11. Hukuk Dairesi 2009/9315 E. , 2011/8435 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Arsin Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/03/2009 tarih ve 2009/7-2009/51 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05/07/2011 gününde davacı avukatı.... ile müdahil ... vekili Av. .... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı T.C. Arsin Ziraat Bankası Şube Müdürlüğü vekili duruşmaya g…
**11. Hukuk Dairesi 2009/9315 E. , 2011/8435 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Arsin Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/03/2009 tarih ve 2009/7-2009/51 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05/07/2011 gününde davacı avukatı.... ile müdahil ... vekili Av. .... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı T.C. Arsin Ziraat Bankası Şube Müdürlüğü vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, davalı banka şubesi ile arasında imzalanan 18.10.1999 tarihli taşıt kredisi borçlanma ve rehin sözleşmesinde belirlenen ödemelerini aksatınca yüksek faiz borcundan kurtulmak amacıyla kalan borcun tamamı olan (25.000) TL'nı ödeyip 03.04./2000 tarihli ibraname aldığını, davalı tarafından buna rağmen başka mevduat hesaplarından paralar çekilerek tek taraflı işlemlerle gerçekte borcunun bulunmadığı kredi hesabına yatırıldığını, davalıya borcunun bulunmadığının tespiti için açılıp kesinleşen davada bu hususların belirlendiğini ileri sürerek, şimdilik (36.282) TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ibranamenin verildiği tarihte gerçekte bankaya bir ödemenin yapılmadığı, davacının ibraname tarihinden sonra (19.000) TL civarında ödeme yapmasının da borcunun bulunduğunu ispatladığını savunarak davanın reddini istemiştir. ..., davalı banka şube müdürü olduğunu, davanın banka aleyhine sonuçlanırsa kensisine rücu edebileceğini, davacının borçlu olmadığını bilerek yaptığı ödemeleri geri isteyemeyeceğini bildirerek, davalı yanında davayı müdahale talebinde bulunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında görülüp kesinleşen önceki davada 03.04.2000 tarihli ibraname ile borc ilişkisinin sona erdiğinin belirlendiği, ancak davalı banka kaytılarından ve ödeme makbuzlarından davacının ibraname tarihinden sonra da borç ödemeye devam ettiği, dava konusu ibranamede (25.000) TL'nın ödendiği bildirilmişse de ne davacının bu ödemenin makbuzunu sunabildiği ne de davalı banka kayıtlarında bu ödemenin yer aldığı, davalının anılan ibranameyi davacıyı temerrüdünün sonuçlarından korumak, kredi konusu araç üzerindeki rehni kaldırıp yeni bir kredi alarak veya aracı satarak borcunu ödemesini sağlamak için iyiniyetle düzenlediği, önceki davada da davacının hakkın özü itibariyle borçlu olduğunun saptandığı ancak ispat hukuku ve şekli yönden borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, bu kararın alacağın mevcudiyeti hakkında bir delil oluşturmayacağı gibi davacının anılan ibraname ile kazandığı ve özü itibariyle mevcut olmayan şekli bir hakkı kötüye kullanacak alacak talebinde bulunmasının hukuk düzenince korunamayacağı, olayda tarafların hata veya hilesinden de söz edilemeyeceği, davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandığı ve iyiniyetli kabul edilse bile BK'nun 61,66. maddeleri uyarınca alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve taraflar arasında görülüp kesinleşen önceki menfi tespit davasının, davalı banka tarafından davacıdan 25/06/2002 tarihli ihtarname ile istenen toplam (19.010) TL. için açılmış bulunmasına, dolayısıyla anılan davada verilen kararın, işbu dava yönünden de sadece bu kapsamda kuvvetli delil teşkil edecek olmasına, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 07/07/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.