T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/798 Esas KARAR NO : 2025/1595 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/01/2024 NUMARASI : 2023/62 Esas, 2024/69 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/798 Esas KARAR NO : 2025/1595 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/01/2024 NUMARASI : 2023/62 Esas, 2024/69 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketinin 16/01/2023 tarihinde İstanbul 14. İcra Dairesi tarafından tebliğ edilmiş olan ödeme emri konusu çekin zayi olduğuna dair 05/10/2022 tarihinde Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/634 Esas sayılı dosyası ile çek iptali davası açıldığını, 17/01/2023 tarihinde davanın kabulü ile A9067102 seri nolu 05/01/2023 keşide tarihli 149.257,49-TL bedelli çekin zayi edilip bulunmadığının anlaşılması üzerine TTK 818/1 maddesi delaletiyle TTK'nın 763. maddesi ile 764. maddesine göre zayi nedeniyle iptaline davanın kabulüne karar verildiğini, davalı tarafın çeki kötü niyetli olarak ele geçirdiğini ve müvekkili hakkında icra takibi başlatarak ihtiyati haciz kararı ile tüm hesaplarına, menkul ve gayrimenkul mallarına haciz tatbik ettirdiğini, müvekkilinin ticari faaliyetinin 15 günü aşkın bir süredir durduğunu, müvekkili ile davalı yanın ne şimdi ne daha önce hiç bir şekilde herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını, icra takibine konu edilen A9067102 seri nolu 05/01/2023 keşide tarihli çekin çalıntı olduğunu, davalı yanın çeki yasa dışı yollarla ele geçirerek kötü niyetli olmak suretiyle icra takibine başladığını, davalının kötü niyetinin açık olduğunu, müvekkili hakkında haksız olarak icrai işlemlerin başlamasından dolayı, müvekkilinin durum içinden çıkılmaz bir hâl aldığını, müvekkilinin nakde çevirip borçlarını ödeyebilecekleri bazı malvarlıklarına ve 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına hacizler konulduğunu, bu durumun davalının ne kadar kötü niyetli hareket ettiğinin kanıtı olduğunu ileri sürerek öncelikle ve ivedilikle teminatsız veya uygun görülecek bir teminat karşılığında İstanbul 14. İcra Dairesinin 2023/575 Esas sayılı takibin durdurulmasını akabinde iptaline, kötüniyetle hareket ederek müvekkilinin ticari hayatlarına onarılmaz zararlar veren davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, dava konusu çekin lehtarı olduğunu ve çekteki imzasına bir itirazı bulunmadığını, davacının, çekin elinden rızası dışında çıkması nedeniyle, çekte kendisinden sonra gelen kişiyle arasında ticari ilişki bulunmadığı yönündeki iddiasının şahsi defi olduğunu, TTK 687. maddesi uyarınca müvekkiline karşı ileri sürülebilmesinin mümkün olmadığını, davacının, müvekkilinin bile bile davacının zararına hareket ettiğine dair somut bir delil sunmadığını, bu nedenle şahsi defi müvekkiline karşı ileri sürülemeyecek olduğunu, çekteki imzasına itiraz etmeyen davacının dava konusu çekten ötürü müvekkiline karşı sorumluluğunun devam ettiğini, davacının, Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/634 Esas sayılı dosyasıyla açmış olduğu çek iptal davasında, dava konusu çekin iptaline karar verildiğini belirtmişse de çekin iptaline karar verilmiş olması davacının sorumluluğunu ortadan kaldıran bir sebep olmadığını, çek iptali kararının iptali için dava açılmış olmakla birlikte Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/634 Esas sayılı dosyasından verilen iptal kararının kanuna da açıkça aykırı olduğunu, TTK'nın 761. maddesi vadesi gelmeyen poliçeler için ibraz süresinin vadeden itibaren başlayacağını öngördüğünü, TTK'nın 818. maddesinin “s” bendi uyarınca bu madde çekler hakkında da uygulanacağını, bu nedenle, mahkemenin çekin iptaline karar verirken çekin ibraz süresini beklemesi ve 3 aylık ibraz süresini