişilerin SGK girişlerini yaptırıyordum. ... da bu kapsamda ...'ın işçi olarak çalışacağını söyleyip kimliğini bildirdiği kişilerden birisidir. Ben ... dışında başkaca kimseyle sözleşme yapmadım. Benim yapacağım iş kapsamında olmayan bungolo evler, elektrik tesisatı gibi hususlarda ... ve ... kendileri başkaca kişilerle sözleşmeler yaparak işi yürütüyorlardı. ... ve ... sürekli inşaata geliyorlardı. Neyin nereye yapılacağı konusunda kendileri karar veriyorlardı. Bu konuda bana da danışıyorlardı. Ben kendilerine bilgi mahiyetinde yardımcı oluyordum. Ben maktullerden hiç birini tanımıyorum. Kendileri benim sözleşme yaptığım ya da işe aldığım kişilerden değillerdir. Sonradan öğrendiğim kadarıyla maktuller Aykut ve Emrullah bungolo evlerdeki elektrik işlerini yapmak için maktul ... ise yine bungolo evlerdeki marangoz işlerini yapmak için gelen şahıslardanmış. ... elektrik işleri için bana da danışmıştı. Ben birkaç kişiden sanık ... adına fiyat teklifi alarak sanık ...'e bildirmiştim. Ancak sanık ... daha sonra ... ile anlaştığını bana söylemişti. Olay tarihinden önce ... beni arayarak Çarşambaya kadar işlerin hızlandırılması hususunda istekte bulundu. Ben de bunun üzerine sanık ... ...'ı arayıp Çarşamba gününe kadar işlerin hızlandırılması hususunda talimat verdim. Bunun üzerine ... bana havanın yağışlı olduğunu, ana binadaki duvar işlerinin yapılamayacağını, gerekirse sadece ana binadaki kalıpları toplayabileceklerini söyledi. Ben de kendisine Çarşamba gününe kadar ana binadaki kalıpları toplaması konusunda talimat verdim. O tarihte ana binadaki kalıp işi bitmişti. ... da söktüğü kalıpları toplayacaktı. Bana ana bina dışında herhangi bir yerle ilgili işlem yapacağını söylememişti. Ben de böyle bir talimat vermedim. Olay tarihinde ... ile beraber inşaat alanına gittik. Orada duvarcı olarak çalışacak işçiler gelmişlerdi. Bu işçilerin sözleşmesini ... imzalamıştı. Takibini ise ben yapıyordum. ...'in yaptırdığı, ana bina ve diğer inşaatların bulunduğu tüm kompleks alanının tamamını kapsayan ve ...'ın yaptırdığı bir tel örgü mevcuttu. Ancak bizatihi bana iş olarak verilen ana bina etrafında ayrıca bir tel örgü yoktu. Zaten burası bana özgü verilmiş bir şantiye alanı değildi. Olay günü ... yanımızda değildi. ... ile sohbet ederken benim yapım hususunda sorumluluğunu üstlendiğim ana binaya bir metre kadar dışında bulunan foseptik çukurunun bulunduğu yerden bağrışma sesleri geldi. Bu foseptik çukuru her ne kadar ana binanın yanında olsa ve oradaki atıkların gitmesi için kullanılıyor olsa da burası benim talimatım ile yaptırılmamıştı. Bildiğim kadarıyla ..., ...'a bunun yaptırılması için talimat vermiş ve ... tarafından yaptırılmış bir yerdi. Seslerin olduğu yere doğru gittik. Gittiğimizde foseptik çukurunun içerisinde bazı insanların olduğunu gördük ve itfaiyeye haber verdik. Çevredeki insanlar içeriye giren kişileri kurtarmaya çalışıyorlardı. Bir kısım giren kişiler içeriye daha önce girenleri çıkarttılar. En son maktulleri de itfaiye ekipleri çıkarttılar. Sonradan öğrendiğim kadarıyla foseptik çukurunun içerisine benzinli pompa yerleştirilmiş. Benim bu pompanın yerleştirildiğinden haberim yoktu. Böyle bir talimatım da yoktu. Bilsem yerleştirilmesine engel olurdum. Yaşanan olayda herhangi bir kusurum yoktur. Sanık ... ile aramızda yapmış olduğumuz sözleşmeye hem şantiye şefi hem de müteahhit olarak imza attığım doğrudur. Ayrıca kendimi şantiye şefi olarak görevlendirdiğim de doğrudur. Yasal olarak buna engel bir durum yoktur. İnşaat alanı içerisinde gaz maskesi yoktu. Zaten iş güvenliğiyle ilgili malzemeleri temin etmek ve iş güvenliği ile ilgili hususları sağlamak konusunda sorumluluk sanık ...'e aitti. Bu husus sözleşmemizde de mevcuttur. Suçlamaları kabul etmiyorum..." şeklinde beyanda bulunduğu, Sanık ... ...'ın, " ...Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim o ifadem doğrudur aynen tekrar ederim, ben olay yerindeki inşaatta ...'in sigortalı çalışanı olarak işi vasfında çalışıyordum. Ben inşaatta ... ile kalıp ustası olarak çalışma hususunda sözlü anlaşma yaptım. ... beni ilk aradığında poligondaki yerin kaba inşaatını aldığını, benim de kalıp ustası olarak çalışmamı istedi. Ben de kabul ettim. Olay tarihinden kırk gün kadar önce bu kapsamda işe başladım. Sadece ana binanın kalıplarını yapıyordum. Bu ana binada işin durumuna göre çalışması gerekli kişilerle görüşüp bu kişilerin bilgilerini ...'e bildiriyordum. ... de bu kişilere sigorta yapıyor ve bulduğum kişiler de iş yerinde işçi olarak çalışıyordu. Sanık ... hemen hemen her gün şantiyenin olduğu yerde