de keşide tarihinden itibaren başlatması gerektiğini, ancak iptaline karar verilen çekin keşide tarihinin 05/01/2023 tarihi olmasına rağmen, davacının beyanına göre iptal kararı 17/01/2023 tarihinde yani 3 aylık ibraz süresinden önce verildiğini, mahkemenin, çekin ibraz gününü bekleyip davacıya istirdat davası açmak için süre vermek ve bunun sonucuna göre hüküm kurmak yerine çekin iptaline karar vermesi yerinde olmadığını, TTK'nın 790. maddesinde, meşru hamilin teselsül eden cirolardan anlaşılacağı belirtildiğini, takip konusu çekin ciro silsilesinde bir kopukluk bulunmadığına göre müvekkilinin TTK'nın 790. maddesine göre yetkili ve meşru hamili olduğunu, çekin ciro yoluyla geçmesi nedeniyle müvekkilinin çekin çalıntı olup olmadığı hususunda bir bilgisi olmadığını, müvekkilinin, çekte ödeme yasağı bulunduğunu çeki bankaya ibraz eden dava dışı ...'nın çeki müvekkiline iade etmesiyle öğrendiğini, bu nedenle iyiniyetli olduğunu, çekte ödeme yasağı bulunması çekin icra takibine konu edilmesine engel teşkil etmediği gibi müvekkilinin kötüniyetli olduğunu da göstermeyeceğini, davacı çekin rızası dışında elinden çıktığını iddia ettiğini ve bu iddiasını destekleyen hiçbir delil sunmadığını, basiretli bir tacirin göstermesi gereken özene aykırı bir davranış olduğunu savunarak davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 24.01.2024 Tarih 2023/62 Esas, 2024/69 Kararı; "...Türk Ticaret Kanunu'nun 677. maddesi hükmüne göre, ticari senetteki geçersiz imza sadece kendisi yönünden hükümsüzlük sonucu doğurur. Senetteki her imza diğerlerinden bağımsız olarak sadece imza sahibini bağlar. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, poliçeye atılı her geçerli imzanın sahibini bağladığını, geçersiz imzaların sahiplerinin sorumlu tutulmamasına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz ise de, ciro zincirini de koparmaz. Davalının yetkili hamil olması için ciro silsilesinde yer alan imzaların gerçek cirantalara ait olup olmadığını tahkik zorunluluğu bulunmayıp, 6102 sayılı TTK’nın 686. maddesi hükmüne göre, bu hususta, ciro silsilesinin görünüşte düzgün olması yeterlidir. Dava konusu çekte mevcut ciro silsilesi içerisinde bu anlamda bir kopukluk bulunmadığı gibi, ciro silsilesinde ismi geçen lehtar ve cirantaların kaşe ve imzalarının sahte olduğunun tespiti bile davalının yetkili hamil olduğu gerçeğini değiştirmez. Buna göre somut olayda çekteki ciro silsilesinin görünüşte düzgün olduğu, davacı lehtarın çekteki kendi imzasına bir itirazının bulunmadığı, lehtar olan davacının kendisinden sonra gelen cirantaların imzalarının sahteliğine dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı, (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2021/197 E. 2022/2152 K. Sayılı ilamı) davalı ticari defter ve kayıtların incelenmemesi sebebiyle herhangi bir tespit yapılamamışsa da kıymetli evrakın mücerretlik ilkesi gereğince davalının çeki edinme nedenini kanıtlama yükümlülüğü bulunmadığı, davacı taraf çekin çalıntı olduğunu, yetkili hamilin kendileri olduğunu davacının çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti ve çek aslının teslimine karar verilmesi yönünde itirazda bulunmuşsa da davacı tarafça ileri sürülen iddiaların şahsi defi niteliğinde olduğu, davalı tarafa ileri sürülebilmesi için davalının senedi iktisabında kötüniyetli olduğunun kanıtlanması gerektiği, davalının dava konusu çeki iktisap ederken bile bile davacının zararına hareket ettiğinin ispatlanamamış bulunmasına, çekin uygun ciro silsilesi içinde ciro edilmiş olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.Kötü niyet tazminatı talebi öğreti ve Yargıtay uygulamasına göre alacağın bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde icra takibine girişen