oluyordu. Sanık ... ise üç dört günde bir geliyordu. Ayrıca diğer sanıkların belirttikleri ... da her gün şantiyeye geliyordu. ... bizi ve sanık ...'i işlerin çabuk bitmesi yönünde geldiği dönemlerde ara ara sıkıştırıyordu. Ancak ...'in böyle bir şeyini görmedim. ... ile biz hiç muhatap olmadık. Olay tarihinden 15-20 gün kadar önce ... bize inşaat sahasında bulunan bungolav evleri de bizim yapacağımızı söylemişti. Ancak biz işleri yetiştiremediğimiz için daha sonra başka kişilere bu işi mal sahibi vermiş. ... sürekli orada durduğu için ben mal sahibini ... sanıyordum. Olay tarihinde şantiye yeri çamurdu. Yağış vardı. Bu nedenle benimle birlikte çalışan ve sanık ...'in işçisi olarak sigortası bulunan işçiler bu halde çalışamayacaklarını söylediler. Ben bunun üzerine sanık ...'i aradım. Durumu ve çalışamayacağımızı söyledim. Sanık ... ise bana binanın yanındaki beton perdenin bu hafta yapılması lazım, sıvaya başlayacaklar, en azından oradaki malzemeleri toplayın dedi. Malzemelerden kastettiği orada bulunan sökülmüş halde bulunan kalıplardı. Ben bunun üzerine yine benim bulduğum ve sigorta kaydını bildirmem üzerine ...'in sigorta kaydını yaptığı ...'ı aradım. ...'in söylediklerini aktardım. Oradaki kalıpları toplamalarını söyledim. Ben bu esnada şantiyede değildim. Sanayideydim. O gün çalışmıyordum. Çalışanlara talimat verdiğimi ...'i arayarak ...'e bildirdim. Öğle saatleri geldiğinde ...ile tekrar görüştüm. İşlerinin bitmek üzere olduğunu bana söyledi. Öğlen saat 13:00 civarında ... beni arayarak gerçekleşen kazayı söyledi. Olaydan bu şekilde haberim oldu. Şantiye alanının bulunduğu yer çok büyük bir yerdi. Bizim dışımızda başkaca çalışan kişiler de vardı. Ayrıca yaklaşık on gündür elektrikçiler ana binada ve bungolov evlerde elektrik işlerinde çalışıyorlardı. Bildiğim kadarıyla ... sadece ana binanın kaba inşaatını yapıyordu. Suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatimi isterim mahkeme aksi kanaatte olursa lehime olan tüm hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Ben ...'ı inşaat alanında görüyordum. Ancak kendisiyle herhangi bir muhabbetim yoktu. Bu şahıs yaklaşık bir haftadır bizim duvarlarını yaptığımız ana binanın elektrik tesisatını ve ayrıca bungolov evlerinin elektrik tesisatını döşüyordu. Aykut ile birlikte bu işleri yapan başka kişiler de vardı. Ancak o kişileri tanımıyorum. ...'i tanımam. ...'i de şantiye alanında görüyordum. Ancak ne iş yaptığını bilmiyorum. Ayrıca ... olay günü beni arayıp malzemeleri toplamamızı söylerken kendisini iş sahibinin sıkıştırdığını söylemişti. Ancak iş sahibi derken kimi kastettiğini bilmiyorum. İsmini söylemedi. Kazanın gerçekleştiği foseptik çukurunu olaydan iki üç gün kadar önce bizim ekip yapmıştı. Bu foseptik çukurunun yapımına ilişkin şemasını ... çizerek bize verdi. Ayrıca foseptik çukurunun yapılacağı yere de üç tane kazık çakılarak işaretlenmiş vaziyetteydi. ... bize kazıkların olduğu yeri gösterip foseptik çukurunu oraya yapmamızı söylemişti. İddia konusu foseptik çukurundaki dalgıç pompasını olaydan yaklaşık kırk gün kadar önce ben inşaat sahasına getirmiştim. İnşaat sahasında su olmadığı için bu pompa ile traktör ile gelen suları çekerek su kullanıyorduk. Bu pompayı inşaat sahasına getirmem hususunda sanık ... ya da başkaca kimsenin talimatı olmamıştı. Olay tarihi öncesinde bu pompa binanın yanında duruyordu. Olay günü ... bana bu pompayı kullanacağı yönünde ya da foseptik çukuruna su dolduğu yönünde herhangi bir bilgi vermedi. Kendisine foseptik çukuru ya da pompa ile ilgili herhangi bir talimat vermedim. Benim bilgim dışında kendi inisiyatifi ile yapmış. Çalıştığımız yerde iş güvenliği kapsamında bize herhangi bir ekipman verilmedi. Kask ya da kemerimiz başka inşaatlarda kaldığından dolayı kendimiz getirerek kullanıyorduk. İnşaat alanında gaz maskesi yoktu..." şeklinde beyanda bulunduğu, Sanık ...'ın, "...Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim o ifadem doğrudur aynen tekrar ederim, iddia konusu olayın gerçekleştiği iş yerinde çalışmam hususunda ben sanık ... ... ile görüştüm. ... benim bilgilerimi sanık ...'e gönderdi. Bu kapsamda sanık ... benim sigortamı yaptı ve ilgili iş yerinde malzeme getir götür işleriyle ilgilenmek için işçi olarak işe başladım. Olaydan yaklaşık 15-20 gün kadar önce işe başlamıştım. Olay günü ben izinliydim. Normalde çalışmayacaktım. Ancak ... olay günü beni telefon ile arayarak işçilerin çamurdan dolayı çalışamadıklarını, inşaat alanına gidip oradaki kalıp malzemelerini toplamamı söyledi. Ben de bunun üzerine inşaat alanına gittim. Ben