alacaklı kötü niyetli kabul edilir. Davalının icra takibine girişmekle kötü niyetli olduğu hususunun dosya kapsamında açıkça kanıtlanmamış olması ya da öyle olduğu açıkça kanıtlanmasına gerek olmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılmasının mümkün olduğu bir durumun dosya kapsamında mevcut olmadığı anlaşıldığından bu itibarla kötü niyet tazminatı koşullarının bulunmadığı kanaati oluştuğundan davacı tarafın kötü niyet tazminat talebin reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın2-Şartları oluşmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine,..." karar verilmiştir.İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/62 Esas, 2024/69 Karar 19/03/2024 Tarihli Ek kararı;"...Davacı vekili 29/01/2024 tarihli dilekçesi, davalı vekili 31/01/2024 tarihli dilekçesi Mahkememizin 24/01/2024 tarihli duruşmasında duruşma zaptında hüküm kısmının HMK 305/A gereğince tamamlanmasına ilişkin talep dilekçesi sunduğu anlaşıldı.Talep dilekçesi ve dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dilekçede özetle; Dosya kapsamında 24/01/2024 tarihli karar duruşmasında duruşma zaptında hüküm kısmının HMK 305/A gereğince tamamlanarak gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan dilekçede özetle; Mahkemenin 24/01/2024 tarihli duruşmasında davanın reddine karar verildiğini, davanın reddine hükmünde yer alan reddine kısmının sehven kaydedilirken silindiğini, 25/01/2024 tarihli tutanak ile tutanak altına alındığını, bu sebeple hüküm kısmının HMK 305/A gereğince tamamlanmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hükmün Tashihi” başlığını taşıyan 304. maddesinde, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların, mahkemece kendiliğinden veya taraflardan birinin istemi üzerine düzeltilebileceği belirtilmiş, “Hükmün Tavzihi” başlıklı 305. maddesinde, hüküm yeterince açık değilse veya yerine getirilmesinde duraksama uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, yerine getirilmesi tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya duraksama ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği açıklanmıştır. Ayrıca, anılan kanuna 7251 sayılı kanunun 27. maddesi ile ilave edilen ve Resmi Gazetede 28.07.2020 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren “Hükmün Tamamlanması” başlıklı 305/A maddesinde “Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.Mahkememizin 24/01/2024 tarihli duruşmasında davanın reddi kararı taraflara duruşma anında Mahkemece tefhim edildiği ancak duruşma zaptına davacı tarafından açılan davanın reddine hükmünde "REDDİNE" olan kısmının UYAP sistemine kaydedilirken sehven silindiği, bu durumun 25/01/2024 tarihli tutanak ile tanzim altına alındığı anlaşılmıştır.Yukarıda yer alan yasal düzenlemeler uyarınca Mahkememizin 24/01/2024 tarihli duruşmasının hüküm kısmının HMK 305/A kapsamında değerlendirilerek, duruşma zaptının 1. maddesinde belirtilen davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın REDDİNE şeklinde HMK 305/A maddesine istinaden aşağıdaki gibi karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı gibi; 1-Mahkememizin 24/01/2024 tarihli duruşmasının duruşma zaptının 1. maddesinde "Davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın" cümlesine "Davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın REDDİNE" ibaresinin eklenmesi yönünden hükmün HMK 305/A uyarınca aşağıdaki şekilde tamamlanmasına,"Davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın REDDİNE" yönünden hükmün HMK 305/A uyarınca tamamlanmasına"2-Hükmün tamamlanmasına ilişkin ek kararın Mahkememizin 24/01/2024 tarihli gerekçeli kararının eki sayılmasına, 3-Hükmün tamamlanmasına yönelik Mahkememiz kararının taraflara tebliğine,..