gittiğimde bizim ekipten benim dışımda ... isimli işçi de oradaydı. Oradaki kalıp malzemelerini topladık. Ayrıca bu olaydan bir hafta on gün kadar önce sanık ... ve sanık ... ...'nın talimatı ile ana binanın hemen yanında bir foseptik çukuru yapmıştık. Bu foseptik çukurunun taban kısmına da beton dökmeden önce kalıp yerleştirip akabinde de beton dökmüştük. Bu beton kurumuştu. Altındaki kalıpları da o gün sökmek için çukura girmek istedim. Ancak çukurun içerisinde yağmurdan dolayı su biriktiği için iş yapılamayacak şekildeydi. İnşaat alanında kimin getirdiğini bilmediğim, ancak epeydir duran ve ayrıca inşaat sahasında su olmadığı için su temini amacıyla kullandığımız dalgıç pompası vardı. Ben de foseptik çukurundaki suyu dalgıç pompasını kullanarak boşaltabileceğimi düşündüm. Bu hususta bana ... ya da başkaca herhangi bir kime talimat vermedi. ... bana sadece kalıpları kastederek ''Malzemeleri toplayın'' demişti. Bu kalıplar içerisinde foseptik çukuru içerisinde olan kalıplar da olduğu için ben bu kalıpları da toplamaya çalışmıştım. Dalgıç pompasını o gün yanıma gezmeye gelen kaynım olan ... ile birlikte çukura indirdik. Çukurun temelinde yükselti yaptık. Pompayı buraya yerleştirdik. Akabinde pompayı çalıştırdım ve dışarı çıktık. Pompa buradaki suyu dışarı tahliye ediyordu. İlerleyen süreçte ben etraftaki işleri yapıp oyalamaya devam ettim. Öğle yemeği saatleri geldiğinde pompanın durduğunu farkettim. Bunun üzerine ...'a durumu söyleyip nasıl ederiz diye konuştuk. Aslında içeriye girmeyecektim. Ancak suyu boşaltmak adına içeriye girmeye karar verdim. Bu konuda kimseden talimat almadım. Çukura girdikten sonra ne yaşandığını hatırlamıyorum. Kendimi kaybetmişim. Kendime geldiğimde hastanedeydim. Dört gün kadar yoğun bakımda yattım. Ben bu olaydan dolayı mağdurum. Herhangi bir kusurum yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi isterim mahkeme aksi kanaatte olursa lehime olan tüm hükümlerin uygulanmasını talep ederim..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. 9.Ölen ...'in yakınları olan ve temyiz başvurusunda bulunan katılanların sanıklardan her aşamada şikayetçi oldukları ve Mahkemece 12.03.2021 tarihinde haklarında katılma kararı verildiği, ancak temyiz dilekçesinde sanık ... yönünden şikayetlerinden vazgeçtikleri, sanık ... hakkında ise şikayetlerinin devam ettiğini belirttikleri; ölenler ... ve ...'in mirasçılarının ise maddi manevi zararlarını giderdiklerinden istinaf aşamasında sanıklar hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtikleri tespit edilmiştir. 10. Sanıklara ait güncel adli sicil kayıtları ve nüfus kayıtları Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 06.04.2022 tarihli ve 2021/2545 Esas, 2022/1129 Karar sayılı kararı ile; "...Sanık ...'in, Albayrak Atış Poligonu San.ve Tic. Ltd. Şti.'nin ( tek ortaklı) sahibi olduğu, olayın meydana geldiği Albayrak Atış Poligonu inşaat sahasının sanık ...’e ait olduğu, söz konusu yerin inşaat işleri için sanık ... ile inşaat mühendisi olan sanık ...’in aralarında 27/08/2020 tarihli şantiye şefliği hizmet sözleşmesi, yapım sözleşmesini düzenledikleri, sözleşmelere göre; sanık ...'in inşaatın müteahhiti ve ayrıca şantiye şefi olduğu, ...'in, söz konusu inşaatın kalıp işlerini yapmak için bu olay nedeniyle hakkında beraat kararı verilen ... ile sözlü şekilde anlaştığı, aralarında yazılı bir anlaşma düzenlenmediği, ...'ın, inşaatta ihtiyaç olan işçileri Denizli ilinden bulup getirerek işçilerin kimlik bilgilerini, sigortalarını başlatmak için sanık ...'e verdiği, hakkında bu olay nedeniyle beraat kararı verilen ...'ın ise ... ile birlikte çalıştığı, genelde işçilerin başında olduğu, ...'ın da ...'in talimatı altında çalıştığı, olay yerinde vefat eden müteveffa ...'ın Ak-El isimli elektrik firmasının sahibi olduğu, müteveffa ...'in ...'ın yanında çalıştığı, sanık ...'in sahibi bulunduğu Albayrak Atış Poligonu Ltd. Şti'e ait inşaat şantiye alanında tüm elektrik işleri ile elektrik döşemesi konusunda Ak-El elektrik ... ile 08/12/2020'de anlaşıldığına dair sözleşme başlıklı belgenin düzenlendiği, Albayrak Atış Poligonu Ltd. Şti'e ait inşaat şantiye alanında ahşap ağaç evler, ahşap şadırvanlar yapımının Alan Mobilya ve dekorasyon firması sahisi İsmail Alancı tarafından yapılacağına ilişkin 25/08/2020 tarihinde anlaşıldığının sözleşme başlıklı belgede belirtildiği, müteveffa ...’in ise marangozluk işlerini yapmak için inşaat alanında bulunduğu, olaydan bir gün önce yağmur yağması nedeniyle ...'ın talimatı ile 08.00 sıralarında inşaat alanına giden işçilerin havanın yağışlı, zeminin çamur olmasından dolayı ...'ı arayarak, söz konusu inşaat alanında çalışılamayacağını söyledikleri, bunun üzerine ...'ın işçilere çalışmayarak Denizli’ye dönmeleri talimatını verdiği, aynı gün saat 09:00 sıralarında sanık ...'in, ...'ı arayarak mal sahibinin kendisini sıkıştırdığını, iskele kurulacağını söyleyerek ...'ın yağış olması nedeniyle çalışmayalım demesine rağmen "en azından alanı temizleyelim, yarından itibaren hava açılacak, bu hafta burayı bitiriyoruz" demesi üzerine, ...'ın, ...'ı arayarak iki üç işçinin inşaat alanına gitmesi ve kalıpların toplanması gerektiğini söylediği, bu şekilde ...'ın inşaat alanına gittiği ve inşaattaki kalıpları sökmeye başladıkları, ana inşaatın yanındaki foseptik çukurundaki kalıpları sökmeye çalıştığı sırada çukurun içindeki sudan dolayı kalıpların sökülmesi zorlaşınca ...'ın suyu tahliye etmek için benzinle çalışan su pompasını foseptik çukurunun içine indirdiği, makineyi kurup çalıştırdığı, öğle yemeği sonrası su motorunun benzini bittiğinden ...'ın foseptik çukuruna inerek makineyi çalıştırmak isterken, çukurun içindeki zehirli gaz nedeniyle rahatsızlandığı ve bağırarak yardım istediği, bunun üzerine olay yerine gelen tanık ... ve ...'ın aşağıya indiği, ...'ın oraya gelen ... ve diğer işçiler ..., ..., Ayaub Bavadıfar, ..., ... tarafından çıkarıldığı, ancak foseptik çukuruna yardım amaçlı giren işçilerin de çukurun dibinde biriken zehirli gaz nedeniyle zehirlendikleri, adli raporlarının düzenlendiği ancak olay nedeniyle herhangi bir şikayette bulunmadıklarını beyan ettikleri, işçilerin yaralanması ile ilgili olarak soruşturma aşamasında ek kyok verildiği, ...'ın çukurun içerisine girmesi sonucu zehirlenmesi üzerine yardım için çukura giren diğer işçilerin de fenalaşmaları üzerine yardım amacıyla foseptik çukuruna inen ve inşaatın elektirik ve marangoz işleri için orada bulunan ..., ... ve ...'in çukurdan çıkamayarak vefat ettikleri, çukura inen diğer işçilerin olay yerine gelen itfaiye ekipleri ve AFAD kurtarma ekibi tarafından kurtarıldığı, soruşturma aşamasında düzenlenen otopsi raporlarında; ..., ..., ...'in karbonmonoksit ve metan gazı inhilasyonuna bağlı asfiksi nedeniyle öldüklerinin belirtildiği, olayın meydana gelmesinde; dosya kapsamındaki belge ve beyanlara göre inşaat yapım işini birlikte yürüttükleri anlaşılan yapı sahibi ... ve yapı müteahhidi ...'in, yapılan işin kapsamının büyüklüğü gereği; iş sağlığı ve güvenliği açısından yapılacak çalışmaların kontrol ve takibini yapmak zorunda oldukları, yapılacak iş ile ilgili risk değerlendirmesi yapılması, acil durum planlarının hazırlaması, çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilmesi, işe uygun sağlık raporlarının aldırılması, yapılacak iş ile ilgili çalışanlara eğitim verilmesinin sağlaması, şantiye sahası içerisinde hiçbir şekilde kendi bilgileri dışında iş yapılmasına müsaade etmemelerinin gerekli olduğu, alınacak iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin belirlenmesi, takibi, organizasyonu ve takibi açısından sağlık, güvenlik planı yapılması, sağlık güvenlik koordinatörü atanması, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı görevlendirilmesi gerekmesine rağmen bu hususların hiçbirisini yerine getirmedikleri, kazanın, işin ehliyetsiz işçilerin insiyatifine bırakılmasından kaynaklandığı, işçilere eğitim verilmesi ve yaptıkları işin riskleri konusunda bilgilendirilmeleri gerekmekte olup sözkonusu işte mesleki eğitim almış alma zorunluluğunun da olduğu, kapalı alanlarda pompa kaynaklı zehirlenmenin bilinen bir durum olması nedeniyle çukura inileceği durumda havalandırmanın, havalandırma hortumları ile sağlanması, işin bizzat izlenmesi ve olası tehlikelere karşı işçilere halat sağlanmasının gerekli olmasına rağmen bu yükümlülüklerin hiçbirisini yerine getirmedikleri, kapsamlı ve tehlikeli inşaat işinde gerekli organizasyonu sağlamadıkları, gerekli kişileri görevlendirmedikleri, işi ehliyetsiz işçilerin insiyatifine bıraktıkları ve asli kusurlu oldukları, başka insanların hayatlarını kurtarmak amacı ile foseptik çukuruna girdikleri anlaşılan müteveffalar ..., ... ve ...'in ise; çukura girdikleri ana kadar geçen zaman içinde başka işçilerin foseptik çukuruna girmeleri sonucunda çukurda fenalaşmaları ve tekrar çukurdan çıkamadıklarını farketmiş olmaları nedeniyle normal şartlarda kapalı alan olan foseptik çukuru içerisinde zehirli gazdan kaynaklanan olumsuz bir durumun mevcut olduğunu bilmeleri gerekmesine rağmen kendi can güvenliklerini önemsemeyerek tedbirsiz ve dikkatsiz şekilde foseptik çukuru içerisine girmeleri nedeniyle