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 03/05/2023 tarihli İcra Dairesi Genel Yazısı ile borcun çekin keşidecisi olan ... tarafından dosyaya ödenmiş olduğu belirtildiğini, dosya hesabı kapatıldığını, Davalı yanın Çek İptal Kararının İptali istemli açmış olduğu davada da çekin ne aslını nede suretini dosyaya sunamadığını, İstanbul 20. Asliye Ticaret MAhkemesinde menfi tespit konulu açtıkları işbu dosyada müvekkilinin davalı yan ile hiç bir ticari faaliyetinin bulunmadığını bilirkişi aşamasında sundukları mizanlar ticari defterlerle ispatladıklarını, buna karşın davalı yan ticari defter vs. sunmaktan imtina ettiklerini, gerekçeli kararda TTK 677 . Maddesi hükmüne göre değerlendirilme yapılarak imzaya itiraz edilmiş gibi bir algı yaratıldığını ciro silsilesinin düzgün olup olmadığı üzerinde durulduğunu,gerekçeli kararda davalının kötü niyetli olduğunu ıspatlanamadığı belirtilmiş olsa da davalı yanın ticaret sicil gazetesinde 3'er kez ilan verilmişken, bankadan ödeme yasağı olduğu bilgisini edindiği halde basiretli bir tacir gibi davranmayıp , dosyaya müdahil olup çeki ibraz etmek yerine icra işlemlerini başlatmış olması açıkça kötü niyetli olduğunun ispatı olduğunu, çek bedelinin keşideci tarafından ödendiğini, açılan menfi tespit davasının bu anlamda konusuz kaldığını, karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince 19/03/2024 tarihli Hükmün Tamamlanmasına ilişkin Ek Karar tanzim edildiği görülmüş ise de bu husu istinaf sebebi olarak ileri sürülmediğinden ek karar yönünden inceleme yapılmamıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde, davaya konu çekin çalındığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürmüştür.Davaya konu çek incelendiğinde;... Trabzon Şubesi'ne ait Trabzon/05.01.2023 keşide yer ve tarihli, 149.257,49 TL bedelli çek keşidecisinin ......Ltd. Şti., lehtar cirantanın ......Ltd. Şti. olduğu, çekin sırasıyla ... Rek...Ltd. Şti. 'ye, ... ...'e ve ...'ya ciro edildiği görüşmüştür.4721 sayılı Türk Medeni Kanunun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermekte olup; bir vakıadan lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Diğer taraftan normal bir duruma dayanan tarafın, bu iddiasını ispat etmesi gerekmez; ispat yükü bu normal durumun aksini iddia eden tarafa düşer. Eldeki davada da, mevcut karineden yararlanan davalı hakkında; senetlerin bedelsiz kaldığını bildiğini veya bilmesi gerektiğini, bu şekilde davalının davacı zararına hareket ettiğini, senet iktisabında ağır kusurlu veya kötüniyetli olduğunu ispat yükü davacı yana aittir.Davacının çekteki imzasını inkar etmediği görülmekle gerekçeli karar içeriğinde imza sahteliğine ilişkin gerekçeye yer verilmesi doğru olmadığı gibi, kabule göre de davanın reddine karar verildiğinden davacı tarafından talep edilen kötüniyet tazminatı talebi hakkında incelemeye yer verilmesi de yerinde değildir.Ancak, somut uyuşmazlıkta iddiaya konu çekin çalındığını, bedelsiz olduğunu ve davalının yetkili hamil olmadığını ispat yükü davacı üzerindedir. Çek üzerindeki ciro zinciri görünüşte düzgün olup, taraflar arasında dava dışı ... şirketi lehine ciro bulunmakta olup, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığına yönelik ticari defter incelemesinin uyuşmazlığa katkı sağlamayacağı anlaşıldığından bu yönde ileri sürülen istinaf sebebi yerinde değildir.İspat külfeti kapsamında, davalının çeki iktisabında kötüniyetli ya da ağır kusurlu olduğuna ilişkin dosya kapsamında somut delil bulunmadığı, dava dışı keşideci tarafından borcun ödenmesinin eldeki davanın konusuz kalması sonucu doğurmayacağı, her ne kadar gerekçeli karar içeriğinde az yukarıda değinilen usuli eksikler bulunduğu görülmüş ise de netice olarak davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.11/12/2025