olayın meydana gelmesinde tali kusurlu oldukları değerlendirilmiş, olayda asli kusurlu oldukları kabul edilen sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış, her ne kadar Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesince sanıklar hakkında temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak 11 yıl hapis olarak takdir edilmiş ise de; iki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, sanıkların taksire dayalı kusurlarının yoğunluğu nazara alınmak suretiyle adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği, sanıkların asli kusurlu olarak üç kişinin ölümüne neden olmaları nedeniyle TCK'nın 3/1 maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi gözetilerek, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca alt sınırdan daha az uzaklaşılarak ceza tayin edilmiş, sanıklara verilen hapis cezalarının süresi itibariyle yasal olarak uygulanma imkanı bulunmadığından verilen hükmün açıklanması geri bırakılmamış ve erteleme hükümleri uygulanmamış, suçun işleniş biçimi, sonucunun ağırlığı, suçun işlenmesindeki özellikler, sanıkların olayda asli kusurlu olmaları, atılı suçun işlenmesiyle oluşan zararın katılanlar ... ve ... yönünden karşılanmamış olması, katılanların şikayetlerinin devam etmesi, cezanın caydırıcılık özelliği nazara alınarak sanıklar hakkında verilen hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesine yer olmadığına..." gerekçeleri ile sanıklar ... ve ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafii ve katılanlar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucu, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi kararlarları kaldırılarak sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve mahsuba karar verilmiştir. 2.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi tarafından yapılan duruşmada dinlenen, Sanık ...'in, "...Öncelikle olayla ilgili olarak üzgün olduğumu belirtmek istiyorum, sanık ...'e ait olan atış poligonunun teknik danışmanlığını yapmak üzere maliyetin % 10'u bedel karşılığında anlaştık, söz konusu inşaat sahası 4 parseli kapsamaktadır ancak benim anlaştığım sözleşmeye konu olan kısım sadece 1 parseli yani poligonun yapıldığı parselle ilgilidir, diğer parsellerde ise at çiftliği, bungolov ve havuz devam etmekteydi, yaptığımız sözleşme gereğince malzeme alımı ve sahadaki iş güvenliğinin sağlanması yükümlülüğü sanık ...'e aitti, benim herhangi bir malzeme veya hizmet satın alma yükümlülüğüm yoktu, SGK giderleri resmiyette benim adıma açıldı, ancak maliyeti sanık ... tarafından karşılandı, sözleşmemizde de bu husus belirtilmiştir, olay günü pazartesi günüydü, biz ... ile birlikte şantiyede buluştuk, ... poligonun doğu cephesindeki kalıpların toplanmasını istedi ve Çarşamba günü peyzaj çalışmasına başlanılacağını söyledi, bu konuda benden taşeron olan ...'ı aramamı istedi, ben de ...'ı aradım, mal sahibinin kalıpların toplanmasını istediğini söyledim, ... kendisi inşaata gelmeyip ...'ı göndermiş, ... da kendisine böyle bir talimat verilmemesine rağmen poligonun bulunduğu parselin güney cephesinde bulunan foseptik çukurunun kalıplarını sökmeye başlamış, foseptik çukuruna benzinli bir su motoru indirmiş, ... inşaaata ...'ı gönderirken su motorunu vermiş, ... da su motorunu foseptiğin içerisine indirmiş, biz bu olaylar sırasında ... ile şantiyenin uzak bir noktasında başka bir parseldeydik, oksijen olmayınca motor çalışmamış, bunun üzerine motoru çalıştırmak için ilk önce ... inmiş, orada bayılınca arkadaşları kurtarmaya inmişler, bu sırada onlara yardım etmek için foseptiğe giren ve benim işçilerim olmayan, mal sahibi ile aralarında sözleşme olan insanlar gazın etkisiyle vefat etmişler, biz olay yerine gittiğimizde bir hengame vardı, uygulamamız genelde bir gün önceden ... çalışacak işçilerin listesini bana verirdi, ben sigorta kayıtlarını başlatırdım, vefat eden kişilerin üçünü de tanımıyorum, ... kimseden talimat almadan, kendi kafasına göre böyle bir işlem yapmıştır, vefat edenlerden ikisinin ailesinin zararları karşılanmıştır, biri ise çok yüksek bedel talep ettiği için anlaşamadık..." şeklinde beyanda bulunduğu, Sanık ...'in, "...Üzerime atılı suçu kabul etmiyorum, öncelikle vefat edenler nedeniyle çok üzgünüm, iki vefat eden yönünden ailelerinin zararlarını karşıladık, diğer vefat eden yönünden ise hukuki süreç devam etmektedir, çok yüksek rakam istediklerinden dolayı karşılayamadım, daha önceki savunmalarımı aynen tekrar ederim..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. IV. GEREKÇE Yapılan inceleme neticesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin oluş ve kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür. A. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden; 1.Sübuta ve Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden Oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, tanık anlatımları, ölenler hakkında tanzim olunan adli muayene raporları ile ölü muayene tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2. Kusur Durumu Yönünden Kovuşturma aşamasında yapılan keşif sonrasında üç kişilik iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulunca düzenlenmiş olan 27/05/2021 tarihli bilirkişi raporunun, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafinin bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 3. Temel Cezaya İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, üç kişinin ölümüne asli kusurlu sanık ... hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinden, teşdiden hüküm kurulması, oluş ve dosya kapsamına uygun görüldüğünden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 4. Lehe Hükümler Yönünden Mahkemece sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, bu kapsamda hakkında takdiri indirim nedenleri uygulanan sanık ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinde düzenlenen erteleme hükümlerinin yasal imkânsızlık nedeniyle uygulanmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinde düzenlenen seçenek tedbirlere ilişkin olarak, "Suçun işleniş biçimi, sonucunun ağırlığı, suçun işlenmesindeki özellikler, sanığın olaydaki kusur durumu (asli kusurlu olması), atılı suçun işlenmesiyle oluşan zararın katılanlar ... ve ... yönünden karşılanmamış olması, katılanların şikayetlerinin devam etmesi, cezanın caydırıcılık özelliği nazara alınarak sanık hakkında TCK'nın 50/4 ve 50/1-a maddelerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına" şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler gösterildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafinin bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 5. Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hale getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; sanık ... hakkında "Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak sanığın cezasından takdiren" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 6. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır. Somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; sanık ...'in diğer sanık ...'in sahibi olduğu "Albayrak Atış Poligomu San.Tic.Ltd.Şti'ne" ait inşaatın müteahidi ve aynı zamanda şantiye şefi olduğu, olay tarihinde temyiz dışı sanık ... ...'ın talimatı ile işçilerin inşaat alanına sabah 08:00 sıralarında gittikleri, havanın yağışlı, zeminin çamur olmasından dolayı ...'ı arayarak, söz konusu inşaat alanında çalışılamayacağını söyledikleri, bunun üzerine ...'ın işçilere "çalışmayın ve Denizliye dönün " talimatı verdiği, aynı gün saat 09:00 sıralarında ...'in, ...'ı arayarak "mal sahibinin kendisini sıkıştırdığını, iskele kurulacağını" söylediği, ...'ın "bugün yağış var çalışmayalım" dediği, bunun üzerine ...'in "en azından alanı temizleyelim, yarından itibaren hava açılacak, bu hafta burayı bitiriyoruz" demesi üzerine, ...'ın ...'ı arayarak iki üç işçinin inşaat alanına gitmesi ve kalıpların toplanması gerektiğini söylemesi üzerine, ...'ın inşaat alanına gittiği ve foseptik çukurundaki kalıpları sökmeye çalıştığı, çukurun içindeki sudan dolayı kalıpların sökülmesi zorlaşınca ...'ın suyu tahliye etmek için su pompasını söz konusu çukurun içine indirdiği, makineyi kurup çalıştırdığı, öğle yemeği sonrası su motorunun benzinin bittiğinden ...'ın foseptik çukurunun içerisine girerek makineyi çalıştırmak isterken, çukurun içindeki zehirli gaz nedeniyle rahatsızlandığı ve bağırarak yardım istediği, bunun üzerine foseptik çukuruna yardım amaçlı giren inşaat sahasında çalışan işçiler ..., ... ve ...'in olay yerinde öldükleri olayda; her ne kadar sanık ..., diğer sanık ... ile anahtar teslimi anlaştığını ifade etse de, aralarındaki sözleşme maddeleri incelendiğinde, malzeme ve ekipmanın sanık ... tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığı, ...'in taşeronlarla da anlaşarak işin yürütülmesinde yer aldığı, talimat verme ve denetim bakımından işin yapılmasına müdahil olduğu, bu durumda sanıklar ... ve ...'in işi birlikte yürüttükleri, yapılan iş kapsamında işin büyüklüğü gereği alınacak iş güvenliği önlemlerinin belirlenmesi, takibi, organizasyonu ve takibi açısından sağlık, güvenlik planı yapılması, sağlık güvenlik koordinatörü atanması, iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi gerekmekte olup hiçbirinin yapılmadığı, kazanın işin ehliyetsiz işçilerin insiyatifine bırakılmasından kaynaklandığı, işçilere eğitim verilmesi ve yaptığı işin riskleri konusunda bilgi verilmesinin gerektiği, anılan kapsamdaki işte mesleki eğitim almış alma zorunluluğunun da olduğu, kapalı alanlarda pompa kaynaklı zehirlenmenin bilinen bir durum olduğu, yapılan iş kapsamında çukura inileceği durumda havalandırmanın havalandırma hortumları ile sağlanması, işin bizzat izlenmesi ve olası tehlikelere karşı işçilere halat sağlanmasının gerektiği, bu yükümlülüklerin hiçbirisinin yerine getirilmediği, işi ehliyetsiz işçilerin insiyatifine bıraktıkları, olay tarihinde yürürlükte bulunan 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun (6331 sayılı Kanun) 9 uncu maddesi gereğince 26.12.2012 tarihinde çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğine göre icra edilen iş kolunun çok tehlikeli işler kapsamında yer aldığı; 6331 sayılı Kanun'un 15 inci maddesine göre, çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacakların yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu almadan işe başlatılamayacakları, 17 nci maddesine göre ise, mesleki eğitim alma zorunluluğu olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenlerin çalıştırılamayacağı düzenlemelerine yer verildiği, Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Meslek Eğitimlerine dair Yönetmelik hükümlerine göre de eğitim alma zorunluluğu bulunan inşaat alanında değinilen mevzuat hükümleri gereğince iş sahasında çalışacak işçilerin çok tehlikeli işte çalışabileceğine dair sağlık raporu alınmadığı, icra ettiği faaliyete uygun mesleki eğitimler verilmediği, ayrıca foseptik çukurunun tahliyesi sırasında çukura inileceği durumda havalandırmanın havalandırma hortumları ile sağlanması gerekirken yapılmaması ve işçi sağlığına zarar vermeyecek makine ekipmanı temin edilmediği anlaşılmakla, iş yerinde uygun ortam sağlamadan ve gerekli güvenlik önlemlerini almadan çalışma yaptıran sanığın eyleminde 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde eksik ceza tayini yapılması isabetsiz bulunmuş olup, katılanlar vekilinin sanık ... hakkındaki temyiz sebepleri yerinde görülmüştür. B. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden; 1.Sübuta, İlliyet Bağı ve Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden Oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, tanık anlatımları, ölenler hakkında tanzim olunan adli muayene raporları ile ölü muayene tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafiinin bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2. Kusur Durumu Yönünden Kovuşturma aşamasında yapılan keşif sonrasında üç kişilik iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulunca düzenlenmiş olan 27/05/2021 tarihli bilirkişi raporunun, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafinin bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 3.Temel Cezaya İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği, buna göre üç kişinin ölmesine neden olan ve asli kusurlu olduğu Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince kabul ve tespit edilen sanık ... hakkında, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedildiği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafinin tayin edilen cezaya ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 4. Adli Para Cezasına Çevrilme Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine Yönünden 5237 sayılı Kanun'un "Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar" başlıklı 50 nci maddesinin birinci fıkrasında, kısa süreli hapis cezasının, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilebileceği düzenlenmiş, aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan "Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile de taksirli suçlarda diğer koşulların da varlığı hâlinde hapis cezasının uzun süreli de olsa adli para cezasına çevrilebileceği kabul edilmiştir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.12.2020 tarihli ve 2017/12-710 Esas, 2020/493 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi, cezanın doğrudan doğruya sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören kişiselleştirme kurumudur. Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesi kapsamında hâkime 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinde yer alan şartlar çerçevesinde hükmolunan hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilip çevrilmeyeceğini belirleme yetki ve görevini yüklemiştir. Hâkimin, hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasındaki adli para cezası seçenek yaptırımına ya da seçenek tedbirlerden birisine çevrilmesi ya da çevrilmemesi konusundaki dayandığı gerekçenin dosya içeriğine uygun, kanunî ve yeterli olması gerekir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; her ne kadar ölenlerin yakınlarının sanık ... yönünden şikayetleri bulunmasa da Bölge Adliye Mahkemesince, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinde düzenlenen seçenek tedbirlere ilişkin olarak, " Suçun işleniş biçimi, sonucunun ağırlığı, suçun işlenmesindeki özellikler, sanığın olaydaki kusur durumu (asli kusurlu olması)... cezanın caydırıcılık özelliği nazara alınarak sanık hakkında TCK'nın 50/4 ve 50/1-a maddelerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına" şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler gösterildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 5. Re'sen Gözetilecek Sebepler Yönünden Sanık ...'in, işin yapımından, sevk ve idaresinden sorumlu, aynı zamanda kazanın gerçekleştiği inşaatın şantiye mühendisi olduğu, kendisinin de inşaat mühendisi olduğu ve sorumluluğu kapsamında, güvensiz bir alanda iş güvenliği tedbirleri alınmadan ve kişisel koruyucu donanım kullandırılmadan, kişilerin foseptik çukurundaki suyu tahliye etmeye çalışmasından sorumlu olduğu, ...'in işin yapımı sürecinden sorumlu olduğu için, iş sağlığı ve güvenliği açısından yapılacak çalışmaları kontrol ve takibini yapmasının zorunlu olduğu, öncelikle yapılacak iş ile ilgili risk değerlendirmesi yapması, acil durum planı hazırlaması, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilmesi, işe uygunluk sağlık raporlarının aldırılması, yapılacak iş ile ilgili eğitim verilmesini sağlamasının gerektiği, şantiye sahası içerisinde hiçbir şekilde kendi bilgisi dışında iş yürütülmesine müsade etmemesinin gerektiği, inşaatların çok tehlikeli iş sınıfında yer aldığı, bu alanlara çalışanların haricinde kontrolsüzce dışarıdan üçüncü kişilerin çok rahat ulaştıklarının saptandığı, şantiye alanının belli yükseklikte bariyerlerle kapatılması, içeriye direkt girişleri önlemek için yeterli olabilecekken, iş güvenliği önlemleri alınmaksızın çalışmanın sürdürülmesinden müteahhit ve şantiye şefi olarak kazada kusurlu olduğu; olay tarihinde yürürlükte bulunan 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi gereğince 26.12.2012 tarihinde çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğine göre icra edilen iş kolunun çok tehlikeli işler kapsamında yer aldığı; 6331 sayılı Kanun'un 15 inci maddesine göre, çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacakların yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu almadan işe başlatılamayacakları, 17 nci maddesine göre ise, mesleki eğitim alma zorunluluğu olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenlerin çalıştırılamayacağı düzenlemelerine yer verildiği, Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Meslek Eğitimlerine dair Yönetmelik hükümlerine göre de eğitim alma zorunluluğu bulunan inşaat alanında değinilen mevzuat hükümleri gereğince iş sahasında çalışacak işçilerin çok tehlikeli işte çalışabileceğine dair sağlık raporu alınmadığı, icra ettiği faaliyete uygun mesleki eğitimler verilmediği, ayrıca foseptik çukurunun tahliyesi sırasında çukura inileceği durumda havalandırmanın havalandırma hortumları ile sağlanması gerekirken yapılmaması ve işçi sağlığına zarar vermeyecek makine ekipmanı temin edilmediği anlaşılmakla, iş yerinde uygun ortam sağlamadan ve gerekli güvenlik önlemlerini almadan çalışma yaptıran sanık ...'in eyleminde 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde eksik ceza tayini yapılması isabetsiz bulunmuştur. V. KARAR A. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden; Gerekçe bölümünde (A-6) numaralı bentte açıklanan nedenle, katılanlar vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 06.04.2022 tarihli ve 2021/2545 Esas, 2022/1129 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, B. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden; Gerekçe bölümünde (B-5) numaralı bentte açıklanan nedenle, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 06.04.2022 tarihli ve 2021/2545 Esas, 2022/1129 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 307 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği, sanık ...'in ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkı gözetilmek suretiyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyanın gereği için Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde karar verildi.